İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2001/892 E. 2004/494 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2001/892
- Karar No
- 2004/494
- Karar Tarihi
İstemin Özeti : 14.4.1995 günlü, 22258 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Patent ve Marka Vekilleri Sınav Yönetmeliği"nin iptali istemiyle açılan dava sonucunda; Danıştay Onuncu Dairesince verilen ve davanın reddine ilişkin bulunan 24.1.2001 günlü, E:1998/7009, K:2001/230 sayılı kararı, davacılar temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedirler. Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Savunmasının Özeti : Türk Patent Enstitüsü nezdinde yapılacak işlemlerin, özel uzmanlık bilgisi, özel donanım ve sürekli takip gerektirdiğini, 544 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 30. maddesinin, bu düzenlemeye olanak tanıdığını ve çıkarılan yönetmeliğin Anayasaya aykırı olmadığını belirterek temyiz isteminin reddi gerektiğini savunmaktadır. Türk Patent Enstitüsü Başkanlığının Savunmasının Özeti : Yerinde olmadığı ileri sürülen temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi Yakup Bal'ın Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Bilgin Arısan'ın Düşüncesi : 24.6.1994 tarihli Resmi Gazete'de neşredilen 544 sayılı Türk Patent Enstitüsü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasanın 48 inci 135 inci ve 10 uncu maddelerine aykırılığından bahisle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması ve 14.4.1995 tarihli Resmi Gazetede neşredilen "Patent ve Marka Vekilliği Sınav Yönetmeliği'nin iptali talebiyle açılan davayı red eden Danıştay 10 uncu Dairesi kararının temyizen incelenerek bozulması talep edilmektedir. Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esasına geçildi. Patent ve Marka Vekilleri için getirilen eşitlik ilkesine dayalı imtihan usulü ile sözleşme hürriyetine bir zarar getirilmemektedir. Herkes Anayasada tanımlanan sözleşme hürriyetine sahiptir. Yani herkes bir başkasının patent ve marka işlemlerini takip etmek üzere sözleşme yapabilir. Bu sözleşme kapsamında üstlendiği sorumluluğu yerine getirirken eğer patent veya marka başvurusu yapılması gerekiyorsa bu başvurular için Türk Patent Enstitüsü'nde işlem yetkisi olan vekillerin veya başvuru sahibinin kendisinin işlem yapmasını sağlar. Bu durum sözleşme hürriyetini kısıtlamaz. 544 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 30 uncu maddesi ile düzenlenen konu mesleğin kendisidir. Bu madde ile bir meslek kuruluşu oluşturulmamaktadır. Sadece gerçek kişi vekillerinin vasıfları sayılmakta ve çıkarılacak yönetmelikte belirtilen esaslar göre yapılan vekillik yeterlik imtihanında başarılı olmak şartı getirilmektedir. 544 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 30 uncu maddesinde ve dava konusu yönetmelikte, patent veya marka vekilliği yapmak isteyen her 4 yıllık Yüksek Okul mezununa ayırım yapmaksızın eşit şartlar tanınmış olması Anayasanın 10 uncu maddesi hükmüne uygun bulunmaktadır. Patent ve marka vekili olabilecek kişilere özel bir ayrım getirilmemiş olması yani herkesin imtihanda başarılı olmak zorunda oluşu Anayasanın 10 uncu maddesindeki eşitlik ilkesi hükümlerine uygun bulunduğu gibi yine Anayasanın 10 uncu maddesinde yer alan "Devlet Organları ve İdare Makamları Bütün İşlemlerinde Kanun Önünde Eşitlik İlkesine Uygun Olarak Hareket Etmek Zorundadırlar" hükmüne de uygun bulunmaktadır. Sınai mülkiyet haklarına ilişkin işlemler sadece hukuk değil aynı zamanda teknike bilgi birikimi yani özel uzmanlık bilgisi ve tecrübeyi gerektirir. Bu konuda yüksek okullarımızdaki eğitim programlarında zorunlu derslerin yanısıra seçmeli derslerin dahi olmayışı dikkate alındığında sınai mülkiyet işlemlerinde vekillik yapmak isteyenlerin ayrım yapılmaksızın bir imtihana tabi tutularak seçilmelerini zorunlu kılmaktadır. Aksi halde belirli bir meslek gurubuna ayrıcalık tanınması Anayasa aykırı olacaktır. Patent ve marka vekilliği mesleğini uzun yıllardır sürdüren ve bu alanda tecrübe sahibi olanların ise Patent ve Marka Vekilliği imtihanını kolayca kazanmaları gerekir. 544 sayılı KHK.nin 30 uncu maddesinde Enstitü nezdinde vekillik yapacak kişilerde aranacak vasıflar yer almaktadır. Geçici 7 nci maddesinde ise Patent ve Marka Vekilliği mesleğini fiilen icra etmekte olanlarla ilgili geçiş dönemi hükümleri yer almaktadır. Geçiş dönemi hükmü olan 7 inci madde ile 544 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarihten önceki son dört yıl içinde vekillik faaliyetini sürdürenler için, 30/e maddesinde aranan "enaz 4 yıllık yüksek öğrenim yapmış olma" şartı aranmamıştır. Bu istisnai hükümden yararlanacak kişilerin belirlenebilmesi için bir kriter gerekeceği açıktır. Bu kriterin "sınai Mülkiyet Dairesi Başkanlığında, belirli bir zaman biriminde yapılan belirli sayıda başvuru" olması son derece yerindedir. Bu sebeple geçiş dönemi hükmünün "Patent ve Marka Vekilliğinin sınırlı bir zümreye inhisarı ve Anayasanın eşitlik ilkesine aykırılığı" iddiaları yerinde değildir. Geçici 7 inci madde ile, sınava girecek kişilerde belirli sayıda işlem yapmış olma şartı aranmamakta vekillik mesleğini halen yapmakta olup da 544 Sayılı KHK.'nin 30/e maddesinde aranan yüksek öğrenim şartına sahip olmayanlarla ilgili istisnalar getirilmektedir. Bu sebeple geçiş dönemi hükmü olan geçici 7 inci maddenin Anayasaya aykırılığından söz edilmez. 24 Haziran 1994 tarihine kadar T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Sınai Mülkiyet Dairesi Başkanlığı, bu tarihten sonra da Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı nezdinde başvuru sahipleri adına işlem yapmış ve bundan sonra da işlem yapacak olan kişileri ve daha önemlisi, kendileri adına işlem yapılan başvuru sahiplerini yakından ilgilendiren bu durum sonuçta, başvuru sahipleri adına işlem yapacak olan kişilerin konu hakkında bilgi ve deneyimlerinin varlığı ve bunun imtihan neticesi ortaya konması yerindedir ve kamu yararına uygun bulunmaktadır. 544 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 30 ncu maddesi ve anılan yönetmelik bu vekillerin niteliklerini ve bu görevi yapabilmek için yerine getirmeleri gereken şartları tesbit etmektedir. Bu şartlar da eşitlik ilkesinden ayrılmamış ve hiç bir meslek grubuna ayrıcalık tanınmamıştır. 544 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Enstitüde 3 yıl süreyle ve sadece belirli bazı kadrolarda görev yapanların, imtihansız patent ve marka vekilliği yapmaya yetkili kılınmaları da yerinde bulunmaktadır. Bu kişiler Enstitünün görev alanına giren konulardaki yetkinlikleri sebebiyle belirli kadrolarda görev yapmaktadırlar. Görev alanlarına giren konularda karar alma yetkisine sahip olan bu kişilerin, görevlerinden ayrılmaları halinde Patent ve Marka vekilliği yapabilme yeterliliğine sahip olacakları açıktır. Patent ve marka vekilliği imtihan komisyonunun tarafsız olamayacağı iddiası da yerinde bulunmamaktadır. İmtihan komisyonunda, 544 sayılı Kanunun Hükmünde Kararname'nin 30 uncu maddesinde sayılan kişilerin tamamı değil en az daire başkanı seviyesinde görev yapanlar bulunmaktadır. Bu kişilerin görevlerinden ayrılacağı, patent ve marka vekilliği işi ile iştigal edeceği iddia edilemeyeceği gibi, söz konusu imtihan yarışma sınavı niteliğinde yapılmadığından, imtihanda başarı göstererek diğer şartları da yerine getiren herkes patent ve marka vekilliği yapma yetkisine sahip olabilecektir. Aynı şekilde gerek bu imtihan gerekse imtihan sonuçları denetim dışı değildir. Söz konusu imtihana ilişkin kaygılar sözkonusu olur ise itiraz ya da dava yolu ile böyle bir mahzurun giderilmesi mümkündür. Enstitü tarafından 18 Mayıs 1996 tarihinde yapılan patent ve marka vekilliği imtihanına katılanlardan patent vekilliğine katılan 93 kişiden 88 ve Marka Vekilliğine katılan 131 kişiden 119'u imtihanı kazanmıştır. Bu rakamlar, imtihanının yılda bir defa yapılacağına ilişkin hükümle birlikte nazara alındığı takdirde "Sınav komisyonunun tarafsız olamayacağı" iddiasının yersiz olduğunu göstermektedir. 9.9.1995 tarihinde yapılacağı ilan edilen imtihanın bu tarihte yapılamayış sebebi ise; Danıştay 10 uncu Dairesinin 11.10.1995 tarih ve E:1995/2751 sayılı yürütmenin durdurulması kararıdır. Bu karara yapılan itiraz sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 19.12.1995 tarih ve Y.D. İtiraz No: 1995/458 sayılı yürütmenin durdurulması talebinin kabulüne ilişkin kararın kaldırılması yönündeki kararı üzerine imtihan tarihi tesbit edilerek 18.5.1996 tarihinde yapılmıştır. "Memleketimizde Patent Vekillerinin buluşlarla ilgili ilmi konularda tarifname ve talepleri veya resimleri tanzim etmedikleri için yüksek tahsile gerek olmadığı ve hatta Patent ve Marka vekilliğinin muamelecilikten ibaret olması sebebi ile İmtihan gerektirecek bir hususun mevcut olmadığı" şeklindeki iddialar yersiz ve hukuka aykırı bulunmaktadır. Anayasanın 8 inci maddesi "Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir" hükmünü amirdir ve dava konusu yönetmelik de bu hükme tamamen uygun olarak çıkarılmıştır. "Patent ve marka vekilleri yönetmeliğinin 2 inci maddesinde hukuki dayanak "544 sayılı Türk Patent Enstitüsü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname"nin 30 uncu maddesi olarak belirtilmiştir. Bu madde "Enstitü nezdinde vekillik yapma yetkisi olanlar" ile ilgili olup, "Gerçek kişi olan vekillerin Enstitü tarafından yönetmelikte belirtilen esaslar çerçevesinde yapılan vekillik yeterlik sınavında başarılı olması" hükmünü amir bulunmaktadır. Bu hüküm Enstitü nezdinde vekillik yapma yetkisi olanların bazı nitelikleri taşımanın yanı sıra "vekillik yeterlik sınavında" başarılı olmaları ve bu sınavın da yönetmelikte belirtilen esaslar çerçevesinde yapılması, yani bu konuda bir yönetmeliğin çıkarılmasını öngörmektedir. Bu hüküm kapsamında, gerekli hukuki işlemler yerine getirilerek dava konusu "Patent ve Marka Vekilleri Sınav Yönetmeliği" 14.4.1995 tarihli Resmi Gazetede neşredilmiştir. Enstitü nezdinde patent başvuruları ile ilgili bu şartlar: patent verilerek korunacak buluşların neler olduğu, yenilik kriterinin varlığı, tekniğin bilinen durumunun aşılmış olması, sanayie uygulanabilirlik kriterinin varlığı, patent verilemeyecek konular ve buluşların neler olduğu, buluş konusunu açıklayan tarifnamenin hazırlanması, patentle korunması istenilen buluşun unsurlarını kapsayan istemlerin hazırlanması, tarifnamede, istem veya istemlerde atıf yapılan resimlerin hazırlanması, buluşun bütünlüğü olması, milletlerarası anlaşmalara dayanan başvurulardan doğan rüçhan hakları ve buna ilişkin bilgi ve belgeler, sergilerde teşhir hakkından doğan rüçhan hakları ve buna ilişkin bilgi ve belgeler, uluslararası sınıflandırmaya uygun bulunma, faydalı model belgesi ile korunabilecek buluş olma, başvuru sonrasında hazırlanacak araştırma raporlarına teknik açıklama ve cevaplar, başvuru sonrasında hazırlanacak ayrıntılı inceleme raporlarına teknik açıklama ve cevaplar, olarak tesbit edilmiştir. Enstitü nezdinde marka başvuruları ile ilgili işlemler için ise; markanın içereceği işaretler olması, markada ayrılık veya benzerlik kavramı, markadaki cins, çeşit, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmalar olması, markadaki ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret gurubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret ve adlar olması markadaki malın özgün doğal yapısından ortaya çıkan şeklini veya bir teknik sonucu elde etmek için zorunlu olan kendine malın şeklini veya mala ait asli değerini veren şekli içeren işaretler olması, markadaki, mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda halkı aydınlatacak işaretler olmasıdır. Marka tescilinde red için nispi sebepler ise markanın sözlük veya başka başvuru eserlerinde yer alması olarak tesbit edilmiştir. Marka başvuru şartları ise markaların kullanılacağı mallar veya hizmetlerin belirtilmesi markaların tescili amaçlan için malların veya hizmetlerin uluslararası sınıflandırmaya uyması, milletlerarası sözleşmelere dayanan başvurulardan doğan rüçhan haklarına uyması, sergilerde teşhir hakkından doğan rüçhan haklan, marka başvurusunun veya tescilin yayını, itiraz, markanın yenilenmesi, garanti markaları, Ortak Marka, Garanti Markası veya ortak marka teknik yönetmeliği olarak tesbit edilmiştir. Hem teknik hem de hukuki bilgi içeren marka ve patent başvuru işlemlerinde teknik bilgi ve deneyim çok ağır basarken, tescil sonrasında dava söz konusu olduğunda ağırlık hukuk tarafında olmaktadır. Bu sebeple Türk Patent Enstitüsünde başvuru sahipleri adına işlem yapma yetkisi tanınacak vekiller için özel şartlar getirilmiştir. Patent ve marka vekilliğinin "alelade bir muamelecilikten" ibaret olduğuna ilişkin iddia da sınai mülkiyet haklarının son derece basit ve sathi değerlendirilmesinden doğmaktadır. Halbuki vekiller, başvuru sahiplerinin çeşitli hakları kazanmalarına ya da kaybetmelerine sebep olabileceklerdir. Enstitü nezdinde başvuru sahipleri adına işlem yapma yetkisine sahip olacak kişilerin özel uzmanlık ve bilgi gerektiren konularda temel bilgilere sahip olmaları gerekmektedir. Patent ve marka vekilliği yapacak kişilerin imtihana tabi tutularak yeterliliklerinin belgelendirilmesi, başvuru sahiplerinin de menfaati gereği olup, sınai haklarla ilgili işlemlerin istikrarlı bir şekilde yürütülmesinin garantisi olacaktır. Açıklanan sebepler 14.5.1995 tarihli Resmi Gazetede neşredilen "patent ve Marka vekilliği Sınav Yönetmeliği", 544 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 30 uncu maddesinde yer alan ve bu maddede sayılan niteliklere sahip kişilerden esasları yönetmelikle belirlenecek olan "patent ve marka vekilliği yeterlik sınavı"nda başarılı olanların, Türk Patent Enstitüsü nezdinde, başvuru sahipleri adına işlem yapabileceklerini düzenleyen hükme dayanılarak çıkarılmış olup yönetmelikte hukuka aykırı bir husus bulunmadığından davayı red eden Danıştay 10 uncu Dairesi kararı yerinde bulunduğu cihetle hukuki mesnedi bulunmayan temyiz talebinin reddi gerekeceği düşünülmüştür. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca, 2577 sayılı Kanunun 17/2. maddesi uyarınca davacıların duruşma istemleri yerinde görülmeyerek işin esasına geçilerek dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacıların, 544 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 30. maddesinin Anayasaya aykırı olduğu yolundaki iddiaları yerinde görülmemiştir. Dava, 14.4.1995 günlü, 212258 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Patent ve Marka Vekilleri Sınav Yönetmeliği"nin iptali istemiyle açılmıştır. Danıştay Onuncu Dairesi 24.1.2001 günlü, E:1998/7009, K:2001/230 sayılı kararıyla; 24.6.1994 günlü ve mükerrer 21970 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 544 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Türk Patent Enstitüsünün Kurulduğu ve görevlerinin düzenlendiği, 544 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 30. maddesinde; bu madde de sayılan niteliklere sahip kişilerden, esasları Yönetmelikle belirlenecek olan "Vekillik Yeterlik Sınavı'nda başarılı olanların, Türk Patent Enstitüsü nezdinde, başvuru sahipleri adına işlem yapabilecekleri, patent vekilleri ve marka vekillerinin ayrı ayrı tutulacak sicillere kaydedileceklerinin düzenlendiği, anılan Kanun Hükmünde Kararnamenin 30. maddesi hükmüne dayanılarak çıkarılan Patent ve Marka Vekilleri Sınav Yönetmeliğinin "Sicile Kayıt" başlıklı 14. maddesinde, yapılacak sınavda başarılı olan adayların vekil siciline kaydedileceği, dava konusu edilen 15. maddesinde ise; Enstitü nezdinde, sadece vekil sicil kaydına kaydedilmiş vekillerin işlem yapabileceğinin hükme bağlandığını, dava konusu Yönetmelik ile ilgili kişilerin haklarının tesisi, korunması ve bunlarla ilgili olarak hertürlü ilişkinin temini, tesisi ve yürütülmesi bakımından ilgilileri Enstitü nezdinde, sadece, bu sınavda başarılı olan kişilerin kaydedileceği vekil sicilinde kayıtlı olan vekillerin işlem yapabileceği kuralının getirilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Davacılar, dava konusu yönetmeliğin hukuka ve emsal uygulamalara aykırı olduğunu ileri sürerek kararı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedirler. Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacıların temyiz isteminin reddine, Danıştay Onuncu Dairesinin 24.1.2001 günlü, E: 1998/7009, K:2001/230 sayılı kararının onanmasına, 8.4.2004 günü oybirliği ile karar verildi.