İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2009/111 E. 2010/1048 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2009/111
- Karar No
- 2010/1048
- Karar Tarihi
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : … …
Vekili : Av. … …
Karşı Taraf (Davalı) : İçişleri Bakanlığı İstemin Özeti : İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 19.9.2008 günlü, E:2008/1288, K:2008/1805 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması davacı tarafından istenilmektedir. Savunmanın Özeti : İstanbul 4. İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi Şehnaz Gençay Karabulut'un Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Onikinci Daire kararı doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Nazmiye Kılıç'ın Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davacının yürütmenin durdurulması istemi görüşülmeyerek dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava; emniyet amiri olan davacının, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/22. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu'nun 3.6.2002 günlü, 2002/327 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. İstanbul 4.İdare Mahkemesinin 21.10.2003 günlü, E:2003/53, K:2003/1179 sayılı kararıyla; soruşturmada bilgilerine başvurulan kişilerin ifadeleri ve mevcut belgelerden ve davacının kendi beyanından; davacının sigara kaçakçılığı, teşekkül halinde uyuşturucu kaçakçılığı, eroin ihraç etme, sahte pasaport ve kimlik belgesi bulundurma suçlarından yakalanan ve aranmakta olan şahıslarla ilişki kurduğu, onlarla arkadaşlık yaparak eğlence yerlerinde eğlenip oyun oynadığının anlaşıldığı; dolayısıyla davacıya isnat olunan kaçakçılarla ilişki kurmak fiilinin sübuta ermesi nedeniyle eylemine uyan disiplin cezası ile cezalandırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Anılan karar, temyiz incelemesi sonucunda Danıştay Onikinci Dairesinin 11.5.2006 günlü, E:2004/747, K:2006/1901 sayılı kararıyla; Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 6/B-5. maddesinde, hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmanın kısa süreli durdurma cezasını gerektirdiği, yine aynı Tüzüğün 8/22. maddesinde de kaçakçılık yapmak veya kaçakçılarla ilişki kurmanın meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılacağının hükme bağlandığı; … … İlçe Emniyet Müdürlüğünde, emniyet amiri olarak görev yapan davacının, 7.7.2001 günü ayağından tabanca ile vurularak yaralandığı, yaralayan şahsın yakalanmasından sonra alınan ifadesinde, davacının kendisine borçlu olduğunu ve borcunu ödemediğini, bunun üzerine davacıyı yaraladığını ve davacının çeşitli suçlardan aranan dayılarının arkadaşı olduğunu beyan etmesi üzerine soruşturma başlatıldığı; yapılan soruşturma sonucunda davacının, tabanca ile ateş etmek, sigara kaçakçılığı, teşekkül halinde uyuşturucu kaçakçılığı, eroin ihraç etmek, sahte pasaport ve kimlik bulundurmaktan suç kaydığı olan kişilerle sürekli beraber olduğu, eğlence yerlerine gittiği, oyun oynadığı ve bu kişilerle çok samimi olduğundan bahisle Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/22.maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı; olayda, emniyet amiri olan davacının kaçakçılık suçlarından suç kaydı olan kişilerle arkadaşlık yaptığı anlaşılmakla birlikte, kaçakçılık yaptığı, bu kişiler tarafından kaçakçılık yapılmasına yardım ettiği, suç işlemelerini kolaylaştırdığı, korumaya çalıştığı, görevinin vermiş olduğu yetkileri arkadaşlık ettiği kişilerin yasadışı faaliyetleri için kullandığı yönünde somut bir tespit olmadığı hususları dikkate alındığında, davacının eylemine uyan Tüzük hükmü uyarınca cezalandırılmadığı, diğer bir ifadeyle işlediği fiilin, cezalandırıldığı Tüzük hükmünde yapılan suç tanımına uymadığı ve disiplin hukukunda yer alan tipiklik şartının gerçeleşmediği; öte yandan, davacının soruşturma kapsamında kalan eylemlerinin Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 6/B-5 maddesinde belirtilen "hizmet dışında resmi sıfatın gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranış" olarak nitelendirilebileceği; dolayısıyla davacının fiilini kaçakçılık ve kaçakçılarla ilişki içerisinde olmak olarak değerlendiren İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle bozulmuş ise de, İdare Mahkemesince, ilgili Tüzüğün konuyu düzenleyen maddesinde emniyet örgütü mensuplarının meslekten çıkarılmaları için kaçakçılarla ilişki kurmalarının yeterli olduğu, bozma kararında ifade edildiği gibi bu ilişkinin kaçakçılık yapılmasına yardım amacıyla olmasına gerek bulunmadığı gerekçesi de eklenmek suretiyle bozma kararına uyulmayarak davanın reddi yolundaki önceki kararında ısrar edilmiştir. Davacı, kaçakçılarla bir ilişkisinin bulunmadığını, bu kişilerle olan ilişkisinin sadece onları tanımaktan ibaret olduğunu öne sürerek İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 19.9.2008 günlü, E:2008/1288, K:2008/1805 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Temyiz istemine konu karara ilişkin dosyanın incelenmesinden, davacının kaçakçılık suçlarından dolayı sabıka kaydı olan kişilerle arkadaşlık yaptığı anlaşılmaktadır. İdare Mahkemesi kararında da ifade edildiği gibi, cezaya dayanak oluşturan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/22. maddesinde "kaçakçılarla ilişki kurmak" denilmek suretiyle kaçakçılarla mesleğin gerekleri dışında kurulan her türlü ilişkinin meslekten çıkarma cezasını gerektirdiği öngörülmüş olup, bu ilişkinin ayrıca kaçakçılık yapma amacını taşımasına gerek bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddine, İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 19.9.2008 günlü, E:2008/1288, K:2008/1805 sayılı ısrar kararının onanmasina, kullanılmayan 22,90.-TL harcın istemi halinde davacıya iadesine, 27.5.2010 gününde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X-Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Onikinci Daire kararı doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz KARŞI OY XX- Davacıya verilen cezanın nitelik ve ağırlığı dikkate alındığında, soruşturma konusu eylemin yeterince araştırılması ve toplanan delillere göre kesin sonuca ulaşılması ve gerçekleştiği delillerle ortaya konulan eylemin Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünde tarif edilen biçimde vasıflandırılmış olması zorunludur. 12.10.2001 günlü, 2001/458 sayılı Soruşturma Raporu ile eklerinin incelenmesinden; davacının sabıkası bulunan ve polis tarafından aranan R.Özmen isimli şahsı tanıdığı anlaşılmış ise de, adı geçenin kaçakçılık suçundan ötürü polisce arandığını bildiği ve kendisinden borç aldığı hususlarının doğru olduğunun inandırıcı kanıtlarla ortaya konulamadığı, bu şahısla samimi ilişkisi ile borç alma konusunda yalnızca sabıkalı ile akrabalarının çelişkili ifadelerinden başka delilin var olmadığı görülmüştür. Bu durumda davacı hakkındaki isnadı doğrulayan yeterli bir soruşturmadan söz etme olanağı yoktur. Anılan soruşturma raporuna dayanılarak tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı ve temyiz edilen ısrar kararının bu gerekçeyle bozulması gerektiği görüşüyle onama yönündeki karara karşıyım.