İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 1996/509 E. 1998/562 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
1996/509
Karar No
1998/562
Karar Tarihi

İstemin Özeti: Danıştay Sekizinci Dairesi esasına kayıtlı davada Danıştay Sekizinci ve Beşinci Dairesince müşterek toplantıda verilen 17.1.1996 günlü E:1994/6017, K:1996/76 sayılı kararı, davacı ve davalılardan Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü karşılıklı olarak temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedirler. Davacının Savunmasının Özeti; Davalılardan Sosyal Sigortalar Kurumunun temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının Savunmasının Özeti : Davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünün Savunmasının Özeti: Davacının temyiz dilekçesine yanıt verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi Adnan Zengin'in Düşüncesi : Davacının aldığı lisans öğrenimi nedeniyle yüksek mühendis sayılmasına olanak bulunmadığından, daha önce hatalı olarak tesis edilen işlemlerin düzeltilmesinde hukuka aykırılık görülmeyip; davalılardan Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünün temyiz isteminin kabulü ile daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulması ve davacının temyiz isteminin reddiyle kararın redde ilişkin kısmının onanması gerektiği düşünülmüştür. Danıştay Savcısı H .Erol Çanga'nın Düşüncesi : Danıştay 8. Dairesinin 17.1.1996 gün ve 76 sayılı kararının Deniz Harp Okulunu bitirdikten sonra Amerika Birleşik Devletlerindeki Noval Postgraduate School'dan "Computer Systems Management" dalında master eğitimi yaparak, bu dalda master diploması alan ve 7.3.1983 de bilgisayar yüksek mühendislik ruhsatnamesine denklik işlemi yaptırtmış olan davacının yüksek mühendis unvanını kullanamayacağına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 21.2.1994 gün ve 4937 sayılı işleme karşı açılan davayı reddeden kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanunun 1. maddesinde, programlarının yüksek mühendis veya mimar mektebleri programlarına muadil olduğu kabul edilen bir ecnebi yüksek mühendis veya yüksek mimar mektebinden diploma almış olanlar usulüne tevfiken verilecek ruhsatnameye sahip olması gerektiği, 2. maddesinde 1/b-a maddesinde de yazılı ecnebi memleketlerden mezun olanlara ruhsatname verilebilmek için çıktıkları mektebin asli talebesi olarak tahsil derecelerini geçirmiş ve mektebin bütün tedrisatını muntazam ve fiilen takip etmiş ve mektepte cari usullere göre geçirilmesi lazım gelen bütün imtihanları bitirmiş bulunmalarının şart olduğu, 3. maddesinde ise (b) fıkrasında yazılı vesikaları haiz bulunanlara (yüksek mühendis) unvanı verileceği, bu unvanın diploma veya ruhsatnamelere yazılacağı kuralı yer almaktadır. 3458 sayılı Kanunla Bayındırlık Bakanlığına verilmiş görev ve yetkiler 22.9.1941 tarih ve 4141 sayılı Kanunun 1. maddesiyle Milli Eğitim Bakanlığına devredilmiştir. 2547 sayılı Yasanın 19.8.1983 gün ve 18140 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2881 sayılı Yasa ile değişik 7/p maddesinde ise yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından alınmış ön lisans, lisans ve lisans üstü diplomalarının denkliğini tesbit etmek görevi Yükseköğretim Kurulunun görevleri arasında belirtilmiştir. Olayda, Deniz Harp Okulu mezunu olan davacının, yurt dışı seçme sınavını kazanarak Amerika Birleşik Devletleri Noval Postgraduate School'da Computer Systems Management dalında master eğitimi yaptığı, 1982 yılında 3458 sayılı yasa hükümleri uyarınca Milli Eğitim Bakanlığı ve ... Teknik Üniversitesi Rektörlüğünün onayı ile 7.3.1983 tarihinde "Bilgisayar Yüksek Mühendisliği Ruhsatnamesini aldığı anlaşılmaktadır. İdari işlemin güvenirliği ilkesi gereği idari işlemlerde devamlılık ve istikrar asıldır. 3458 sayılı yasa kuralları gereği denklik işleminin yapıldığı tarihten bu yana yaptığı master diplomasının yüksek bilgisayar mühendisliği diplomasına denkliği kabul edilmiş olan davacının bu unvanını işlem tarihine kadar kullandığı da çekişmesizdir. Esasen daire kararında da davacının master eğitimi sonucu aldığı diplomanın yüksek bilgisayar mühendisliği diplomasına denkliğine ilişkin işlemle aldığı unvanın bu ilkelere göre geçersiz sayılması işlemlerin iptalinin uygun olacağı belirtilmektedir. Ancak kararın hüküm kısmında, meslek unvanını almak ancak o mesleğin lisans eğitimini yapmakla mümkündür, fikrinden hareketle davacının bilgisayar unvanını kullanamayacağına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı kararına karşı açılan davanın reddine denilmektedir. Bir master diploması ile bu diplomanın hak sağladığı unvan bir birinden ayrılamaz. Aksi halde lisans eğitiminden farklı dalda master diploması alanın bir iki istisna dışında bu diplomaya dayalı faaliyette bulunabilme olanağından söz edilemez. Master diploması ve unvanın denkliğinin kabul edildiği sürece davacının diploma unvanını kullanabileceğini kabul etmenin gerekli olduğu kamsıyla temyiz isteminin kabulü ile anılan daire kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü: Deniz Harp Okulunu bitirdikten sonra Amerika Birleşik Devletlerindeki Naval Postgraduate School'da "Computer Systems Management" dalında master eğitimi yaparak, bu dalda master diploması alan davacının, lisans eğitiminin Deniz Harp Okulu olması nedeniyle Bilgisayar Yüksek Mühendisi unvanını kullanamayacağına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 21.2.1994 gün ve 4937 sayılı işlemi ile bu işleme dayalı olarak tesis edilen, davacının Bilgisayar Yüksek Mühendisliği unvanı ile ruhsatnamesinin geçersiz sayılması suretiyle daha düşük kadroya atanması yolundaki Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılan ve Danıştay Sekizinci Dairesinin E:1994/6017 esasına kayıtlı bulunan davada Danıştay Sekizinci ve Beşinci Daireleri müşterek kurulunca verilen ve davacının mühendis kadrosundan alınarak uzman kadrosuna atanmasına ilişkin işlemin iptaline. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı kararına yönelik davanın reddine ilişkin bulunun 17.1.1996 günlü E:1994/6017, K:1996/76 sayılı kararın redde ilişkin kısmını davacı, iptale ilişkin kısmını davalılardan Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü temyiz etmektedir. Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden. Danıştay Sekizinci ve Beşinci Daireleri Müşterek Kurulunca: 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanunun 1. maddesinde Programlarının yüksek mühendis veya mimar mektepleri programlarına muadil olduğu kabul edilen bir ecnebi yüksek mühendis veya yüksek mimar mektebinden diploma almış olanların usulüne tevfiken verilecek ruhsatnameye sahip olması gerektiği, 2. maddesinde 1. maddenin (b) ve (d) fıkralarında yazılı ecnebi memleketlerden mezun olanlara ruhsatname verilebilmek için çıktıkları mektebin aslı talebesi olarak tahsil derecelerini geçirmiş ve mektebin bütün tedrisatını muntazam ve fiilen takip etmiş ve mektepte cari usullere göre geçirilmesi lazım gelen bütün imtihanları bitirmiş bulunmalarının şart olduğu, 3. maddesinde ise (b) fıkrasında yazılı vesikaları haiz bulunanlara (yüksek mühendis) unvanı verileceği, bu unvanın diploma veya ruhsatnamelere yazılacağı kuralının yer aldığı, 3458 sayılı Kanunla Bayındırlık Bakanlığına verilmiş görev ve yetkilerin 22.9.1941 tarih ve 4141 sayılı Kanunun 1. maddesiyle Milli Eğitim Bakanlığına devredildiği, daha sonra yürürlüğe giren 2547 sayılı Yasanın 19.8.1983 gün ve 18140 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 2881 sayılı Yasa ile değişik 7/p maddesinde ise Yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından alınmış ön lisans, lisans ve lisans üstü diplomalarının denkliğini tesbit etmek görevinin Yükseköğretim Kurulunun görevleri arasında belirtilmiş olduğu, Deniz Harp Okulu mezunu olan davacının yurt dışı seçme sınavını kazanarak Amerika Birleşik Devletleri Naval Postgraduate School'da Computer Systems Management dalında master eğitimi yaptığı, 1982 yılında 3458 sayılı Yasa hükümleri uyarınca Milli Eğitim Bakanlığı ve ... Teknik Üniversitesi Rektörlüğünün onayı ile 7.3.1983 tarihinde "Bilgisayar Yüksek Mühendisliği Ruhsatnamesi" aldığı, 21.6.1993 tarihinde SSK Genel Müdürlüğünde mühendis olarak göreve başladığı, ancak SSK Genel Müdürlüğünce davacının mühendis kadrosuna atanıp atanamayacağı konusunda tereddüte düşülerek Devlet Personel Dairesinden görüş istendiği. Devlet Personel Dairesi Başkanlığınca 2547 sayılı Yasa uyarınca bu konuda yetkili Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından alınan yanıtta davacının lisans eğitiminin mühendislik fakültelerine ait olmaması nedeniyle yüksek mühendis sayılamayacağının bildirilmesi üzerine davacının APK Daire Başkanlığı emrine uzman olarak atandığının anlaşıldığı, idari işlemlerin güvenilir olmasının idare hukukunun en önemli ilkelerinden olduğu, bu ilkenin idarenin tek taraflı işlemlerine karşı vatandaşın uyma zorunluluğunu gerektirdiği, bu ilkenin doğal sonucu olarak idari işlemlerde devamlılık ve istikrarın esas olduğu, idari işlemlerin güvenilir olması nedeniyle işlemin aksi yetkili merci veya makamlarca ortaya konuluncaya kadar doğru kabul edilmesi ve bu işlemin doğurduğu sonuçların ilgilisine hak sağlamasının gerekeceği, olayda, ruhsatnamenin alındığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre bilgisayar yüksek mühendisi unvanı ve ruhsatnamesi alan davacının, bu yetkinin başka bir kuruma verilmiş olması nedeniyle yetkili yeni kurum tarafından unvan ve ruhsatnamesinin geçerli olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem tesis edilmişse de, ruhsatnamenin alındığı tarihte usulüne uygun alınan unvan ve ruhsatnamenin aradan geçen uzun süre sonunda geçersiz sayılmasında, idari işlemlerde bulunması zorunlu istikrar prensibine ve hukuka uygunluk bulunmadığı, davanın Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 21.2.1994 gün ve 4937 sayılı işleminin iptali istemine ilişkin bölümüne gelince, 2547 sayılı Yasanın 2880 sayılı Yasa ile değişik 3/s maddesinde lisans eğitimin, ortaöğretime dayalı en az sekiz yarı yıllık bir programı kapsayan yükseköğretim olduğu, t/ı fıkrasında ise lisans üstü eğitimin yüksek lisans, doktora, tıpta uzmanlık ve sanatta yeterlik eğitimini kapsadığı, yüksek lisansın ise (Bilim uzmanlığı, yüksek mühendislik, yüksek mimarlık, master) bir lisans öğretimine dayalı eğitim-öğretim ve araştırmanın sonuçlarını ortaya koymayı amaçlayan bir yükseköğretim olduğunun belirtildiği, bir meslek ve meslek unvanının ancak lisans öğretimi ile kazanabileceği ve master eğitimi de belirli bir konuda uzmanlaşmanın ilk basamağını oluşturacağından, lisans eğitimi mühendislik olmayan davacının, master eğitimi nedeniyle yüksek mühendis sayılmamasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının mühendis kadrosundan alınarak uzman kadrosuna atanmasına ilişkin işlemin iptaline. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 21.2.1994 günlü 4937 sayılı işlemine yönelik davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacının. Deniz Harp Okulunu bitirdikten sonra Amerika Birleşik Devletlerinde Naval Postgraduate School'da Bilgisayar Sistemleri İdaresi dalında yüksek lisans eğitimi yaptığı, 3458 sayılı Yasa hükümleri uyarınca Milli Eğitim Bakanlığı ve ... Teknik Üniversitesinin onayı ile 7.3.1983 tarihinde "Bilgisayar Yüksek Mühendisliği Ruhsatnamesi" aldığı, 21.6.1993 tarihinde SSK Genel Müdürlüğünde mühendis olarak göreve başladığı, ancak SSK Genel Müdürlüğünce davacının aldığı lisans eğitimi nedeniyle mühendis kadrosuna atanıp atanamayacağı konusunda tereddüte düşülmesi üzerine Devlet personel Dairesi Başkanlığından görüş istendiği. Devlet Personel Dairesi Başkanlığınca bu konuda 2547 sayılı Yasa uyarınca Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının yetkili olduğundan bahisle yazının anılan başkanlığa intikal ettirilmesinden sonra verilen yanıtta davacının lisans eğitiminin mühendislik fakültelerine ait olmaması nedeniyle yüksek mühendis sayılamayacağının bildirilmesi üzerine davacının bilgisayar yüksek mühendisi unvanı ile ruhsatnamesinin geçersiz sayılmak suretiyle APK Dairesi Başkanlığı emrine uzman olarak atandığı, davacı tarafından Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının yüksek mühendis sayılamayacağı yolundaki işlemi ile SSK Genel Müdürlüğünün APK Dairesi Başkanlığı emrine uzman olarak atama işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Temyiz edilen kararda belirtildiği gibi, bir meslek ve bu mesleğin unvanını almak ancak bu meslekle ilgili lisans eğitimi yapmakla mümkündür. Başka bir anlatımla, bir meslek ve meslek unvanı ancak lisans öğretimi ile kazanılabileceğinden ve master eğitimi de belirli bir konuda uzmanlaşmanın ilk basamağını oluşturacağından, lisans eğitimi mühendislik olmayan davacının yüksek lisans eğitimi nedeniyle yüksek mühendis sayılamayacağı açıktır. Bu itibarla Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 21.2.1994 günlü 4937 sayılı işleminde hukuka aykırılık ve bu işleme yönelik davanın reddinde hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. Olayda, davacıya bu nitelikleri taşımamasına karşın 7.3.1983 tarihinde yüksek mühendis unvanı ve ruhsatnamesi verildiği, ancak bunun hatalı olduğunun anlaşılması üzerine yüksek mühendis unvanı ve ruhsatnamesinin geçersiz sayılması suretiyle mühendislik kadrosundaki görevinden alınarak APK Dairesi Başkanlığı emrine mühendis olarak atandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda hukuka aykırı bir işlemin aradan belirli bir zaman geçtiği takdirde ilgililer lehine kazanılmış hak doğurup doğurmayacağı hususunun irdelenmesi, uyuşmazlığın çözümü için zorunlu görülmektedir. Anayasanın 2. maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri arasında gösterilen "Hukuk Devleti" ilkesi devlet ya da millet adına yetki kullanan tüm organ, kuruluş ve birimlerin bu ilke içinde hareket etmelerini zorunlu kılmakta; bu bağlamda yürütme organı ve idarenin tüm işlem ve eylemlerini hukuka uygun olarak kurması ve yapması gerekmektedir. Kamu hizmetlerinin yürütülmesinde ve yasalarla verilen görevlerin yerine getirilmesinde idarenin kamu yararı amacına ulaşabilmesinin, ancak bu koşullarla olanaklı olduğu açıktır. Bu nokta esas alınarak değerlendirme yapıldığında, kural olarak, idarenin işlemlerindeki hukuka aykırılıkları düzeltmek, bu tür işlemlerle ortaya çıkan hukuk ihlallerini ortadan kaldırarak hukuka uygun bir düzeni sağlamak zorunda olduğu ortaya çıkmaktadır. Genel kural böyle olmakla birlikte, hukuka aykırı bir işlemin uygulanması suretiyle elde edilen bazı kazanımların bir yandan zaman içinde bu yolla idarede sağlanmış olan istikrarın ve kamu düzeninin bozulmaması amacı ile, öte yandan, belli bir süre kesintisiz uygulanmak suretiyle ilgili kişinin statüsünün ayrılmaz bir parçası haline dönüşmüş olduğu gözönüne alınarak yargı kararlarıyla korunduğu bir gerçektir. Nitekim, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 26. 9.1952 tarih ve 1952/44 sayılı kararıyla "kanunsuz bir yükselme işleminden sonra, aynı memur hakkında kanuna uygun çeşitli yükselmeler yapıldığı takdirde, idare tarafından kanunsuz yükselmenin artık geri alınmasının uygun görülemeyeceği" ve 22.12.1973 tarifi ve 1973/14 sayılı kararıyla "idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde, süre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceği, ancak belirtilen istisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin istirdadının, hatalı ödemenin ilk yapıldığı tarihten başlamak üzere 90 gün (dava açma süresi) içinde kabil olduğu ve 90 günlük süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğine karar verilerek sakat işlemin, bundan yararlanan lehine kazanılmış bir hak doğurmasa da, bunun kişiler için doğurduğu sübjektif etki ve sonuçlarının korunması gerektiği sonucuna varılmıştır. Ancak söz konusu İçtihadı Birleştirme Kurulu kararları ile sağlanan korunmanın da kamu yararı ve kamu düzeni ile sınırlı olduğunu, idarede istikrar ilkesi esas alınarak sağlanan bu korumanın, kamu düzenini ve bunun sonucu olarak kamu yararını ihlal eden, bozan bir sonuca ulaştığında artık sürdürülmesinin olanaklı olmadığını; korumanın, hukuka aykırı işlemin düzeltildiği tarihe kadar ilgili kişi için doğurduğu kişisel kazanımlarla sınırlı kalacağını kabul etmek gerekmektedir. Daha açık bir anlatımla hukuka aykırı idari işlemle elde edilen statü ve bu statüye dayanılarak yapılan işlem ve eylemler kamuya yönelik etki ve sonuçlar doğruyorsa bu statü korunmayacak, ancak idarece hatalı işlem düzeltilinceye kadar ilgili kişinin bu statü nedeniyle elde ettiği kişisel kazanımlara da dokunulmayacaktır. Temyize konu kararda, idari istikrar ilkesinden hareketle aradan uzun bir zaman geçtikten sonra "bilgisayar yüksek mühendisliği unvan ve ruhsatnamesinin" ilgili lehine hak sağladığı sonucuna varılmış olmasında hukuk isabet yok ise de ancak işlemin düzeltildiği tarihe kadar davacı lehine oluşan kazanımların geri alınamayacağı açıktır. Belirtilen durum karşısında, davacının yasayla belirlenen niteliklere sahip olmadan kazandığı "bilgisayar yüksek mühendisi unvan ve ruhsatnamesinin" geçersiz sayılması suretiyle mühendis kadrosundan APK Dairesi Başkanlığı emrine uzman olarak atanmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık, temyize konu kararın bu işleme yönelik kısmında hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenle: davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 21.2.1994 günlü 4937 sayılı işlemine yönelik davanın reddine ilişkin bölümünün onanmasına oyçokluğu ile davalı idarelerden Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünün temyiz isteminin kabulü ile kararın davacının mühendis kadrosundan uzman kadrosuna atanmasının iptaline ilişkin bölümünün bozulmasına oyçokluğu ile, 13.11.1998 tarihinde karar verildi. KARŞI OY X- 1982 yılında 3458 sayılı Kanuna göre ve usulüne uygun şekilde "bilgisayar yüksek mühendisi unvanı ve ruhsatnamesi" alan davacının, bu unvan ve ruhsatnamesinin daha sonra bu konuda 2547 sayılı Kanunla yetkili kılınan Yükseköğretim Kurumu Başkanlığınca geçersiz sayılmasında ve bu işleme dayanılarak davacının mühendis kadrosundan uzman kadrosuna atanmasında idari istikrar prensibine uygunluk bulunmamaktadır. Bu nedenle; davacının temyiz isteminin kabulü ile kararın Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı işlemine yönelik kısmının bozulması, davalı idarelerden Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünün temyiz isteminin reddi ile kararın davacının mühendis kadrosundan uzman kadrosuna atanmasına ilişkin işlemin iptaline yönelik kısmının onanması oyuyla, karara katılmıyoruz. XX- Davalı idarelerden Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünün temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın iptale ilişkin kısmının da onanması oyuyla, kararın bozmaya ilişkin kısmına karşıyım.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 1996/509, K. 1998/562, T. 13.11.1998, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-1996-509-e-1998-562-k-bc7e982088c8