İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2002/12018 E. 2003/4432 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2002/12018
Karar No
2003/4432
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/81 Esas - 2021/294 T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA ESAS NO : 2021/81 KARAR NO : 2021/294 HAKİM :.... KATİP :..... DAVACI :.... VEKİLİ : A.... DAVALI : 1- .... VEKİLİ : Av..... -.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali İle Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 17/03/2021 KARAR TARİHİ : 16/09/2021 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/09/2021 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali İle Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalı şirketin 2019/121761 sayılı “epicera professional” ibareli marka tescili için başvuruda bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından yayıma itiraz edildiğini, itirazın reddedildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığının itirazın reddi kararına karşı müvekkili şirket tarafından ikinci itirazın gerçekleştirildiğini, ikinci itirazın da 2021-M-41 sayılı YİDK kararı ile reddedildiğini ve kararın iptali gerektiğini, müvekkili şirketin 1995 yılında faaliyetlerine başladığını, 2019 yılı sonu itibariyle Türkiye’de 7438 mağaza sayısına ulaştığını, tüketiciler nezdinde müvekkili şirketin yüksek tanınmışlığa ulaştığını, 2008-M-3101 sayılı TPMK kararı ile “BİM” markasının tanınmış marka statüsünde olduğunun kabul edildiğini, müvekkili şirketin yurt dışında da faaliyetleri olduğunu, müvekkili şirketin tescilli “epi” ve “epi naturel” markaları ile davalı başvurusunun ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, markaların halk tarafından karıştırılması ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu, 2008 yılından bu tescilli olan “epi” markası üzerinde müvekkili şirketin öncelikli hak sahipliği bulunduğunu, davalı marka başvurusunun müvekkili şirkete ait “epi” ibaresini asli unsur olarak aynen içerdiğini, davalı markasının müvekkili şirkete ait “epi naturel” markası ile tertip tarzı itibariyle ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, davalı markasındaki farklı kelime ve renk unsurlarının markaya herhangi bir ayırt edicilik katmadığını, küçük yazılan ve geri planda olan “Professional” ibaresinin ayırt ediciliği bulunmayan bir ibare olduğunu, müvekkili şirketin “epi” ibareli markalarının uzun yıllardır yoğun şekilde kullanıldığını, tüketiciler nezdinde tanınan ve yüksek ayırt ediciliği bulunan markalar olduğunu, davalı markasının müvekkili şirket markaları ile aynı sınıfta yer alan birebir aynı ve ilintili mallar için tescil edilmek istenildiğini, markaların 03. sınıfta yer alan malları kapsadığını, sınıflar bakımından çakışan markaların karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalının tescil başvurusunda kötü niyetli olduğunu, davalı markasını gören ortalama tüketicilerin müvekkili şirket ve markaları ile bağlantı kuracağını ve davalı markasını taşıyan ürünleri tercih edebileceklerini, davalı başvurusunun haksız rekabet teşkil ettiğini beyanla Türk Patent ve Marka Kurumu YİDK’nın 2021-M-41 sayılı kararının 03. Sınıf bakımından iptaline, 2019/83950 sayılı markanın 03. Sınıf bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında SMK m. 6/1 kapsamında iltibas yaratacak derecede benzerlik bulunmadığını, davalının başvuru markası ile davacı markalarının görsel bakımdan birbiriyle kıyaslanamayacak kadar farklı olduğunu, davalı markasında tamamlayıcı unsurun “epi” olduğunu, ancak marka algılaması yaratan unsurun ibarenin bütünü olduğunu, başvuru markasının itiraz markalarında yer almayan karakteristik şekil unsuru ve de tasarıma sahip olduğunu, davalı markasındaki “epi” ibaresinin tüketiciler tarafından münferit olarak seçip algılanmayacağını, davacının kötü niyet iddiasını ispata ilişkin somut bir delil bulunmadığını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığından davacının haksız rekabet iddialarının da hukuka uygun olmadığını, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şahıs cevap dilekçesinde özetle; “epicera professional” ibareli markayı benzeyebilecek tüm markalardan bağımsız olarak 03. sınıfta yer alan ağda ürünlerini markalandırma amacı ile, “epilasyon” kelimesinin kısaltması olarak “epi” ve Latince “ağda, balmumu” anlamına gelen “cera” ibaresinin birleşimiyle oluşturduğunu, sondaki “professional” ibaresinin ürünlerin profesyonel kullanım amaçlı olduğunu öne çıkartmak için eklendiğini, markadaki kelime birleşimlerinin ayrı ayrı algılanmasını sağlamak veya ilk hecesi ile hatırda kalan bir algı sağlamak gibi bir çalışmada bulunmadığını, marka tasarımında “epi” ve “cera” kelimelerinin farklı arka planda birleştirilmesi sebebinin herhangi markanın devamı niteliğinde olmadığının fark edilebilmesini sağlamak olduğunu, davacının itiraza mesnet 2004 29780 sayılı “epi” ibareli markasında herhangi bir logo ya da şekil tescili bulunmadığını, davacı markaları ile kendisine ait marka arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere halk tarafından karıştırılma ihtimali olmadığını, davacı markası ile logo tasarımlarının hem kök kelime olarak bir benzerliği bulunmadığını, hem de ürün ambalajlarında genel tasarım dillerinin çok farklı olduğunu, davacının “epi naturel” ibareli markası ile kendisine ait markanın şekil, renk ve yazı fontu olarak birbirinden farklı olduğunu, markalar arasında görsel ve/veya işitsel benzeşen unsur bulunmadığını, davacı tarafın kötü niyet iddialarını kabul etmediğini beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporu alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, davacı iddiaları karşısında YİDK kararının yerinde olup olmadığı, davalı markasının hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Dava Konusu Marka ile Davacının İtiraza Dayanak Markaları Arasında İlişkilendirilme İhtimalinin Bulunup Bulunmadığı Bakımından Değerlendirme Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği TÜRKPATENT Marka İnceleme Kılavuzu’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, Malların fiziksel görünümünün benzerliği, Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir Dava konusu marka kapsamında yer alan 03. sınıf emtianın tamamı, davacının gerekçe olarak gösterdiği markalarda aynen yer almaktadır. Emtiaların taraf markalarında aynen yer alması sebebiyle daha düşük düzeyli ilişkiler irdelenmemiştir. Dava konusu 3. Sınıf emtialarını kullanan tüketicinin yalnızca “Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil).” emtiası üzerinde dikkat seviyelerinin diğer 3. Sınıf emtialarına nispeten yüksek olabileceğine kanaat getirilmiştir. “Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil).” dışındaki emtiaların ise kullanım amacı, piyasa çeşitliliği, erişebilirlik, fiyatı ve kullanım sıklığı gibi özellikleri açısından tüketicinin daha dikkatsiz yaklaşacağı ürünlerden oluştuğu değerlendirilmiştir. Bu farklı özelliğin iltibas ve karıştırma ihtimalini ne derece etkileyeceği ise marka işaretlerin ne derece benzer görüleceğiyle ilgilidir. Marka işaretlerinin yüksek derecede ve kuvvetli bir benzerlik ilişkisi içinde olması halinde, tüketicinin belirli bir emtia üzerindeki nispeten daha yüksek olan dikkat seviyesi dahi karıştırma riskini ortadan kaldıramayacaktır. Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan 03. Sınıf emtia bakımından taraf markaları arasında “emtiaların aynı veya benzer olması” şartının sağlandığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimalinin Bulunup Bulunmadığı Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. Yargıtay 11. HD’nin 2002/12018 E. ve 2003/4432 K. Sayılı “PORT/INTERPORT” kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Davaya konu marka başvurusu, kelime unsurundan oluşan bir ibare olup, üst satırda yazılmış “Epicera” ile alt satırda ve “CERA” ibaresinin altına gelecek şekilde yazılmış “Professional” kelimesinden oluşmaktadır. “professional” ibaresi, “Epicera” ibaresine nazaran oldukça küçük punto ile yazılmış olup, tüketiciler tarafından okunması/görülmesi zordur. “professional” ibaresi, İngilizce’de “profesyonel” anlamına gelmektedir. “Professional” ibaresi, hem anlamı hem de marka içindeki boyutu değerlendirmeye alındığında, ibarede marka algısı yaratmayan tali unsur niteliği taşımaktadır. Dava konusu markada yer alan bir diğer kelime unsuru ise “Epicera” ibaresidir. Kelimenin sadece ilk harfi büyük harf ile yazılmış, diğer kelimeler ise küçük harfle yazılmıştır. Kelimenin tamamı ise italik ve el yazısı stili ile oluşturulmuştur. Kelimenin herhangi bir anlamı tespit edilememiştir. "Epicera” ibaresinin, ortalama bir tüketici tarafından “e-pi-ce-ra” ya da “e-pi-ke-ra” şeklinde telaffuz edilmesi muhtemeldir. Dava konusu markanın esaslı unsurunu oluşturan “Epicera” ibaresinde, “Epi” ibaresi sarı renkle yazılmış ve beyaz arka plana sahipken, “cera” ibaresi siyah arka plan üzerine beyaz renk ile yazılmış ve kelimeler üzerindeki algı bölünmüştür. “epi” ve “cera” ibarelerinin bütün halde bir anlamı bulunmadığı gibi, "epi” ibaresinin ayrı olarak da bir anlamı bulunmamaktadır. Davalı başvuru sahibi “epi” ibaresinin “epilasyon” kelimesinin kısaltması olduğunu ifade etmişse de yapılan araştırmada bu yönde bir bilgiye ulaşılamamıştır. “cera” ibaresi ise İspanyolca’da “balmumu, cila, ağda” anlamına gelmektedir. Davacıya ait gerekçe markaları incelediğimizde ise, markalardan birinin salt “EPİ” ibaresinden oluşan bir kelime markası olduğu, markanın kapsamında herhangi bir renk ya da şekil unsuru bulunmadığı, marka siyah renk ve büyük harf ile yazılmış “EPİ” ibaresinden oluşmaktadır. Davacıya ait diğer gerekçe marka ise, “EPİNATUREL” ibaresinden oluşmaktadır. “Epi” ibaresi ile “NATUREL” ibaresi birleşik olarak konumlandırılmışsa da “Epi” ibaresi, beyaz renkli bir daire içerisine konumlandırılmış ve yeşil renk ile yazılmıştır. “Epi” ibaresinde “i” harfinde yer alan “nokta” kullanılmamış, bunun yerine “yeşil bir yaprak” yerleştirilmiştir. “NATUREL” ibaresi ise, büyük harf ve siyah renkle, beyaz bir arka plan üzerine yazılmıştır. “Epinaturel" ibaresinin tamamı italik olarak yazılmışsa da “Epi” ibaresi el yazısı stili ile “NATUREL” ibaresi ise klasik bir yazı stili ile yazılmıştır. “Epi” ibaresinin herhangi bir anlamı bulunmamaktadır, buna karşın “naturel” ibaresi, “doğal” anlamına gelmekte olup, “natürel” şeklinde Türkçe’de de kullanılan bir kelimedir. Taşıdığı anlam itibariyle, tüketici nezdinde marka algısı yaratmamakta, kullanıldığı ürünün “sıfatını” belirtmeye yaratmakta, ürünün “doğal” olduğu anlamını taşımaktadır. Taraf markalarındaki uyuşmazlık, davalıya ait markada “Epi” ibaresinin yer almasından kaynaklanmaktadır. Dava konusu markanın esaslı unsurunun “Epicera” ibaresi, davacı markalarında esaslı unsurunun “EPİ” olduğu, Karşılaştırılan markalarda esas unsur olan “Epi” ile “Epicera” kelimeleri incelendiğinde, “Epi” esas unsurunun “Epicera” ibaresinde birebir aynı olarak mevcut olduğu, “Epicera” ibaresinde yer alan “cera” eki, markalarda birebir aynı olan “Epi” ibaresinin yaratmış olduğu benzerliği ortadan kaldıracak, yani markaları ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan kurtaracak güçte ve nitelikte değildir. Bu ilave hece, markaların esas unsurlarını “birebir aynı” olmaktan çıkarmakta, ancak “markaların benzer olması” durumundan kurtaramamaktadır. Potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır. Davacının “Epi”li markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “Epicera” ibareli markasıyla karşılaştığında bu markaları “görsel açıdan benzer bulması ve karıştırması” ihtimal dahilindedir. Bu nedenlerle; yani karşılaştırılan markaların esas unsurlarının birbirlerine yakın, benzer olan “Epi” ve “Epicera” ibareleri olması ve markaların genel görünüm itibariyle, davacının özellikle “Epinaturel” markasında olduğu gibi “Epi" ibaresinin italik ve el yazısı stili ile oluşturulması ve “Epi” ibaresini farklı renk ve stil ile oluşturmak suretiyle markanın bütününe bakıldığında öne çıkarılan unsur olması sebepleriyle, somut olayda karşılaştırılan markalar, görsel açıdan benzer olduğu, Görsel açıdan ortaya çıkan bu yakın benzerlik, duysal/fonetik/işitsel ve anlamsal açılardan bakıldığında da aynı sonucu vermektedir. Tarafların markalarında ortak olan “Epi” ibaresinin aynı olan okunuşu, davalının markasında bu ibareye eklenen “cera” ibaresinin dava konusu markada kelimenin sonunda yer almasının “Epi” ibaresinin fonetik olarak baskın karakterini ortadan kaldırmaması, karşılaştırılan markaların işitsel açıdan yakın benzer olmalarına sebebiyet vermektedir. Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir. Somut olay açısından bakıldığında; karşılaştırılan markaların esas/tek unsuru olan “Epi” ve “Epicera” ibareleri arasındaki “Epi” ibaresinin ortaklığından kaynaklanan görsel ve işitsel yakınlığın, bir taraftan da davacının “Epi” ibareli seri markalarında “Epi” ibaresi yanında tanımlayıcı/niteleyici kelimeleri/ekleri ihtiva etmesi ve bu “kategorileme yönteminin davalının “Epicera” ibareli markasının da, davacının “Epi” ibaresini içeren markalarının bir serisi olarak ele alınması olasılığını ve karıştırılma ihtimalini artırdığı, davacının “Epi” ibareli markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “epicera” ibareli markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulması ve karıştırması ihtimali olduğu, Buna ilaveten; davacının markaları ile davalının dava konusu edilen markası 03. Sınıf bakımından aynı tür emtialarda kullanılacak olduğundan, ortalama tüketicinin söz konusu hizmetlerin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesini ve karıştırma ihtimalini doğurduğu, bu durumun halkı yanıltabileceği, tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu, davalı şirketin tescil talebinin, davacının tescilli markaları kapsamında yer alan emtialar açısından, davacının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği, Bunun yanı sıra değinilmesi gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut uyuşmazlığa bakıldığında taraf markalarında aynı/aynı tür olarak işaretlenen 03. sınıf emtianın hitap ettiği kitlenin, ortalama bilinç düzeyine sahip tüketicilerden oluştuğu, 03. Sınıf emtiaları arasında yalnızca “Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil).” emtiası için tüketicilerin ortalama dikkat seviyelerinin ve seçiciliklerinin daha yüksek olacağı, markalar arasındaki benzerlik düzeyini yüksek olarak derecelendirmiş ve bu sebeple “Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil).” Emtiasına yönelik olarak, tüketicinin nispeten yüksek dikkat seviyesinin dahi karıştırma ihtimalinin önüne geçemeyeceği, diğer 3. Sınıf emtialarının ise, tüketicinin daha düşük bir dikkat seviyesiyle satın aldığı görece uygun ve gündelik ürünlerden oluştuğu, Sonuç olarak; taraf markaları arasında görsel ve işitsel açılardan benzerlik bulunduğundan ve davacının tescilli markaları açısından taraf markalarının 03. Sınıf emtia bakımından aynı/aynı tür emtiada kullanılacak olması ve aynı/aynı tür olarak belirtilen emtiaların tüketici özellikleriyle birlikte marka işaretlerinin benzerliğinin etkisi dikkate alındığında, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür ya da benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olay bakımından davacının kısmi talebine konu 03. Sınıf emtia bakımından markaların karıştırılması /ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 03. Sınıf emtianın davacıya ait markalarda yer alan mal/hizmetler ile aynı/aynı tür olduğu, davalıya ait dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait gerekçe markaların benzer olduğu ve dava konusu marka başvurusunun davacı markaları ile karıştırılma ihtimali bulunduğu, dava konusu marka başvurusunun 03. Sınıf emtia bakımından davacıya ait markalar ile karıştırılma ihtimali bulunduğu, sonuçlarına ulaşılmış aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Davanın kabulüne, TÜRKPATENT YİDK nın 2021/M-41 sayılı kararının 3. Sınıf mallar bakımından iptaline, Davaya konu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, Alınması gereken 59,30.-TL harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 5.900,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 2.529,60.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı diğer davalının yokluğunda tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.16.09.2021 Kâtip Hâkim ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 127,10.-TL Bilirkişi Ücreti :2.250,00.-TL G.A : 152,50.-TL TOPLAM :2.529,60.-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2002/12018, K. 2003/4432, T. 16.09.2021, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2002-12018-e-2003-4432-k-f82c64cf7542