Diğer ·
2009/511 E. 2010/129 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2009/511
- Karar No
- 2010/129
- Karar Tarihi
Temyiz Eden : Kadıköy Vergi Dairesi Müdürlüğü Karşı Taraf : … …
Vekili : Av. … …, Av. … …
İstemin Özeti : Davacı adına Ocak ila Temmuz 1999 dönemleri için salınan üç kat vergi ziyaı cezalı banka ve sigorta muameleleri vergisi davaya konu yapılmıştır. Davayı inceleyen İstanbul 8. Vergi Mahkemesi, 28.10.2004 günlü ve E:2004/130, K:2004/2198 sayılı kararıyla; davacının ikrazatçılık yaptığı ve elde ettiği kazancı beyan dışı bıraktığının saptanması nedeniyle tarhiyat yapılmışsa da, inceleme elemanınca yapılan değerlendirmenin subjektif olduğu, birçok şahsın ifadesine başvurulmasına karşın bir kişi haricinde faiz karşılığı borç aldığını ifade eden olmadığı, … …'in verdiği ifadenin açık olmadığı, hangi tarihlerde, hangi vadeyle, ne miktarda borç verildiğinin saptanmadığı, Vergi Usul Kanununun 31'inci maddesinin 3'üncü fıkrasının 8'inci bendi uyarınca matrahın dayanağı bulunmadan tarhiyat yapılamayacağından soyut ifadelere dayanması nedeniyle hukuka uygun bulunmadığı gerekçesiyle tarhiyatı kaldırmıştır. Vergi idaresinin temyiz istemini inceleyen Danıştay Yedinci Dairesi, 15.10.2008 günlü ve E:2005/1392, K:2008/3976 sayılı kararıyla; her biri ayrı idari davaya konu edildiğinde, idare ve vergi mahkemeleri hakimlerinden biri tarafından çözümlenmesi gereken; yarattıkları idari uyuşmazlıkların çözümü tek hakimin görevine giren birden fazla işlemin konu unsurunu oluşturan meblağlar toplamının tek hakimin görev sınırını oluşturan miktarı aşmasına bakılarak; bu işlemlerin, davanın idare ve vergi mahkemelerinin kurul halindeki oluşumuyla çözümlenmesini gerektirecek ve bu davalarda verilecek kararların tabi oldukları olağan kanun yolunun değişmesi sonucunu yaratacak biçimde birlikte ve aynı dilekçe ile idari davaya konu edilemeyeceği, her biri tek hakimle görülmesi gereken davalar için öngörülen ve yeniden değerleme oranında yapılan artırma sonucu davanın açıldığı yıl için tespit olunan 4.850.000.000.- lira sınırının altında kalan vergilendirme ve ceza kesme işlemlerini konu edinen davaya ait olan ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5'inci maddesinin 1'inci fıkrasına uygun bulunmayan dilekçenin, Mahkemece, aynı Yasanın 15'inci maddesinin 1'inci fıkrasının (d) bendi uyarınca reddedilmesi gerekirken; dosyanın tekemmül ettirilerek, davanın esası hakkında karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle kararı bozmuştur. Bozma kararına uymayan İstanbul 8. Vergi Mahkemesi, 19.3.2009 günlü ve E:2009/875, K:2009/967 sayılı kararıyla; ilk kararında ısrar etmiştir. Karar vergi idaresi tarafından temyiz edilmiş ve tarhiyatta yasaya aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istenmiştir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hâkimi S..... G....... G......'in Düşüncesi : Gerçek kişi olan davacının dava açabilmesi ve açılmış bir davayı takip edebilmesi için medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olması gerekir. Ölüm halinde medeni hakları kullanma ehliyeti tamamen kaybedileceğinden, vergi mahkemesince dava hakkındaki tüm yargısal işlemlerin durdurulması ve davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar dosyanın işlemden kaldırılması gerekirken ilk kararda ısrar edilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulması gerektiği düşünülmüştür. Danıştay Savcısı H.H.... T..'un Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49'uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme ısrar kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Davacı adına salınan üç kat vergi ziyaı cezalı banka ve sigorta muameleleri vergisinin kaldırılması yolundaki vergi mahkemesi ısrar kararı temyiz edilmiştir. Tarhiyatın kaldırılması yolundaki ilk kararın Danıştay Yedinci Dairesince bozulması ve dosyanın vergi mahkemesine gönderilmesinden sonra davacı vekili Av. … … tarafından 17.2.2009 tarihinde vergi mahkemesi başkanlığına gönderilmek üzere Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan ve 24.2.2009 tarihinde vergi mahkemesi kaydına giren dilekçede, davacı … …'nun vefat etmesi nedeniyle vekâletin sona erdiği bildirilmesine karşın, davacının durumundaki değişiklik gözetilmeksizin, 19.3.2009 gününde verilen kararla ilk kararda ısrar edildiği, ısrar kararının ve vergi idaresinin temyiz dilekçesinin, Av. … …'e tebliğ edilmesi suretiyle tekemmül ettirilen dosyanın Kurulumuza gönderildiği anlaşılmaktadır. İdari Yargılama Usulü Kanununun 26'ncı maddesinin birinci fıkrasında, dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verileceği, dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararının kendiliğinden hükümsüz kalacağı, ikinci fıkrasında, yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçelerin iptal edileceği; Vergi Usul Kanununun 12'nci maddesinde ise ölüm halinde mükelleflerin ödevlerinin, mirası reddetmemiş kanuni ve mansup mirasçılarına geçeceği ancak, mirasçılardan her birinin ölenin vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olacağı kurala bağlanmıştır. Miras bırakan adına yapılan ve dava konusu edilen vergilendirmeye karşı açılan davalarda gerçek kişi olan davacının ölümü nedeniyle davayı takip hakkı, mirası reddetmemiş kanuni veya mansup mirasçılara geçecek nitelik taşımaktadır. Davacının ölümü nedeniyle vekaletin sona erdiğine ilişkin bildirime karşın, 2577 sayılı Yasanın 26'ncı maddesi uyarınca dosya işlemden kaldırılarak vergi idaresinin mirasçılara karşı takibi yenilemesi sağlanmadan ısrar kararı verilmesi yargılama hukukuna uygun düşmemiştir. Açıklanan nedenlerle İstanbul 8. Vergi Mahkemesinin, 19.3.2009 günlü ve E:2009/875, K:2009/967 sayılı ısrar kararının bozulmasına, yeniden verilecek kararda karşılanacağından yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 26.3.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.