İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 1999/467 E. 2001/139 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
1999/467
Karar No
2001/139
Karar Tarihi

İstemin Özeti : Danıştay Onuncu Dairesinin 10.12.1998 günlü, E:1997/3074, K:1998/6578 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması davacı tarafından istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi T.Tuncay Varlı'nın Düşüncesi : Bir örneği dava dosyasında da bulunan "devre tatil" satışına ilişkin sözleşme, karma akitlerden kombine akit türüne girmektedir. Buna göre, devre tatil alıcısının ödeyeceği para borcuna karşılık, akdin diğer tarafı olan devre tatil yatırımcısı bakımından, borçlar Kanununda düzenlenmiş birden çok akdin konusunu oluşturan edimler söz konusudur. Devre tatil sahibi, ilki bir defada ödenen, diğeri ise belirli aralıklarla ( genellikle her yıl ) yinelenen, işletme aidatından oluşan borç altına girmekte; devre tatil yatırımcısı ise, sözleşme ile belirlenen süre içerisinde, her yıl devre tatil ünitesinin kullanıma hazır halde bulundurulması, temizlik ve gerekli bakım-onarımları yapma gibi yükümlülükler üstlenmektedir. Buradaki ünitenin zilyetliğinin sağlanması kira akdine; malzeme temini satım akdine; bakım-onarım ve temizlik işlerinin yapılması hizmet akdine ve bu etkinliklerin yerine getirilmesi için personel çalıştırılması ve bu işlerin ifası vekalet akdine ilişkin edimler olarak ortaya çıkmaktadır. Ancak, burada baskın olan sözleşme "adi kira" olup, bir mal veya hizmet satışı söz konusu olmadığından "devre tatil" satışının 4077 sayılı Yasa kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Çünkü 4077 sayılı yasanın, satıcının yükümlülüklerini düzenleyen 9. maddesinde belirtilen tüketicinin cayma hakkı, sadece mal satışlarına ilişkin olup, aynı yasanın 3. maddesinde, "mal" ticaret konusu taşınır eşya olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle, davayı reddeden Daire kararının, Tebliğe ilişkin kısmının onanması, uygulama işlemine ilişkin kısmının bozulması gerekmektedir. Danıştay Savcısı Tülin Özdemir'in Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir. Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca, 2577 sayılı Yasanın 17. maddesine göre, davacının duruşma istemi reddedilerek dosya incelendi, gereği görüşüldü: KARAR : Dava; 21.12.1995 günlü, 22500 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Kapıdan Satışlara İlişkin Uygulama Usul ve Esaslarına Dair Tebliğ"in 2 nci ve 4 üncü maddeleriyle, davacı şirketin devre tatil satışlarını 4077 sayılı "Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun"un 8. ve 9. maddelerinde düzenlenen "Kapıdan Satışlar" kapsamına alan 9.4.1997 günlü, 3537 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Danıştay Onuncu Dairesi 10.12.1998 günlü, E:1997/3074, K:1998/6578 sayılı kararıyla; 4077 sayılı " Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun"un 1. maddesinde, Kanunun amacının ekonominin gereklerine ve kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemler almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemek olarak belirlendiği, Yasanın 3. maddesinde, "Mal" ticaret konusu taşınır eşya, "hizmet" bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan bedeni ve/veya fikri faaliyetler olarak tanımlandığı, tanımlanan bu kavramları kullanan 2. maddede, Yasanın kapsamının; 1 nci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında, tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü hukuki işlem olduğunun öngörüldüğü, Yasanın "Tüketicinin Korunması ve Aydınlatılması" başlıklı ikinci kısmında yer alan ve "Kapıdan Satışlar" başlığını taşıyan 8 inci maddesinin ilk fıkrasında "Kapıdan Satışlar"ın unsurlarının yer aldığı, Yasanın 9 uncu maddesinde ise "Kapıdan Satışlarda Satıcının Yükümlülüğü" nün düzenlendiği, bu düzenlemeye göre, kapıdan satışların; işyeri, fuar panayır gibi satış mekanları dışında, önceden mutabakat olmaksızın yapılan, değeri 1.000.000 ( 1.1.1997'den geçerli olmak üzere 3.400.000 ) Türk Lirasını aşan, tecrübe ve muayene koşullu satışlar olduğu, Yasanın 3. maddesine göre, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak mevzuat çerçevesinde gerekli tedbirleri almaya ve düzenlemeleri yapmaya yetkili olduğu, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca kapıdan satışlara ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla hazırlanan Tebliğin 21.12.1995 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandığı, iptali istenilen 2. maddede, "Bu Tebliğ, 1.000.000 TL.nı aşan ve işyeri, fuar, panayır gibi satış mekanları dışında, a ) Önceden mutabakat olmaksızın tüketicinin evinde veya işyerinde yapılan tecrübe ve muayene koşullu satışlara, b ) Toplantılı ( grup ) satışlara, c ) Katalogdan seçim yoluyla sonuçlandırılan satışlara, d ) Mesafeli satışlara, uygulanır. Bu Tebliğ kapsamındaki satışlarla ilgili olarak görüşme veya gösteri tarih ve yerinin tüketici veya satıcı... ve benzerleri tarafından yazılı, sözlü veya benzeri yollarla tespiti önceden mutabakat olarak kabul edilmez. Bu Tebliğin uygulanması bakımından; toplantılı satışlar, katologdan seçim yoluyla sonuçlandırılan satışlar ve mesafeli satışlar, kapıdan satış olarak değerlendirilir." denildiği ve 4. maddenin ( d ), ( e ) ve ( f ) bendlerinde, kapıdan satış, toplantılı ( grup ) satış ve mesafeli satışın tanımlandığı, tüm bu düzenlemeler karşısında davacı şirketin "devre tatil" satışının, öncelikle, 4077 sayılı Yasa kapsamında bir mal veya hizmet satışı olup olmadığının belirlenmesinin gerektiği, dava dosyasında bulunan "devre tatil" satışına ilişkin sözleşmenin incelenmesinden, belirli bir bağımsız bölümün yine sözleşmede gösterilen belirli tarihlerde alıcının kullanımına bırakıldığının, devre tatil sahibinin ise bunun karşılığında "devre tatil" bedelini ve bakım masraflarını karşıladığının, mülkiyetin alıcıya devredilmediği, ancak alıcının, malikin bilgisiyle kullanma hakkını devredebildiğinin, kullandığı bağımsız bölümde değişiklik yapamadığı ve alıcının ölümü halinde, mirasçıların satıcıyla yeni bir sözleşme yapabildiğinin, sözleşme süresinin çok uzun olduğunun anlaşıldığı, anılan sözleşmenin, kendisine özgü, karma bir sözleşme olup, "devre tatil işletmecisi"ne, para karşılığında birden çok edim yüklendiği, ancak, alıcının, bu sözleşmeden doğan "kullanma hakkını" yalnızca "devre tatil işleticisi"ne karşı ileri sürebildiği, borcun konusunu, kullanılan taşınmazı kendisinin oluşturmadığı, alıcının, eşya üzerinde sınırlı bir hakimiyete sahip olduğu, dolayısıyla şahsi alacak hakkına dayalı bulunan "devre tatil" sisteminde, esasen amaçlananın, alıcının, kullanım bedeli ile yıllık gider payı, ya da işletme aidatı karşılığında, tatil ve dinlenme isteğiyle kullanılmak istediği bölümün, sözleşmede belirlenen tarihlerde amacına uygun halde bulundurulması olduğu, bu amacın gerektirdiği "bedeni ve fikri" faaliyetin "devre tatil" satışının "hizmet satışı" ve mal ve hizmet piyasalarında, tüketicinin taraflardan birisini oluşturduğu bir hukuki işlem olarak değerlendirilmesi için yeterli olduğu, "devre tatil" satışlarının, bu haliyle 4077 sayılı Yasanın kapsamında bulunduğu, davacının, dava konusu Tebliğin 2. ve 4. maddelerinin "kapıdan satış" kavramını ve yöntemini genişlettiği iddiasının, söz konusu düzenlemenin 4077 sayılı Yasanın "kapıdan satış" tanımı için kullandığı unsurları açıklaması, bu kavramı genişleten yeni durumları belirlememesi gözetildiğinde yerinde görülmediği, dava konusu düzenlemede 4077 sayılı Yasanın amacına, kapsamına ve davalı idareye tanıdığı düzenleme yetkisine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Davacı, hukuka aykırı olduğu savıyla anılan kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir. SONUÇ : Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından davacının temyiz isteminin reddine, Danıştay Onuncu Dairesinin 10.12.1998 günlü, E:1997/3074, K:1998/6578 sayılı kararının ONANMASINA, 9.2.2001 günü oybirliği ile karar verildi.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 1999/467, K. 2001/139, T. 10.12.1998, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-1999-467-e-2001-139-k-ee9fe03ac98b