İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 1996/96 E. 1998/158 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 1996/96
- Karar No
- 1998/158
- Karar Tarihi
İstemin Özeti: Bursa 1.İdare Mahkemesince verilen ve mahkemenin, davanın reddine dair ilk kararında ısrarına ilişkin bulunan 11.7.1995 günlü, E:1995/161, K:1995/619 sayılı kararı, davacılar temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedirler. Savunmanın Özeti: Davalı idare, davacıların temyiz istemlerine cevap vermemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi Suna Türkoğlu'nun Düşüncesi: Bursa 1. İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin bozma kararı doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Habibe Ünal'ın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin 1'inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir. Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü: Davacıların, ... Mahallesi, ... Mevkiinde, murisleri ... adına kayıtlı ... sayılı taşınmazlar için imar planının söz konusu taşınmazlara ilişkin kısmı değiştirilerek, inşaat izni verilmesi istemiyle yapmış oldukları başvurunun, cevap verilmemek suretiyle reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açmış oldukları dava, Bursa 1.İdare Mahkemesinin 13.7.1993 günlü, E:1991/137, K:1993/545 sayılı kararıyla ve dava konusu taşınmazların 1978 onaylı imar planında yeşil alan olarak belirlendiği, 7.6.1990 günlü, 69 sayılı belediye meclisi kararı ile kabul edilen imar planı değişikliği ile taşınmazların bir kısmından çevre yolu geçirildiği, davalı idarece, davacılara ait taşınmazların, yeşil alan olarak düzenlenmesine yönelik plan kararından vazgeçilmesi söz konusu olmadığı için 3194 sayılı Kanunun 13 üncü maddesindeki koşullar oluşmadığından, tesis edilen işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Davacıların temyiz istemi üzerine bu karar, Danıştay Altıncı Dairesinin 6.10.1994 günlü, E:1994/324, K:1994/3362 sayılı kararı ile bozulmuş ise de: mahkemece, bozma kararına uyulmamış ve davacıların 20.11.1990 günlü başvurulan ile istedikleri plan değişikliğinin, 13 üncü maddeyle tanınan hakkın kullanımını sağlamaya yönelik olduğu, böyle bir isteğin değerlendirilebilmesinin de ancak 13 üncü maddede yer alan iki önkoşulun gerçekleşmesi halinde gündeme gelebileceği, mahkemelerinin ilk kararının, önkoşullardan birinin, yani yatırımcı kuruluş olan belediyenin vazgeçmesi halinin gerçekleşmediği olgusuna dayandığı, yatırımcı kuruluşun vazgeçmemesi halinde plan değişikliğine gitme nedeni doğmayacağından, taşınmazın konuta çevrilip çevrilenemeyeceğini irdelemenin söz konusu olmayacağı, bu alandaki plan değişikliği isteğinin, 13 üncü maddedeki koşul ve sebeplerden bağımsız olarak tek başına ele alınması olanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin ilk kararda ısrar edilmiştir. Davacılar bu kez 11.7.1995 günlü, E:1995/161, K:1995/619 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedirler. 3194 sayılı İmar Kanununun, imar planlarında umumi hizmetlere ayrılan yerlerle ilgili 13 üncü maddesinde, resmi yapılara, tesislere ve okul, camii, yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocuk bahçesi, pazar yeri, hal, mezbaha ve benzeri umumi hizmetlere ayrılan alanlarda inşaata ve mevcut bina varsa esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyeceği, ancak imar programına alınıncaya kadar mevcut kullanma şeklinin devam edeceği, parsel sahibinin imar planlarının tasdikinden itibaren beş yıl sonra müracaat ettiğinde, imar planlarında meydana gelen değişikliklerden ve civarın özelliklerinden dolayı okul, camii, otopark sahası ve benzeri umumi hizmetlere ayrılan alanlardan ilgili kamu kuruluşunca yapımından vazgeçildiğine dair görüş alındığı takdirde tüm belirli çevredeki nüfus, yoğunluk ve donatım dengesini yeniden irdeleyerek hazırlanacak yeni imar planına göre inşaat yapılacağı hükme bağlanmakta ve bu Kanunun yayımı tarihinden önce yapılmış olan imar planları için, beş yıllık sürenin, bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren geçerli olacağı ayrıca hüküm altına alınmaktadır. Davacılar, uyuşmazlık konusu parsellerin 1978 tarihli imar planı ile umumi hizmetlere ayrılan alan kapsamında yeşil alan olarak belirlendiği, o tarihten itibaren dava açıldığı tarihe kadar on iki yıl geçmiş olmasına rağmen, taşınmazların ayrıldığı hizmete yönelik herhangi bir işlem yapılmadığı gibi, planda da kullanım şeklinin değiştirilmesi yönünde bir değişiklik yapılmadığı, bu nedenle de 26.11.1990 günlü başvuruları ile bu hususları belirtmek suretiyle 3194 sayılı İmar Kanununun 13/3 üncü maddesi gereğince, imar planı değişikliğine gidilerek inşaat izni verilmesinin istendiği, başvurularının zımnen reddi üzerine de bakılan davanın açıldığını belirtmekte ve mahkemenin kararının 13 üncü maddenin getiriliş amacına aykırı olduğunu iddia etmektedirler. Dava dosyasının incelenmesinden, Danıştay Altıncı Dairesinin 6.10.1994 günlü, E:1994/329, K:1994/3362 sayılı bozma karârında da belirtildiği üzere, uyuşmazlık konusu parsellerin 1978 onaylı imar planında yeşil alan olarak belirlendiği, 7.6.1990 günlü plan değişikliği ile taşınmazın bir kısmından çevre yolu geçirildiği, geri kalan kısmının ise yeşil alan olarak korunduğunun anlaşıldığı; davacıların idareye yönelik başvurularının İmar Kanununun 13 üncü maddesindeki koşulların, kendileri yönünden gerçekleşmiş bulunduğu olgusuna dayanan bir başvuru olduğu ve içeriğinde uyuşmazlık konusu taşınmazların konuta açılması yolundaki talebi de içerdiğinin tartışmasız bulunduğu, bu istemin incelenmesinin, idarenin yeşil alan belirlemesinden bir başka anlatımla bu konudaki plan kararından vazgeçmesi olgusuna bağlı tutulmasının, bu davada davacı tarafın isteminin bir kısmının hiç incelenmemesi anlamına geldiği, nitekim idare mahkemesince bu taşınmazın yeşil alandan konut alanına çevrilmesine ilişkin istemin değerlendirilmemiş bulunduğunun anlaşılması karşısında, davacıların temyiz istemleri haklı bulunmuş ve bu husus incelenerek karar verilmesi gerekirken, aksi yönde verilen mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile Bursa 1.İdare Mahkemesince verilen 11.7.1995 günlü, E:1995/161, K:1995/619 sayılı ısrar kararının Danıştay Altıncı Dairesinin bozma kararı doğrultusunda bozulmasına ve dosyanın Bursa 1.İdare Mahkemesine gönderilmesine 27.3.1998 günü oybirliği ile karar verildi.