İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/100 E. 2025/874 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/100
- Karar No
- 2025/874
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/100 Esas KARAR NO : 2025/874
DAVA : Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit) DAVA TARİHİ : 07.02.2022 KARAR TARİHİ : 10.12.2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle: Öncelikle davacı müvekkiller arasında dava arkadaşlığı bulunmakla birlikte huzurda bulunan davayı usul ekonomisini de gözeterek müvekkiller adına müştereken başlatma zaruretinin hasıl olduğu, davalı yanın müvekkiller aleyhine ... 12. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine giriştiği, ilgili icra takibine dayanak olarak 04.02.2013 tanzim tarihli 05.11.2018 vadeli 400.000,00 TL bedelli bonoyu gösterdiği, ancak taraflar arasındaki asıl ilişkinin müvekkillerin dönem itibariyle çalışanları oldukları söz konusu takipte yer alan diğer borçlu ... Şti. ‘nin çektiği krediye dayalı olduğu, müvekkillerin o dönemde çalıştıkları bu şirketin davalı bankanın müşterisi olup türü ETTK olarak gösterilen kredi nedeniyle bankaya borçlandığı, ancak müvekkillerin kefil olduğu kredinin ilgili firma tarafından 2013 yılında kullanıldığı ve ilgili kredinin tüm bedellerinin bankaya eksiksiz bir şekilde ödendiği, tamamı geri ödenen 2013 yılında kullanılmış söz konusu kredilerin dava dışı firmaya kullandırılması için müvekkillerden boş teminat senedi alındığı, alacaklı yanın giriştiği haksız takip ile taraflarınca öğrenildiği kadarıyla dava dışı şirketin daha sonra kullanmış olduğu krediyi ödememesi ile birlikte bankanın haksız olarak elinde tuttuğu ilgili kredi sözleşmesi çerçevesinde müvekkillerden alınmış olan senedi mesnet göstermek suretiyle huzurda bulunan menfi tespit taleplerine konu senetlere dayanarak icra takibine giriştiği, Dava dışı şirketin davalı yandan kullandığı kredi borcunun dayanağının ... kredisi olup kurumsal kefalet kuruluşu ... müteselsil kefaletiyle kullandırılan bir kredi türü olmakla anılan kuruluşun teminatı altında olduğu, genel işleyişte krediyi kullanan işletmenin bankaya krediyi ödeyememesi halinde bankanın belirli şartların gerçekleşmesi ile birlikte söz konusu kuruluştan tazmin talebinde bulunduğu...‘nin kefil olduğu tutarı bankaya ödedikten sonra kredi kullanan işletmeye yasal takip başlatılabildiği, ancak alacaklı yanın ... Ltd. Şti.‘ne kullandırdığı krediyi ödemesi yönünde gerekli prosedürleri işletip işletmediği taraflarınca bilinmemekle birlikte müvekkillerin kefil olduğu 2013 yılında kullanılmış olan kredi eksiksiz bir şekilde ödenmiş olmasına rağmen alacaklının dava dışı firmaya 2017 yılında kullandırmış olduğu krediyi geri alamayınca 2013 yılında ilgili kredi sözleşmesi sırasında boş senede imzaları alınmış olan müvekkillere karşı teminat senedi üzerinden yürütülen işbu takiplerin ve borç yükleme çabalarının kabul edilemeyeceği noktasında duraksama bulunmadığı, zira müvekkillerin sonraki kredilere kefil olmadıkları, kefil olukları kredinin ise ödendiği, kaldı ki müvekkillerin kefil oldukları kredinin ödenmemiş olması ihtimalinde dahi müvekkillerden ilgili kredi sözleşmesi çerçevesinde alınmış olan senetlerin hukuken yok hükmünde olduğu, müvekkilin kefil olması sebebiyle var ise sorumluluklarına gidilebileceğinin sarih olduğu, ancak davalı yanın aksi yönde eylemleri ile müvekkilleri sözde borçlu gösterdiği, taleplerinin kabulü ile müvekkillerin davalı yana herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine, Mahkemece takdir edilecek teminat mukabilinde yahut teminatsız olarak ... 12. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası bakımından ihtiyati tedbir kararı verilerek icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmemesine, neticeten ... 12. İcra Dairesi ... Esas sayılı haksız icra takibinin durdurulmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bu dava sebebiyle uğramış oldukları zararların yasa gereği alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla kötü niyetli davalıdan alınarak müvekkillere verilmesine, vekâlet ücreti ve sair yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Bono aleyhine açılan menfi tespit davaları hükümsüzlük davası ve bedelsizlik davası olarak ikiye ayrılmakta olduğunu, hükümsüzlük davaları dava konusu olan bononun geçerliliğine ilişkin olup bedelsizlik davaları ise bononun temelinde yatan alacağa yönelik olduğunu, dava dilekçesinde uzun uzun değinilmiş olan hususların tamamı dava konusu olan bononun teminat senedi olduğuna yönelik iddialar olduğunu, dava dilekçesinde, dava dışı ... takibe konu edilmiş olan miktar kadar müvekkil bankanın alacağı olmadığı ile ilgili bir iddia tespit edilememiş olduğunu, bu sebeple, huzurdaki davanın hükümsüzlük davası olarak nitelendirilmesinin uygun olacağını, davaya konu takibin dayanağı, davacı borçlular ...'nın borçlu ve...'nın avalist sıfatı ile imzalamış olduğu bono olduğunu, davacıların iddialarının aksine takibe dayanak bono teminat senedi olmadığını, davacıların teminat senedi iddialarını yazılı delil ile ispat etmeleri gerektiğini, bu konuda ibraz edilecek yazılı delilde bononun neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge ile kanıtlanması gerektiğini, Yargıtay kararlarında da görüldüğü üzere "Teminat senedidir" ibaresi dahi, senedin tek başına teminat senedi sayılabilmesi için yeterli olmadığını, takibe konu senedin üzerinde teminat senedi olduğuna ilişkin bir ibare bulunmadığını, aynı şekilde davacının imzası bulunan Genel Kredi Sözleşmesi de dahil olmak üzere, taraflar arasındaki hiçbir sözleşmede senedin teminat senedi olduğuna dair bir hüküm bulunmadığını, bu sebeple takibe konu işbu senet teminat senedi olmayıp müvekkil banka tarafından kullandırılan kredinin ödenmesi maksadıyla tanzim edilmiş; kambiyo senedi vasfını haiz bir bono olduğunu, davacılardan boş senet alındığına dair iddialarının yine senede karşı senetle ispatla kuralı gereği yazılı delille ispatlanması gerekmekte olduğunu, oysa ki davacılar tarafından bu ispat yapılamadığını, kaldı ki kabul anlamına gelmemekle beraber senedin sonradan doldurulması dahi T.T.K'da düzenlenmiş olup açık senet kambiyo vasfını yitirmediğini, davacı taraf, takibe konu olan bononun boş olarak alındığı ve taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğuna dair dosyaya bir delil sunmadığını, dolayısı ile davacının bu iddiasına da itibar edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın ... ile ilgili iddialarının da dinlenilebilir bir yönü bulunmadığını, zira, yapılandırma başvurusu ...'ye tazmin başvurusu yapabilmek için gerekli olduğunu, banka tarafından tazmin başvurusu yapılmayıp doğrudan icra takibine başlanılarak kredinin tahsili cihetine gidilmesi de mümkün olduğunu, müvekkil banka kredi alacağının tahsili hususunda takip başlatabilmek için,...’den tazmin talebinde bulunmak, dolayısı ile de davacılara yapılandırma teklifinde bulunmak zorunda olmadığını, bu sebeple dava dilekçesindeki iddialar hukuka aykırı ve mesnetsiz olduğunu, davanın reddini, davacıların %20’den aşağı olmamak kaydı ile müvekkilimize tazminat ödenmesine hükmedilmesini, masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmilini talep etmiştir. DELİLLER Davacı vekilinin belirttiği, İcra Takip Dosyası, ... Bankası A.Ş.'den dava dışı ... San. Ltd. Şti.'nin kullanmış olduğu kredilere ve geri ödemelerine ilişkin kredi dosyaları, ... 12. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası, davalı vekilinin belirttiği ... 12. İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyası ve dayanağı bono aslı, taraflara ait ticari defter ve kayıtlar, 04.02.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi delil olarak değerlendirilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davaya konu takipte talep edilen alacağın dosyaya sunulan genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırılıp kullandırılmadığı, kullandırılmış ise hangi tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı, bu GKS. de davacıların geçerli kefaletlerinin olup olmadığı ve davaya konu icra takibindeki takibe dayanak senedin 04.02.2013 tarihli kredi sözleşmesinin teminatı olarak verilip verilmediği, bu kredi sözleşmesine konu kredinin ödenip ödenmediği ve bu kredi nedeniyle davalı bankanın takip tarihi itibariyle alacağının bulunup bulunmadığı varsa miktarı ,bu senedin 21.05.2018 tarihli kredi borcununda teminatı olup olmadığı,bu senetten kaynaklı davacıların davalı bankaya icra takip tarihi itibariyle borçlu olup olmadıkları varsa miktarı noktasında olduğu anlaşıldı. 23.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda" Yukarıdaki açıklamalarımızın ışığında; konunun hukuki nitelemesi, sözleşme ve yasa maddelerinin yorumu, delillerin değerlendirilmesi ve nihai kararı Yüksek Mahkemenize ait olmak üzere, dava dosyasına sunulan ve temin edilen belgelerin incelenmesi sonucunda; Davalı ... Bankası A.Ş. tarafından, dava dışı ...Ltd. Şti. ‘e taraflar arasında akdedilen 04.02.2013 tarihli 400.000,00 TL ve 21.05.2018 tarihli 500.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmeleri kapsamında muhtelif tarihlerde 15 ayrı kredi kullandırıldığı, davacılar ... ve ... ‘nın sadece 04.02.2013 tarihli Sözleşmede aynı miktar dahilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, Davalı banka tarafından ayrıca 04.02.2013 tanzim tarihli, alacaklısı davacılardan ...borçlusu diğer davacı ...(...), vade tarihi 05.11.2018 olan 400.000,00 TL tutarlı senedin önce dava dışı kefil ...‘ya, daha sonra dava dışı asıl borçlu... San. Ltd. Şti. ‘ne son olarak da davalı bankaya ciro edildiği, Davalı banka tarafından davacılardan ... Ltd. Şti. ‘e 04.02.2013 ve 21.05.2018 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında kullandırılan; 07.06.2017 tarihinde kullandırılan... referans numaralı 200.000,00 TL, 06.06.2018 tarihinde kullandırılan ... referans numaralı 150.000,00 TL, 26.07.2018 tarihinde kullandırılan ... referans numaralı 20.000,00 TL, Tutarlı kredilerin ödenmemesi nedeniyle bu kredilerden kaynaklanan alacakların 14.09.2018 tarihinde takip hesaplarına aktarıldığı, Davalı bankanın 04.02.2013 tanzim, 05.11.2018 vadeli 400.000,00 TL tutarlı senet için davacılar aleyhinde ... 12. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından 08.11.2018 tarihinde 400.000,00 TL asıl alacak olmak üzere toplam 401.841,10 TL alacağın tahsili amacıyla Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yoluyla takip başlattığı, Huzurdaki davaya konu icra takibine dayanak 04.02.2013 tanzim, 05.11.2018 vade tarihli 400.000,00 TL tutarlı senedin, aynı tarihli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında ve bu sözleşmeye istinaden verilmiş olması nedeniyle munzam teminat niteliğinde olup, doğrudan herhangi bir krediyle ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığı, Dava ve takibe konu senedin herhangi bir kredi işleminden doğmadığı ve doğrudan bir krediyle ilişkilendirilemeyeceği, senedin tanzim tarihinin davacıların müteselsil kefil sıfatıyla imzalarını içeren tek sözleşme olan 04.02.2013 tarihini taşımasının, bu senedin 04.02.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında verildiğine ilişkin ciddi bir karine oluşturduğu, bu nedenle de davacıların sadece müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu 04.02.2013 tarihli sözleşme kapsamında açılan kredilerden, kefalet limiti dahilinde sorumlu tutulabileceği, İcra takip tarihi itibariyle davalı bankanın dava dışı şirkete açılan kredilerden 3 adedi takip hesaplarına aktarılmakla birlikte, bunlardan sadece 07.06.2017 tarihinde kullandırılan ... numaralı 200.000,00 TL tutarlı kredinin 04.02.2013 tarihli Sözleşme kapsamında kullandırıldığı, bu krediden kaynaklı dava dışı asıl borçlu firma ve davacıların icra takip tarihi itibariyle borç tutarının tamamı asıl alacak olmak üzere 140.693,66 TL olarak hesaplandığı, 8.)Tarafların tazminat, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti vb. gibi taleplerinin Sayın Mahkemenizin takdirlerinde bulunduğu” sonuç ve kanaatine varılmıştır. 08.09.2025 tarihli bilirkişi ek raporunda" Konunun hukuki nitelemesi, sözleşme ve yasa maddelerinin yorumu, delillerin değerlendirilmesi ve nihai kararı Yüksek Mahkemenize ait olmak üzere, dava dosyasına sunulan ve temin edilen belgelerin incelenmesi sonucunda; 1.)Davalı banka tarafından 04.02.2013 tanzim, 05.11.2018 vadeli 400.000,00 TL tutarlı senet için davacılar aleyhinde ...12. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından 08.11.2018 tarihinde 400.000,00 TL asıl alacak olmak üzere toplam 401.841,10 TL alacağın tahsili amacıyla Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yoluyla takip başlattığı, İcra takip tarihi itibariyle davalı bankanın dava dışı şirkete açılan kredilerden 3 adedi takip hesaplarına aktarılmakla birlikte, bunlardan sadece 07.06.2017 tarihinde kullandırılan ... numaralı 200.000,00 TL tutarlı kredinin 04.02.2013 tarihli Sözleşme kapsamında kullandırıldığı, bu krediden kaynaklı dava dışı asıl borçlu firma ve davacıların icra takip tarihi itibariyle borç tutarının tamamı asıl alacak olmak üzere 140.693,66 TL olarak hesaplandığı, Söz konusu icra takibinde 09.01.2024 itibariyle tüm dosya borcunun 825.842,90 TL olmasına karşın bu tarihte yapılan 859.782,22 TL ödemeyle, tüm borcun kapatıldığı, hatta 33.939,32 TL tutarında bir fazla tahsilat yapıldığı, Ancak takip sürecinde yapılan toplam 914.504,42 TL ödemenin; 10.168,07 TL ‘sinin davacılardan ..., 44.554,13 TL ‘sinin dava dışı asıl borçlu ... Şti, 400.000,00 TL ‘sinin dava dışı ... ve 459.782,22 TL ‘sinin ise dava dışı ...Şti. tarafından yapıldığı, İlgili icra dosyasından 09.01.2024 itibariyle 33.939,32 TL fazla ödeme yapıldığı hesaplanmakla ve davacıların 08.11.2018 itibariyle sorumlu bulundukları tutarın 140.693,66 TL olmakla birlikte, takip sonrası yapılan 914.504,42 TL ödemenin, mevcut belgelere göre sadece 10.168,07 TL ‘sinin davacılardan ... tarafından yapıldığının görülebilmesi dikkate alındığında, takip tarihi itibariyle dahi sorumluluk tutarının altında kalan bir ödemenin varlığı nedeniyle, davacılar tarafından, yine mevcut belgeler kapsamında davalı bankadan talep edilebilecek bir alacak bulunmadığı, sonucuna varıldığı, Ancak davacılar tarafından beyan dilekçesinde belirtilen, söz konusu ödemelerin, müvekkiller cebri icra tehdidi altındayken ve hesaplarına davalı yanın koymuş olduğu blokeler nedeniyle, müvekkiller adına ve müvekkilleri temsilen, müvekkillerden ... ’nın kızının sahibi olduğu .... Ltd. Şti. tarafından ve yeğeni olan ...tarafından yapıldığı, yönündeki beyanların, Sayın Mahkeme tarafından davacılar adına yapılmış bir ödeme olduğunun kabulü halinde farklı bir hesaplama yapılabileceği” sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE : Dava, davacıların ... 12. İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasında davalıya borçlu olup olmadığı istemli menfi tespit davasıdır. ... 12. İcra Dairesi’nin ...esas sayılı genel haciz yoluyla ilamsız takip dosyasının incelemesinde, alacaklının dosyamız davalısı ... Bankası A.Ş. borçlularının ise davacılar ..., ..., ...ve ...Ltd Şti olduğu, alacak tutarının toplam 401.841,10 TL olduğu, 09.11.2018 tarihli takibin 04/02/2013 tanzim ve 05/11/2018 vade tarihli 400.000,00 TL Miktarlı bonoya dayandığı görülmüştür. Davacıların ... 12. İcra Dairesi’nin ... esas sayılı icra dosyasında davalı bankaya borçlarının bulunmadığı, icra dosyasında her ne kadar borcun kaynağı olarak bono gösterilse de borcun asıl kaynağının ...Ltd Şti nin 2013 yılında davalı bankadan çektiği kredi olduğu, şirketin kredi borçlarını ödememesi sebebiyle haklarında takip başlatıldığını, bononun boş olduğunusözleşmelere ek ve sözleşmelerin ayrılmaz parçası niteliğinde imza kısımlarının müvekkiller tarafından doldurulduğu fakat içeriği tamamıyla boş olan bono ile düzenlendiği söz konusu bono sebebiyle borçlarının bulunmadığını, ... 26. İcra Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası ile takibin taliki veya iptali için dava açtıklarını beyan ettiği anlaşılmıştır. ... 26. İcra Hukuk Mahkemesinin... E sayılı icra dosyasında, davacıların 04/02/2013 tanzim ve 05/11/2018 vade tarihli 400.000,00 TL bedelli bono üzerinde bulunan imzaların kendilerine ait olmadığından bahisle davayı açtıkları, aynı zamanda borca da itiraz ettikleri, mahkemece yapılan yargılamada mezkur bonodaki imzaların davacılara ait olduğunun tespit edildiği, mahkemece 2022/132 K numaralı ilamla davacıların imzaya dair itirazlarının reddine dair karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi 20. HD sinin 06.04.2023 tarihli ... E. ... K sayılı ilamla borca itiraz yönünden de inceleme yapılması için kaldırılarak mahkemesine gönderildiği , mahkemece bozma üzerine yapılan yargılamada davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi 20. HD sinin 09.05.2024 tarihli ...E. ... K sayılı ilamla yerel mahkemenin kararının onanmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Dosyaya mezkur kambiyo senedinde veya ibraz edilen belgelerde bu bononun teminat bonosu olduğuna ilişkin bir açıklama bulunmamaktadır. Bankanın temel ve asli işinin kredi vermek ve karşılığında faiz tahsil etmek olduğundan bononun, kredi borcunun ifası kapsamında verildiği kabul edilmiştir. Nitekim aynı bonoya ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi 20. HD sinin 09.05.2024 tarihli... E....K sayılı, Bölge Adliye Mahkemesi 20. HD sinin 06.04.2023 tarihli... E.... K sayılı kararlarında bononun teminat senedi olmadığı, kambiyo senedi için yasal unsurları taşıdığı kabul edilmiştir. Bonodaki imzaların borçlulara ait olduğu sabittir. Bonodaki, imza dışındaki unsurların sonradan tamamlanması mümkündür. İmza dışındaki kayıtların borçlunun el yazısı ile olması zorunlu değildir. Davalı ... Bankası A.Ş. ... Şubesi ile dava dışı ... Şti. arasında, 04.02.2013 tarih ve 400.000,00 TL, 21.05.2018 tarih ve 500.000,00 TL bedelli Olmak üzere toplam 900.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmeleri imzalanmış olup, 04.02.2013 tarihli 400.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesinde, davacılar ... ve ... ile dava dışı ...'nın 400.000,00 TL limit dahilinde aynı tarihte, 21.05.2018 tarihli 500.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesinde ise sadece dava dışı ... 'nın 500.000,00 TL limit dahilinde kullandırılan ve kullandırılacak olan kredilere müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu görülmüştür. İcra takibine dayanak senedin; 04.02.2013 tanzim, 05.11.2018 vade tarihli 400.000,00 TL tutarlı emre muharrer senedin alacaklısının davacılardan ..., borçlusunun diğer davacı ...olduğu, senedin arkasında sırasıyla ..., ...ve .... Şti. Cirosuyla davalı bankaya ciro edildiği görülmüştür. Bilirkişilerce yapılan incelemede, ccra takip tarihi itibariyle davalı bankanın dava dışı şirkete açılan kredilerden 3 adedi takip hesaplarına aktarılmakla birlikte, bunlardan sadece 07.06.2017 tarihinde kullandırılan ... numaralı 200.000,00 TL tutarlı kredinin 04.02.2013 tarihli Sözleşme kapsamında kullandırıldığı, bu krediden kaynaklı dava dışı asıl borçlu firma ve davacıların icra takip tarihi itibariyle borç tutarının tamamı asıl alacak olmak üzere 140.693,66 TL olarak hesaplandığı, takip tarihinden dava tarihine kadar icra dosyasına herhangi bir ödeme yapılmadığı, 09.01.2024 tarihinde icra dosyasına 859.782,22 TL ödeme yapıldığı, fakat bilirkişilerce yapılan hesaplamada o tarihte icra takip borcunun 825.842,90 TL olduğu hesaplanmış, dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği, dava ve icra takip tarihi itibariyle davacıların davalı bankaya borcunun bulunduğu bilirkişi raporları ile sabit olduğundan davacıların davasının reddine karar verilmiştir. Davalı tarafın cevap dilekçesinde ileri sürdüğü kötü niyet tazminat talebi yönünden ise, 22.01.2022 tarihinde ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği, davacı tarafça teminat yatırdığı görülmekle davalının kötüniyet tazminatı talebinin kabulüne karar verilecek iken mahkememizce sehven bu talebin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM / Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Davalının tazminat talebinin REDDİNE, 3-3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının, davacı taraftan peşin olarak alınan 6.831,00 TL ve tamamlama yoluyla alınan 8.790,00 TL toplam 15.621,00 TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kararın mahiyeti gereği üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yatırılan delil avansı ve yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-HMK'nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider/delil avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleşmesinden sonra yatıran ilgili tarafa iadesine, 7-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 64.000- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.10/12/2025
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır