İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2016/2770 E. 2017/4937 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2016/2770
Karar No
2017/4937

T.C. ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DOSYA NO : 2019/564 KARAR NO : 2020/688 DAVA : TAZMİNAT (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/10/2019 KARAR TARİHİ : 23/12/2020 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen Tazminat (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davalı bankanın ... hesap nolu müşterisi olduğunu, kendisine bir adet hesap kartı tanımlandığını, müvekkilin rızası ve bilgisi dışında hesap kartı kullanılmak suretiyle hesabından, ... tarihinde arka arkaya ....-TL, ....-TL ve ....-TL’lik para çekim işlemleri gerçekleştirildiğini, bu para çekim işlemlerini internet bankacılığı üzerinden fark eder etmez, aynı gün (... tarihinde) bankaya bu işlemlerin kendisi tarafından gerçekleştirilmediği, rızası dışında olduğunu hususunun bildirilerek parasının hesabına iadesini istediğini, davalı bankadan olumlu yanıt alınamadığını, parasının da hesabına iade edilmediğini, ayrıca, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, yürütülen soruşturma sonunda müvekkilinin hesap kartından para çekilen pos cihazının sahibinin ... olduğunun tespit edilerek onun hakkında Antalya ... Asliye Ceza Malıkemesi’nin ... E. sayılı dosyasında kamu davası açıldığını, müvekkili firmanın hesap kartından paranın çekildiği pns cihazının ... BANK tarafından ...‘e (...) verildiği, Pos cihazının tanımlı olduğu adresin “..." olduğu, ... BANK, ...’ in kendine verilen pos cihazını kullanarak, müvekkilin hesap kartından, ... tarihinde arka arkaya, ....-TL, ....-TL ve ....-TL çekim işlemi yaptığı ve bu çekim işlemlerinin sifresiz gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, ... (...) ... savcılık aşamasındaki savunmasında, müvekkili firma yetkilisini tanımadığını, kendinin pos cihazının olmadığını, kesinlikle kimsenin kartından para çekmediğini ifade ettiğini, bankaların, müşterilerinin hesabındaki paraların güvenliğini sağlamakla ve bu hususta gerekli olan tüm tedbirleri almakla yükümlü olduklarını, bankaların bu konuda objektif sorumlulukları bulunduğunu, ... BANK’m savcılık dosyasına vermiş olduğu cevaptan da anlaşılacağı üzere, bunca yüklü tutarların hesaplarından çekilirken şifre dahi istenmediğini, oysa bunca yüklü tutarların pos cihazından çekilmesi işleminde şifre kullanılmasının zorunlu olduğunu, “kısa mesajla” bildirimde bulunması gerekirken, bu yükümlülüğün de yerine getirilmediğini, arabuluculuk işlemlerinin olumsuz sonuçlandığını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, ... TL’nin ... tarihinde itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevabında; Müvekkil Banka tarafından davacının söz konusu başvuru üzerine konunun araştırıldığını, davacının hesabından yapılan işlemlerin kendisi tarafından belirlenen ve sadece kendisi tarafından bilinebilecek olan şifre (PİN Kodu) girilerek gerçekleştirildiğini, kartın kopyalandığına dair herhangi bir bulguya rastlanmadığını, bu nedenle davacının itirazının olumsuz sonuçlandırıldığını, anlaşılmıştır. davacının dava konusu işlemlerden dava dilekçesinde kendisinin de belirttiği üzere işlemlerin gerçekleştiği tarih olan ... tarihinde haberdar olduğunu, Türk Borçlar Kanunun 72. maddesine göre davacının tazminat isteminin zamanaşımına uğradığını, talepte bulunulabilmesi için zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak İKİ YIL içerisinde talepte bulunması gerektiğini, oysaki davacı davaya konu işlemlerden ... tarihinde haberdar olunmasına rağmen, davanın ... tarihinde açıldığını, ayrıca söz konusu işlemlerin bizzat davacının kendisinin belirlediği ve sadece ve sadece kendisinin bilebileceği PIN kodu girilmek sureti ile gerçekleştirildiğinden ayrıca müşteriye mutlaka SMS atılması yönünde bir uygulama bulunmadığı gibi SMS atılmasını zorunlu kılan yasal bir gerekliliğin de mevcut olmadığını, kaldı ki davacı ile müvekkili banka arasında imzalanan ... tarihli Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesinin "Banka Kartlarının Kullanımı" başlıklı 22. Maddesinde yer alan "Banka kartını ve şifresini özenle muhafaza edeceğini, üçüncü kişilere vermeyeceğini ve Banka kartının ve/veya Şifresinin kullanılması suretiyle gerçekleştirilen işlemlerin kendisi tarafından yapılmış sayılacağını, aynı şekilde tüzel kişilere verilen Banka kartlarında da Banka kartı ve/veya Şifre kullanılması suretiyle yapılan işlemlerin yetkili kişiler tarafında yapılmış sayılacağını, kartın üçüncü kişiler tarafından kullanılması nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olacağını..." kabul, beyan ve taahhüt ettiği yönündeki düzenleme de bu hususun sözleşmesel olarak ispatı niteliğinde olduğunu, öte yandan POS cihazı ile gerçekleştirilen işlemlerin İstanbul'da olduğu, davacının Antalya'da yaşadığı, Bankamatik kartının menkul niteliğinde olduğu, başka birisine teslim edilebileceği ve mutlaka hesap sahibi ile aynı ilde olmak zorunda olmadığı, bu kapsamda davacının Antalya'da bulunduğundan bahisle İstanbul'da işlem gerçekleştiremeyeceğinin ileri sürülüp sözde zararlardan müvekkili bankanın sorumlu tutulmasını anlayamadıklarını, kusursuz sorumluluk iddialarını da kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava; bankacılık işlemlerinden kaynaklanan zararın (haksız fiil) tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında (Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesinden kaynaklanan) ticari ilişkinin varlığı tartışma konusu değildir. Çözümlenmesi gereken sorun, taraflar arasında imzalanmış bulunan Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi gereği davalının hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı, diğer bir anlatımla bankacılık hizmeti sunulurken dava dilekçesinde anlatılan olayda davalı bankanın kusurunun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı banka olayın üzerinden 2 yıl geçtiğini ve TBK.nun 72.maddesi gereğince talebin zamanaşımına uğradığını iddia etmektedir. Ancak aynı maddenin 1.fıkrasında, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır, hükmü bulunmaktadır. Davacı konusu suç teşkil eden bir haksız fiilden dolayı zarara uğradığını iddia etmektedir. Söz konusu eylem 5237 sayılı TCK.nun 245. Maddesinde düzenlenen Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu oluşturmaktadır. Cezası ise genel olarak üç yıldan sekiz yıla kadar değişmektedir. Aynı yasanın 66/1-d.maddase gereğince ceza dava zamanaşımı ise 15 yıldır. Bu nedenle davalının zamanaşımı itirazları yerinde görülmemiştir. Davacı taraf, davalı bankanın müşterisi olduğunu, kendisine bir adet hesap kartı tanımlandığını, rızası ve bilgisi dışında hesap kartı kullanılmak suretiyle hesabından, ... tarihinde arka arkaya ... TL ve ... TL’lik para çekim işlemleri gerçekleştirildiğini belirterek bu paranın kusurlu hizmet sunan banka tarafından tazmin edilmesini istemektedir. Davalı taraf ise söz konusu işlemlerde şifre kullanıldığını, bu şifreyi davacıdan başka kimsenin bilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle sorumluluklarının bulunmadığını savunmaktadır. Uyuşmazlığın teknik boyutta aydınlatılması için bankacı bilirkişiden görüş istenmiş, bilirkişi raporunda davalı bankanın kayıtlarını, kart işlemlerine ilişkin LOG kayıtlarını incelemiş, ... tarihinde kayıtlara yansıyan ....-TL ve ....-TL tutarlı işlemlerin kart şifresi/PIN girilmek suretiyle gerçekleştiği tespit edilmiştir. Bu şifrelerin davacı tarafın bilgisi ve rızası olmadan kullanılması mümkün değildir. Davacı taraf kart şifresinin 3. kişilerin eline nasıl geçtiğini de açıklayamamaktadır. Bu nedenle davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Bilirkişi raporunda da işaret edildiği üzere Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02/10/2017 tarih ve 2016/2770 E. , 2017/4937 K.sayılı ilamı emsal niteliğindedir. Davacı taraf dava ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde ... Bank'ın Antalya İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele bürosuna gönderdiği ... tarihli cevabi yazısını delil olarak sunmaktadır. Bu yazının sonunda hesap kartı işleminin şifresiz yapıldığına ilişkin bir beyan bulunmaktadır. Davacı taraf sırf bu yazı ve beyana dayanarak davalı bankanın sorumluluğuna gidilmesi gerektiği düşüncesindedir. Bilirkişi incelemesinde de işaret edildiği ve incelendiği üzere taraflar arasında akdedilen ... tarihli Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesinin Ortak Hükümler Başlıklı 158.Maddesinde banka kayıtlarının kesin delil teşkil edeceğini ve bu maddenin bir delil sözleşmesi niteliğinde olduğunu taraflar kabul etmiştir. Bu nedenle davacının dayandığı belge, davalı banka tarafından verilmiş yazılı bir belge olmadığından delil olarak kabul edilmemiş, dikkate alınmamıştır. Kaldı ki kart işlemlerine ilişkin LOG kayıtlarının, bir başka banka tarafından ne amaçla ve nasıl verildiği belli olmayan bir yazı ile yok sayılması, geçersiz kabul edilmesi mümkün görülmemiş, dava ve usul ekonomisi gereği bu yönde yargılama genişletilmemiştir. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davanın REDDİNE, Alınması gerekli ....-TL harçtan, peşin olarak alınan ...-TL harcın mahsubu ile kalan ....-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde DAVACIYA İADESİNE, Arabuluculuğa ilişkin dava şartı nedeniyle Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenen ....-TL yargılama giderinin 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/a-13 maddesi gereğince davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDEDİLMESİNE, Davacı tarafça yapılan tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalanının karar kesinleştiğinde talebi halinde DAVACIYA İADE EDİLMESİNE, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca davada kabul edilen miktar dikkate alınarak hesap edilen ....-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda HMK'nun 345 maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulünce anlatıldı.23/12/2020 Katip ... (E-imzalıdır) Hakim ... (E-imzalıdır)

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2016/2770, K. 2017/4937, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2016-2770-e-2017-4937-k-49df8142f516