Diğer ·
2007/63 E. 2007/206 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2007/63
- Karar No
- 2007/206
- Karar Tarihi
İnşaat taahhüt işi ile uğraşan yükümlü şirketin içeriği itibarıyla yanıltıcı faturalar kullanarak haksız katma değer vergisi indiriminde bulunduğu yolunda düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak davacı şirket adına 1999 Haziran, Ekim, Kasım ve Aralık dönemleri için re'sen vergi zıyaı cezalı katma değer vergisi salınmıştır. Ankara 3.Vergi Mahkemesi 1.5.2001 günlü ve E:2000/990, K:2001/360 sayılı kararıyla; davacı şirketin katma değer vergisi indiriminde kullandığı faturaları düzenleyen mükelleflerin adreslerinde bulunamamasının ve vergi yükümlülüklerini yerine getirmemelerinin, gerçekte mal alım-satımı yapmadıklarının tespitinde tek başına yeterli olmadığı ve davacı şirkete düzenledikleri faturaların muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğunu göstermediği gerekçesiyle vergi ve cezayı kaldırmıştır. Vergi dairesi müdürlüğünün temyiz istemini inceleyen Danıştay Yedinci Dairesi 29.4.2004 günlü ve E:2001/4200, K:2004/1176 sayılı kararıyla; davacı şirketin katma değer vergisi indiriminde kullandığı faturaları düzenleyen şahıslardan birinin defter ve belgelerinin istenmesine ilişkin yazının, adresinde bulunamaması nedeniyle tebliğ edilmediği ve faaliyetine başladığı tarihten itibaren hiç beyanname vermediği, ancak davacı şirketin işlemlerinin incelemeye başlanmasından sonra bu şirkete düzenlediği faturaları kapsayacak şekilde ve pişmanlıkla beyanda bulunduğu, fatura düzenleyen bir diğer mükellefin de Ocak 1994 tarihine kadar düzensiz olarak beyanname verdiği, bu tarihten sonra davacı şirket hakkında vergi incelemesine başlandığı 2000 yılına kadar beyanname vermediği, 19.9.2000 tarihinde Temmuz 1999 dönemi için davacı şirkete düzenlediği faturaları da kapsar şekilde beyanname verdiğinin anlaşıldığı, bu tespitlerin gerçek bir mal teslimi olmadan, bedel karşılığı fatura düzenlediklerini ortaya koyduğu gerekçesiyle kararı bozmuştur. Bozma kararına uymayan Ankara 3.Vergi Mahkemesi 28.10.2004 günlü ve E:2004/963, K:2004/939 sayılı kararıyla, tarhiyatın terkini yolundaki ilk kararında ısrar etmiştir. Israr kararına karşı vergi dairesi müdürlüğünün temyiz istemini inceleyen Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu 17.6.2005 günlü ve E:2005/94, K:2005/161 sayılı kararıyla; yükümlünün fatura aldığı kişi ve şirketle ilgili olarak yapılan tespitler ve bunların davacı şirketin incelenmeye başlanmasından sonra sadece davacı ile ilgili faturaları kapsayacak şekilde pişmanlıkla beyanname vermelerinin, bunların gerçekte tacir olmadıklarını ve şeklen vergi y ükümlülüklerini tesis ettirip ihtiyaç duyanlara belli bir bedel karşılığında fatura sağladıklarını göstermekte olup, faturaların biçimsel kurallara uygun olmasının, faturalarda gösterilen emtianın gerçekten faturaların düzenleyicisi görünen kimselerden satın alındığını kanıtlamaya yeterli görülmediği, fatura düzenleyenlere ilişkin tespitlerin değerlendirilmesinden, ürünlerin gerçekte bu kişi ve firmalardan alınmadığı halde sağlanan bu faturalarla belgelendirildiği ve faturalarda yer alan ancak gerçekte ödenmeyen katma değer vergisinin indirim konusu yapılmasıyla vergi kaybına yol açıldığı sonucuna varıldığından, tarhiyatın kaldırılması yolundaki ısrar kararının hukuka uygun bulunmadığı gerekçesiyle ısrar kararını bozmuştur. Yükümlünün kararın düzeltilmesi istemi Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 24.3.2006 günlü ve E:2005/330, K:2006/68 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Ankara 3.Vergi Mahkemesi 29.9.2006 günlü ve E:2006/147, K:2006/1252 sayılı kararıyla; bozma kararı uyarınca davanın katma değer vergisine yönelik kısmını reddetmiş; Anayasa Mahkemesinin 20.10.2005 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6.1.2005 günlü ve E:2001/3, K:2005/4 sayılı iptal kararı ve 5479 sayılı Kanunla getirilen düzenlemelerden söz ederek vergi ziyaı cezalarının vergi aslının bir katı tutarını aşan kısmını kaldırmıştır. Karar, vergi idaresince temyiz edilmiş, davalı idare aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir. Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi Özlem ULAŞ'ın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar ısrar kararının bozulmasını sağlayacak durumda görülmediğinden istemin reddi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı A.Kemal TERLEMEZOĞLU'nun Düşüncesi : Temyiz istemi,vergi mahkemesi kararının vekalet ücretine ilişkin kısmının bozulmasına ilişkin bulunmaktadır. Vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığı gibi Vergi Mahkemesince davanın kısmen reddedildiği duruşmasız görüldüğü vergi idaresinin avukatla temsil edilmediği anlaşıldığından istemin reddi ile temyiz edilen Vergi Dava Daireleri Kurulu bozma kararına uyularak verilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kararlarda bulunacak hususlar" başlıklı 24 üncü maddesinin (f) işaretli bendinde yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiği hususunun kararda belirtileceği düzenlemesine yer verilmiş, anılan Kanunun 31 inci maddesiyle, yargılama giderlerinin tespitinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 423 üncü maddesinde, takdir olunacak vekil ücretlerinin yargılama giderlerinden olduğu belirtilmiş, aynı Kanunun 417 nci maddesinde ise kanunen açık olan haller dışında, yargılama giderlerinin aleyhinde hüküm verilen tarafa yükleneceği öngörülmüştür. Temyiz istemine konu olan kararda, Mahkemece, davanın vergi asıllarına yönelik kısmı, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca verilen bozma kararı uyarınca reddedilmiş, vergi ziyaı cezalarının ise vergi aslının bir katı tutarını aşan kısmı, Anayasa Mahkemesinin vergi ziyaı cezasına ilişkin düzenlemeyle ilgili olarak verdiği iptal kararı nedeniyle kaldırılmış olup, ceza kesme işleminin tesis edildiği ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuata uygun olan cezan ın, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararı nedeniyle kısmen hukuka aykırı hale gelmesinde davalı idareye kusur yüklenemeyeceğinden, idare aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüyle Ankara 4.Vergi Mahkemesinin 29.9.2006 günlü ve E:2006/1147, K:2006/1252 sayılı kararının vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasına, 25.5.2007 gününde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Vergi Mahkemesi direnme kararının Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca bozulması üzerine, bu karara uyularak aynı Mahkemece verilen kararın temyizen bozulması istenilmektedir. 2575 sayılı Danıştay Kanununun 38 inci maddesinin 2 nci fıkrasında, Vergi Dava Daireleri Kurulunun, vergi mahkemelerinden verilen ısrar kararları ile vergi dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği hükme bağlanmıştır. Temyizen bozulması istenilen karar vergi mahkemesince verilmiş bulunduğundan, temyiz başvurusunun Kurulca incelenebilmesi için, söz konusu kararın ısrar (direnme) kararı niteliğinde olması gerekmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin 3 üncü ve 4 üncü fıkralarında yer alan düzenlemeden, "ısrar" kararının, Danıştay'ın ilgili dava dairesince kararı bozulan ilk derece mahkemesinin bu karara uymaması, ilk kararında direnmesi olduğu çok açık biçimde görülmektedir. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun görevi, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu ile ilgilidir. Anılan 4 üncü fıkrada açıkça belirtildiği üzere, Kurul, bu başvuruyu inceledikten sonra, bozma kararını uygun görürse, mahkemenin ısrar kararını bozar ve direnme kararını ortadan kaldırır. Direnme kararı ortadan kalkan Mahkeme, bozma kararına uymak zorundadır. Bu şekilde davranan mahkeme, gerçekte, Kurul kararıyla uygun görülen daire kararına uymuş demektir. Başka anlatımla; Kurulun bozma kararının gereği, kararı bozulan mahkemenin daire kararının gereklerine uygun karar vermesidir. Dolayısıyla, bu kararın temyizi halinde inceleme, kararın daire kararına uygunluğu yönünden olacaktır. Bunu yapmaya yetkili olan merci de, ilk bozma kararını veren dava dairesidir. Yani Kurul başvurunun incelenmesinde görevsizdir. Bu nedenle, dosyanın görevli Danıştay Yedinci Dairesine gönderilmesi gerektiği oyu ile karara karşıyız.