İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 1992/117 E. 1992/118 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 1992/117
- Karar No
- 1992/118
- Karar Tarihi
Temyiz Eden (Davacı) : .......... Karşı Taraf (Davalı) : Milli Eğitim Bakanlığı İstemin Özeti : ilkokul öğretmeni olan davacının 4357 sayılı Kanunun 7/e maddesine göre meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 2.11.1989 günlü 1989/128 sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada, Diyarbakır idare Mahkemesince verilen ve Danıştay Onuncu Dairesinin bozma kararına uyulmayarak, Mahkemenin davanın reddine ilişkin ilk kararında ısrarına ilişkin bulunan 10.10.1991 günlü E;1991/259, K : 1991/531 sayılı kararı dava temyiz etmekte; kararın usul ve kanuna uygun olmadığı ve meslekten çıkarma cezası verilebilmesi için kanunun öngördüğü koşulların gerçekleşmediği iddialarıyla bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti : Temyiz edilen mahkeme kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : Suna Türkoğlu Danıştay Savcısı M. ilhan Dinç'in Düşüncesinin Özeti : ilkokul öğretmeni olan davacının; işlediği öne sürülen disiplin suçu nedeniyle 4357 sayılı Kanunun 7/e maddesine göre meslekten çıkarma cezası ile tecziyesine ilişkin disiplin işleminin iptali talebiyle açtığı davanın reddi yolundaki Diyarbakır idare Mahkemesi kararının temyizi üzerine, Danıştay 10. Dairesince verilen bozma kararına uyulmamak suretiyle ittihaz olunan ve ilk kararda ısrar edilmesine dair yerel mahkeme kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Dava ve soruşturma dosyası içeriğine göre davacıya atılı eylem; öğretmen olarak görev yaptığı yerde "evle bir şahısla ilişki kurarak, karı-koca gibi yaşamak" ve bu suretle 4357 sayılı Kanunun 7/e maddesinin ihlal etmektir. 4357 sayılı Kanunun 7/e maddesi "öğretmenlik mesleği ile ilgili işler bakımından haysiyetsizliği, iffetsizliği ve vazifesinde bırakılmasına mani bir suistimali sabit olan öğretmenler, bir daha meslekte ve teşkillerinde kullanılmamak üzere meslekten çıkarılır" hükmünü taşımaktadır. Maddenin tetkikinden de görüleceği üzere; maddede yaptırıma bağlanan husus; öğretmenlik mesleği ile ilgili işler bakımından haysiyetsizliğin, iffetsizliğin ve vazifede mani bir suistimalin sabit bulunması olup, bu çerçeve içinde maddenin uygulanmasının ön koşulu; haysiyetsizliğin, iffetsizliğin ve vazifede bırakılmaya mani suistimalin, öğretmenlik mesleği ile ilgili konularda tezahür etmesidir. Olayda; davacının, öğretmenlik yaptığı köyde, evli bir kişi ile ilişki kurduğu sabit ve kimi tanık ifadelerine göre bu husus sübût bulunmuş ise de, davacının özel yaşamı ile ilgili olmaktan öte, onun iradesi dışında gelişen olaylar yüzünden ve sürekli olmayan biçimde kurulan bu ilişkiyi öğretmenlik mesleği ile ilgili konularda haysiyetsizlik iffetsizlik ve vazifede bırakılmaya engel bir suistimal olarak değerlendirmek mümkün değildir. Koşulları var ise davacının işbu davranışının; disiplin yönünden genel hükümler içeren 657 sayılı Yasanın 125. maddesi muvacehesinde incelenip ona göre işlem tesisi mümkün olup, davacı hakkında özel disiplin hükümleri içeren 4357 sayılı Yasanın uygulanmasında isabet bulunmamaktadır. Durum böyle olunca davacının 4357 sayılı Kanunun 7/e maddesine göre cezalandırılmasına ilişkin disiplin işlemi sebep unsuru yönünden mevzuata aykırı olup, anılan işlemin iptali gerekirken, davanın reddi yolundaki idare mahkemesinin ısrar kararında hukuki isabet, usul ve mevzuata uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ve idare mahkemesinin ısrara ilişkin kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay idari Dava Daireler, Genel Kurulunca gereği görüşüldü : ilkokul öğretmeni olan davacının, işlediği öne sürülen disiplin suçu nedeniyle, 4357 sayılı Kanunun 7/e maddesi hükmüne göre meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 2.11.1989 günlü, 1989/128 sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada Diyarbakır idare Mahkemesince verilen ve davanın reddine ilişkin bulunan 21.6.1990 günlü E: 1990/150, K: 1990/367 sayılı karar, temyiz incelemesi sonucunda Danıştay Onuncu Dairesinin 22.1.1991 günlü E:1990/3674, K: 1991/124 sayılı kararıyla bozulmuş ise de; Mahkeme, bozma kararına uymayarak, davanın reddine ilişkin ilk kararında ısrar etmiştir. Davacı bu kez, Diyarbakır idare Mahkemesince verilen ve Mahkemenin davanın reddine ilişkin ilk kararında ısrarına ilişkin bulunan 10.10.1991 günlü E:1991/259, K:1991/531 sayılı kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. 4357 sayılı Kanunun 7/e maddesi "öğretmenlik mesleğiyle ilgili işler bakımından haysiyetsizliği, iffetsizliği ve vazifesinde bırakılmasına mani bir suistimali sabit olan öğretmenler, bir daha meslekte ve teşkillerinde kullanılmamak üzere meslekten çıkarılırlar" hükmünü taşımaktadır. Maddede yaptırıma bağlanan husus, öğretmenlik mesleği ile ilgili işler bakımından haysiyetsizliğin, iffetsizliğin ve vazifede bırakılmaya mani bir suistimalin sabit bulunması olup; bu çerçeve içinde maddenin uygulanmasının önkoşulu; haysiyetsizlik, iffetsizlik ve vazifede bırakılmaya mani suistimalin, öğretmenlik mesleği ile ilgili konularda tezahür etmesidir. Soruşturma dosyasının incelenmesinden davacının içinde bulunduğu durumun, Danıştay Onuncu Dairesinin bozma kararında da açıklandığı üzere, öğretmenlik mesleği ile ilgili konularda haysiyetsizlik, iffetsizlik ve vazifede bırakılmaya engel bir suistimal olarak değerlendirilmesi, 4357 sayılı Kanunun 7/e maddesine uygun bulunmamıştır. Bu nedenle davacının, 2577 sayılı Kanunun 49 uncu maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulü ile Diyarbakır idare Mahkemesince verilen 10.10.1991 günlü E:1991/259, K: 1991/531 sayılı ısrar kararının, Danıştay Onuncu Dairesinin 22.1.1991 günlü E:1990/3674, K:1991/124 sayılı bozma kararı doğrultusunda, BOZULMASINA, 17.4.1992 günü oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Diyarbakır idare Mahkemesince verilen 10.10.1991 günlü E:1991/259, K:1991/531 sayılı ısrar kararının, usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen sebeplerin, bu kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından; davacının temyiz isteminin reddi ve idare Mahkemesi kararının onanması oyuyla aksine verilen karara karşıyız.