İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/485 E. 2025/48 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/485
Karar No
2025/48
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DOSYA NO : 2021/485 Esas KARAR NO : 2025/48 DAVA : Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/07/2021 KARAR TARİHİ : 16/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; ...Mahallesi... Bey Caddesi... Apartmanı No:... Konak/İzmir adresinde... Yapı A.Ş. isimli firmanın 2018 yılı başında müvekkili tarafından kurulmuş olmakla 04/04/2018 tarihli 9551 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi kayıtları uyarınca şirketin tescil edilip ilan olunduğunu, müvekkilinin, firmanın yetkili temsilcisi olarak inşaat alanında faaliyet göstermiş olduğunu; 2018 yılı sonlarında da Muğla İli, Bodrum İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ...parselde kain 4.630,20 metrekare büyüklüğündeki taşınmaz ile ilgili firma adına kat karşılığı inşaat sözleşmesi tanzim etmiş olduğunu, iş bu sözleşmenin, şirket adına müvekkili ile arsa sahiplerini vekaleten yetkili...arasında, 17/12/2018 tarihinde, Bodrum... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı senediyle imzalanarak yürürlüğe konduğunu, söz konusu sözleşme ile 1.848.000,00-TL rayiç değeri bulunan arsa üzerine 18 adet ultra lüks bağımsız bölüm ve 6 adet villa yapılmasının planlandığını, 10 adet bağımsız bölümün arsa sahiplerine verilmesinin kararlaştırılmış olduğunu; kalan 8 bağımsız bölümün ve 6 adet villanın ise müvekkilinin kurucusu olduğu... Yapı A.Ş. İsimli firmaya kalacağının kararlaştırılmış olduğunu, müvekkilinin söz konusu sözleşme gereği inşaat işlerine başladığını, inşaatın belli bir aşamaya getirilmesine müteakip yapılacak işin hacminin oldukça yüksek olması ve ülke çapında yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle müvekkilinin nakit sıkıntısı içerisine girdiğini, bu sorunu çözebilmek için ticari yaşamda tanışıklığı olan ...'nun aracılığı ile davalı şahısla tanıştığını, davalı şahsın kendisinin futbol menajeri olduğunu, çevresinin geniş, kredi limitlerinin yüksek olduğunu, inşaat süresince kalan nakit ihtiyaçlarını kendisinin karşılayabileceğini belirterek inşaat alanında ortak olmayı teklif ettiğini, ayrıca tüm bu işlemler sırasında kendisini de güvenceye almak amacıyla müvekkilinin kurucusu olduğu... Yapı A.Ş. isimli firmayı işler sonuçlanana kadar emaneten kendisine devretmesini teklif ettiğini, müvekkilinin sözleşmeye konu inşaatı bir an önce bitirebilmek gayesiyle; şahsın spor camiasında tanınan bir kişi (futbolcu menajeri) olması, kredi notunun müvekkiline nazaran yüksek olması hasebiyle davalıya güvenerek bu teklifi kabul ettiğini, 100 adet hissesine karşılık gelen 100.000,00-TL şirket hisselerini emaneten 24/09/2019 tarihinde davalı şahsa devrettiğini, davalı ile anlaşmanın akabinde müvekkilinin, kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu şantiyede işlere devam ettiğini, davalının da süreç içerisinde işlerin yürüyebilmesi kapsamında ara ara müvekkiline para havalesinde bulunduğunu, fakat en baştan itibaren müvekkilinin istediği tutarların hep daha düşüğünün gönderilmiş olduğunu hatta bu dönemde ödemelerle ilgili güven tazelemek amacıyla müvekkili ile davalı şahsın birlikte ... Marmara Bölge Müdürlüğü'ne gittiğini, davalının bölge müdürü olduğu bilinen... isimli kişi ile müvekkilini tanıştırdığını, yapacakları işlere ilişkin ihtiyaç duyulması halinde bankanın kullanılabileceği teyidinin alındığını, buna rağmen davalı yanca müvekkiline ödemeler yapılırken sürekli müvekkilinin sürüncemede bırakıldığını ve yapılması planlanan ödemelerin gecikmesine, düşük ödenmesine sebep olduğunu, bu tutarlarla müvekkilinin zor da olsa işleri yoluna sokmaya çalışarak inşaatı bitirmeye çalıştığını, süreç içerisinde de davalı şahıs ile sürekli irtibat halinde bulunmuş olduğunu, davalı ile yapılan yazışmalarda da görüleceği üzere davalının, anlaşmaya göre ara ara ödemeleri gerçekleştirdiğini fakat müvekkilinin istediği tutarların oldukça altında para transferleri yaparak işlerin aksamasına sebebiyet verdiğini, neticede işlerin sürekli aksaması üzerine 2019 yılı Kasım ayında müvekkilce kalan işlerin toplam maliyetinin belirlendiğini ve 3.500,000,00-TL nakit açığı olduğunun hesaplandığını, bu meblağın davalıya bildirilerek 2019 yılı Aralık ayı sonuna kadar (sözleşmenin ifa zamanı da göz önüne alınarak) bu tutarı ödeyip/ödeyemeyeceğinin sorulduğunu, davalı yanca ödemeyi yapabileceğinin müvekkiline söylendiğini, fakat bu ödemenin bir türlü gerçekleştirilemediğini, 2020 yılı Nisan- Mayıs aylarından sonra da artık hiçbir şekilde ödeme yapmaması üzerine inşaatta yapılan işlerin de durma noktasına geldiğini, davalı tarafça anlaşmaya dayalı yükümlülüklerin yerine getirilmediği için müvekkilinin de ticari anlamda çıkmaza girdiğini, vaad edilen işlerin ve ödemelerin bir türlü gerçekleştirilemediğini, müvekkilince durumun vahameti ve işlerin tamamlanması hakkında sürekli bilgi verilmesine rağmen müvekkilinin şirket hisselerinin kendisinde olmasının da vermiş olduğu rahatlıkla, müvekkilinin sürekli olarak geçiştirmiş olduğunu, işlerin düzenli gitmemesinden dolayı, inşaat ile ilgili müvekkiline gönderilen paraların davalıya ödenmesi, karşılığında şirket hisselerinin iade edilmesinin davalı şahsa teklif edildiğini, müvekkilinin şirket hisselerini geri alarak yeni nakit ihtiyacını karşılayabilme amacıyla bu teklifi yapmışsa da karşı yanca teklifin kabul edilmediğini, şirket hisselerinin artık kendisinin olduğunun belirtilip müvekkilinin sürüncemede bırakıldığını, sözleşmenin tarafının... Yapı A.Ş. olması ve müvekkili tarafından da hisselerin emanet olarak devredilmesinden dolayı müvekkilinin şantiye alanına ve şirkete dahi-kendisinin yetkili olmadığının ileri sürülerek-alınmadığını, bu durumla beraber davalı tarafça hem ortaklık kapsamında müvekkilinin şantiye alanında yükümlülüklerini yerine getirmesine engel olunduğunu, hem de emanet olarak teslim ettiği şirket hisselerinin kendisine iade edilmediğini ve edilmemeye devam edildiğini, davalının müvekkiline karşı gerçekleştirmiş olduğu suçu teşkil eden fiiller dolayısıyla İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının ödemiş olduğu tutarların iade edilmesine müteakip şirket hisselerini kendisine devredilmesi talep edilmişse de davalı tarafça kabul edilmediğini, kabul edilmemesi bir yana kendisine teminat amaçlı verilen şirket hisselerinin kendisine satıldığının beyan edilerek müvekkili üzerinden haksız menfaat temini yoluna girişildiğini, davalı şahsa şirket hisselerinin satılmadığını, emaneten verilmiş olduğunu, bunun en büyük delilinin ise şüpheli tarafından şirket hisselerine karşılık müvekkiline ödenen bir bedelin olmaması olduğunu, söz konusu hisselerin teminat amacıyla ve emaneten kendisine teslim edilmiş olduğunu, teminatın konusunu oluşturan inşaat işlerinin de davalının yükümlülüklerini yerine getirememesine bağlı olarak tamamlanamadığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında hisseleri emaneten teslim edilen firmanın (...Yapı A.Ş.) iş bitiminde toplam 6 adet villa ile 10 adet lüx bağımsız bölümden elde edeceği meblağın yaklaşık 50.000.000,00-TL civarında olduğunu, davalı şahsın hiçbir katkı sağlamaksızın müvekkilinin baştan beri emek vererek belirli bir seviyeye getirdiği şantiye alanına ve şirkete, konumunu ve gücünü kullanarak, müvekkilini tehdit ve baskı ile sindirerek haksız olarak el koyduğunu, müvekkilini saf dışı bırakma yoluna girdiğini, gelinen süreçte müvekkiline ait olup güvene dayalı olarak davalı şahsa emaneten teslim edilen ilgili şirket hisselerinin müvekkiline iade edilmemiş olmakla müvekkilinin inşaat işine ilişkin verdiği emeğin ve yaptığı işlerin gasbının söz konusu olduğunu, teminat maksadıyla almış olduğu... Yapı A.Ş. İsimli firmanın şirket hisselerinin müvekkilinin tehdit ve baskı ile sindirilerek teslim edilmediğini, müvekkilinin tasarrufu altında olması gerekirken haksız olarak davalının uhdesinde bulunan ilgili şirket hisseleri üzerinde davalı şahıs tarafından kötüniyetli tasarrufta bulunma ihtimali bulunduğunu, söz konusu şirket hisselerinin, müvekkiline karşı suç işleyerek ve müvekkili aldatılarak edinilmiş olması ve delilleri göz önüne alınarak ilgili yargılama kapsamında hisselerin kötüniyetli devrinin önlenmesi adına müvekkilinden güvene dayalı emaneten teslim alınan şirket hisseleri ile ilgili ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmek zorunluluklarının hâsıl olduğunu, tüm bu belirtilen hususlar kapsamında davalı yanca hiçbir karşılık ödenmeksizin ve müvekkili ile anlaşmalarına aykırı davranış sergilemek suretiyle edinmiş olduğu... Yapı A.Ş. Firmasının 100 adet hissesine karşılık gelen 100.000,00-TL hisse devrinin iptali ile hisselerin müvekkiline iade edilmesine karar verilmesini talep etmek maksadıyla iş bu müracaatta bulunma zorunluluklarının hâsıl olduğunu, açıklamaya çalışılan fazlaya ilişkin dava, hak ve alacakları saklı kalmak üzere ve mahkemece re’sen gözetilecek nedenlerle; öncelikle kötüniyetli devir ve tasarrufları engellemek amacıyla dosya kapsamı da göz önüne alınarak yargılama süresince, müvekkilinden güvene dayalı emaneten teslim alınan... Yapı A.Ş. isimli firmanın şirket ortaklık hisseleri ile ilgili ihtiyati tedbir uygulanmasına; davalarının kabulü ile anlaşmaya aykırı davranış sergilemek suretiyle davalı tarafça edinilmiş olan... Yapı A.Ş. Firmasının 100 adet hissesine karşılık gelen 100.000,00-tl hissesine ilişkin devrin iptali ile hisselerin müvekkiline iade edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalılar vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Davacı ...'ün, dava konusu şirketin hisselerinin tamamını 28.08.2019 tarihinde 100.000-TL karşılığında müvekkiline devrettiğini, bu devir işlemlerinin 01.10.2019 tarihinde noterde tamamlandığını, davacı ...'ün iyi niyet kurallarına aykırı hareket eden bir kişi olduğunu, daha önce de İzmir... İcra Mahkemesinin...Esas sayılı dava dosyasına konu sahte senedi düzenleyerek icra takibi yaptığını, bu aşamada da müvekkilden haksız para tahsil etmek için böyle bir dava açtığını, davacı ...'ün dava konusu şirketin payını müvekkiline devretmek için görüştüğü sırada dava konusu şirketin defterlerinde hiçbir ticari faaliyet olmadığını, müvekkilinin 28.08.2019 tarihinden sonra şirketin devrine yönelik işlemlere başladığını, davacı ...'ün şirket hissesini devrettiği sırada şirket adına yapılmış kat karşılığı inşaat sözleşmesi olduğunu, bu nedenle müvekkilinin 100.000'TL ödeyip hisse payını aldığını, müvekkilinin şirketi devraldığında şirketin hiçbir faaliyeti olmadığını, akabinde müvekkilinin Bodrum'da kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden inşaat yapmaya başladığını, bütün varını yoğunu oraya yatırmış olduğunu, ancak bu inşaatı yapmaya başladıktan sonra davacı ...'ün iyi niyet ve dürüstlük kuralına aykırı hareket ederek arsa sahipleriyle sözleşme yaptığını, bu nedenle arsa sahiplerinin yapı denetim firmasıyla olan sözleşmelerini feshettiklerini öğrendiğini, ardından da yapı denetim firmalarıyla sözleşme yapılmasının arsa sahiplerine bağlı olduğundan inşaat hakkında yapı tatil tutanağı düzenlenmiş olduğunu, davalı müvekkilinin yapı tatil tutanağı düzenlendiğinden inşaata ruhsat alabilmek için arsa sahiplerinden ...'a 1.950.000TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, aynı şekilde önceki arsa sahiplerinden ...yla çatışma yaşadığını, bu kişinin bu nedenle Bodrum Cumhuriyet savcılığının...soruşturma sayılı dosyasında davacı ... aleyhine şikayetçi olduğunu öğrendiğini, ayrıca bu kişinin davalı müvekkilini arayarak sürekli olarak davacı ...'ın onu dolandırdığını iddia ederek müvekkilden para talep ettiğini, müvekkilinin tüm bu insanlarla mücadele ederken, bir de davacı ...'ün davalı müvekkilini tehdit etme yoluna gittiğini, hatta müvekkili ile birlikte bir konuyu görüşmek için dava dışı üçüncü şahıs...'in de bulunduğu ortamda, davacı ... 4-5 adamla birlikte gelerek müvekkiline gözdağı verip şirket hisselerini devretmeye zorladığını, davacı ...'ın, bu sefer de hukuku dolanarak müvekkilinin şirketini elinden alma ile tehdit edip para koparma peşinde olduğunu, zira şirket payını devrettiğinde, şirketin kağıt üstünde yeni açılmış şirket olup, herkese gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu bunu davalı müvekkilinin sonradan öğrendiğini, sadece kağıt üstünde olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin mevcut olup, buna istinaden de müvekkilinin 100.000-TL ödediğini, ancak davacı ...'ün gerçeğe aykırı beyanları nedeniyle, davacı müvekkilinin yukarıda izah ettikleri dava süreçlerini, ruhsatın iptal olması süreçlerini yaşadığını ve çok mağdur olduğunu, bu mağduriyetlerinin daha da artmaması için daha fazla para harcamak zorunda kalmış olup, bugün 10 milyon TL'nin üzerinde imalat yaptığını, bu durumun bile davacı ...'ın iyi niyetli olmadığının açık kanıtı olduğunu, diğer yandan davalı müvekkilinin şirketin sahibi olup, davacı yanın iddia ettiği gibi emanetçi olmadığını, davacının bu izah edilen inşaat için 1 kuruş bile harcamamış iken, davacı yanın dava dilekçesi ve eklerine göre de hep davalı müvekkilinin para gönderdiği nazara alındığında, davalının bu şirketin sahibi olduğunun açık olup, davacı yanın bu davayı açmasının iyi niyet kuralına aykırılık oluşturduğunu, öte yandan davacı böyle davranırken, davalı müvekkilinin davacı yanın dürüst olması halinde, bitirdiğinde bir emlakçı gibi daireleri satabileceğini ona söylediğini, hatta inşaatın maliyetini ve müteahhitlik karını çıktıktan sonra daireye belirleyeceği bedelden satabileceklerini, belirttikleri bu bedelin yarısının onunla emlakçılık yapması koşuluyla paylaşabileceğini söylediğini, ancak davacının iyi niyetli olmayan davranışları nedeniyle inşaat ruhsatının iptal olup, yapı kaçak inşaat durumuna düşünce, davacının müvekkilinin bütün parasını buraya yatırdığından o parasını kurtarabilmek için arsa sahiplerine ve pek çok kişiye ödeme yaptığını, bunun sonucunda inşaatı bitirmeye parası kalmayınca, daireleri satmak zorunda kaldığını, aksi halde arsa sahiplerine karşı edimlerini yerine getirememe durumu ile karşı karşıya kalacak olduğunu, sonuç itibariyle, davalı müvekkilinin, davacı tarafından çok ağır mağdur edilmiş olup, davacı yanın hukuku dolanarak müvekkilinden para koparma amaçlı bu davayı açmış olduğunu bu nedenle açılan davanın reddini talep etmiştir GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık ön inceleme duruşmasında; "Davacı ile davalı tarafın; dava dışı... Yapı A.Ş'nin hisselerinin inançlı temlik yolu ile davalıya devredilip devredilmediği, şirket hisselerinin devrine ilişkin işlemin iptalinin gerekip gerekmediği, hisselerin davacıya iadesinin gerekip gerekmediği hususlarında uyuşamadıkları" şeklinde belirlenmiştir. İnançlı bir işlem ile; inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır. İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolayı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir. Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar, yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. (Yargıtay 14.HD. 2016/2759 E, 2018/6267 K) Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacı taraf, inanç sözleşmesine dayanmakta olup inanç sözleşmesinin yazılı delille ispatı gerekir. Yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin varlığı halinde ise iddianın tanık beyanları ile de ispatı mümkündür. Davacı, davalı ... ile aralarında yapıldığını iddia ettiği inançlı temlike ilişkin yazılı bir belge dosyaya sunmamıştır. Yemin teklifi yapılacak olan davalı ...'ın vefatı nedeniyle yemin teklifi mümkün olmamıştır. HMK md. 231'de: "(1) Yemin edecek taraf gerçek kişi olup, yeminden evvel ölür veya fiil ehliyetini kaybederse yemin teklif edilmemiş sayılır." hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla yemin teklif edilecek taraf olan davalı ...'ın vefatı nedeniyle yemin teklif edilememiş olup, davacı yan tarafından sunulan delillerin davayı sabit kılmadığı yönündeki değerlendirmemizle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-. Davanın REDDİNE,.22 2- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın, peşin alınan 1.707,75-TL'den mahsubu ile bakiye 1.092,35-TL'nin davacıya iadesine, 3- Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A fıkra 13, 14 gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6- Davalı tarafından yapılan 240,00-TL (tebligat ve posta gideri) yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 7- Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren İki Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.16/01/2025 Katip ... e-imza

Hakim ... e-imza

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/485, K. 2025/48, T. 16.01.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-485-e-2025-48-k-13de93b74560