Diğer ·

2025/218 E. 2025/218 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2025/218
Karar No
2025/218
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/218 Esas - 2026/91 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/218 KARAR NO : 2026/91

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 20/05/2025 KARAR TARİHİ : 19/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili firmanın 1944 yılından beri faaliyetlerine devam ettiğini, Türkiye’nin en önde gelen gıda şirketlerini bünyesinde barındıran bir şirketler grubu haline geldiğini, 130'dan fazla ülkede 65 bin çalışanı, 5 bin 200 tedarikçisi ve Dünya geneline yayılmış 68 fabrikası ile faaliyetlerini sürdürdüğünü, yaklaşık 10.000 tescilli markanın da sahibi olduğunu, .... markaları ile benzer olduğunu, itiraza konu markada yer alan "...." ibaresinin, İngilizce bir kelime olup, Türkçe’de çekirdek, kahve ve kakao çekirdeği anlamına geldiği, tescili talep edilen sınıf bakımından marka özelliği bulunmadığını, bu nedenle esas unsurun ... ibaresi olduğunu, müvekkili markalarında yer alan ... ibaresinin çatı markası olduğunu ve doktrinde kabul edildiği üzere inceleme de geri plana atılması gerektiğini, davalı kurumun diğer ... ibareli marka başvurularına yapılan itirazları kabul ederken, bunu kabul etmemesinin hatalı bir karar olduğunu, ....kararlarının iptaline karar verildiğini, davaya konu sınıflarda yer alan ürünlerin özelliği, tüketicinin fazla zaman ayırmadan ve dikkat göstermeden anlık karar vererek satın aldığı ürünler olmasının karıştırılma ihtimalini pekiştirdiğini, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin kabulü için mutlaka tüketicinin bir marka olduğu zannıyla başka bir markayı almasının gerekmediğini, tüketicinin işletmeler arasında ekonomik ya da yönetimsel bir bağ olduğu fikrine kapılması dahi yeterli olduğunu, müvekkile ait “...” markasını taşıyan ürünlerin, 7'den 70'e herkes tarafından bilinen ve aranan ürünler haline geldiğini, markanın tanınmış olduğunu, davalının, sınırsız sayıda marka belirleyebilecekken, Müvekkil markası ile iltibas teşkil eden “...” esas unsurlu markayı tercih etmesi başvuru sahibinin kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, beyan ederek .... sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, taraf markalarına bir bütün olarak bakıldığında bıraktıkları intibanın, görsel, işitsel ya da kavramsal yönden karıştırılacak şekilde benzer olmadıklarını, ... ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, markalarda yer alan diğer unsurların ise markaları farklılaştırmaya yettiğini ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalının yargılamaya katılımı olmamıştır. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ....numara ile 30. sınıfta yer alan mallar için başvuruda bulunulduğu, markanın ilk incelemeden geçerek 14.08.2023 tarih ve 426 sayılı Resmi Marka Bülteninde ilan edildiği, davacı tarafından ... unsurlu markalarını mesnet gösterilerek 6/1,6/5, ve 6/9 maddelerine dayanılarak itiraz edildiği, itirazın .... sayılı kararı ile reddedildiği anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER TARAF MARKALARI ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ; SMK 6/1 maddesi uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılması gerekmektedir. EMTİALARIN BENZERLİĞİ Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. “Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “Uluslararası Nice Protokolü” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.” Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir. Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir. Nitekim .... nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir. Dava konusu markada yer alan tüm mallar davacı markalarında aynen yer almaktadır. Bu noktada SMK 6/1 maddesinde aranılan emtia benzerliği koşulu sağlanmış durumdadır. İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI; Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için yukarıda da belirtildiği üzere emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır. İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. ABAD kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir . Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. İlgili tüketici kitlesinin dikkat düzeyi arttıkça karıştırılma ihtimali azalır. Somut olayda, gıda malları olarak genelleyebileceğimiz 30. Sınıf husumet konusu olup, bildiğiniz üzere bu tip mallar toplumun her kesimine hitap eden, pahada ucuz, ani satın alım kararına konu olabilen mallardan olup, bu noktada tüketci dikkat seviyesinin ortalama ve altı olduğu, Dava konusu marka incelendiğinde kelime+şekil markası olduğu, davacı markalarının ise kelime markası olduğu, davacı markalarında yer alan ... ibaresinin davacının çatı markası olduğu ortadadır. Bu noktada çatı marka kavramına değinmek gerekmektedir. Çatı marka, bir işletmenin farklı ürün/hizmetlerini kapsayan ana markasıdır. Tüketiciler nezdinde kaliteyi, güveni simgeler. Uygulamada belli bir tanınmışlığa sahip firmaların çoğunluğunda bir çatı markasının yer aldığı ve ikinci bir kelime unsuru bulunduğu, tüketicinin bu duruma aşina olduğu bilinmektedir. Bu nedenle Davacı taraf markalarında yer alan ... ibaresinin çatı markası olduğu ve korunmak istenen unsurun ... ibaresi olduğu, çatı markalarının benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınıp alınmayacağı ise, kendisinden sonra gelen ibarenin ayırt edici gücü ile ilgilidir. Zira sonra gelen kelime faaliyet alanı/emtialar için tanımlayıcı ise tüketicinin ikinci ibareyi marka olarak algılaması mümkün değildir, bu bağlamda marka algısı çatı markaya kayacaktır ve benzerlik değerlendirmesinde çatı marka dikkate alınacaktır, ancak çatı markadan sonra gelen ibarenin ayırt edici gücü bulunmaktaysa bu sefer markasal algı ikinci kelimeye kayacaktır. Marka İnceleme Kılavuzunda da bu durum aynen “ikincil kelime unsurlarının aynısının veya benzerlerinin başka bir markada bağımsız ayırt edici unsur olarak yer alması halinde, markaların benzerliği değerlendirmesinde çatı/şemsiye markası arka planda bırakılarak inceleme yapılacaktır.” Şeklinde belirtilmektedir. Nitekim Mahkeme bu hususa ilişkin olarak bir kararında şu tespitlere yer vermiştir: “… davacı markalarında yer alan “…” ibaresinin marka sahibi işletmeyi işaret eden şemsiye marka konumunda olduğu, dolayısıyla marka işaretinde ayırt ediciliği üzerinde toplayan bu şemsiye markalar değil, bu markaların yanında kullanılan ve asıl olarak ürünü başka ürünlerden ayırma fonksiyonunu yerine getiren kelimeler/işaretler olduğu, bu bağlamda şemsiye markanın marka sahibini ve ürün aidiyetini ortaya koymaya, bu markanın yanında kullanılan ayırt edici işaretin ise ürünü diğer ürünlerden ayırt etmeye yaradığı, bu bağlamda … kelimesi şemsiye marka, … kelimesi marka bütünü içerisinde ayırt ediciliği üzerinde toplayan esaslı unsur konumunda olduğu…” denilmektedir. “Gold” veya “...” gibi ifadelerin pazarlama ve marka adlandırmalarında algılanan kalite, prestij ve üst segment çağrışımı oluşturmak amacıyla yaygın şekilde tercih edildiği; pazarlama ve tüketici davranışı literatüründe de bu yönde değerlendirmelerin bulunduğu görülmektedir. Akademik çalışmalarda, marka isimlerinde kullanılan bu tür sembolik ve değer yüklü kelimelerin, tüketicide ürünün daha kaliteli veya üstün olduğu yönünde bir algı oluşturabildiğine işaret edilmektedir (..... Ancak, bu ibarenin tanımlayıcı olduğunu söylemek mümkün değildir, sık kullanıma konu olsa dahi yeterli ayırt ediciliğe haiz olduğu değerlendirildiği için çatı markası olan ... ibaresi incelemede dikkate alınmayacaktır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Dava konusu marka, ... Dava konusu başvurunun görseli ile değerlendirildiğinde kahve çekirdeği olarak kullanıldığı açıktır. Her ne kadar markaların bölünmezliği ilkesi gereğince, parçalara bölünerek inceleme yapılamayacaksa da tüketici algısı bakımından bu iki kelimenin ayrı iki kelime olduğunun algılanacağı, ....ibaresinin anlamını tüketici tarafından bilinmese de ... ibaresinin bilinebileceği, davacı markasında yer alan .... ibaresinin çatı markası olduğu ve herkes tarafından bilinen tanınmış bir marka olduğu ortadadır. Genelde koruma altına alınmak istenilen unsurun “çatı” marka degil bu markanın yanına eklenen sözcük/sekil unsuru olduğu, bu noktada korunmak istenen ibarenin ... ibaresi olduğu, bu ibarenin de aynı dava konusu markada olduğu gibi ... anlamına geldiği ortadadır. Ancak dava konusu markadaki ... ibaresi .... ibaresini tanımlamakta, sıfat olarak kullanılmaktadır. Yani anlamsal açıdan ...kelimesini öne çıkarmaktadır. Ancak İngilizce anlamının her yaş kesiminden tüketici tarafından direk olarak algılanamayacağı durumlar da olabilir. Bu noktada markalar arasında ... ibaresinin birebir yer almasından kaynaklı anlamsal bir benzerlik olduğu kanısı uyanabilecektir. Keza bu durum ibarelerin anlamını hiç bilmeyen tüketici yönünde de bu şekildedir. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Taraf markaları İngilizce olup, dava konusu marka .... şeklinde okunurken, davacı markaları da.... şeklinde telaffuz edilecektir. Bilindiği üzere, soldan sağa okuma prensibi gereği birden fazla sözcükten oluşan markalarda ise ilk sözcük ortalama tüketicilerin dikkatini daha fazla çekmekte ve bu kısımlar diğer kısımlara nazaran daha fazla hatırlanmaktadır. Bu nedenle sözcük markalarında başlangıç kısmındaki benzerliğin markaların benzer olma ihtimalini arttırdığı, buna karşılık markaların başlangıç kısmındaki farklılıkların markaların benzerlik ihtimalini azalttığı kabul edilmektedir.” Denilmektedir. Bu bağlamda taraf markalarının ... ibaresi ile başlaması nedeniyle fonetik benzerlik içerdiği, Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Dava konusu markanın kelime+şekil markası olduğu, bir keçinin agaç dallarına uzandığı, yaprakların aslında kahve çekirdeği olarak betimlendiği görülmektedir. Görsel unsurun dikkat çekici olduğu değerlendirilmektedir. Davacı markalarının ise kelime markaları olduğu, bu noktada ... ibaresinin harfsel benzerliği dışında bir benzerlik kurulmasının mümkün olmadığı, “Bir marka kelime ve figür unsurlarından oluşuyorsa kelime unsuru figür unsuruna göre prensip olarak daha fazla ayırt edicidir. Keza potansiyel müşteriler malları üzerindeki figür unsurundan ziyade kelime unsuruna atıfla belirtirler.”(.... şeklinde karma markalarda kelime unsurunun ön planda olduğu vurgulanmıştır. Sonuç olarak, markaların bütünsel açıdan değerlendirilmesinde; ... ibaresinin ayırt edici gücünün bulunduğu, her ne kadar davacı markalarında ek olarak ... ibaresi yer alsa da, bu ibarenin çatı markası olduğu, çatı markalarda yer alan ek unsurların ayırt edici gücünün bulunduğu durumlarda korunmak istenen ibarenin bu ek unsur olduğu, somut olayda da davacı tarafından korunmak istenen unsurun ... ibaresi olduğu, tüketicinin özelikle gıda malları bakımından çatı markalaşma stratejisine aşina olduğu ve direk olarak çatı marka altında yer alan ek ibareyi marka olarak algıladığı, taraf markaları arasında anlamsal ve fonetik benzerlik bulunduğu, gıda mallarının raf üzerinde genellikle hızlı, sınırlı dikkatle ve çoğunlukla marka hafızasına dayalı olarak tercih edildiği, özellikle 30. sınıf gıda ürünlerinde satın alma kararlarının çoğu zaman ani ve düşük dikkat düzeyiyle verildiği, bu nedenle tüketici algısında, markaların teknik veya dilbilgisel çözümlemesinden ziyade, zihinde kalan baskın kelime unsurunun öne çıktığı, tüketicinin markaları her zaman dikkatli bir biçimde karşılaştıramıyacağı, “söz görünümden yüksek konuşur” prensibi gereğince dava konusu markada yer alan şekil unsurunun arka planda kalabileceği, zira potansiyel müşterilerin malları üzerindeki figür unsurundan ziyade kelime unsuruna atıfla belirlediği , önceki markanın tek ve baskın unsurunun, bir bütün olarak sonraki markada da yer alması halinde, isaretlerin kısmen aynı oldukları ve ilgili tüketicide bu dogrultuda bir etki bırakacagının kabul edildiği, potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacakları için, markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları, karşılıklı bağımlılık ilkesi gereğince markalar arasındaki nazaran düşük seviyedeki benzerliğin emtilar arasındaki yüksek benzerlik ile karşılanabileceği, tüketicinin ayrı markalar karşısında olduğunu anlasa dahi yeni bir ürün gamı algısının oluşabileceği, TANINMIŞLIK İDDİALARI; 6769 sayılı SMK’nın 6/4 maddesinde “Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.” ve 6/5 maddesinde “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önce yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı veya benzer markanın başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” denilmektedir. 6769 s. SMK’nın 6. maddesinde “tanınmış marka”lara yer vererek onların diğer markalara göre daha yoğun korunmalarının koşullarını oluşturmuştur. Madde bu korumayı SMK md. 6/4 ve 5 olmak üzere iki ayrı fıkrada düzenlemiştir. Belirtilmelidir ki, SMK md. 6/4’de Paris Sözleşmesi kapsamında bir markanın aynı veya benzer olması ve ayrıca mal/hizmetlerin de aynı/benzer olması şartı aranırken, md. 6/5’te Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşan markalar için mal/hizmet sınıflarının aynı/benzer ya da benzer olmasına bakılmayacağı ifade edilmiş ve bu bağlamda SMK md. 6/5’in koruma kapsamı, hükümde anılan hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda daha geniş tutulmuştur. Bununla birlikte, md. 6/5 hükmünden yararlanabilmek için Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın tescil edilmesi şartı aranırken, SMK md. 6/4 hükmünden yararlanacak olan Paris Sözleşmesi kapsamında Türkiye’de tanınmış markanın tescil edilme şartı aranmamaktadır. Davacı çatı markasının tanınmış olduğu ortadadır, ancak her koşul ve şartta çatı markası tanınmışlığının alt grup markalarına aktarılması mümkün değildir. Her alt marka da kendi içerisinde değerlendirilmek zorundadır. Davacının konuyla ilgili olarak çok sayıda delil sunulduğu görülmüş olup, dava konusu markada yer alan tüm emtialar SMK 6/1 kapsamında benzer bulunduğundan, SMK 6/5 maddesinin uygulama koşullarının bulunmadığı, KÖTÜ NİYET İDDİALARI; Karıştırılma ihtimali olsa dahi, salt markayı tescil ettirme eylemi ya da markalar arasında yer alan benzerlikler kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemez. Kötü niyetin varlığı somut delillerle kanıtlanmalıdır. Dosya kapsamında, davalının kötü niyetini gösteren herhangi somut bir kanıt sunulmamıştır. Somut olayda davalının markasının davacı markalarıyla karışıklığa yol açması, tek başına kötü niyet oluşturmadığı, Netice itibariyle, Dava konusu ..... sayılı markada yer alan “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez.” Malları ile ile davacı markalarında yer alan malların aynı/benzer olduğu, taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacı markasının tanınmışlığının sonuca bir etkisinin bulunmadığı, kötü niyet iddialarının ispat edilemediği, .... sayılı markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu sonuçlarına ulaşılmış aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Davanın kabulüne, .... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, Davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 19.336,60.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum vekillerinin yüzüne karşı, diğer davalı vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 3.051,60.-TL Gider Avansı :16.285,00.-TL TOPLAM :19.336,60.-TL

Atıf: Diğer, E. 2025/218, K. 2025/218, T. 19.02.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2025-218-e-2025-218-k-3b7d341f0837