İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2002/769 E. 2004/41 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2002/769
- Karar No
- 2004/41
İdare D.Gen.Kur. 2002/769 E., 2004/41 K. İdare D.Gen.Kur. 2002/769 E., 2004/41 K. TAZMİNAT YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN KAPSAMI DÖVİZLE YAPILAN MASRAFLARIN TAHSİLİ USULÜ EĞİTİM MAKSADIYLA YURTDIŞINA GÖNDERİLEN ÖĞRENCİNİN BAŞARISIZ OLARAK DÖNMESİ KEFALET SENEDİYLE MASTER İÇİN YURTDIŞINA GÖNDERİLEN ÖĞRENCİ MASTER EĞİTİMİ İÇİN YURTDIŞINA GÖNDERİLEN ÖĞRENCİ ÖĞRENCİNİN EĞİTİM MAKSADIYLA GÖNDERİLDİĞİ YURTDIŞINDAN BAŞARISIZ OLARAK MASTER YAPMADAN DÖNMESİ YURTDIŞINA EĞİTİM AMACIYLA GÖNDERİLEN ÖĞRENCİNİN BAŞARISIZ OLMASI NEDENİYLE TAZMİNAT SORUMLULUĞU 657 S. DEVLET MEMURLARI KANUNU [ Madde 78 ] 657 S. DEVLET MEMURLARI KANUNU [ Madde 79 ] 657 S. DEVLET MEMURLARI KANUNU [ Madde 80 ] 657 S. DEVLET MEMURLARI KANUNU [ Madde 34 ] "İçtihat Metni" İstemin Özeti : Eğitim amacıyla yurtdışına gönderilen davacının, imzaladığı taahhütname gereğince, başarılı olamaması nedeniyle kendisine yapılan masrafların iki katı ve faiziyle birlikte tahsil edileceğinin bildirilmesine ilişkin 15.6.1998 günlü, 16904 sayılı işlemin iptali istemiyle açtığı davada; Ankara 7. İdare Mahkemesince verilen ve Danıştay Beşinci Dairesinin 19.2.2001 günlü, E:2000/5791, K:2001/414 sayılı bozma kararına uyulmayarak davanın reddi yolundaki ilk kararında ısrar edilmesine ilişkin bulunan 30.4.2002 günlü, E:2001/1858, K:2002/455 sayılı kararını davacı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesinin ısrar kararının onanması gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi Aylin Bayram'ın Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesinin ısrar kararının Danıştay Beşinci Dairesi kararı doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Mehmet Karaoğlu'nun Düşüncesi : Eğitim amacıyla yurtdışına gönderilen davacının imzaladığı taahhütname gereğince; başarılı olamaması nedeniyle kendisine yapılan masrafların iki katı ve faiziyle birlikte tahsil edileceğini bildiren işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararının temyizi üzerine Danıştay Beşinci Dairesince bozulmasından sonra; İdare Mahkemesinin ilk kararında ısrar edilerek davanın reddine ilişkin kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 78 ve 79.maddelerine dayanılarak 15.8.1994 tarihinde ABD. de master eğitimine gönderildiği ve başarısızlığı nedeniyle eğitim programını tamamlamadan 27.5.1996 tarihinde yurda döndüğü anlaşılmaktadır. Yapılan masrafların tahsil edilmesi, bu konuda yüklenme senedi alınması yasa ve yönetmelikte yapılan düzenlemenin doğal sonucu ise de; dosyada mevcut yüklenme senedinin incelenmesinden, idarenin yüklenme senedi ile yasada yer almamış olan yeni yükümlülükler ihdas ettiği, davacıya, "taahhüdünü ihlal ettiği takdirde, eğitim sebebiyle kendisi için yapılan masrafların tamamını iki katı ve faizi ile birlikte ödeme yükümlülüğü" getirdiği görülmekte olup; yüklenme senedi ile getirilen ve fiilen gerçekleşen masrafların dışındaki bu yükümlülüğün yasal dayanağı bulunmamaktadır. Davacıdan, yurtdışında bulunduğu sürece fiilen gerçekleşen masrafların döviz cinsinden ve tahsil tarihindeki T.C. Merkez Bankasına belirlenen efektif satış kuru üzerinden hesaplanarak istenebileceği kuşkusuz olup; bu şekilde hesaplanıp istenmesi gerekirken, iki katının faizi ile birlikte tahsil edileceği yolundaki dava konusu işlemde hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesinin ısrar ve davanın reddine ilişkin kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü: Dava, eğitim amacıyla yurtdışına gönderilen davacının, imzaladığı taahhütname gereğince, başarılı olamaması nedeniyle kendisine yapılan masrafların iki katı ve faiziyle birlikte tahsil edileceğinin bildirilmesine ilişkin 15.6.1998 günlü, 16904 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Ankara 7. İdare Mahkemesi 28.1.1999 günlü, E:1998/631, K:1999/40 sayılı kararıyla, ... Veteriner Kontrol Araştırma Enstitüsünde çalışan davacının, II. Tarımsal Yayım Uygulamalı Araştırma Projesi kapsamında ABD. ... Üniversitesi'nde "Kan Protozoonlarının Serolojisi" konusunda 24 ay süreyle master eğitimine gönderildiği ve eğitimde başarı gösterememesi üzerine, taahhüdünü ihlal ederek tazminat borçlusu durumuna düştüğünden bahisle taahhüt ve kefalet senedi hükümlerine göre hesaplanan borcun davacıdan istenildiği, taahhüt senedinden doğan alacağın davalı idarece ancak adli yargıda dava konusu edilerek tahsilinin mümkün olduğu, olayda uyuşmazlığın dava konusu edilmeden çözümlenmesini sağlamak açısından "önceden yapılan bildirimde" hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Bu karar, temyiz incelemesi sonucunda Danıştay Beşinci Dairesinin 29.2.2000 günlü, E: 1999/1862, K:2000/697 sayılı kararıyla bozulmuş; ancak davalı idarenin karar düzeltme istemi kabul edilerek anılan karar kaldırılmış ve Danıştay Beşinci Dairesinin 19.2.2001 günlü, E:2000/5791, K:2001/414 sayılı kararıyla; davacının 657 sayılı Yasanın 78 ve 79. maddelerine dayanılarak ABD.'de master eğitimine gönderildiğinin anlaşıldığı, anılan maddelerde, madde kapsamındaki devlet memurlarına hangi hallerde hangi yaptırımların uygulanacağının tadadı olarak sayıldığı, ancak bu maddeler uyarınca yurtdışına gönderilmiş olup, eğitimde başarısız olarak yurda dönen devlet memurları hakkında bir düzenlemeye yer verilmediği, Yasanın 80. maddesi uyarınca, 78 ve 79. maddelere ilişkin olarak yayımlanan "Yetiştirilmek Amacıyla Yurtdışına Gönderilecek Devlet Memurları Hakkında Yönetmelik" hükümleri uyarınca, kurumlarınca yurt dışına gönderilecek Devlet memurlarından bir yüklenme senedi alınmasında ve bu yoldaki Yönetmelik maddesinde hukuka aykırılıktan söz edilemeyeceği, ancak olayda, davacı ve kefilleri tarafından imzalanmış olan yüklenme senedi ile davalı idarenin Yasada yer almayan yeni yükümlülükler ihdas ettiği, davacıya "taahhüdünü ihlal ettiği takdirde, eğitim nedeniyle kendisi için yapılan masrafların tamamını iki katı ve faizi ile birlikte ödeme yükümlülüğü" getirildiğinden, fiilen gerçekleşen masrafların dışındaki bu yükümlülüğün, Yasaya aykırı olduğu, nitekim 657 sayılı Yasaya eklenen ve 5.8.1996 tarihinde yürürlüğe giren Ek 34. madde hükmü uyarınca, yurtdışındaki eğitimindeki başarısızlığı veya kendi kusuru nedeniyle yurtdışından geri çağrılan veya süreyi tamamlayıp başarısız olarak dönenler için fiilen döviz olarak yapılmış olan her türlü masrafların tamamının maddede öngörülen esaslara göre ödettirileceğinin düzenlendiği ve düzenlemede masrafların iki katı ve faizi ile birlikte tahsil edileceğine ilişkin bir hükme yer verilmediği, dava konusu işlemin yükleme senedi ile bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, buna göre davacı için fiilen döviz olarak yapılan masrafların döviz cinsinden ve tahsil tarihindeki T.C. Merkez Bankasınca belirlenen efektif satış kuru üzerinden hesaplanıp istenmesi gerekirken, davalı idarece tek taraflı ve fiilen gerçekleşen masraflar üzerinden "iki katı" tutarın faizi ile birlikte tahsili yolundaki yasaya aykırı olarak düzenlenmiş olan 8.8.1994 günlü yükleme senedine dayanılarak bu tutarın tahsil edileceği yolundaki dava konusu işlemde hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuş ise de; İdare Mahkemesi, bozma kararına uymayarak, dava konusu işlemden sonra ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/89 esasında dava açıldığı, davacının yüklenme senedini imzaladığı tarihte yurtdışı eğitim masraflarının tahsiline ilişkin olarak mevzuatta herhangi bir düzenleme bulunmadığı, dolayısıyla o tarihte özel hukuk hükümleri dışında idareye masrafların tahsili için kesin ve yürütülmesi gereken işlem tesis etme olanağını veren bir hüküm bulunmadığı, daha sonra 657 sayılı Yasaya eklenen Ek. 34. madde hükmü ile uygulamanın açıklığa kavuşturulduğu, davacının yurda dönmesiyle sonuçlanan durumun yüklenme senedinde düzenlenmediği, alacağın özel hükümlere göre tahsili yoluna gidildiğinde adli yargı merciince bir karar verileceği, 657 sayılı Yasanın Ek.34. maddesi dikkate alınmazsa idarece idari işlem tesisi halinde bu kez idari yargıda dava konusu edilebileceği, davada anılan Ek.34. maddenin uygulanması yolunda bir idari yargı kararı verilmesinin dava açılma amacıyla da çelişebileceği de belirtilerek ilk kararında ısrar etmiştir. Ankara 7. İdare Mahkemesinin 30.4.2002 günlü, E:2001/1858, K:2002/455 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulmasını davacı istemektedir. Danıştay Beşinci Dairesinin 29.2.2000 günlü, E: 1999/1862, K:2999/697 sayılı kararının davalı idare tarafından düzeltilmesi isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması yolundaki Danıştay Beşinci Dairesinin 19.2.2001 günlü, E:2000/5791, K:2001/414 sayılı kararına karşı davacının karar düzeltme isteminde bulunduğu, dilekçenin davalı idareye tebliği ile dosyanın tekemmül ettirilmesine karşın, dosya, bu konuda karar verilmek üzere Danıştay Beşinci Dairesine gönderilmeksizin İdare Mahkemesince temyize konu ısrar kararının verildiği anlaşılmakta olup, 2577 sayılı Yasa uyarınca karar düzeltme istemi hakkında bir karar verildikten sonra tarafların yeniden karar düzeltme istemiyle başvurma hakları bulunmaması nedeniyle istem hakkında karar verilmemiş olması İdare Mahkemesi kararının bozulmasını gerektirecek usuli bir eksiklik olarak görülmediğinden işin esası incelendi. Dosyanın incelenmesinden, davalı idarece davacının master eğitimi için 15.8.1994 tarihinden itibaren 24 ay süreyle ABD.'ne gönderildiği, gönderilmeden önce davacıdan resen yüklenme senedi alındığı ve müteselsil kefaletname düzenlendiği, davacının başarısız olarak eğitimini tamamlamadan yurda döndüğü ve makam onayı alınmaksızın göreve başladığının saptanması üzerine, taahhüdünü ihlal ederek tazminat borçlusu durumuna düştüğünden bahisle, taahhütname hükümleri uyarınca dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır. Davacı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 78 ve 79. maddelerine dayanılarak Amerika Birleşik Devletlerinde bir master eğitimine gönderilmiştir. Söz konusu maddelerde, Devlet memurlarından bu maddelere dayanılarak mesleklerine ait hizmetlerde yetiştirilmek, eğitilmek, bilgilerini arttırmak veya staj yapmak üzere dış memleketlere gönderilenlerden, ilgili onaylarda belirtilen sürelerin bitiminde görevlerine başlamayanların çekilmiş sayılacakları, bu suretle çekilmiş sayılanların, aylık ve yol giderleri de dahil olmak üzere kendilerine kurumlarınca yapılmış bulunan bütün masrafları "iki kat" olarak ödemeye mecbur oldukları; görevlerine başlayıp da yükümlü bulundukları mecburi hizmetini bitirmeden ayrılanların veya bir ceza sebebi ile memurluktan çıkarılmış olanların, mecburi hizmetlerinin eksik kalan kısmı ile orantılı miktarı "iki kat" olarak ödemek zorunda oldukları hükme bağlanmak suretiyle, bu madde kapsamındaki Devlet memurlarına hangi hallerde hangi yaptırımların uygulanacağı tadadi olarak belirtilmiş: bu maddeler uyarınca yurtdışına gönderilmiş olup, "eğitimde başarısız olarak yurda dönen" Devlet memurları hakkında herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Adı geçen Kanunun 80'inci maddesinde ise, 78 ve 79'uncu maddelerde yazılı olanların ayırma ve seçilme usul ve şartlarının, çalışmalarının nasıl izlenip denetleneceğinin, haklarındaki disiplin kovuşturmasının ne suretle yapılacağının ve geri çağrılmalarını gerektirecek hallerin bir yönetmelikle düzenleneceği öngörülmüş; öngörülen Yönetmelik "Yetiştirilmek Amacıyla Yurtdışına Gönderilecek Devlet Memurları Hakkında Yönetmelik" adı ile 1.2.1974 günlü, 14786 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmelik, Yasada öngörülen konularda düzenlemeler yapmış olmakla birlikte, "Belgeler" başlıklı 17'nci maddesinde Devlet memurlarından, kurumlarınca, Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanmış örneklerine uygun yüklenme senedi ile muteber imzalı müteselsil kefalet senedi alınacağını; bu belgeleri tamamlamayanların yurt dışına çıkmalarına izin verilemeyeceğini kurala bağlamıştır. 657 sayılı Yasanın 79 ve 80. maddelerinde öngörülmemiş olmasına karşın, anılan madde hükümlerinin uygulanabilmesi amacıyla ve düzenlemenin amacına aykırı olmamak üzere, içeriği 79. maddede sayılan yükümlülüklerle sınırlı olmak kaydı ile, kurumlarınca yurt dışına gönderilecek Devlet memurlarından yüklenme senedi alınmasında ve bu yöndeki Yönetmelik hükmünde hukuka aykırılık bulunmaması nedeniyle, olayda Yasada açıkça öngörülmemiş olan başarısızlığı veya devamsızlığı nedeniyle eğitim programını tamamlayamadan yurda dönen kişilerden, yapılmış olan masrafların tahsili ve buna ilişkin yüklenme senedi alınması düzenlemelere aykırılık teşkil etmemektedir. Diğer taraftan, davacı ve kefilleri tarafından imzalanmış olan yüklenme senedinin incelenmesinden, idarenin, yüklenme senedi ile yasaya aykırı olarak yasada yer almayan yükümlülükler ihdas ettiği, davacıya, "taahhüdünü ihlal ettiği takdirde, eğitim sebebiyle kendisi için yapılan masrafların tamamını "iki katı" ve faizi ile birlikte ödeme yükümlülüğü" getirdiği görülmektedir. Nitekim, 657 sayılı Yasaya 4160 sayılı Yasanın 2. maddesi ile eklenerek 5.8.1996 da yürürlüğe giren ve "Yurtdışı Eğitim Masraflarının Tahsili" başlığını taşıyan Ek 34. Maddenin 1. ve 2. fıkralarında, ilgili kanunlarına göre öğrenim yapmak, yetiştirilmek, eğitilmek, bilgilerini arttırmak, staj yapmak veya benzeri bir nedenle geçici süreli görevlendirilmek suretiyle, üç ay veya daha fazla süre ile yurtdışına gönderilen kamu personelinin, yurtdışında bulundukları sürenin iki katı kadar mecburi hizmetle yükümlü oldukları; bu şekilde yurtdışına gönderilecek personelden, örneği Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanmış yüklenme senedi ile muteber imzalı müteselsil kefalet senedinin alınacağı; anılan personelin, mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmeden veya tamamlamadan görevinden ayrılması, müstafi sayılması ya da bir ceza ile görevine son verilmesi halinde, kendileri için kurumlarınca fiilen döviz olarak yapılmış olan her türlü masrafların aynı döviz cins ve miktarı üzerinden borçlandırılacağı; döviz borcu toplamından mecburi hizmetin tamamlanan kısmı için hesaplanan miktarın indirileceği; hesaplanan borç miktarının ilgilinin durumu ve ödettirilecek meblağ dikkate alınarak azami beş yıla kadar taksitlendirilebileceği borç miktarının, ilgili tarafından Türk lirası ile ödeneceği ve yapılan ödeme miktarının, tahsil tarihindeki T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilan edilen efektif satış kuru üzerinden dövize çevrilerek yukarıda belirlenen şekilde hesaplanan döviz borcundan mahsup edileceği hükme bağlanmış; maddenin 3. fıkrasında da, ilgilinin eğitimdeki başarısızlığı veya kendi kusuru nedeniyle yurtdışından geri çağrılması ya da verilen süreyi tamamlayıp başarısız olarak dönmesi durumunda da, ilgili için fiilen döviz olarak yapılmış olan her türlü masrafların tamamının aynı esaslara göre ödettirileceği hükmü getirilerek uygulama açıklığa kavuşturulmuş olup; bu düzenlemede de yapılan masrafların "iki katı" ve faizi ile birlikte tahsil edileceğine ilişkin bir hükme yer verilmemiştir. Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi ve dava konusu işlemin niteliğinin açıkça ortaya konularak öncelikle görevli yargı yerinin belirlenebilmesi açısından, bu işlem ve yukarıda hukuki durumu ortaya konulan yüklenme senedinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacının imzaladığı yüklenme senedinin 657 sayılı Yasanın 78 ve 79. maddeleri uyarınca yurt dışında eğitim görebilmek için mevzuat uyarınca zorunlu şart olarak öngörüldüğü gözönüne alındığında, bu senedin davacı tarafından idare ile eşit düzeyde, kendi isteği ve iradesi ile imzalandığının kabulüne olanak bulunmadığından, idarece kamu gücüne dayanılarak ve tek taraflı irade ile tesis edilen bu işlemin dava konusu edilebilecek bir idari işlem olarak kabulünün zorunlu olduğu, dava konusu işlemin de, anılan yüklenme senedi ile başlayan ve davacının yurtdışına gönderildikten sonra başarısız olması nedeniyle eğitimini tamamlayamadan dönmesi üzerine yüklenme senedi uyarınca yükümlülüğünü yerine getirmesine ilişkin bulunan sürecin birbirini tamamlayan zincir işlem niteliğinde olduğu, tahakkuk ettiği belirtilen borcun istenmesine ilişkin olsa dahi taahhütnameye bağlı olarak incelenmesinin zorunlu olması nedeniyle, idari davaya konu olabilecek idari işlem niteliğinde olduğu ve yükleme senedi ile dava konusu işlemin bir bütün olarak incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, davacı için fiilen döviz olarak yapılan masrafların döviz cinsinden ve tahsili tarihindeki T.C. Merkez Bankasınca belirlenen efektif satış kuru üzerinden hesaplanarak istenmesi gerekirken, gerçekleşen masrafların "iki katı" tutarın faizi ile birlikte tahsil edileceği yolunda Yasaya aykırı olarak düzenlenmiş olan yüklenme senedine dayanılarak masrafın iki katının faizi ile birlikte tahsil edileceğine ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesinin ısrar kararında isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Ankara 7. İdare Mahkemesinin 30.4.2002 günlü, E:2001/1858, K:2002/445 sayılı ısrar kararının, Danıştay Beşinci Dairesi kararı doğrultusunda bozulmasına, dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 22.1.2004 günü oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Dava, eğitim amacıyla yurtdışına gönderilen davacının, başarılı olamayarak eğitimini tamamlayamadan yurda dönmesi üzerine, imzalamış olduğu resen yüklenme senedi gereğince kendisine yapılmış olan masrafların iki katı ve faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği, aksi takdirde tazminat davası açılacağının bildirilmesi yolundaki 15.6.1998 günlü, 16904 sayılı davalı idare işleminin iptali istemiyle açılmıştır. Uyuşmazlık, davacı ve müteselsil kefilleri tarafından imzalanan taahhütname ve kefalet senedinin uygulanmasından doğmuş olması nedeniyle uyuşmazlığın çözümü konusunda görevli yargı yerinin belirlenmesi açısından işlem ve senedin niteliğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Davacı tarafından imzalanan taahhütnamenin incelenmesinden, taahhütname ile yurtdışına eğitim amacıyla gönderilecek olan davacının uyması gereken koşulların düzenlendiği ve bu koşullara uyulmaması halinde uygulanacak yaptırımların öngörüldüğü, her ne kadar taahhütname hükümleri 657 sayılı Yasaya dayanmakta ise de; iltihaki bir sözleşme olan taahhütnamenin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlığın adli yargıda açılacak alacak davası yoluyla çözümlenmesi gereken tamamen özel hukuk alanında sonuç doğuran bir ilişki olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu işlem ise, özel hukuk alanında tesis edilmiş olan bu taahhütname gereğince, öngörülen miktarın tahsili için adli yargıda açılacak olan dava ile ilgili olarak bu yola başvurulmadan önce taraflar arasındaki uyuşmazlığın sulhen giderilmesine yönelik olarak tesis edilmiş olan bir bildirim niteliği taşımaktadır. Nitekim davalı idare tarafından da ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/89 esas sayılı dosyasındaki dava ile borcun davacı ve müteselsil kefillerinden tahsilinin talep edildiği gözönüne alındığında, işlemin idari yargı yerinde dava konusu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu olan bir idari işlem olarak kabulüne olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, işleme yönelik olarak açılan davanın incelenmeksizin reddi gerektiğinden temyize konu Ankara 7. İdare Mahkemesinin ısrar kararının bu gerekçeyle onanması oyuyla karara karşıyız.