İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2019/239 E. 2020/816 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2019/239
Karar No
2020/816
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/174 Esas KARAR NO : 2024/1039 DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/04/2019 KARAR TARİHİ : 26/12/2024 Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkili şirket olan ... şirketinin merkezinin ...'da olduğunu, davalı ile düzenlenen İmtiyaz Hakkı Sözleşmesinin 28. maddesine göre ihtilaf halinde Türkiye Cumhuriyeti Kanun ve Hükümlerinin uygulanacağı hususunda anlaşmaya vardıklarını, taraflar arasında düzenlenen İmtiyaz Hakkı Sözleşmesine (Franchise) göre taraflara karşılıklı olarak bazı yükümlülükler getirdiklerini, sözleşmede Franchise veren ve Franchise alan olarak iki tarafın olduğu, Franchise verenin sisteme dahil olan fikri ve sınai unsurları franchise alana kullandırma, onu franchise sistemine dahil etme ve sürüm gerçekleştirebilmesi için ona destek olma borçlarını yüklediğini, buna karşılık Franchise alanın ise sistemin konusu olan ürün ya da hizmetin sürümünü sistemin kuralları doğrultusunda sağlama ve bunun karşılığı olarak da Franchise verene belirli bir ücret ödeme borcu altına girdiğini, davalı tarafın taraflar arasında akdedilen Franchise sözleşmesi gereğince üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, müvekkili şirket yetkilisi ...ile ...Şti. Yetkilisi ... arasında 17.11.2016 tarihli İmtiyaz Hakkı Sözleşmesinin (Franchise) düzenlendiğini, söz konusu sözleşmenin müvekkili şirket tarafından ... Adalet ve Dışişleri Bakanlığı tarafından tescil ettirildiğini, davalı tarafından tescil ettirilmesi için kendilerine gönderildiğini ancak belirtilen sürede tescilin yapılmadığını ve sözleşmenin ...'a geri gönderildiğini, davalının bu davranışı ile sözleşmenin 17. maddesini ihlal ettiğini, müvekkil şirket tarafından davalıya sözleşmenin 7-1 maddesi gereğince 50.000,00-USD ödeme yaptığını, sözleşmenin 2-5 maddesine göre davalı müvekkil şirkete ...'da ...adını taşıyan iki şube açma hakkının tanıdığını, sözleşmenin 3. maddesine göre davalı tarafından açılacak 2 restaurantın gerekli dekor stant ve şekillerinin müvekkili şirkete temin edeceğinin taraflarca kararlaştırılmasına rağmen bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalının ayrıca bütün iyileştirmelerle birlikte menüyü tedarik etme, broşür ve afiş gibi reklamlar ile ilgili tüm desteği sağlayacağı borcunun altına girdiğini, sözleşmenin 12-2 maddesine göre davalının periyodik danışmanlık ve işe ilişkin destek ekipman ve makine sunmakla yükümlü olmasına rağmen bunların hiç birinin yerine getirilmediğini, bu nedenle müvekkil davacı şirketin çok zor durumda kaldığını, davacı ve davalı şirket yetkililerince yapılan toplantıda davalı tarafın özel karışım formülü olan ürünlerin olduğunu, dünyanın bir çok yerinde şubelerinin bulunduğunu, şirketinin diğer şirketlere benzemeyen gizli ürün tariflerinin olduğunu beyan ederek müvekkil davacıyı kandırdığını, davalının sözleşmeye uymamasına rağmen davacı tarafından sözleşmenin 7-2 maddesine göre her ay toplam net satıştan %5 ödeme yaptığını, bu kapsamda 12.07.2017, 16.08.2017, 12.09.2017,18.10.2017 tarihlerinde olmak üzere dört ay boyunca toplam 6.537,00-USD ödeme yaptığını, davalının sözleşmeye uymaması nedeniyle müvekkil şirket tarafından ihtarname çekilerek sözleşmenin fesih edildiğini, müvekkil şirket tarafından davalıya ... 7. Noterliğince düzenlenen ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtar çekmek suretiyle sözleşmeye uyulmadığından 100.000,00-USD'nin bir hafta içinde ödenmesinin istendiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmenin geçerli olduğunu ancak davalının sözleşmeye konu markalar üzerinde franchise verme hakkının olmadığını, bu nedenle davacının sözleşmeyi feshetmekle haklı olduğunu, bu sözleşme ile yaptığı giderler ile bu nedenle piyasadan kaçırmış olduğu fırsatlar nedeniyle mahrum kaldığı kar ve ve ticari İtibarının sarsılması nedeniyle manevi zararını tahsil edebileceğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla franchise bedeli olarak ödenen 50.000,00-USD, dört ay boyunca Ödenen 6.537,00-USD ve sözleşmeyi süresinden önce feshetmek zorunda kalması dolayısıyla davacının mahrum kaldığı 43.463,00-USD olmak üzere 100.000,00-USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davacı tarafın müvekkil davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, taraflar arasında yapılan 17.11.2016 tarihli sözleşmenin tasdik edildikten sonra davalı şirkete gönderilmediğini, sözleşmenin tasdikli örneğinin geldiği anda tescil işleminin yapıldığını, sözleşmede davalının gerekli dekor stantlarının ve şekillerinin davacıya temin edileceğinin belirtildiğini ancak iddia edildiği gibi planların uygulanması için mimar ekibi gönderilmesi gerektiği şeklinde hüküm olmadığını, sözleşme bedeli ödendikten sonra dekorasyon bilgisi, planları, menü, broşür, afiş örneklerinin davacıya gönderildiğini, bunların örneklerinin çoğaltılması ve yine dekorasyon ile ilgili tüm işlemlerin davacı tarafça yürütüleceğinin sözleşmede açık olarak düzenlendiğini, davacının kendisine gönderilen menü, broşür, afiş ve dekorasyon modellerini beğenmediğini, bu durumda davacının menü bilgilerini edindiği sonucunun çıkacağını, müvekkil şirketin makine, ekipmanla ilgili her türlü desteği vereceğinin sözleşmenin 12-2 maddesinde belirtildiğini, bu bağlamda müvekkili tarafından eğitimlerin verildiğini, çikolata şelalesi, krep ve waffle gibi ürünlerin imalat makinelerini pazarlayan şirketlerle irtibatların kurulduğunu, Türkiye'ye gönderilen elemanlara restaurantta eğitim verildiğini, bilahare tecrübeli elemanları ...'a göndererek yerinde de eğitimlerin verildiğini, tüm tariflerin açık bir şekilde anlatıldığını, davacı tarafın ... tabelasını kullanmakta iken başka firmalarla görüşmeler yaptığını, müşterilerin şirketten uzaklaşmasını sağladığını, sözleşmenin 14-2 maddesine göre şirketin sosyal ağlardaki hesaplarının ticari markanın ayrılmaz parçası olduğu belirtilmesine rağmen davacının dürüstlük kuralına uymayarak ... adresini tescil ettirdiğini, bu hususun davacı ile müvekkili arasındaki watsap konuşmalarından görülmekte olduğunu, davalının tüm edimlerini gereği gibi yerine getirdiğini belirterek tüm bu şartlar altında müvekkile karşı haksız ve soyut iddialar ile açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, alacak-tazminat talebine ilişkindir. Taraflar arasında 17/11/2016 tarihli imtiyaz hakkı sözleşmesi akdedildiği hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı vekili; anılan sözleşmenin niteliği itibari ile bir Franchise sözleşmesi olduğunu, davalı tarafın anılan sözleşme gereğince üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, esasında davalı şirketin franchise verme sıfatına haiz bir şirket olmadığını, buna rağmen müvekkili tarafından sözleşme gereğince her ay şubelerdeki toplam net satışın %5'inin davalıya ödendiğini, davalının sözleşmeye aykırı hareket etmesi nedeni ile müvekkili şirket tarafından davalıya ihtar çekilmek sureti ile sözleşmenin feshedildiğini belirterek müvekkilinin uğramış olduğu zararın ve mahrum kalınan kârın tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili; anılan sözleşme gereği müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiğini, davacının da sözleşme gereği ilk 4 ay müvekkiline net satıştan pay gönderdiğini, 4. aydan sonra ise kâr payı göndermeyi durdurduğunu, davacının müvekkilinin markasını haksız ve kötü niyetli olarak ...'da değişik sınıflarda tescil ettirdiğini ve bu hareketi ile anılan sözleşmeyi ihlal ettiğini, bu nedenle sözleşme gereği müvekkilinden herhangi bir alacak talebinde bulunamayacağını savunmuştur. Mahkememizce verilen ... E.K. sayılı 31.12.2020 tarihli karar ile davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafça istinafı neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin ...E.K. sayılı 22/02/2023 tarihli ilamı ile "...Davacı ile davalı arasında 17.11.2016 tarihli İmtiyaz Hakkı (Franchise) Sözleşmesi'nin bulunduğu tarafların kabulündedir. Davacı, kendilerinin sözleşme gereğince yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak davalının sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiasıyla davalıya gönderdiği ... 7.Noterliğinin ...tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshettiği, davacının işbu dava ile davalıya franchise bedeli olarak ödenen 50.000,00-USD, dört ay boyunca ödenen 6.537,00-USD ve sözleşmeyi süresinden önce feshetmek zorunda kalması nedeniyle mahrum kalınan 43.463,00-USD olmak üzere 100.000,00-USD'nin davalıdan tahsilini istediği; davalının ise, sözleşme ile üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini beyanla, davacının feshinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Somut olayda uyuşmazlık, taraflar arasındaki franchise sözleşmesinin davacı tarafından feshedilmesinin haklı olup olmadığı ve buna bağlı olarak da davacının taleplerinin değerlendirilmesi yönündedir. Mahkemece aldırılan bilirkişi raporuna davacı vekilinin süresinde itiraz ederek ek rapor talebinde bulunduğu, raporun mevcut haliyle davacının iddia ve itirazlarını karşılamaktan uzak olduğu, raporda taraflar arasındaki Whatsapp yazışmalarının eksik olarak değerlendirildiği, davacının sözleşmenin feshi ihbarı olarak nitelendirdiği e-postasının ise hiç değerlendirilmediği görülmüştür. Buna göre, mahkemece ek rapor veya yeni oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor aldırılarak, tarafların iddia ve savunmalarının karşılanarak, taraflar arasındaki Whatsapp yazışmaları, e-posta yazışmaları ve sair iletişim yoluyla davacının davalıya sözleşmenin uygulanması konusundaki eksiklikleri bildirip bildirmediğinin, davalının sözleşme gereği üstlendiği yükümlülükleri eksiksiz olarak yerine getirip getirmediğinin denetime elverişli şekilde tartışılarak, davalının sözleşme gereği yapmış olduğu 50.000 USD tutarındaki ödemenin iki restoran için olduğu ancak tek bir restoran açılması karşısında davacının iade hakkının kapsamının değerlendirilmesi gerekirken; eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmesi usule aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE, 2-İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/12/2020 tarih, 2019/239 E. - 2020/816 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA..." şeklinde karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2023 tarih ve ...E.K. sayılı ilamı uyarınca taraflar arasındaki Whatsapp yazışmalarının eksik olarak değerlendirildiği, davacının sözleşmenin feshi ihbarı olarak nitelendirdiği e-postasının ise hiç değerlendirilmediği görülmüştür. Buna göre, mahkemece ek rapor veya yeni oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor aldırılarak, tarafların iddia ve savunmalarının karşılanarak, taraflar arasındaki Whatsapp yazışmaları, e-posta yazışmaları ve sair iletişim yoluyla davacının davalıya sözleşmenin uygulanması konusundaki eksiklikleri bildirip bildirmediğinin, davalının sözleşme gereği üstlendiği yükümlülükleri eksiksiz olarak yerine getirip getirmediğinin denetime elverişli şekilde tartışılarak, davalının sözleşme gereği yapmış olduğu 50.000 USD tutarındaki ödemenin iki restoran için olduğu ancak tek bir restoran açılması karşısında davacının iade hakkının kapsamının tespiti için bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiştir. 01.01.2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç kısmında "...Dosyaya mübrez mesajlaşma kayıtlarından, taraflar arasında kurulan 17.11.2016 tarihli Franchise Sözleşmesi'nin 09.10.2017 tarihine kadarki sürece dek herhangi bir problemin bulunmadığının, zaman zaman gündeme gelen eksikliklerin ise giderildiğinin anlaşıldığı, bu noktada ifade edilmesi gereken bir diğer hususun ise mesaj kayıtlarının faaliyetin başlama tarihi olan 24.05.2017 tarihini de kapsıyor olmasına ilişkin olduğu, Sözleşme ilişkisinin 01.08.2018 tarihinde feshedildiği hususu nazara alındığında davacının, sözleşmenin 7-2 maddesinde üstlendiği toplam net satışın %5'lik kısımını 01.10.2017 ilâ fesih tarihi olan 01.08.2018 tarihi arasındaki süreç için ödemediğinin ifade edilebileceği, öyle ki 01.10.2017 tarihi mesaj kayıtlarının davacının herhangi bir problemin bulunmadığını ifade ettiği 09.10.2017 tarihini de kapsadığı nazara alınınca bu noktada davalı şirketin sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklerini yerine getirmesine karşın davacı şirketin sözleşmenin 7-2 maddesi ile üstlendiği yükümlülüğe aykırı hareket ettiğinin düşünülebileceği Bahse konu 50.000,00-USD'lik bedelin davacı tarafından ödendiği noktasında herhangi bir ihtilaf bulunmamakla birlikte irdelenmesi gereken hususun bu bedelin ödenmesini müteakip, ikinci şubenin açılması noktasında edim yükümlülüğünün hangi tarafta olduğuna ilişkin olduğu, İlgili hükümden davacının, restoranın gerekli dekor işlerini, ...ürünleri satış hizmeti veren işyerleri ile aynı standartlara göre yapmayı, yapılacak tasarım, tedarik ve montaj masraflarının tamamını karşılayacağını üstlendiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla her ne kadar sözleşmenin 7-1 maddesi uyarınca davacı iki şube için toplamda 50.000,00-USD'lik bir bedel ödemişse de bu bedelin, şubenin davalı (franchise veren) tarafından açılmasını değil, davacının sisteme giriş ücretini konu edindiği, bu itibarla davacının bu bedeli ödemesinin, şubenin davalı tarafından açılması sonucunu beraberinde getirmeyeceğinin düşünüldüğü, Her ne kadar ikinci şubenin açılması sözleşme uyarınca davacının bir edim yükümlülüğü kapsamında ise de şube açılmadığından ve sözleşme ilişkisinin sona ermiş olduğundan davacının 25.000,00-USD'lik bedelin iadesini talep edebileceğinin düşünüldüğü, Muhterem Mahkemece aksi kanaatte olunması durumunda davacının anılan bedelin iadesini talep etme hakkını haiz olmadığının ifade edilebileceği, Davacının, sözleşmenin 7-2 maddesinde kararlaştırılan, net satışın 65'ini oluşturan ve 24.05.2017 ilâ 31.08.2017 tarihleri arasını kapsayan ödemelerin iadesini talep ettiği, ancak davacının davalıya ödediği bu bedeller davacının, davalının marka hakkından istifade etmek suretiyle kazandığı bedellerin sözleşmede kararlaştırılan oranda ödenmesine ilişkin olduğundan bu bedellerin esasında davacının davalının marka hakkını aylık dönemlerde kullanması kapsamında (sözleşmenin haklı veya haksız feshinden bağımsız olarak) davalının elde edeceği alacak hakkı kapsamında olduğundan davacının, ödediği bu bedellerin iadesini talep etme hakkını haiz olmadığının düşünüldüğü, Muhterem Mahkemece aksi kanaatte olunması durumunda davacının anılan bedelin iadesini talep etme hakkını haiz olduğunun ifade edilebileceği, Dosyaya mübrez belgelerden taraflar arasındaki sözleşmenin olağanüstü fesih sebebine dayalı olarak sona erdirildiği buna gerekçe olarak ise “davalının sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklere aykırı hareket ettiği” nedenlere dayandırıldığı, ancak dosyada mevcut mesajlaşma kayıtlarından sözleşme ilişkisinin olumlu seyir içerisinde devam ettiği ve dolayısıyla sözleşme ilişkisinin davacı açısından sürdürülmesinin beklenemeyeceği olağanüstü bir durumun bulunmadığı hususu nazara alındığında sözleşmenin feshinin haklı sebebe dayanmadığının ifade edilebileceği; hâl böyle olunca: © Muhterem Mahkemece davacı tarafından ileri sürülen sebeplerin sözleşmenin olağanüstü sebeple feshini gerektirecek nitelikte olmadığı kanaatinde olunması durumunda sözleşmenin feshi haklı sebebe dayanmayacağından davacının sözleşmenin feshi sebebiyle zararlarının tazmini yönünden talepte bulunmasının mümkün olmayacağının, Buna karşın Muhterem Mahkemece sözleşme ilişkisinin davacı tarafından sürdürülmesinin kendisinden beklenemeyeceği ve dolayısıyla feshin haklı sebebe dayalı olarak gerçekleştirildiği kanaatinde olunması durumunda sözleşmenin feshi haklı sebebe dayanacağından davacının sözleşmenin feshi sebebiyle kar mahrumiyeti talebinde bulunmasının mümkün olabileceğinin, ifade edilebileceği, Mahkemece sözleşmenin haklı sebebe dayalı olarak feshedilmiş olduğu kanaatinde olunması ihtimaline binaen talepte bulunulan kar kaybının hesaplanması suretiyle devam edilmesi durumunda ise bilirkişi incelemesinin yapıldığı günde davacı tarafça ticari defterler ibraz edilmediği, bunun yerine dava konusu olaya ilişkin birkaç fatura tercümesi ve ödeme belgelerinin tercümesi sunulduğu, Davacı vekilinin mail yoluyla gönderdikleri bilgi ve belgeler içerisinde davacı şirketin ticari defterlerinin bulunmadığının görüldüğü, bu yönü ile davacının sözleşmenin Her ne kadar ikinci şubenin açılması sözleşme uyarınca davacının bir edim yükümlülüğü kapsamında ise de şube açılmadığından ve sözleşme ilişkisinin sona ermiş olduğundan davacının 25.000,00-USD'lik bedelin iadesini talep edebileceğinin düşünüldüğü, Muhterem Mahkemece aksi kanaatte olunması durumunda davacının anılan bedelin iadesini talep etme hakkını haiz olmadığının ifade edilebileceği, Davacının, sözleşmenin 7-2 maddesinde kararlaştırılan, net satışın 65'ini oluşturan ve 24.05.2017 ilâ 31.08.2017 tarihleri arasını kapsayan ödemelerin iadesini talep ettiği, ancak davacının davalıya ödediği bu bedeller davacının, davalının marka hakkından istifade etmek suretiyle kazandığı bedellerin sözleşmede kararlaştırılan oranda ödenmesine ilişkin olduğundan bu bedellerin esasında davacının davalının marka hakkını aylık dönemlerde kullanması kapsamında (sözleşmenin haklı veya haksız feshinden bağımsız olarak) davalının elde edeceği alacak hakkı kapsamında olduğundan davacının, ödediği bu bedellerin iadesini talep etme hakkını haiz olmadığının düşünüldüğü, Muhterem Mahkemece aksi kanaatte olunması durumunda davacının anılan bedelin iadesini talep etme hakkını haiz olduğunun ifade edilebileceği, Dosyaya mübrez belgelerden taraflar arasındaki sözleşmenin olağanüstü fesih sebebine dayalı olarak sona erdirildiği buna gerekçe olarak ise “davalının sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklere aykırı hareket ettiği” nedenlere dayandırıldığı, ancak dosyada mevcut mesajlaşma kayıtlarından sözleşme ilişkisinin olumlu seyir içerisinde devam ettiği ve dolayısıyla sözleşme ilişkisinin davacı açısından sürdürülmesinin beklenemeyeceği olağanüstü bir durumun bulunmadığı hususu nazara alındığında sözleşmenin feshinin haklı sebebe dayanmadığının ifade edilebileceği; hâl böyle olunca: Muhterem Mahkemece davacı tarafından ileri sürülen sebeplerin sözleşmenin olağanüstü sebeple feshini gerektirecek nitelikte olmadığı kanaatinde olunması durumunda sözleşmenin feshi haklı sebebe dayanmayacağından davacının sözleşmenin feshi sebebiyle zararlarının tazmini yönünden talepte bulunmasının mümkün olmayacağının, Buna karşın Muhterem Mahkemece sözleşme ilişkisinin davacı tarafından sürdürülmesinin kendisinden beklenemeyeceği ve dolayısıyla feshin haklı sebebe dayalı olarak gerçekleştirildiği kanaatinde olunması durumunda sözleşmenin feshi haklı sebebe dayanacağından davacının sözleşmenin feshi sebebiyle kar mahrumiyeti talebinde bulunmasının mümkün olabileceğinin, ifade edilebileceği, Mahkemece sözleşmenin haklı sebebe dayalı olarak feshedilmiş olduğu kanaatinde olunması ihtimaline binaen talepte bulunulan kar kaybının hesaplanması suretiyle devam edilmesi durumunda ise bilirkişi incelemesinin yapıldığı günde davacı tarafça ticari defterler ibraz edilmediği, bunun yerine dava konusu olaya ilişkin birkaç fatura tercümesi ve ödeme belgelerinin tercümesi sunulduğu, Davacı vekilinin mail yoluyla gönderdikleri bilgi ve belgeler içerisinde davacı şirketin ticari defterlerinin bulunmadığının görüldüğü, bu yönü ile davacının sözleşmenin feshedildiği 01.08.2018 ilâ sözleşmenin sona erme tarihi olan 17.11.2021 tarihine kadar ki kar mahrumiyeti yönünden bir hesaplama yapılamadığı..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Tarafların itirazlarının değerlendirilmesi için bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır. 30.04.2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunun sonuç kısmında kök rapordaki kanaatlerin değişmediği belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı, bilirkişi heyetinden alınan önceki raporlar ve tarafların bilirkişi raporlarına karşı beyan ve itirazları ayrı ayrı değerlendirilmek kaydı ile uyuşmazlığın çözümü için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2023 tarih ve ... E.K. sayılı ilamı uyarınca taraflar arasındaki Whatsapp yazışmalarının eksik olarak değerlendirildiği, davacının sözleşmenin feshi ihbarı olarak nitelendirdiği e-postasının ise hiç değerlendirilmediği görülmüştür. Buna göre, mahkemece ek rapor veya yeni oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor aldırılarak, tarafların iddia ve savunmalarının karşılanarak, taraflar arasındaki Whatsapp yazışmaları, e-posta yazışmaları ve sair iletişim yoluyla davacının davalıya sözleşmenin uygulanması konusundaki eksiklikleri bildirip bildirmediğinin, davalının sözleşme gereği üstlendiği yükümlülükleri eksiksiz olarak yerine getirip getirmediğinin denetime elverişli şekilde tartışılarak, davalının sözleşme gereği yapmış olduğu 50.000 USD tutarındaki ödemenin iki restoran için olduğu ancak tek bir restoran açılması karşısında davacının iade hakkının kapsamının tespiti hususunda farklı bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiştir. 02.10.2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç kısmında "...Dosyada sunulu 10.02.2019 tarihli Ek Bilirkişi Raporunda teknik açıdan yapılan değerlendirmelerin geçerliliğini koruduğu, bu tespitlere yönelik yeniden değerlendirmeyi gerekli kılacak güçlü itirazların söz konusu olmadığı, 2) Taraflar arasındaki Whatsapp yazışmalarında sözleşmeye ilişkin yapılması gerekenleri veya şikayetleri davacı yanın zaman zaman dile getirdiği, bununla birlikte e-posta yazışmalarında sözleşmeye göre davalı tarafından yapılması gereken yemek menüsü, broşür, poster, dekor işlerini davacıya göndermediği, davacının bu işlemleri kendisinin ...'dan tedarik ettiğinin anlaşıldığı, 3) Taraflar arasındaki 17.11.2016 tarihli İmtiyaz Hakkı Sözleşmesinin 17,3/2, 3/3 ve 4.2 maddeleri gereğince davalının yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğinin söylenemeyeceği, bu hükümler uyarınca eksikliklerinin bulunduğu, bu eksikliklerin franchise sözleşmesine konu iş bakımından esaslı unsur olarak değerlendirilebileceği, 4) Taraflar arasında yapılan sözleşmenin 7/1 maddesine göre davacının iki bayilik hakkını vermesi karşılığında davalıya 50.000,00 USD'nin ödenmiş olduğu, ancak sadece bir bayilik verilmiş olduğu, somut olayda tek bir restoran açıldığından franchise bedelinin yarısı olan 25.000,00 USD'nin davalı tarafından davacıya iade edilmesi gerektiği, diğer açılan restoran bakımından sözleşmenin yürürlükte olduğu süre bakımından 16.493,11-USD'nin davalı tarafından davacıya iade edilmesi gerektiği, 5) Davacı tarafından sözleşmenin haklı sebeplerle feshedilmesine hükmedilmesi halinde davacı tarafından ödenmiş olan 6.537,00 USD'nin kusur oranında olmak üzere %50 si olan 3.268,50 USD'nin davalı tarafından iade edilmesi gerektiği, mahkemenin davacının sözleşmeyi haklı sebeplerle feshetmediği sonucuna varması halinde ise davalının bu kapsamda iade etmesi gereken bir tutarın bulunmayacağı, 6) Davacı tarafından sözleşmenin haklı sebeplerle feshedilmiş olduğuna hükmedilmesi halinde davacı tarafın eğer varsa yoksun kalınan kazancını talep edebileceği ancak yoksun kalınan kazanca ilişkin tazminat hesaplamalarında, davalının yaptığı haksız fiil ve eylemler nedeniyle zararın ortaya çıktığının makul, kabul edilebilir bir kesinlikle ispatlanması gerektiği, bu konuda davacı tarafından dosyaya sunulu kanıtların bulunmadığı, 2016 ve 2017 yılına ilişkin Gelir Beyannamelerinin buna yeterli olmadığı, yukarıda açıklandığı üzere bu kapsamda yürürlükte olduğu süre bakımından 16.493,11 ve 3.268,50 USD'nin davalı tarafından davacıya iade edilmesinin uygun olacağı..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi sonucunda taraflar arasında 17.11.2016 tarihli İmtiyaz Hakkı Sözleşmesi (Franchise) düzenlendiği konusunda herhangi bir ihtilaf bulunmadığı anlaşılmaktadır. Sözleşme'de Davalı birinci taraf, Davacı ise ikinci taraf olarak belirlenmiş ve Sözleşme'nin 7. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, taraflar iki bayilik açılması karşılığında ikinci tarafın birinci tarafa toplam 50.000 USD nakden ve defaten ödemesini kararlaştırmıştır. Nitekim, huzurdaki uyuşmazlıkta anılan ödemenin yapıldığına dair de taraflar arasında bir ihtilaf söz konusu değildir. Davacı taraf, iki bayilik açılması için ödeme yapmasına rağmen sadece bir bayilik açıldığını ileri sürmüş olup bu husus da az evvel değinilen konular gibi dosya kapsamı itibarıyla tartışmasızdır. Dolayısıyla, somut olayda açıklığa kavuşturulması gereken husus, davacının İmtiyaz Sözleşmesi'nin feshine ilişkin bildirimin haklı olup olmadığının açığa kavuşturulması gerekmektedir. Mahkememizin 31.12.2020 tarihli ve 2019/239-2020/816 E.K. sayılı kararıyla davacının fesih isteminin haklı olmadığı değerlendirilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 22/02/2023 tarihli ve ...E.K. sayılı ilamı ile mahkememiz kararı kaldırılmış; fesih sürecinde taraflar arasındaki e-posta ve mesajlar da dikkate alınmak suretiyle hüküm kurulması ve ayrıca kararlaştırılan iki işletmeden birinin hiç faaliyete geçmediği hususunun gözetilmesi gerektiğine vurgu yapılmıştır. Bu çerçevede, istinaf ilamı sonrasında yapılan yargılama ve delil değerlendirmesi neticesinde, davacının işletmenin açılması ve faaliyetine ilişkin eksiklikleri davalıya e-posta ve mesaj yoluyla bildirdiği, tarafların süreç içinde iletişim halinde oldukları, davalının hazırlaması gereken menü, broşür vb. teknik materyalleri davacıya teslim ettiğinin dosya kapsamından anlaşılamadığı, dolayısıyla davalının Sözleşme'nin 3.,4. ve 17. maddesinde öngörülen yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğinin kabulünün mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda davacının sözleşmenin feshi bildiriminde haklı olduğu değerlendirilmiştir. Davacının fesih bildiriminde haklı olması nedeniyle, davalıya ödemiş olduğu 50.000,00 USD ücretin hiç faaliyete geçirilmeyen işletme yönünden tamamının (25.000,00 USD), diğer işletme yönünden ise fesih tarihinden sonraki kısmın (16.493,11 USD) iadesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Buna ek olarak, davacı tarafından, anılan Sözleşme'nin 7. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca, davalının satıştın net %5 tutarında davacıya ödeme yapması kararlaştırılmıştır. Bilirkişi marifetiyle yapılan incelemede yapılan toplam satışlara göre 6.537,00 USD hakediş bulunduğu hesaplanmıştır. Mahkememizce, uyuşmazlığın bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda davacının sözleşmeyi feshetme konusunda haklı olduğu değerlendirilmekle birlikte davacının da bir kısım yükümlülüklerini yerine getirme konusunda tam ve kusursuz davrandığını ortaya koyamadığı değerlendirilmiş ve sözleşme kapsamında talep ettiği bedelden takdiren yarı oranında indirime gidilmiştir. Öte yandan, her ne kadar davacı tarafından kar kaybı isteminde bulunulmuş ise de bu talebinin ispatlanamadığı, kârlılığın ortaya konulamadığı anlaşıldığından bu istem yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Sonuç olarak, davanın kısmen kabulüne, hesaplanan alacak kalemleri toplamı olan 45.161,61-USD'nin 22.08.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince T.C. Merkez Bankası'nın 1 yıl vadeli USD mevduata verdiği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile; A.Tazminat isteminin KISMEN KABULÜNE, 45.161,61-USD'nin 22.08.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince T.C. Merkez Bankası'nın 1 yıl vadeli USD mevduata verdiği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine, B. Kar kaybı isteminin reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden alınması gereken 18.030,53-₺ nispi harçtan peşin alınan 9.924,08-₺ harcın mahsubu ile bakiye 8.106,45-₺ nispi karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 54.000,00-₺ bilirkişi ücreti, 389,00-₺ tebligat posta gideri olmak üzere toplam 54.389,00-₺ üzerinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 24.562,94-₺ ile 9.974,88-₺ harç gideri olmak üzere toplam 34.537,82-₺ yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 70,00-₺ tebligat posta gideri üzerinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 38,39-₺ yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden karar tarihindeki TCMB USD efektif satış kuru esas alınmak suretiyle davacı vekili lehine hesaplanan 235.312,60-₺ nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden dava tarihindeki TCMB USD efektif satış kuru esas alınmak suretiyle davalı vekili lehine hesaplanan 51.281,35-₺ nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi gereğince ilgili tarafa iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/12/2024 Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2019/239, K. 2020/816, T. 22.08.2018, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2019-239-e-2020-816-k-7b15948026e6