İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 1993/61 E. 1994/327 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 1993/61
- Karar No
- 1994/327
- Karar Tarihi
Temyiz Eden (Davalı) : ... Üniversitesi Rektörlüğü Vekilleri: Av..., Av... Diğer Davalı: Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Vekili : Av... Karşı Taraf (Davacı): ... Vekili : Av. .., ... İstemin Özeti : ... Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencisi olan davacıya verilen kınama cezasının ve Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin, uyarma ve kınama cezalarının dava konusu edilemiyeceğine ilişkin 33/1 inci maddesinin iptali istemiyle açılan dava sonucunda. Danıştay Sekizinci Dairesince verilen ve dava konusu yönetmelik hükmü ile birlikte davacıya verilen kınama cezasının da iptaline dair bulunan 13.11.1992 günlü E:1992/609, K:1992/2809 sayılı kararı, davalılardan ... Üniversitesi Rektörlüğü temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti : Savurana verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi : Suna Türkoğlu Danıştay Savcısı Yücel Irmak'ın Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir. Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü: ... Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencisi olan davacıya. Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 7 nci maddesinin (a) ve (e) bentleri uyarınca "kınama" cezası verilmesine ilişkin işlem ile anılan yönetmeliğin, uyarma ve kınama cezalarının dava konusu edilemiyeceğine ilişkin 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle açılan dava sonucunda. Danıştay Sekizinci Dairesinin 13.11.1992 günlü E:1992/609, K:1992/2809 sayılı kararıyla; Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 33 üncü maddesinin 1 inci fıkrası ile davacıya "kınama" cezası verilmesine ilişkin işlem iptal edilmiştir. Davalılardan ... Üniversitesi Rektörlüğü bu kararı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Danıştay Sekizinci Dairesi, temyize konu 13.11.1992 günlü E:1992/609, K:1992/2809 sayılı kararıyla, 2709 sayılı 1982 Anayasasının 125 inci maddesinde idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra. Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askeri Şura kararlarının yargı denetimi dışında bırakıldığının hükme bağlandığı; Anayasanın Kamu Hizmeti Görevlileri ile ilgili 129 uncu maddesinin 3 üncü fıkrasında ise uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar dışında disiplin kararlarının yargı denetimi dışında bırakılamayacağı. Yükseköğretim Kurumları başlıklı 130 uncu maddesinde de Yükseköğretim Kurumlarında disiplin ve ceza işlerinin yasayla düzenleneceğinin öngörüldüğü; yine Anayasanın 36 ncı maddesinde, herkesin yasalara uygun araç ve yollardan yararlanarak yargı yerleri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahip olduğunun, 13 üncü maddesinde de temel hak ve hürriyetlerin, maddede belirtilen genel ve özel nedenlerle Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunla sınırlanabileceğinin belirtildiği; Anayasanın bu kurallarının birlikte değerlendirilmesinden, idari işlemelere karşı yargı yolunun açık olmasının, temel ilke olduğu, ancak hak arama hürriyetinin bazı genel ve özel nedenlerle sınırlanabileceği sonucunun ortaya çıktığı; 129 uncu maddede kamu hizmeti görevlilerine ilişkin olarak, uyarma ve kınama cezalarının yargı denetimi dışında bırakılabileceği belirtilerek, genel kurala bir istisna getirildiği, oysa aynı doğrultuda bir istisnanın Anayasanın Yükseköğretim Kurumları ile ilgili maddelerinde yer almadığı ve maddede disiplin ve ceza işlerinin kanunla düzenleneceğinin belirtilmesi ile yetinildiği, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun. Yükseköğretim kurumları öğrencilerinin disiplin işleri ile ilgili 54 üncü maddesinde de uyarma ve kınama cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulamıyacağı yolunda bir hükmün bulunmadığı; Anayasa ve kanun ile öngörülmeyen bir sınırlamanın Yönetmelikle düzeni enemeyeceği; Anayasanın 129 uncu maddesindeki hükmün, kıyas yoluyla Yükseköğretim kurumları öğrencileri için uygulanmasının da Anayasanın 13 üncü maddesine aykırılık oluşturulacağı gerekçesiyle. Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 33 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının iptaline; davacının eyleminin, yönetmeliğinin 7 nci maddesinin (a) ve (e) bentlerindeki eylemlere uymaması karşısında disiplin cezası ile cezalandırılmasında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle de kınama cezası verilmesine ilişkin işlemin iptaline karar vermiştir. Danıştay Sekizinci Dairesinin 13.11.1992 günlü, E:1992//609, K:1992/2809 sayılı/ kararının. Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin, uyarma ve kınama cezalarının dava konusu edilemeyeceğine dair. 33 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının iptaline ilişkin kısmi usul ve hukuka uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Davacıya "kınama" cezası verilmesine ilişkin işleme gelince: Derslere başörtüsü ile giren ve uyarılara rağmen bu davranışında ısrar eden davacıya, sözü edilen fiili nedeniyle Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 7 nci maddesinin (a) ve (e) bentleri uyarınca dava konusu "kınama" cezası verilmiştir. 1982 Anayasasının Başlangıç Bölümünde. Atatürk İlke ve Devrimlerine bağlılık ve laiklik ilke olarak benimsenmiş. 2 nci maddesinde de Türkiye Cumhuriyetinin. Başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulanmıştır. Anayasanın 42 nci maddesinde bu ilkelerin eğitim ve öğretimde de geçerli olduğu kurala bağlanmıştır. Diğer yandan, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunun 4 üncü maddesinde Yükseköğretimin amacının, öğrencilerini, Atatürk İnkılapları ve ilkeleri doğrultusunda, Atatürk milliyetçiliğine bağlı vatandaşlar olarak yetiştirmek olduğu belirtilmiş: aynı Kanunun 5 inci maddesinde de öğrencilere, Atatürk inkılapları ve ilkeleri doğrultusunda. Atatürk milliyetçiliğine bağlı hizmet bilincinin kazandırılması, yükseköğretimin "ana ilkeleri" arasında yer almıştır. Bu bağlamda, yükseköğretim kurumlarında öğrencilerin kılık ve kıyafetinin. Anayasanın 174 üncü maddesiyle Anayasal güvence altına alınan devrin yasalarına. T.C. Anayasasının ilke ve kurallarına. Cumhuriyetin özgün niteliklerine ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 4 ve 5 inci Maddelerinde belirlemiş olan yükseköğretimin amaç ve ilkelerine uygun olması gerektiği kuşkusuzdur. Nitekim. 3511 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle 2547 sayılı Kanuna eklenen Ek:16 nci maddede yer alan "Yükseköğretim Kurumlarında, dersane, laboratuar, klinik, poliklinik ve koridorlara çağdaş kıyafet ve görünümde bulunmak zorunludur. Dini inanç nedeniyle boyun ve saçların örtü ve türbanla kapatılması serbesttir." kuralının 2 nci cümlesinin. Anayasaya aykırılığı iddiasıyla açılan davada. Anayasa Mahkemesi, dava konusu kuralı 7.3.1989 günlü, E:1989/1, K:1989/12 sayılı kararı ile iptal etmiş ve gerekçesinde de çağdaş bir görünüm taşımayan başörtüsü ve onunla birlikte kullanılan belli biçimdeki giysinin. Türk Devriminin ilkelerine aykırı olduğu. Anayasanın 174 üncü maddesi kapsamındaki devrim yasalarının amaç ve içeriklerinin öngördüğü nitelikleri gözardı ederek dinsel inanç gereğine dayalı bir düzenleme getiren dava konusu kuralın Anayasaya aykırı bulunduğu vurgulanmıştır. Buna göre, başörtülü veya türbanlı olarak Yükseköğretim Kurumlarında bulunmayı serbest bırakan kuralların Anayasaya aykırı olduğu saptanmış bulunmaktadır. Daha sonra, 2547 sayılı Kanuna 3670 sayılı Kanun ile eklenen Ek: 17 nci madde ile "Yürürlükteki yasalara aykırı olmamak koşulu ile Yükseköğretim Kurumlarında kılık kıyafet serbesttir" kuralı getirilmiş ve bu kural da Anayasa Mahkemesinde dava konusu yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi 9.4.1991 günlü E:1990/36, K:1991/8 sayılı kararıyla. Anayasanın, hukuk normları sıralamasında en üstte yer aldığı ve "yürürlükteki yasa" deyiminden öncelikle Anayasanın anlaşılacağından kuşku bulunmadığını belirterek. "Anayasa Mahkemesinin 7.3.1989 günlü, E:1989/1, K:1989/12 sayılı kararına aykırı olmayan ve Yükseköğretim Kurumlarında çağdaş kıyafet ve görünüme ters düşen dinsel nitelikli kılık kıyafetin serbest bırakılmasını öngörmeyen, ancak, yürürlükteki yasalara aykırı olmamak kaydıyla kılık ve kıyafette serbestlik tanıyan Ek:17 nci maddenin Anayasaya aykırı olmadığı"na hükmetmiştir. Böylece, Anayasaya aykırılığı saptanmış olan boyun ve saçların başörtüsü ve türbanla kapatılması durumu kılık kıyafet serbestisi dışında tutulmaktadır. Diğer yandan. 2547 sayılı Kanunun, Yükseköğretimin amaç ve ilkelerinin düzenlendiği 4 ve 5 inci maddelerinde bir yükseköğretim öğrencisinden ne beklendiği ve niteliklerinin ne olması gerektiğinin çerçevesi de çizilmiş bulunmaktadır. Buna göre, öncelikle ve özellikle, yükseköğretim öğrencisi. Atatürk inkılapları ve ilkelerini benimsemiş ve bu ilkeler doğrultusunda davranan kişi olmalıdır. Dolayısıyla, Atatürk İnkılap ve ilkeleri dışında davranışlarda bulunan öğrencinin, yüksek öğretim öğrencisi olma sıfatının gereklerini tam olarak yerine getirdiğinden söz etmenin imkanı bulunmamaktadır. Başka deyişle, çağdaş kıyafet ve görünüme ters düşen dinsel nitelikli kılık kıyafet giyen, başörtüsü veya türban takan öğrencinin. Atatürk inkılap ve ilkelerine aykırı davrandığı böylelikle yükseköğretim öğrencisi olma sıfatının gerektirdiği itibar ve güven duygusunu sarstığı açık bulunmaktadır. Bu itibarla, derslere başörtüsü ile giren davacıya, kınana cezası verilmesinde dayanak alınan Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 7.maddesinin (a) bendinde yer alan düzenleme, davacı fiiline denk düşmektedir. Ayrıca, öğretim elemanlarınca, birden fazla uyarılmış olmasına rağmen ısrarla başörtüsü takmaya devam eden davacının, okuldaki çalışma düzenini de bozduğu belirlenmekle, verilen cezanın, anılan 7 nci maddenin (e) bendine de uygunluk taşıdığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda. Danıştay Sekizinci Daire kararının davacıya "kınama" cezası verilmesine ilişkin işlemin iptaline yönelik kısmında, hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalı ... Üniversitesi Rektörlüğünün temyiz isteminin, kısmen reddi ile Danıştay Sekizinci Dairesinin 13.11.1992 günlü, E.1992/609, K:1992/2809 sayılı kararının Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 33/1 inci maddesinin iptaline ilişkin kısmının ONANMASINA oybirliğiyle; temyiz isteminin kısmen kabulü ile davacıya "kınama" cezası verilmesine dair işlemin iptaline ilişkin kısmının bozulmasına oyçokluğuyla 17.6.1994 günü karar verildi. KARŞI OY Toplum içinde oluşan karışıklık ve çalkantıları önlemek için gerekli düzenlemeleri getirmek, çağdaş demokrasilerde yasamanın, bu düzenlemeleri uygulamakta, yürütmenin görevidir. Yargının görevi ise önüne gelen uyuşmazlığı, hukuksal çerçeve içinde kalarak, diğer bir deyişle hukuk kurallarından esinlenerek çözmektir. Laiklik özünde herkesin düşünce ve inancına ve bu düşünce ve inancın gereği olan davranış ve yaşama biçimlerine saygıyı gerektirir. Dinsel inancı nedeniyle. Üniversitede öğrenim gören bir kız öğrencinin boynunu ve saçlarını bir örtü ya da türbanla kapatması çağdaş bir toplumda hoşgörü ile karşılanmalıdır. Kaldı ki, inancı gereği başörtüsü kullanan bir öğrencinin devlet tarafından korunması laik devletin en başta gelen ödevlerinden biridir. Anayasa Mahkemesi, Yükseköğretim Kurumları Yasasının Ek:16 ncı maddesinde yer alan "Yükseköğretim Kurumlarında dersane, laboratuar, klinik, poliklinik ve koridorlarda çağdaş kıyafet ve görünümde bulunmak zorunludur. Dini inanç nedeniyle boyun ve saçların örtü ve türbanla kapatılması serbesttir." hükmünün 2 nci cümlesini iptal ettiğine göre, idareye düşen, iptal edilen yasa hükmüne uygun kıyafet taşıyanların (giyinenlerin) disiplin yönünden tecziyeleri için Disiplin Yönetmeliğinde gerekli düzenlemeleri yapmaktır. Yükseköğretim Kurumlan bu düzenlemeyi yapmadığı gibi "başörtüsü örtmek" fiilinin kınama cezası ile cezalandırılacağını öngören 7 nci maddenin (h) bendini de yürürlükten kaldırmıştır. Genel Kurulumuz, davacı öğrencinin türbanla saçlarını kapatmasının Yönetmeliğin 7 nci maddesinin (a) ve (e) fıkralarına uyduğundan bahisle. Sekizinci Dairenin davacıya verilen "kınama" cezasının iptaline ilişkin kararının bozulması istemini kabul etmiştir. Oysa, anılan yönetmeliğin 7 nci maddesinin (a) fıkrası, öğrencilik sıfatının gerektirdiği saygınlık ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlardan: (e) fıkrası ise ders, seminer, uygulama, laboratuar, atölye çalışması ve konferans gibi çalışmaların düzenini bozucu hareketlerden söz etmektedir. Davacının saçlarını türbanla kapatması, öğrencilik sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak bir davranış olarak düşünülemeyeceği gibi, düzen bozucu hareket olarak değerlendirilmesi de mümkün görülememektedir. Türk Ceza Yasasının 1 inci maddesinde yer alan "kanunsuz suç ve ceza olamaz" kuralının disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğuna kuşku bulunmadığına ve Disiplin Yönetmeliğinde davacının boyun ve saçlarını örtmesini cezalandıran (yaptırıma bağlayan) bir hüküm bulunmadığına ve davacı davranışının kargaşaya yol açtığı, düzeni bozduğu yolunda, temyiz dosyasında bir bilgi ve belge de mevcut olmadığına göre Danıştay Sekizinci Dairesi kararının davacıya kınama cezası verilmesine ilişkin işlemin iptaline dair kısmının da onanması gerektiği düşüncesiyle aksine verilen karara katılmıyoruz.