İlk Derece Mahkemesi · Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/118 E. 2024/1344 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/118
- Karar No
- 2024/1344
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021 KARAR NO : 2024
HAKİM : KATİP :
DAVACILAR : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av.
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/02/2021 KARAR TARİHİ : 17/12/2024 KARAR : KABUL GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 27.05.2018 tarihinde davalı ... Sigorta A.Ş tarafından ZMM poliçesi ile sigortalanmış, dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla gerçekleşen tek taraflı kazada ...’in yaralandığını, kaza nedeni ile yaralanmasına bağlı olarak 31.03.2019 tarihinde vefat ettiğini, bu dönemde %95 engelli olduğunu, vefat sonrası destekten yoksun kalındığını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 800. TL. maddi, 100. TL destek ve 100.TL. tedavi gideri zararlarının davalı sigorta şirketi için poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazları bulunduğunu, vefatın kazadan uzun süre sonra gerçekleştiğini, vefat ile kaza atasında illiyet bağı bulunmadığını, destek zararı istenemeyeceğini, kazaya karışan ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle ... nolu poliçe ile sigortalı olduğunu, sorumluluklarının 330.000. TL. olan sigortalı araç kusuru ile sınırlı olduğunu, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 teknik faiz ile yapılması gerektiğini, ölenin desteğinin kanıtlanması gerektiğini, davacı sekiz çocuğun destek ihtiyaç sürelerini aştıklarını, kazalının vefat tarihine kadar sürekli iş göremezliğinin kanıtlanması gerektiğini, tedavi giderlerinden sorumlu olmadıklarını, kaza tarihinden faiz istenilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir. HUKUKİ DELİLLER: Kusur raporu ve tedavi sürecindeki masraflar hesaplanmak üzere aktüer bilirkişiden rapor alındığı, kazalı SGK kayıtları celp edildiği, kazalı veraset belgesi ile bir kısım tedavi kayıtları dosyamız arasına alındığı, Adli Tıp Kurumu maluliyet ve illiyete ilişkin raporlar alındığı görülmüştür. Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunun 18/05/2022 tarihli sayılı raporunda; kişinin ölümünün genel beden travmasına bağlı çok sayıda kot kırığıyla birlikte, kafa içi kanama ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin 27.05.2018 tarihinde maruz kalmış olduğu trafik kazasına bağlı yaralanması ile ölümü arasında illiyet bağının bulunduğu" hususlarının tespit edildiği bildirilmiştir. Dosyamız trafik konularında uzman bilirkişiye tevdi edilerek 19/06/2023 tarihli raporunda özetle: "... plakalı araç sürücüsü ...; meydana gelen kazanın, orta refüj ile bölünmüş iki şeritli karayolu üzerinde, gündüz vakti (sabah saatleri) yerleşim birimi dışında gerçekleştiği, kaza yeri azami hız sınırının 110 km/s olduğu, kaza yeri geometrik özelliğinin, düz ve eğimsiz olduğu, kaza tespit tutanağından anlaşılmıştır. Sürücü, aracının teknik özelliği ve yol durumuna göre aracının hızını ayarlayarak, konforlu bir ivme ile aracını kullanması, seyir emniyetini ihlal etmek ve tehlikeye düşürmemek için gereken tüm tedbirleri alması gerekirken, kanun ve yönetmelikte belirtilen kurallara aykırı davranış sergileyerek, seyir şeridinin dışına çıktığı, aracını mevcut yol durumuna göre hızlı, uykusuz ve yorgun olarak kullanması neticesinde kazanın meydana geldiği, objektif olarak Öngörülebilir ve önlenebilir zararlı sonucu önleyememesi sonucu meydana gelen bu kazanın oluşumunda, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun aşağıda belirtilen kuralları ihlal ettiğinden Asli ve Tam Kusurlu olduğu, Mütevaffa / Yolcu ... ise; kaza esnasında ... plakalı araç içerisinde yolcu konumunda olduğu, kaza tespit tutanağının yolcular için koruyucu tertibat bölümünün 4 nolu "belirsiz" kısmının işaretlendiği, ancak, hakkında yaralanma sonrası tanzim Genel Adli Muayene Raporuna göre; Kramal kanaması mevcut (sak). Akciğer kontiisyonu varf her iki akciğerde kostalarla fraktür mevcut. Hayati tehlikesi var. BTM ile giderilemez. Durum, bildirir geçici hekim raporudur. Kati rapor beyin cerrahi, göğüs cerrahi, genel cerrahi tarafından verilecektir." şeklinde yaralandığı nazara alındığında, kaza anında emniyet kemerinin takılı olmadığının anlaşıldığı, oysa ki araç içerisindeki yolcuların emniyel kemeri takmalarının yasal zorunluluk olduğu halde bu durumun aksine davranarak, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun, "Madde 7STde belirtilen, belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur." kuralını ihlal ettiğinden, yaralanması île sonuçlanan durumdan dolayı müterafik kusurlu olduğu, kazanın oluşumuna dair herhangi bir kusurunun bulunmadığı kanaatine varılmıştır." hususlarında tespit edildiği bildirilmiştir. Dosyamız Adli Tıp Grup Başkanlığı İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kuruluna gönderilmiş ve 28/12/2022 tarihli 19215 karar sayılı raporunda özetle; "...'in 27/05/2018 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı yaralanması ile ölümü arasında illiyet bağının bulunduğu, kişinin trafik kazası geçirdiği tarihten ölümünün gerçekleştiği tarihe kadar geçen sürenin tamamının iyileşme (iş göremezlik) süresi içerisinde olduğu, bu süre boyunca kişinin tüm vücut engellilik oranının %100 olarak kabul edilmesi gerektiği, bu süre içerisinde başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olduğu" hususlarında tespit edildiği bildirilmiştir.
Dosyamız aktüer bilirkişiye tevdi edilerek 04/03/2024 tarihli raporunda özetle: "1. 27.05.2018 Tarihli kaza neticesinde yukarıda yapılan hesaplamalar doğrultusunda kazalıdan veraseten talep edilen kazalının 309 günlük geçici iş göremez dönem zararları, 309 günlük bakıcı gideri zararları ve SGK tarafından karşılanmayan malzeme zararları toplamının davacılar 11/12 miras hissesine düşen tutarlarının hesaplanarak 04/03/2024 tarihli raporun sonuç tablosunda gösterildiği, 2.Kazalının vefatının kaza ile illiyeti belirlenmiş olduğundan davacı eş ... destek zararlarının vefat tarihinden itibaren pasif dönemde agisiz /2022 yılından sonra net asgari ücret üzerinden hesaplanarak aşağıda yer alan özet sonuç tablosunda ayrı gösterildiği, 3.Hesaplamaların bilinen asgari ücret dönemi 2024 yılı esas alınarak yapıldığı, 4.Hesaplanan toplam zararların davalı Sigorta Şirketi tarafından düzenlenen poliçe limitini aştığı, bu nedenle poliçe limitinden talep kalemlerine ve davacılar miras hisselerine düşen tutarların oranlanarak yukarıda yer alan özet sonuç tablosunda gösterildiği," hususlarının tespit edildiği bildirilmiştir. Davacı vekilinin 20/06/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile 800,00-TL maddi tazminat, 100,00-TL tedavi, 100,00-TL güç kaybı toplamda 1.000,00TL talepli açılan davayı 356.342,32 TL arttırarak 357.342,32 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalı sigorta şirketinden alınarak davacılara verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, 27/05/2018 tarihinde saat 7:45 sıralarında davalı sigortalı araç işleteni ve sürücüsü olan ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile 750-12 nolu Aksaray-Adana karayolu üzerinde seyir halinde iken yolun 21+400 km'sinde direksiyon hakimiyetini kaybederek gidiş istikametine göre yolun sağ tarafından yoldan çıkarak takma ataması sonucu müteveffa ...'in de yaralandığı davaya konu kazanın meydana geldiği anlaşılmıştır. Araçta yolcu olan ...'in kazadan sonra 31/03/2019 tarihinde vefat ettiği, kaza ile ölüm arasında illiyet bağı olup olmadığı hususunda ATK'dan rapor alındığı, 1.Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 18/05/2022 tarih ve 2926 sayılı raporda; müteveffanın 27/05/2018 tarihinde maruz kalmış olduğu trafik kazasına bağlı yaralanması ile ölümü arasında illiyet bağının bulunduğu belirtildiği, yine 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 28/12/2022 tarih ve 19215 sayılı raporda; 27/05/2018 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı yaralanması ile ölümü arasında illiyet bağının bulunduğu, kişinin trafik kazası geçirdiği tarihten ölümünün gerçekleştiği tarihe kadar geçen sürenin tamamının iyileşme (iş göremezlik) süresi içerisinde olduğu, bu süre boyunca kişinin tüm vücut engellilik oranının %100 olarak kabul edilmesi gerektiği, bu süre içerisinde başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olduğu saptandığı görülmüştür. Mahkememize Trafik Bilirkişi tarafından ibraz edilen 18/06/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre davaya konu kazada davalı sigorta şirketine sigortalı olan araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğu belirtildiği, yine Aktüerya Uzmanı ve Doktor bilirkişi tarafından mahkememize ibraz edilen 04/03/2024 tarihli bilirkişi raporuna göre, müteveffanın geliri asgari ücret düzeyinde kabul edildiğinde poliçedeki limit kapsamında davacı ...'in poliçeden payına düşen destek zararı miktarının 328.107,77-TL, geçici iş görmezlik, bakım ve malzeme gideri bakımından ise tüm davacıların paylarına düşen toplam zararın 29.234,55 TL olduğu saptanmıştır. Mahkememizce ibraz edilen raporlar hukuka uygun ve hüküm kurmak için yeterli görülmüştür. Bu haliyle, ATK raporu ile sabit olduğu üzere müteveffa ...'in trafik kazasına bağlı yaralanması ile ölümü arasında illiyet bağının bulunduğu, ZMMS poliçesi ile sigortalayan davalı sigorta şirketinin gerçek zarar kapsamında kalan taleplere yönelik zararlardan sorumlu olduğu, yolcu konumunda olan müteveffaya kusur izafe edilemeyeceği, davalı tarafından taleplerin zamanaşımına uğradığı iddia edilmişse de kaza tarihi itibariyle 15 yıllık zamanaşımı geçmediğinden bu yöndeki defiye itibar edilmediği, yine davalı vekili tarafından müteveffanın emniyet kemeri takmadığını bundan dolayı müterafik kusur indirimi yapılmasını beyan etmişse de, dosya arasındaki kaza tespit tutanağında müteveffanın kaza sırasında emniyet kemeri takıp takmadığı bakımından herhangi bir açıklama olmadığı, davalı tarafından da yargılama sürecinde herhangi bir delil sunulmadığı, hayatın olağan akışına uygun olan eylemin emniyet kemeri takmak olduğu yine yaralanma derecesi nazara alındığında müterafik kusur indirimi yapılmadığı, kaldıki % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılsa dahi matemetiksel olarak davacıların poliçeden paylarına düşen miktarların oranları değişmeyeceği, kazaya sebebiyet veren aracın hususi araç olması sebebiyle davacıların yasal faizi talep edebileceği, yine zararın tazmini amacıyla davacıların davalı sigorta şirketine 15/03/2019 tarihinde başvurduğu, başvuru tarihine 8 iş günü ilave edildiğinde 28/03/2019 tarihinde temerrüte düşeceği, davalı vekilinin poliçe limiti dahilinde davacı dışında başka bir hak sahibine ödeme yapıldığına ilişkin belge ibraz etmediği nazara alınarak, poliçe teminatı ve limiti kapsamında kalan 328.107,77 TL destekten yoksun kalma tazminat bedelinin davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, 29.234,55 TL maddi tazminat bedelinin ise, davalıdan alınarak miras hisseleri oranında davacılara verilmesine karar vermek gerekmiştir. Son olarak Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 09/09/2024 tarih ve 2022/2615 esas, 2024/7426 karar sayılı ilamında dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığı vurgulanmış olup, eldeki davada davacı tarafça KTK 97. Maddesi gereğince sigorta şirketine yazılı başvuru yapmış olması sebebiyle artık davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığının kabulü gerektiğinden zorunlu arabuluculuk giderinin davacılara yükletilmesi karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-Davanın KABULÜ İLE; -328.107,77-TL destekten yoksun kalma tazminat bedelinin 800,00 TL'sine sigorta şirketinin temerrüte düştüğü tarih olan 28/03/2019 tarihinden 327.307,77 TL'sine ise ıslah tarihi olan 20/06/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, ( davalı şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğuna) -29.234,55 TL maddi tazminat bedelinin 200,00 TL'sine sigorta şirketinin temerrüte düştüğü tarih olan 28/03/2019 tarihinden 29.034,55-TL'sine ise ıslah tarihi olan 20/06/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara miras hisse oranlarında verilmesine,( davalı şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğuna), (miras oranında Bursa 23. Noterliğinin 09/04/2019 tarih ve 12593 yevmiye nolu miraçılık belgesinin esas alınmasına) 2-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 24.410,05-TL harçtan başlangıçta alınan 59,30-TL peşin harcı ile 6.085,44 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 18.265,31 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan 59,30-TL Peşin Harç, 59,30-TL Başvurma Harcı, 5.400,00-TL Bilirkişi Ücreti ve 329,10-TL tebligat ve posta giderinden oluşan yargılama gideri toplamı olan 5.847,70 -TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 52.497,24 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı ...'e ödenmesine, 5-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 29.234,55 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacılara miras hisseleri oranında ödenmesine, 5-Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine, 6-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından ödenen 800,00-TL'nin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, tahsili için harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/12/2024
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır