İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2006/4292 E. 2007/1821 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2006/4292
- Karar No
- 2007/1821
Polis memuru olan davacının nakdi tazminat ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin kararın iptali istemiyle açtığı dava sonucunda; Ankara 10. İdare Mahkemesince verilen ve Danıştay Onuncu Dairesinin 24.5.2004 günlü, E:2002/6128, K:2004/5089 sayılı bozma kararına uyulmayarak dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararında ISRAR edilmesine ilişkin bulunan 9.6.2006 günlü, E:2006/1524, K:2006/1898 sayılı kararı, davalı idare temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti: İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi Mustafa Karabulutun Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Nevzat Özgür'ün Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile ısrar kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca gereği görüşüldü: Dava; polis memuru olan davacının nakdi tazminat ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Nakdi Tazminat Komisyonu'nun 15.9.2001 günlü, 2001/622 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. Ankara 10. İdare Mahkemesi'nin 22.5.2002 günlü, E:2001/1736, K:2002/713 sayılı kararıyla; 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 1. maddesi ile Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin 2. maddesinin (a) bendindeki hükümlere yer verilerek, iç güvenlik ve asayişin korunması ile görevlendirilen emniyet mensuplarına görevleri sırasında maruz kaldıkları yaralanma ve sakatlanma hallerinde nakdi tazminat ödenmesinin öngörüldüğü, bu ödeme için başka bir koşulun anılan hükümlerde yer almadığı; olayda, Altındağ İlçe Emniyet Müdürlüğünde görev yapan davacının, 30.6.2000 günü saat 01.00 sıralarında, umuma açık yerlerde yapılan kontrollerde ... Halk İşhanında bulunan ... Taverna önüne geldiklerinde kavga olduğunu görmeleri üzerine olaya müdahale ettikleri ve tarafları karakola getirdikleri, bekleme odasında bu kişilerden birisinin kafa atması sonucu davacının yaralandığı ve 15 (onbeş) gün iş ve güçten kalacak şekilde yaralandığını belirten kati rapor düzenlendiği, bu arada davacının, 28.6.2001 günlü dilekçe ile görevi sırasında yaralanması nedeniyle tarafına nakdi tazminat ödenmesi istemiyle davalı idareye yaptığı başvurusunun dava konusu işlemle reddi üzerine bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı, dosyada mevcut bilgi ve belgelerden, davacının görev sırasında yaralandığının tartışmasız olduğu dikkate alındığında davacının yaralanma derecesi veya varsa sakatlanma durumu ve derecesi saptanarak yasa ve yönetmelikte öngörülen şekilde tazminat miktarı hesaplanıp ödenmesi gerekirken, bu hususlar göz ardı edilerek, olayın yasada belirtilen şartlara uymadığı gerekçesiyle davacıya nakdi tazminat ödenmemesinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bu karar, temyiz incelemesi sonucunda Danıştay Onuncu Dairesinin 24.5.2004 günlü, E:2002/6128, K:2004/5089 sayılı kararıyla; asayiş ve güvenliği sağlamanın polisin asli görevlerinden olduğu, 2330 sayılı Yasa uyarınca münhasıran asayiş ve güvenliğin sağlanmasına yönelik bir görevlendirme sırasında meydana gelen yaralanmanın nakdi tazminat ödenmesine konu olabileceği, olayda davacının yaralanmasının belirtilen nitelikte olmadığı gerekçesiyle bozulmuş ise de Ankara 10. İdare Mahkemesi 9.6.2006 günlü, E:2006/1524, K:2006/1898 sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararında ısrar etmiştir. Davalı idare, davacının yaralanması sırasında yürütmekte olduğu görevin 2330 sayılı Yasa kapsamında olmadığını ileri sürerek kararı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Temyizen incelenerek bozulması istenen kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddine, Ankara 10. İdare Mahkemesi'nin 9.6.2006 günlü, E:2006/1524, K:2006/1898 sayılı kararının ONANMASINA, 4.10.2007 günü oybirliği ile karar verildi.