Diğer ·

2014/13171 E. 2014/20080 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2014/13171
Karar No
2014/20080
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2020/75 KARAR NO : 2022/422 DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali DAVA TARİHİ : 04/03/2020 KARAR TARİHİ : 15/12/2022 Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin 1978 yılına dayanan geçmişi ile cüzdan, kemer, valiz ve çanta ürünlerinin ticareti ile uğraştığını ve ........... gibi pek çok seçkin firmaya ve yine e-ticaret sitelerine satış yaptığını, müvekkilinin aynı zamanda ...............S.N markasının Türkiye ve pek çok ülkede distribütörü olduğunu, yine Lumberjack markalarının da 2012-2017 yıllarındaki alt lisansörü olduğunu, müvekkiline ait bilgilere www.aksanderi.com web sitesinden de ulaşılabilir olduğunu, davalı firma Türkiye’de faaliyet dahi göstermiyorken müvekkilinin “...” markası ile deri ve deri ürünleri, cüzdan, çanta, kemer, valiz gibi ürünleri de kapsar şekilde 2001/16567 sayılı marka başvurusunda bulunduğunu, davalının 14. Sınıftaki mallar arasında yer alan kol saatleri dışında herhangi bir faaliyetinin bulunmadığını, müvekkilinin 2001 yılından bu yana ... markasını 18 ve 25. Sınıf mallarda ve yine 35. Sınıfta bu malların satışı hizmetlerinde kullandığını, müvekkilinin yoğun kullanımı sonucunda markasını meşhur ve maruf hale getirdiğini, müvekkili tarafından 26. Sınıftaki mallarda başvuru konusu edilen 2018/02684 sayılı markaya, davalı tarafça yapılan itiraz üzerine müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, davalının yalnızca 14. Sınıftaki “saat” ürünleri bakımından kullanım ispatını ortaya koyduğu açıkken, 26. Sınıf mallar açısından müvekkili başvurusunun reddine karar verilmiş olunmasının hatalı olduğunu, davalının kullanımını ispatladığı saat emtiasının, müvekkili başvurusu kapsamındaki mallar ile hiçbir benzerliği ya da ilişkisi bulunmadığını, kaldı ki müvekkilinin, davalı taraftan çok daha önceden beri “...” markası üzerinde hak sahibi olduğunu, ayrıca yine davalı yanın 25 sınıftaki tescillerinin de müvekkili markasındaki 26. Sınıf emtialar ile bir ilişkisi bulunmadığını, davalının uzun yıllardır “...” markasını şort, ceket, cüzdan, çanta, denim, elbise, ayakkabı gibi ürünlerde kullandığını iddia ettiği görülmekte ise de buna dair hiçbir delilinin dosyada bulunmadığını, kaldı ki davalının bu kullanımlarının dahi müvekkilinin 2001 yılından beri tescilli markalarına tecavüz teşkil ettiğini ikrar eder nitelikte olduğunu, müvekkili aleyhine İzmir FSHHM nezdinde 2015/24 E – 2015/111 K sayılı ilam ile verilen karar sonrasında dahi 18 ve 35. Sınıf mal ve hizmetler açısından müvekkil markasının korumasının devam ettiğini, Ankara 3. FSHHM’nin 2016/53E sayılı dosyasının ise 2014/05894 sayılı markaya ilişkin olduğunu ve henüz kesinleşmiş dahi olmadığını, müvekkilinin dava konusu başvuru açısından 2001/16567 sayılı markasına dayalı olarak kazanılmış hak sahibi olduğunu, her ne kadar müvekkilinin 2001/016567 sayılı markası kapsamında 25. Sınıf mallar arasında “kemer” emtiası yer almamakta ise de müvekkilinin bu mallarda yoğun ve kesintisiz kullanımı bulunduğunu, davalının yurtdışındaki tescillerinin ülkesellik ilkesi gereği bir öneminin bulunmadığını, müvekkilinin 2001/16567 sayılı markası nedeniyle başvuru konusu işaret açısından müktesep hakkının kabul edilmesi gerektiğini, davalı markalarının yalnıza “baş giysileri” ve 14.sınıf mallarda tescilli olduğunu, taraflar arasında görülen bir davada Yargıtay 11. HD’sinin 2019/1285E – 2019/8003K sayılı bozma ilamında müvekkili başvurusu ile davalı markaları arasında benzer mal veya hizmet bulunmadığına işaret ettiğini, davalının esasen bir saat firması olduğunu, 14. Sınıftaki tescilinin 1991 yılına dayandığını belirterek bizzat bunu kendisinin de kabul ettiğini, yukarıda bahsedilen Yargıtay kararı uyarınca müvekkilinin kötü niyetli olmadığının kabul edilmiş olunduğunu, taraflar arasında görülen ve müvekkili markasının kullanılmaması nedeniyle iptali talepli İzmir FSHHM’nin 2013/103E sayılı dosyasında müvekkilinin markasını kullanmakta olduğunun tespit edildiğini, davalı itirazlarının tanınmışlık nedeniyle haklı bulunmasının isabetsiz olduğunu, kurumun daha evvelki kararlarında, davalı markalarını tanınmış olarak görmediğini, “...” ibaresinin pek çok sınıfta pek çok farklı hak sahibi adına tescilli olduğunu, hatta 2017/53725 sayılı markanın doğrudan “akıllık saatler” emtiasında tescil edilmiş olduğunu, müvekkilinin 18 yıldan beri aktif olarak kullandığı markası varken davalı markalarının tanınmış kabul edilmesinin nedeninin izaha muhtaç olduğunu, davalının yurtdışından elde ettiği tanınmış marka kararlarının Türkiye’deki tanınmışlık için yeterli olarak değerlendirilemeyeceğini, müvekkilinin zaman içerisinde evvelki markalarını güncellemek ve kapsam olarak yenileme yapma hakkına sahip olduğunu, taraf markalarının genel görünümlerinin birbiri ile benzer olmadığını, müvekkilinin kemer ürünlerindeki aktif kullanımının 26. Sınıftaki “kemer tokaları” açısından da müvekkilini gerçek hak sahibi yaptığını iddia ederek 2019-M-10482 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; müvekkilinin dünyaca tanınmış ve ülkemizde de aktif olarak 1996 yılından beri kullanılan “...” markalarının hak sahibi olduğunu, müvekkilinin ilk başvurunun 1991 yılından gerçekleştirildiğini, başta saatler olmak üzere, çantalar, kemerler, deri ürünler, giyim eşyaları, aksesuarlar ve benzeri ürünler uzun yıllardır hem ülkemizde hem de yurtdışında yoğun ilgi gören bir marka olduğunu, davacını müvekkili markalarının 18, 25 ve 35.Sınıfta tescilli olmamasından yararlanıp “...” markasını kendi adına 2001 16567 sayısı ile tescil ettirdiğini, bu tescilin kötü niyetli ve haksız çıkar sağlama amacı taşıdığını, davalının bu markasını kullanmadığı iddiasıyla İzmir FSHHM’de 2013/103 Esas No ile görülen davada “...” ibareli markanın 25., 35. sınıflar ile 18. sınıfın 18.1, 18.3, 18.4 ve 18.5 No’lu alt sınıfları için hükümsüzlüğüne karar verildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 19.12.2014 tarihli ve 2014/13171 E. ve 2014/20080 K. sayılı kısmi bozma ilamıyla 25. ve 18. sınıftaki mallar bakımından kararı onadığını, ancak 35. sınıftaki yer alan hizmetler bakımından sadece eksik inceleme gerekçesiyle kısmen bozduğunu, bozma üzerine 35. Sınıf açısından da yeniden hükümsüzlük kararı verildiğini, ancak daha sonra Anayasa Mahkemesi’nin 14.maddeyi iptal etmiş olması nedeniyle verilen kararın bozulduğunu, nihai olarak bir kez daha yapılan yargılamalar sonucunda ise 2001 16567 Tescil No’lu “...” ibareli markanın kullanılmaması nedeniyle 25. sınıf ve 18. sınıfta ise 18.2 alt sınıfı dışında kalan mallar bakımından iptaline karar verildiğini ve bu kararın da kesinleşerek sicile kaydedildiğini, davacının kötü niyetli olarak yeni başvurular yaptığını, markasının hükümsüzlüğüne dair yargı kararlarının önüne geçmek ve müvekkil şirketin haklı itibarından yararlanmak için müvekkil şirketin tanınmış “...” markasını kullanım şekline ve stilizasyonuna da iyice yaklaşan hatta müvekkil şirketin “VINTAGE” sloganını da içerir şekilde 20’ye yakın yeni başvuru yaptığını, davacının sitesinde, müvekkili markalarında kullanılan logoya yakınlaşır şekilde taklit kullanımlara yer verdiğini, davacının müvekkilin yurtdışında tescilli “... LIVE VINTAGE” sloganının bir model üzerinde kullanıldığının tespit edildiğini, davacının 18. sınıf kapsamındaki taklit logoları da barındırır ürünleri, müvekkili şirketin orijinal “...” markalı saatlerinin satıldığı ... gibi Türkiye’nin büyük perakende satış noktalarında bir arada satışa sunmakta olduğunu, bu durumun tüketiciler nezdinde davacı yana ait ürünlerin, müvekkil şirketin ürünleri olduğu zannını oluşturduğunu, davacının müvekkil şirketin www.....com adlı internet sitesinin “tr” uzantısı olan www.....com.tr adlı internet sitesini dahi 12.02.2014 tarihinde aleyhine ikame edilen davalardan daha sonra kötü niyetli olarak kendi adına tescil ettirdiğini, davacı yanın sitesinde dahi markasının Avusturalya menşeli olduğunu iddia etmiş ve hatta müvekkil şirketin menşe ülkesi Amerika’da markalarının tescilli olduğu 18. sınıftaki ürünlerinin kendisine ait Florida’daki mağazalarda satışa arz edildiğini ileri sürerek haksız kazanç sağlama peşinde olduğunu, davacının sistematik olarak 3. Kişilere ait tanınmış markaları kendi adına tescil ettirdiğini, “bugatti” markasını kendi adına tescil ettirdiği gibi “gucci” markasına ait logoyu tescil çabalarının anılan firma itirazları sonucunda reddedildiğini, Yargıtay 11. HD’sinin 2019/1285E – 2019/8003K sayılı bozma ilamının, dairenin kendi kararları ile çelişkili olduğunu, müvekkil şirket sadece takı, saat, aksesuar alanında değil, bay- bayan kemer, pantolon, şallar, şort, ceket, denim, elbise, etek, giyim ile çantalar, cüzdanlar, telefon kılıflar, ayakkabılar, mumlar, kokular, güneş gözlükleri, akıllı saatler üzerinde ve bu ürünlerin perakende satışında “...” markalarını kullanmakta olduğunu, davacı yanın müktesep hak iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, 2001 16567 ve 2014 05894 No’lu 18. ve 35. sınıflarda tescilli “...” markalarının huzurdaki itiraza konu 26. sınıfta gerçekleştirilen başvuru bakımından müktesep hak sağlamayacağını, kaldı ki davacı yanın markalarını 25. Sınıfta kullanmadığını, taraflar arasında devam eden davalar bulunduğunu, davacı aleyhine ikame edilen kullanmama davasına kadar davacı yanın 18. Sınıftaki mallarda ciddi kullanımının dahi bulunmadığını, davacı iddiaları aksine taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davacı yanca müvekkilinin 128408, 2005 27498, 2008 42650, 2008 42649 sayılı markaları bakımından kullanım ispatı talep edilmiş; 09. ve 14. sınıfı kapsayan söz konusu “...” ibareli markaların kullanımına ilişkin deliller sunulmuş ve dava konusu YİDK kararında da açıkça belirtildiği üzere sunulan deliller yeterli bulunduğunu, her iki taraf markasının da “...” ibaresinde oluştuğunu, 26. Sınıf malların, müvekkili markaları kapsamındaki emtialar ile benzer olduğunu, 25. Sınıftaki malların dava konusu 26. sınıftaki mallara benzer olduğu hususunun Yargıtay tarafından verilmiş kararlarda da kabul edildiğini, daha evvelki süreçte taraflar arasındaki itiraz süreçleri ve davalar kapsamında da 26. sınıftaki malların müvekkil markaları kapsamında tescilli mallarla benzer olduğuna karar verildiğini, 26. sınıftaki ürünlere ilişkin perakendecilik hizmetlerinin dahi müvekkili markaları kapsamında tescilli olan 03, 04, 09, 10, 14, 25 ve 42. sınıflardaki mal ve hizmetlere benzer kabul edildiği düşünüldüğünde, 26. sınıftaki malların benzerliğinin tartışmasız olduğunun kabulü gerekeceğini, taraf markalarının kapsamlarının birbirlerini tamamlayan, aynı mağazalarda, aynı bölümlerde satılan ürünler olduklarını, müvekkili markalarının tanınımış olduğunu, 90’dan fazla ülkede tüketicilere sunulduğunu, bir markanın menşe ülke dışında da satışa sunulması o marka için önemli yatırımlar yapıldığını dolayısıyla ekonomik değerinin arttığını gösterdiğini, “...” markasının tanınmış olduğuna TAYVAN ve BREZİLYA yetkili makamları tarafından da karar verilmiş olduğu gibi UDRP kararlarında da açıkça belirtildiğini, Ankara 1. FSHHM nezdinde ikame edilen 2018/95 E. sayılı dava kapsamında müvekkili markasının tanınmış olduğunun kabul edildiğini, davacının 26. sınıftaki mallara ilişkin 35. sınıftaki perakendecilik hizmetlerini kapsayan 2017/107764 No’lu “...” ibareli markasına ilişkin yaptığımız itirazın kısmen reddi üzerine Ankara 3. FSHHM nezdinde 2019/316 E. sayı ile ikame edilen dava kapsamında müvekkil markalarının sektörel tanınmışlığı haiz olması nedeniyle 26. sınıftaki mallara ilişkin perakendecilik hizmetleri de dahil olmak üzere marka kapsamındaki 35. Sınıftaki hizmetlerin hükümsüz kılınmasına karar verildiğini, müvekkili markalarının tanınırlığına çok sayıda mahkemece karar verildiğini, başvurunun aynı zamanda kötü niyetli olduğunu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2018/640 E. ve 2018/1583 K. sayılı kararıyla da bu durumun tespit edildiğini, kararı bozan Yargıtay dairesinin kararının önceki içtihatlarına aykırı olduğunu, taraflar arasında görülmekte olan 14 adet dava kapsamında verilen kararlar, tanzim edilen bilirkişi raporları, davacının yapmış olduğu başvurulara yapılan itiraz süreçlerinde tanzim edilen YİDK kararları ve mütalaalarda da davacının kötü niyeti açıkça ortaya konulduğunu, müvekkil şirket www.....com alan adı tescilinden kaynaklı tüm hakların da sahibi olduğunu, ilgili alan adının 03.06.1995 tarihinden beri müvekkil şirket adına tescilli olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı başvurusuna davalı tarafından yapılan itirazın kabulü neticesinde verilen YİDK kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dava, cevap, cevaba cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile Alâkalı ticaret sicil kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. Türk Patent'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu ... ibaresinin 26.sınıftaki mallar açısından 11.01.2018 tarih ve 2018/02684 sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 27.02.2018 tarih ve 295 sayılı bültende ilan olunduğu, söz konusu ilana karşı davalı yanın 91/002860, 2005/27498, 2008/42650, 2013/23245, 2013/23247, 2008/42649, 2013/99301, 2014/39049, 2005/27498, 2015/77553, 2008/42650, 2015/70113, 2014/39051, 2013/99298, 2015/100121, 2015/101463, 2015/101494, 2015/86378, 2015/86896 ve 2017/72293 sayılı markalara dayalı olarak itirazda bulunduğu, davacı yanın bu markalardan 91/002860 2005 27498, 2008 42650, 2008 42649 sayılı markaları bakımından kullanım ispatı talep edildiği, davalı yanca bu talebe karşılık dosya içerisine çok sayıda delil sunulduğu, bu deliller ile davalı yanın ülkemizde ve dünyadaki kullanımlarını gösterir çok sayıda dokümana yer verilmiş olmakla birlikte davalı tarafı ülkemizdeki kullanımlarınnı hususiyetle “kol saati, kol aksesuar şeklinde bileklik, gözlük. Gözlük kapları” ürünleri üzerinde gerçekleştirdiği, davalı yanın dava dışı 3. Firmalar üzerinden ülkemizde ticari faaliyetlerde bulunduğu, yoğun reklam ve tanıtım çalışmaları yaptığı, muhtelif internet siteleri üzerinden de gözlük ve saat ürünlerinin satışlarının mevcut olduğu, dolayısıyla davalı yanın “...” markasını bahsi geçen ürünlerde aktif ve yoğun bir biçimde kullanmakta olduğunu gösterir delillerin mevcut olduğu, bu deliller sonrasında Markalar Dairesi Başkanlığı’nın 06.02.2019 tarihli kararı sonucunda davalı tarafın 91/002860 2005 27498, 2008 42650, 2008 42649 sayılı markalarının kullanıldığı tespit edildikten sonra taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, aynı zamanda davalı taraf markasının SMK m. 6/5 kapsamında tanınmış marka olması nedeniyle davacı yanca gerçekleştirilen başvurunun reddine karar verildiği, söz konusu karara karşı bu defa davacı tarafça itirazda bulunulduğu ve verilen kararın kaldırılmasının talep olunduğu 09.01.2020 tarih ve 2019-M-10482 sayılı YİDK kararı neticesinde özetle; “2018/02684 başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun 128408, 2005 27498, 2015 86378, 2017/72293, 2008 42650, 2013 23245, 2013 23247, 2008 42649, 2015 77553, 2015 70113, 2015 101463, 2015 101494 sayılı "...", "...", "issue no ... 1954 şekil", "...", "... authentic şekil", "...", "authentic ...", "...", "...", "... q", "authentic ... şekil", "... est. usa şekil" ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK m. 6/1 ve 6/5 uyarınca reddi yönündeki MDB kararına karşı başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. İtiraz, başvuru sahibine ait 2015/102593 başvuru numaralı "..." ibareli marka hakkında verilen 2017-M-11456 sayılı YIK kararı emsal alınarak incelenmiştir. Kurul, 6769 s. SMK'nin 6/5 maddesinin, tanınmış bir marka ile aynı veya benzer tüm markaların tescilinin engellemek amacı taşımadığı görüşündedir. Bu itibarla, tanınmışlığın varlığı koşulu sağlanmışsa, inceleme, önceki markanın zarar görecek şekilde etkilenmesi koşulu ile devam etmelidir. (bu yönde bkz. 14/09/1999 tarih ve C-375/97 sayıli Avrupa Birliği Adalet Divani kararı) Yukarıda da bahsedildiği üzere, itiraz sahibi, markasına verilecek zararın ya da markasının ününden sağlanacak yararın nelerden oluşacağını ve nasıl ortaya çıkacağını gösterir ve olayların olağan akışı içinde belirtilen durumların gerçekten olası olduğu yönünde bir sonuca varmak için yeterli kanaat oluşturacak deliller sunmalı veya en azından, mantıklı bir sav ileri sürmelidir. Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açabileceği yönünde kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı ret kararının kaldırılması gerekmiştir. Öncelikle, başvuru sahibinin Markalar Dairesi Başkanlığı (MDB) nezdindeki yayına itiraz işlemlerinde, itiraz gerekçesi sayılı markaların tescil kapsamında yer alan tüm mal/hizmetler hakkında SMK m. 19(2) çerçevesinde kullanım ispati talebinde bulunduğu; inceleme konusu başvurunun yapıldığı 11.01.2018 tarihinde anılan markaların beş yıldan uzun süredir tescilli durumda olduğu, dolayısıyla anılan markalar bakımından kullanım ispatı talebinin geçerli ve incelenebilir nitelikte bir talep olduğu; bu kapsamda yayına itiraz sahibi tarafından sunulan delillerin incelenmesi neticesinde Markalar Dairesi Başkanlığı'nın aşağıdaki tespit ve değerlendirmelerde bulunduğu görülmektedir: İtiraz sahibi tarafından gönderilen evraklardan ilgili markaların ilgili emtiada/hizmette kullanıldığı tespit edilmiş olup markalar Md. 6/1 kapsamında yapılan incelemede dikkate alınmıştır. Başvuru sahibi, MDB kararına karşı yapmış olduğu ve işbu incelemenin konusunu oluşturan karara itirazında, kullanım ispatı hususundaki yukarıda yer verilen tespit ve değerlendirmelere yönelik herhangi bir itiraz yöneltmemekte olup, başvuru sahibinin itirazının kullanımı ispatlanan mallar ile başvuru kapsamındaki malların benzer türden ve ilişkili mallar olmadığı noktasında yoğunlaştığı görülmektedir. Karşı tarafın da (yayına itiraz sahibi) bu hususla ilgili bir itirazının ya da karşı görüşünün bulunmadığı görülmektedir. Kurul da, MDB kararında kullanım ispatıyla ilgili olarak yapılan tespit ve değerlendirmelerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görüşünde olup itiraz konusu MDB kararını bu yönüyle yerinde bulmaktadır. Belirtilen hususlar çerçevesinde, SMK'nın 6(1) maddesi bağlamında "karıştırılma ihtimali" incelemesine geçilmiştir. Kurul'da, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen "..." ibareli - ibaresini asli ayırt edici unsur olarak içeren ret gerekçesi markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde işaret benzerliği bulunduğu kanaatine varılmıştır. Kurul, yukarıda bahsi geçen kullanım ispatına konu markalardan bağımsız olarak, başvuru sahibine ait 2015/102593 başvuru numaralı "..." ibareli marka hakkında verilen 2017-M 11456 sayılı YİDK kararını da dikkate alarak, kullanım ispatı talebine konu olmayan "..." ibaresini içeren 2015 86378, 2017/72293, 2013 23245, 2013 23247, 2015 77553, 2015 70113, 2015 101463, 2015 101494 sayılı ret gerekçesi markaların tescil kapsamında bulunan 14. ve/veya 25. sınıfa dahil mallar ile başvuru kapsamında yer alan malların benzer ve ilişkili mallar olduğu ve kullanım ispatına konu olmayan söz konusu markaların itirazın kabulu sonucuna varabilmek için yeterli olduğu kanaatine varmıştır. Bu itibarla, başvuru ile redde gerekçe olarak gösterilen markalar arasında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin oluşabileceği görüşüne ulaşılmış ve aynı yönde verilen Markalar Dairesi kararı isabetli bulunmuştur.'' şeklinde gerekçeler ile davacı itirazlarının nihai anlamda reddine karar verilmekle birlikte tanınmışlık kapsamındaki ret gerekçesinin kaldırılmasına ve karıştırılma ihtimali gerekçesi kapsamında verilen ret kararının devamına karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde 04/03/2020 tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda/ek raporda özetle: dava konusu 2018/02684 sayıl başvuru kapsamında reddine karar verilen 26.sınıf mallardan “Giysiler için düğmeler, kopçalar, halkalar, fermuarlar, ayakkabı ve kemer tokaları, perçinler, yapışkan bantlar, bağlar” emtiaları ile davalı yanın ret gerekçesi markaları kapsamında yer alan 25. Sınıftaki mallar arasında oldukça düşük düzeyli bir emtia benzerliğinin bulunduğu, başvuruda reddine karar verilen 26. Sınıftaki “toplu iğneler, iğneler, dikiş iğneleri, dikiş makinesi iğneleri, tığlar ve örgü şişleri, iğne kutuları ve iğnelikler.”malları açısından ise taraf markaları arasında herhangi bir benzerliğin zaten mevcut olmadığı, bununla birllikte taraf markalarının birebir aynı esas unsurdan oluştuğu ve bu esas unsurun uyuşmazlık konusu mallar açısından ayırt edici gücü yüksek bir sözcük olduğu, dolayısıyla emtialar arasındaki düşük düzeyli benzerliğin işaretler arasındaki yüksek düzeyli benzerlik ilişki hali ile birlikte değerlendirilmesi durumunda, tüketicinin taraf markaları arasında işaretlerin aynı iktisadi kaynağa ait markalar olduğu yanılgısı yaşamasının mümkün olabileceği ve yalnızca “Giysiler için düğmeler, kopçalar, halkalar, fermuarlar, ayakkabı ve kemer tokaları, perçinler, yapışkan bantlar, bağlar” emtiaları açısından karıştırılma ihtimalinin meydana gelebileceği, davacı yanın müktesep hak iddialarına dayanak önceki tarihli markaları açısından dikkate alınabilir tek markası olan 2001/16567 sayılı markanın, işbu dava konusu başvuru açısından davacı lehine müktesep hak oluşturmayacağı, davalı taraf markalarının “saat” emtiasındaki sektörel tanınmışlığının, dava konusu 26. Sınıftaki tuhafiye ürünleri ile olan benzemezliği, “...” ibaresinin yaratılmış bir sözcük olmayıp İngilizce bir kelime oluşundan kaynaklı farklı mal ve hizmet sınıflarında, farklı hak sahiplerince de tercih edilebilir bir ibare oluşu bir bütün olarak değerlendirildiğinde, başkaca hiçbir unsur açısından (özellikle görsel stilizasyon) davalı markaları ile benzerlik taşımayan dava konusu markanın tescilinin, 6/5 maddesindeki koşullardan herhangi birinin davalı lehine meydana gelmesi ihtimaline yol açmayacağı, davalı yanın ticaret unvanı ve alan adına dayalı olarak, tescilli markalarının sağladığı hakların ötesinde ek bir korumadan yararlanamayacağı, davacı yanın tanınmışlık iddiasının, sicilde kayıtlı önceki bir benzer markaya üstünlük sağlama sonucuna yol açmayacağından nihai değerlendirmeler açısından herhangi bir etki doğurmayacağı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişi raporunun/ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (Tekinalp, Ünal; Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 443). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davacı Markası Örnek Davalı Markaları ...+şekil ... (26. sınıf) İSSUE NO ... 1954 şekil ... AUTHENTİC şekil AUTHENTİC ... ... Q AUTHENTİC ... şekil ... EST. USA şekil (03, 04, 09, 10, 14, 25, 42. sınıf) Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davacı yana ait olan başvuru kapsamında reddine karar verilen 26.sınıftaki mallardan “Giysiler için düğmeler, kopçalar, halkalar, fermuarlar, ayakkabı ve kemer tokaları, perçinler, yapışkan bantlar, bağlar” malları ile davalı yanın ret gerekçesi markaları kapsamında 25. Sınıfta yer alan mallar arasında var alan düşük düzeyli benzerlik hali ile taraf markalarını oluşturan işaretlerin ayniyet düzeyindeki benzerliği ve bu işaretin uyuşmazlık konusu mallar açısından ayırt edici gücü yüksek bir ibare oluşu bir arada ele alındığında, ilgili tüketicinin, taraf markalarını taşıyan bu ürünlerin her birinin aynı iktisadi kaynağa ait oldukları yanılgısını yaşamalarının kuvvetle muhtemel olacağı, bu husustaki Yüksek Yargı kararlarında da 25 ve 26. Sınıf mallar arasındaki ilişkinin kabul edilmiş olduğu, buna bağlı olarak tüketicinin her bir ürünün aynı işletmece piyasaya sürüldüğünü zannedebileceği ve markalar arasında doğrudan bir ilişkinin var olduğu algısını yaşayacağı, nihai olarak tüm bu hususlar değerlendirildiğinde, taraf markaları arasında “Giysiler için düğmeler, kopçalar, halkalar, fermuarlar, ayakkabı ve kemer tokaları, perçinler, yapışkan bantlar, bağlar” malları açısından karıştırılma ihtimalinin mevcut olacağı, ancak 26. Sınıftaki “toplu iğneler, iğneler, dikiş iğneleri, dikiş makinesi iğneleri, tığlar ve örgü şişleri, iğne kutuları ve iğnelikler.” malları açısından ise aynı doğrultuda bir kanaate varılmasının mümkün olamayacağı, anılan mallarının nihai amaçları ve kullanım ihtiyaçları itibariyle davalı yan markaları kapsamındaki emtialardan tamamen farklı nitelikte emtialar oldukları görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu markada “...” kelimesinin stilize bir biçimde sarı – siyah tonlarla oluşturulmuş dikdörtgen bir logo içerisindeki yazımı ile meydana getirilmiş olduğu, “...” kelimesinin stilize yazımında “s” harfinin tek biçimde ve fakat iki ayrı renk tonunda yazımı ile yaratılmış görsel bir hususiyet marka içerisinde var ise de markadaki asli sözcük unsurunun “...” kelimesi olduğu; sözcük ve şekil unsurlarından oluşan markalarda, tüketici algısında sözcük unsurunun daha ön planda olmasının temelinde, tüketicinin, mal veya hizmet ile işaret arasındaki ilişkiyi tanımlarken, figüratif unsurları açıklamak yerine doğrudan sözcük unsuru ile markayı ifade etme eğilimi yer aldığı, dava konusu markanın ilk algısı ve bu algının üçüncü kişilere aktarımında ön plana çıkacak yegane unsur “...” kelimesi olduğu anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; davalı yanın ise ret gerekçesi markalarının her biri “...” kelimesini ihtiva ettiği, ..., İSSUE NO ... 1954 şekil, ... AUTHENTİC şekil, AUTHENTİC ..., ... Q, AUTHENTİC ... şekil, ... EST. USA şekil ibareli markalar olduğu markalardaki esas unsurun ... ibaresi olduğu anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davacının "..." markasını gördüğünde bunun davalının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu; davacı yanın müktesep hak iddiasına dayanak tutabileceği tek markasının 2001/16567 sayılı markası olduğu, zira davacının sair markalarının tescil tarihleri üzerinden, işbu dava konusu markanın başvuru tarihi itibariyle 5 yıllık hak düşürücü sürenin dahi geçmediği, davacı yan ait 2001/16567 sayılı markanın ise esas unsurunu taşıdığı görülmekle birlikte görsel mizanpaj anlamında dava konusu markadan farklı olup tüketicinin dava konusu markayı derhal ve tereddütsüz olarak davacı yana ait bir marka olarak algılayıp algılamayacağı dahi tereddütlüyken bu durumu bir an için önceki markanın esas unsurunun sabit tutularak görsel anlamda revize edilme ihtiyacından kaynaklı bir değişiklik hali olarak yorumlanabilir ise de bu defa anılan marka kapsamında yalnızca 18. Sınıfta “Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul başka sınıflarda yer almayan eşyalar: Çantalar, valizler, cüzdanlar, portföyler, çocuk taşımak için çantalar (portbebeler, kangurular), deri veya kösele kutular ve sandıklar, çek defteri kılıfları, kart kılıfları, boş tuvalet çantaları, boş alet çantaları, anahtarlıklar, para çantaları, torbalar, sırt çantaları, evrak çantaları, alışveriş ve okul çantaları, beslenme çantaları...” ve 35. Sınıfta “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri.” mal ve hizmetlerin yer aldığı, halbuki dava konusu markanın 26. Sınıf malları kapsamakta olduğu, anılan mallar arasında olağan şartlarda dahi doğrudan bir benzerlik ilişkisinin mevcut olmadığı, dolayısıyla davacı yanın 2001/16567 sayılı markasına dayanarak, 26. Sınıf mallar açısından müktesep hak sahibi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı; davalı taraf markalarının “saat” emtiasındaki sektörel tanınmışlığının, dava konusu 26. Sınıftaki tuhafiye ürünleri ile olan benzemezliği, “...” ibaresinin yaratılmış bir sözcük olmayıp İngilizce bir kelime oluşundan kaynaklı farklı mal ve hizmet sınıflarında, farklı hak sahiplerince de tercih edilebilir bir ibare oluşu bir bütün olarak değerlendirildiğinde, başkaca hiçbir unsur açısından (özellikle görsel stilizasyon) davalı markaları ile benzerlik taşımayan dava konusu markanın tescilinin, 6/5 maddesindeki koşullardan herhangi birinin davalı lehine meydana gelmesi ihtimaline yol açmayacağı; davalı yan ticaret unvanı “...” ibaresini taşıdığı gibi alan adı da yine www.....com ibaresinden oluştuğu, davalının internet sitesi incelendiğinde ticari mevki çıkardığı ürün gamının, ülkemizdeki fiili faaliyetlerine göre farklılaşarak deri mamulleri, çanta vb. ürünlerin de aktif ve yoğun satışını gerçekleştirdiği görülmekle birlikte bizzat davalı taraf vekilinin de belirttiği üzere bu faaliyetlerin ülkemizde mevcut olmadığı, zira davacı yana ait önceki tarihli markaların varlığının, davalı yanın bu faaliyetlerini engellediği, dolayısıyla temel olarak saat ve gözlük ürün ve aksesuarlarında davalı yanın ticari faaliyetlerinin mevcut olduğu, bununla birlikte davalı yanın söz konusu ticaret unvanı ve alan adından kaynaklı haklarının ,davalı adına tescilli markalardan doğan hakların sağladığı sonucun ötesinde davalı lehine ek bir koruma sağlamayacağı gibi iptali talep olunan YİDK kararının gerekçesinde de bu hususta bir karar verilmediği; davalı yanın aynı esas unsura haiz markalarına dayalı olarak ileri sürdüğü itirazlar kapsamında ek bir korumanın davalı lehine mevcut olmadığı dava dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Yasasına göre hesaplanan 80,70-TL karar harcından peşin alınan 54,40-TL’nin mahsubu ile bakiye 26,30-TL’nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 15.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarfedilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/12/2022 Katip ... Hakim ... ¸ ¸

Atıf: Diğer undefined, E. 2014/13171, K. 2014/20080, T. 08.06.2016, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2014-13171-e-2014-20080-k-0e1cbc97361b