İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2017/765 E. 2018/2888 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2017/765
Karar No
2018/2888
Karar Tarihi

T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/46 Esas KARAR NO : 2023/925 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVA : Tazminat (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/01/2022 KARAR TARİHİ : 05/12/2023 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/12/2023 ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/15 Esas sayılı dosyasında davalılar ...ve mesleki sorumluluk sigorta şirketi olan ... Sigorta şirketine karşı açılan dava ile davalı ... hakkında açılan dava farklı vekalet sözleşmelerinden kaynaklanmakla; davalı ... hakkında açılan davanın tefrikine karar verilerek yukarıda belirtilen sıraya kaydı yapılmış olup; yapılan yargılama sonunda karar verildi; DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle, 21.12.2016 tarihinde, saat 10:00 civarlarında; Kırıkkale ili, Balışeyh ilçesi, İzzettin Köyü'nde bulunan İzzettin Tren İstasyonu'nda, tren teşkil işçisi olan müvekkil ...'in sol eli, vagonun kapak kancası ile tampon sonrası yerinden kayan TANAP boruları arasında kalmış ve sol el bileği ciddi şekilde yaralandığını, meydana gelen kaza sonrasında iş arkadaşları tarafından ilk müdahale yapılmış ardından sağlık ekipleri, Kırıkkale Tıp Fakültesi Hastanesi'ne götürdüğünü, 14.02.2017 tarihinde müvekkili, Yerköy Noterliği 0891 Yevmiye Numarasıyla, Av. ...'e bu kazadan dolayı haklarını tazmin edebilmek için vekaletname verdiğini, yani müvekkili tarafından, 14.02.2017 tarihinde ...'e avukat tayin edildiğini, 23.03.2017 tarihinde ..., kaza ile ilgili Tahkikat Dosyası hazırladığını, 31.03.2017 tarihinde... Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin 1175 numaralı heyet raporuna göre "Radius Alt Uç Kırığı" teşhisi konulduğunu, 07.12.2017 tarihli ve 86384 sayılı dilekçe ile Av. ..., ...'ye başvuruda bulunduğunu, 13.12.2017 tarihinde, Av. ..., ... 14. İş Mahkemesi 2017/765 E. Sayılı dava ile müvekkili lehine iş kazası davası açtığını, görevsizlik kararı gelmesi üzerine, Av. ..., bu davaları daha iyi bildiğinden bahisle müvekkili ile iletişim kurduğunu, Av. ..., Av. ...'in azledilip, kendisine vekalet verilmesini istediğini, 06.03.2018 tarihinde müvekkili ..., Av. ...'i azlettiğini, yine 06.03.2018 tarihinde müvekkili ..., Av. ...'e vekaletname verildiğini, 06.03.2018 tarihinde de ... ve Av. ...arasında "Avukatlık Sözleşmesi" imzalandığını, Av. ..., 03.05.2018 tarih ve 37902 sayılı başvuru ile ...'ye başvuru yaptığını, ...'den, aslında bu başvuruya gerek olmadan, idare mahkemesine dosyanın gönderilmesi gerekirken, Av. ...gereksiz bir başvuruda bulunduğunu, 09.08.2018 tarihinde... Üniversitesi Tıp Fakültesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nde 166 nolu Engelli Sağlık Kurulu Raporu alınmış ve müvekkilinin sürekli %55 engel oranı tespit edildiğini, Av. ..., 03.05.2018 tarih ve 37902 sayılı başvuru ile 120 gün içinde dava açması gerekirken, yine davayı açmadığını, zira idari yargılarda, idareye başvuru üzerine, 60 gün içinde cevap verilmezse, gelecek 60 gün içinde dava açılması gerektiğini, ancak ..., zamanında dava açmadığını, Av. ..., 24.09.2018 tarih ve 76076 sayılı başvuru ile yine ...'ye başvuru yaptığını, nihayet, 03.12.2018 tarihinde, ...; ... 6. İdare Mahkemesi 2018/2512 E. Sayılı dosya numarası ile tam yargı davası açıldığını, ancak Av. ..., bu davayı da yetkisiz yerde açtığını, ... 6. İdare Mahkemesi 2018/2888 K. İle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın...'de görülmesi gerektiğini...'ye giden dosya... İdare Mahkemesi 2018/493 E. Numarasını almış ve 2019/177 K. Sayılı kararı ile 21.05.2019 tarihinde süre aşımından reddine, karar verildiğini, bu süre ret kararı Av. ...'e tebliğ olunduğunu, 08.07.2019 tarihinde Av. ..., istifa ettiğini, Av. ..., bu kararın istinaf süresi içinde istifa etmiş ve bu kararı da istinaf etmediğini, Kırıkkale İdare Mahkemesi ise, gerekçeli kararı değil avukatın istifasını müvekkile tebliğ ettiğini, Kırıkkale İdare Mahkemesi'nin kararı istinaf edilmediği için 26.11.2019 tarihinde kesinleştiğini, ancak müvekkilinin %55 olan iş gücü kaybından dolayı içini biraz ferahlatabileceği tazminat, avukatların üst üste hataları ve sorumsuzlukları yüzünden, kaybolduğunu, 16.08.2021 tarihinde müvekkili, her ihtimale karşı Av. ...'i de azlettiğini, 14.09.2021 tarihinde, kesinleşen... İdare Mahkemesi kararı yine de istinaf edildiğini, ayrıca, 23.09.2021 tarihinde ...'ye yine bir başvuru yapıldığını, Av. ...'in Mesleki Sorumluluk Sigortası Olmasından dolayı, Ticari Dava Şartı Arabuluculuk Makamına başvurulduğunu, bu sebeple 13.09.2021 tarihinde Anadolu Sigorta'ya başvurulduğunu, 08.10.2021 tarihinde, davalıların tümüyle "ANLAŞMAMA" şeklinde arabuluculuk tutanağı tanzim edildiğini, taraflar farklı şehirlerde olduğu için e-imza ile tutanağın imzalandığını, müvekkilin %55 işgücü kaybı raporu olmasına rağmen, tazminat hesabına esas alınacak kusur raporu olmadığını, bu sebeple öncelikle, kusur raporunun alınması gerektiğini, Avukatların görevlerini özen ve doğruluk içinde yerine getirmekle yükümlü olup, bu yükümlülüğüne aykırı davranması halinde avukatın hukuki sorumluluğunun gündeme geldiğini, Hülasa, özen ve doğruluk içinde görevini yerine getirmeyen avukat, bundan doğacak zarardan sorumlu olacağını, bu zararın kapsamı, dava sonucunda hükmedilecek tazminat miktarı olacağını, hem kusur raporu hem bilirkişi hesabı olmadığı için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, gerekli raporlar geldikten sonra maddi tazminat miktarı arttırılmak üzere, şimdilik 10 TL'lik maddi tazminat taleplerinin bulunduğunu, davalı vekiller, hem davayı takip etmedikleri gibi hem de davaları yanlış mahkemelerde dava açtığını, ayrıca davalı ..., müvekkiline hiçbir haber vermeden davadan da istifa ettiğini, davalıların kusurlu oldukları izahtan vareste olduklarını, müvekkilinin maddi tazminatına esas alınacak hususların Tedavi giderleri, Geçici İşgöremezlik Zararı, Sürekli Maluliyet Zararı, İş Kazası sonrası çalışma koşullarında esaslı bir değişiklik yapılmasından kaynaklanan maaş farkı İş kazası sebebi ile müvekkili eski haline dönemediğini, ciddi tedavi süreçlerinin atlatıldığını, kalıcı sakatlığı sebebi ile hem "efor kaybı" yaşadığını hem de maddi ve manevi zarara uğradığını, müvekkili hala idarede sözleşmeli memur olarak çalıştığını, iş kazası sonrası iş yerinde çalışma koşullarında esaslı bir değişiklik yapılmış olup, müvekkilinin ücretinde düşüş meydana geldiğini, çalışma koşullarının değişikliği yoluna gidilmesi şartları müvekkili ile konuşulup anlaşılmadan uygulandığını, müvekkilinin gelirinin düşürüldüğünü, söz konusu elim kaza nedeniyle müvekkili zor zamanlar geçirdiğini, elini kullanamadığını, bu süreçte çalışamaması ve en önemlisi kalıcı bir şekilde hasara uğramasından dolayı manevi acı ve ızdırap çektiğini, ödenecek hiçbir tazminat müvekkilinin sakatlanan elini geri getiremeyeceğini, her şeye rağmen bir ömür boyu taşıyacak olduğu kalıcı sakatlığını bir nebze olsun dindirmek için 20.000 TL manevi tazminatın faiziyle davalılardan alınarak müvekkiline verilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olacağını, tüm bu nedenlerle re'sen nazara alınacak nedenlerle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; müvekkilinin kazadan kaynaklanan muhtemel alacaklarına istinaden, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 20.000 TL manevi, 10 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkile iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile diğer davalılar arasında müteselsil ve müşterek bir borçluluk ilişkisi bulunmadığını, bu davada aslında iki ayrı dava olduğunu, davacı ile müvekkili arasındaki sözleşme ile diğer davalılarla davacı arası ilişki farklı sözleşmelere tabi olduğunu, bu nedenle davanın tefrik edilmesine karar verilmesini, HMK 166. Maddesinin 4.fıkrasında davalar arasında bağlantı var sayılması için "Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır." demekle birlikte olayda taraflar arasında sorumluluk farkı nedeniyle etkilenmeleri olanaksız olduğu gibi, farklı sözleşmelerden dolayı sorumlulukları iddia edildiği için hukuki ilişki de farklı olarak karşılarına çıktığını, zira davacının da iddia ettiği gibi, davacı kendi hukuki başvuru yollarından ilki daha kesinleşmeden müvekkilini azletmiş, daha sonraki süreç diğer davalı ile sürdüğünü, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğunun değerlendirilmesi ile diğer davalıların sorumlulukları farklı olması gerektiğini, davalı sigorta şirketi de müvekkilinin sigortalı olduğu sigorta şirketi olmayıp diğer davalının sigortalısı olduğu sigorta şirketi olduğunu, davacı taraf, dava dilekçesinde hem diğer davalılar ile hem de müvekkili ile arasındaki hukuki ilişkiyi tarihsel bir sıralama ile belirtirken açıkça ve net, anlaşılır bir biçimde iki ayrı avukatlık sözleşmesi bulunduğunu belirttiğini, ilki, yaşadığı üzücü beden tamlığı ihlali nedeniyle ...'ye karşı dava açılması için müvekkili ile yaptığı avukatlık sözleşmesi, ikincisi ise diğer davalı ...'in telkini ve zorlaması ile müvekkilini azletmesi sonucu ...ile yaptığı avukatlık sözleşmesi olduğunu, her iki avukat da farklı, hatta ...'in Avukatlık Meslek Kurallarına ve Avukatlık Kanunu'na açıkça aykırı şekilde haksız fiil niteliğinde azletme azmettirmesi davacı ile müvekkili arasındaki sözleşmeden dolayı zarara uğrayıp uğramaması olgusu ile diğer davalıların avukatlık hizmetini gereği gibi ifa edip etmedikleri, haksız istifa edip etmediği gibi konular tamamen ayrı sözleşmelere bağlı ve ayrı ayrı değerlendirilecek konular olduğunu, müvekkil ile ...'in birlikte hareket etmesi söz konusu olmadığı için, ki büro ve faaliyetleri tamamen bağımsız bir birini tanımayan ancak ...'in haksız bir şekilde müvekkiline gıyaben kötülediğini, husumet söz konusu olduğunu, müteselsil ve müşterek bir borç ilişkisi söz konusu olmadığını, iki ayrı sözleşme iki ayrı hukuki ilişki olduğunu, davacı tarafa karşı müvekkilinin maddi ve manevi hiç bir sorumluluğu olmadığı açık olduğunu, bununla birlikte aksi kanaat hasıl olursa, bu koşulda davacının ... ile olan iş ilişkisindeki kusur durumu yani iş kazasında davacının etkisi, bununla birlikte SGK tarafından davacıya bağlanmış sakatlık aylığı olup olmadığı da araştırılması gerektiğini, varsa peşin sermaye değeri hesaplanacak tazminattan düşülmesinin gerektiğini, ayrıca malullük nedeniyle ek ödeme yapılıp yapılmadığı da işveren kurumundan sorulması gerektiğini, ayrıca davacının kusuru da tespit edilerek zarardan düşülmesinin gerektiği, ayrıca, davacı memur ise nakti tazminat alıp almadığı ...'den sorulması gerektiğini, ... tarafından nakti tazminat ödenmiş ise bu durumda manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi gereğince manevi tazminat alacağının karşılandığı kabul edilmesinin gerektiğini, davacının sakatlığı iddia edilmiş olmakla birlikte olay ile illiyet bağı, tüm bedene etkisi ayrı ayrı tespit edilmesinin gerektiğini, ayrıca bu konuda Adli Tıp İhtisas Kurulu'na sevkinin yapılmasını, davacının dava öncesinde tedavisini aksatıp aksatmadığı, gerekli tedavileri görmekten imtina edip etmediği de özellikle müterafik kusur değerlendirmesi için araştırılmasının gerektiğini, Sağlık Bakanlığı'ndan uğradığını iddia ettiği iş kazası ile dava tarihi arasındaki tüm tedavilerine dair kayıtların getirilmesinin gerektiğini, talep edilen manevi tazminat hem haksız hem de fahiş olduğunu, zenginleşme kastı taşıdığını, müvekkilini azleden davacının olduğunu, müvekkilinin davacıyı hukuki mücadelesinde yalnız bırakmadığını, davacı müvekillini azil ile terk ettiğini, belirtilen tüm bu hususlar nedeniyle dava usul ve esastan kaynaklanan nedenlerle reddedilmesinin gerektiğini, davacıya karşı haksız azli nedeniyle alacak haklarımız saklı olduğunu, resen tespit edilecek nedenlerle öncelikle davanın 14.01.2022 tarihli 2 nolu ara karardan rücü edilmesine, davanın müvekkili yönünden tefriki ile ayrı bir dosya ile görülerek görev yönünden usulden reddine, ayrıca davanın zamanaşımı, hak düşürücü süre yönünden reddine, davanını esastan görülmesi halinde de esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMEMİZİN GÖREVİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Mahkememizin 2022/15 Esas sayılı dosyasında davalılar ...ve mesleki sorumluluk sigorta şirketi olan ... Sigorta şirketine karşı ve davalı ... hakkında vekalet sözleşmesinden kaynaklı tazminat davası açılmıştır. Her iki avukat olan davalı hakkında birlikte dava açılmış ise de; tarafların ayrı vekalet sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal edildiğinden tazminat talep edilmektedir. Davalılardan ...ile birlikte mesleki sorumluluk sigorta şirketi birlikte dava edildiğinden ve sigorta hukukundan kaynaklanan mutlak ticari dava olduğundan yargılama yapılarak mahkememizce davalı ...ve mesleki sorumluluk sigorta şirketi hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir. Diğer davalı olan avukat ... hakkında açılan davanın, ayrı vekalet sözleşmesinden kaynaklandığı, her avukatın sorumluluğunun ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, her iki dosyanın birlikte görülmesinde hukuki yarar olmadığından ve görev hususu da gözetilerek davalı vekilinin talebi de gözetilerek tefrik kararı verilmiştir. Davalı ... hakkında açılan davanın vekalet sözleşmesinden kaynaklı tazminat davası olduğu, tarafların tacir olmadığı ve ticari işletmeleri ile ilgili bir dava olmadığından mahkememiz görevli olmadığından aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, dosyadaki kanıtlara göre; 1-Taraflar arasındaki uyuşmazlık hakkında yargılama yapmaya Asliye Hukuk Mahkemesi görevli bulunduğundan HMK'nın 114/c maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE , 2-HMK 114/c maddesi gereğince görev dava şartı olduğundan, anılan yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, 3-Kararın taraflarca kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde, kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize müracaatı halinde dava dosyasının görevli ... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 4-Yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/12/2023 Katip ... e-imzalıdır. Hakim ... e-imzalıdır. *

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2017/765, K. 2018/2888, T. 14.01.2022, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2017-765-e-2018-2888-k-8faf7a213de8