İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/134 E. 2019/813 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/134
- Karar No
- 2019/813
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/134 Esas KARAR NO : 2019/813
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/03/2018 KARAR TARİHİ : 05/12/2019
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari bir ilişki olduğunu, bu ticari ilişkiye istinaden müvekkili şirketin davalı şirkete mal satışı ve teslimi gerçekleştirdiğini, bu mallar hakkında 2 adet fatura düzenleyerek malları davalıya teslim ettiğini, müvekkiline alacağına ilişkin olarak davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu sebeple alacağın tahsili için söz konusu faturaların Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konulduğunu, davalı şirketin borca ve ferilerine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, davalı tarafın kötü niyetli olarak malvarlığını kaçırmakta olduğunu, dava sonunda verilecek karar bakımından müvekkilinde daha fazla mağduriyet yaşanmaması için ihtiyati haciz kararı verilmesi, borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazının iptalini, davanın kabulü ile itirazın kaldığı yerden devamına karar verilmesini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP . Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde, müvekkiline ait olan şirketin ... olup, müvekkiline ait turizm faaliyet gösteren dükkanları bulunduğunu, davacı firmayı hiç tanımadığı gibi hiçbir ticari faaliyeti de bulunmadığını ve hiçbir alışverişleri olmadığını, 2016 yılında müvekkiline ait şirkete yönelik yapılan icra takibine süresinde itiraz ettiklerini, davacı tarafın dilekçesinde müvekkiline irsaliye faturası teslim ettiğini beyan etmiş ise de, müvekkilinin herhangi bir mal siparişi olmadığını, kime teslim etmiş ise kimle anlaşmış ise mahkemeye bildirmesi halinde o kişi hakkında ve müvekkiline haksız yere icra takibi yapan şirket hakkında suç duyurusunda bulunulacağını, bu sebeplerle davanın reddini, davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dosyada tüm deliller toplanmış Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyası celp edilmiş ve tarafların defterleri üzerinde inceleme yaptırılmak üzere dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu ... tarihli raporda, davacının icra takibine dayanak olan faturaları 2016 yılında imza üstte açık olarak düzenlediği ve ticari defterine veresiye alacak olarak intikal ettirdiğinin tespit edildiğini, davacının davalı adına düzenlediği faturaların davalıya tebliğ edildiğine dair dosyada bir belge mevcut olmadığından, fatura muhteviyatı ürünlerinde teslim edildiğine dair bir incelmee ve tespit yapılamadığını, davacının resmi kayıtlarında ... tarihi itibariyle davalıdan ... TL asıl ve ... TL faiz olmak üzere toplam ... TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, davacının, 2016 yılına ait yevmiye defterlerinin TTK'nın 64 ve 65 maddesine uygun olarak tutulduğunu, e defter açılış ve kapanış beratlarının yapıldığını, dolayısıyla bütün defterlerin kapsamının birbirini doğruladığını, sahibi lehine delil olduğunun anlaşıldığını, davalının 2016 yılına ait ticari defterlerini incelemeye ibraz etmediğini, mahkemece inkar tazminatına hükmedilmesi halinde davcının alacağının likit olduğu görüş ve kanaatini bildirir rapor sunmuştur. Dosya ek rapor aldırılmak üzere tekrar bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişinin mahkememize sunduğu ... tarihli ek raporda, davalı tarafından incelemeye ibraz edilne ticari defterler incelenmiş ve davalının ticrai defterinde dava konusu faturaların kayıtlı olmadığının tespit edildiğini, ancak davalının 2016 yılında sigortalı çalışanlarının listesi ile BA föyleri dosyada mevcut olmadğı için irsaliyede imzası olan kişilerin şirket çalışanı olup olmadığı ve dava konusu faturaların davalı tarafından BA föylerinde bildirilip bildirilmediği doğrultusunda bir inceleme yapılamadığını bildirmiştir. Eksik hususlar tamamlanarak alınan ... tarihli bilirkişi ek raporunda, davalı şirketin 2016 yılında vermiş olduğu BA formunda, dava konusu faturaların olmadığı, düzenlenen sevk irsaliyesinde teslim alan kısmında ismi olan, .../... ve ... ... isimli kişilerin davalı şirket çalışanı olduğuna dair bir tespit yapılamadığını bildirmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava; ticari satımdan doğan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İİK. 67/1. Maddesinde: "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." düzenlemesi mevcuttur. Davanın bir yıllık hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraflar arasında mal satım sözleşmesi bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/8902 E. 2016/211 K. Sayılı emsal içtihadında "Dava, faturadan kaynaklanan satış nedeni ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptaline ilişkindir. Davacı satıcı, mal teslimini kanıtlamak zorundadır. Davada münhasıran karşı tarafın defterlerine dayanılmamıştır. Davacının kendi defterlerindeki kayıtlar dayanak belge ile doğrulanmadığı sürece mal teslimi hususunda tek başına delil olarak kabul edilemez. Mahkemece, ispat yükünün davacıda olduğu kabul edilerek, davacının teslime ilişkin kanıtları toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir." şeklinde belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu yukardaki emsal içtihat ile birlikte değerlendirildiğinde; takibe konu faturanın davacının ticari defterlerinde yer aldığı, ancak davalının ticari defterlerinde yer almadığı, dava konusu irsaliyeli faturada imzası bulunan şahısların Sgk dan gelen müzekkere cevabına göre davalının çalışanı olmadığı, mal teslimine ilişkin yemin deliline başvurulmuş ise davalı şirket yetkilisinin yeminli beyanında sözleşmeyi ve mal teslimini reddettiği, mal teslimine ilişkin başkaca bir yazılı ve kesin delile de dayanılmadığı, davacının dava konusu fatura muhteviyatı mal veya hizmeti verdiğini ispatlayamadığı hususları mahkememizce sabit görülmekle davacının ispatlanamayan davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.4.2005 tarih 2005/19-286 E. 2005/268 K. Sayılı ilamında "Dosya kapsamı ve somut olayın özellikleri göz önüne alındığında; davacı/alacaklının takibe konu alacağının varlığını usul hukuku kuralları çerçevesinde kanıtlayamadığı; ancak, icra takibine kötü niyetli olarak giriştiğini kabule elverişli herhangi bir delilin ise bulunmadığı açıktır. Diğer taraftan, davalı da, somut olayda davacının icra takibinde kötü niyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır. İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinde düzenlenen ve uygulamada “kötüniyet tazminatı” olarak adlandırılagelen tazminat türü, sadece ve ancak, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, İ.İ.K.nun 67. maddesi anlamında “haksız” ise de, kötüniyetli olarak kabul edilebilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur." belirtildiğinden ve somut olayda davalı taraf reddedilen miktar yönünden davacının kötü niyetini ispatlayamadığından bu talebin reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL harçtan peşin alınan ... TL nin mahsubu ile fazladan alınan ... TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACIYA İADESİNE, 4-Yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre, ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE, 5-Davacının iş bu dava nedeniyle yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Tarafların yatırmış olduğu ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde TARAFLARA İADESİNE, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/12/2019
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır