Danıştay · Danıştay
Danıştay 2023/236 E. 2023/3019 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2023/236
- Karar No
- 2023/3019
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/236 Karar No : 2023/3019 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ: Av. ... 2- ... Başkanlığı VEKİLİ: Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Derneği VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 21/04/2022 tarih ve E:2019/8159, K:2022/2319 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 21/03/2018 tarih ve 30367 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 28. maddesiyle 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği’nin "Diyabet Tedavisinde İlaç Kullanım İlkeleri" başlıklı 4.2.38. maddesinin 4. fıkrasında yapılan değişikliğin ve aynı maddeye eklenen 6. fıkranın iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 21/04/2022 tarih ve E:2019/8159, K:2022/2319 sayılı kararıyla; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 63. ve 72. maddelerine atıfta bulunularak, Finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerine ilişkin ödeme usul ve esaslarının belirlenmesinde Sosyal Güvenlik Kurumu yetkili idare olmakla birlikte, anılan Kurumun, bu konuda düzenleme yapmadan önce 5510 sayılı Kanun gereğince sağlık otoritesi olan Sağlık Bakanlığından görüş alma zorunluluğu bulunduğu, görüşe uyulmasının ihtiyari olmasının da bu zorunluluğu ortadan kaldırmayacağı, aksi takdirde işlemin, şekil unsuru açısından hukuka aykırı olacağı, Dosyadaki belgelerin incelenmesinden; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 21/03/2018 tarih ve 30367 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ değişikliğinin 28. maddesi ile diyabet tedavisinde ilaç kullanım ilkeleri başlıklı 4.2.38. maddesinin 4. fıkrasında değişiklik yapıldığı ve maddeye 6. fıkra eklenmiş olduğu; bunun sonucunda İç Hastalıkları uzmanlarının sodyum-glukoz ko-transporter 2 (SGLT2) inhibitörleri ( dapagliflozin, empagliflozin) metformin ve/veya sülfonilürelerinin maksimum tolere edilebilir dozların yeterli kontrol sağlanamamış hastalarda müstakilen ilaç reçete etme hakkı kendilerinden alınarak Endokrinoloji uzman hekimlerine bırakıldığı ve davalılardan Sağlık Bakanlığının, mevzuat uyarınca dava konusu düzenleme çıkarılmadan görüşünün alınması yasal bir zorunluluk olmasına rağmen bu zorunluluk yerine getirilmeden dava konusu değişikliklerin hazırlanarak Resmî Gazete'de yayımlandığı, Bu durumda, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin ödeme usul ve esasları belirlenirken Sağlık Bakanlığının görüşünün alınması gerekmekteyken, bu yapılmadan hazırlanarak 21/03/2018 tarih ve 30367 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu düzenlemelerde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idarelerden Sağlık Bakanlığı tarafından, dava konusu işlemler hakkında 5510 sayılı Kanun ve Yönetmelik çerçevesinde " hazırlık işlemi , görüş" niteliğinde dahi herhangi bir iş ve işlem yapılmadığı, söz konusu davaya münhasır hususların değerlendirilmesi maksadıyla SUT kapsamında yapılan değişikliğe yönelik oluşturulan komisyon marifetiyle değerledirme yapıldığı, 15/08/2018 tarihinde yapılan toplantı sonucunda alınan kararların ... tarih ve ... sayılı yazı ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına iletildiği, Sağlık Bakanlığı'nın hasım mevkinden çıkarılmaksızın verilen kararın hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, dava konusu düzenlemenin 5510 sayılı Kanun’un 63. ve 72. maddelerinde yer verilen hükümler doğrultusunda Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu üyeleri tarafından alınan karar doğrultusunda yapıldığı, dayanak Kanun olan 5510 sayılı Kanun’da bu tür düzenlemeler yapılırken Sağlık Bakanlığının görüşünü dikkate almayı zorunlu kılan mevzuatta açıkça bir şekil şartı tanımlanmadığı, dava konusu işlem tesis edilirken takdir yetkisinin hizmet gerekleri ve kamu yararına uygun kullanıldığı, yargılama giderlerinin tamamından idarelerinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine, 2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 21/04/2022 tarih ve E:2019/8159, K:2022/2319 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 07/12/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- 5510 Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 63. maddesinin (6/2/2014-6518/81 md.) değişik 2. fıkrasında, "Kurum, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile (f) bendinde belirtilen sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usul ve esaslarını Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkilidir. Ancak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşünün alınması (f) bendinde belirtilen ortez, protez ve diğer iyileştirici nitelikteki araç ve gereçlerin miktarını, standartlarını, sağlanmasını, uygulanmasını, kullanma sürelerini ve garanti süresi sonrası bakım, onarım ve yenilenmesi hususlarını kapsar. Kurum, bu amaçla komisyonlar kurabilir, ulusal ve uluslararası tüzel kişilerle işbirliği yapabilir. Komisyonların çalışma usul ve esasları Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurumca belirlenir." hükmü yer almaktadır. Temyize konu kararın ve dosyadaki belgelerin incelenmesinden; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 21/03/2018 tarihli ve 30367 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğin 28. maddesi ile diyabet tedavisinde ilaç kullanım ilkeleri başlıklı 4.2.38. maddesinin 4. fıkrasında değişiklik yapıldığı ve maddeye 6. fıkranın eklenmiş olduğu, bunun sonucunda İç Hastalıkları uzmanlarının sodyum-glukoz ko-transporter 2 (SGLT2) inhibitörleri ( dapagliflozin, empagliflozin) metformin ve/veya sülfonilürelerinin maksimum tolere edilebilir dozların yeterli kontrol sağlanamamış hastalarda müstakilen ilaç reçete etme hakkı kendilerinden alınarak Endokrinoloji uzman hekimlerine bırakıldığı ve davalılardan Sağlık Bakanlığı'nın, mevzuat uyarınca dava konusu düzenleme çıkarılmadan görüşlerinin alınması gerekirken alınmadığı belirtilmekteyse de; Sağlık Bakanlığı tarafından dosyaya 17/09/2018 tarihinde sunulan beyan dilekçesinden; 2013 yılı Sağlık Uygulama Tebliği'nde "sodyum- glukoz kontrasporter 2 inhibitörlerinin iç hastalıkları uzmanlarınca doğrudan reçete edilebilmesi ve rapor düzenleme yetkisinin kaldırılmasına" dair değişikliğe yönelik olarak oluşturulan komisyon marifetiyle değerlendirmenin yapıldığı; ... Deneği, ...Derneği, dernek yönetim kurulu üyeleri, diyabet çalışma grubu başkan ve üyeleri bakanlık temsilcilerinin katılımıyla 15/08/2018 tarihinde toplantı yapıldığı ve yapılan toplantı sonucunda alınan kararları gösteren toplantı tutanağının Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'na gönderildiği ve dosyaya sunulmuş olduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla, dosya kapsamında dava konusu düzenlemeye dair Sağlık Bakanlığı'nın görüşünün olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda, uyuşmazlığın esası hakkında değerlendirme yapılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz. KARŞI OY XX-Anayasa'nın 65. maddesinde, Devletin sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, ekonomik istikrarın korunmasını gözeterek mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getireceği öngörülmüştür. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 63. maddesinde, Kurum tarafından finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri ile bu hizmetlerin süresine dair usul ve esaslara yer verilmiş, son fıkrasında da, Kurumun, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile (f) bendinde belirtilen sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usul ve esaslarını Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkili olduğu ancak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşünün alınması (f) bendinde belirtilen ortez, protez ve diğer iyileştirici nitelikteki araç ve gereçlerin miktarını, standartlarını, sağlanmasını, uygulanmasını, kullanma sürelerini ve garanti süresi sonrası bakım, onarım ve yenilenmesi hususlarını kapsayacağı, Kurumun, bu amaçla komisyonlar kurabileceği, ulusal ve uluslararası tüzel kişilerle işbirliği yapabileceği, Komisyonların çalışma usul ve esaslarının Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurumca belirleneceği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanun'un 72. maddesinde ise, 65. madde gereği ödenecek gündelik, yol, yatak ve yemek giderlerinin Kurumca ödenecek bedellerini belirlemeye Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunun yetkili olduğu, Komisyonun, tıp eğitimini, hizmet basamağını, alt yapı ve kaynak kullanımı ile maliyet unsurlarını dikkate alarak sağlık hizmeti sunucularını fiyatlandırmaya esas olmak üzere ayrı ayrı sınıflandırabileceği, 63. madde hükümlerine göre finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedellerini; sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi dikkate alınmak suretiyle, her sınıf için tek tek veya gruplandırarak belirlemeye yetkili olduğu belirtilmiştir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, kaynakların etkin ve verimli kullanılması, daha etkin ödeme ve denetim sisteminin kurulması, yersiz ödemelerin önüne geçilebilmesi ve mali sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi adına 5510 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri çerçevesinde yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliği ve eki listeler kapsamında geri ödeme kurallarının belirlenmesi zorunluluk arz etmektedir. Bu nedenle 5510 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri doğrultusunda yapılan davaya konu düzenlemelerin hukuki dayanağının mevcut olduğu, sağlık hizmeti sunumu ile sosyal güvenlik sisteminin ekonomik bakımdan sürdürülebilir kılınması amacıyla geri ödeme kapsamındakilerin özel koşulları gözetilmek suretiyle ve sağlığa erişim haklarının engellenmemesi koşuluyla çeşitli tedbirler alınabilmesini sağlamak amacıyla idareye düzenleme yetkisi verildiği izahtan varestedir. Davalı idarece, dava konusu düzenlemenin belirtilen mevzuat doğrultusunda yapıldığı, Sağlık Bakanlığının yetkili temsilcisinin komisyon çalışmalarında yer aldığı ve Sağlık Bakanlığının düzenleme hakkında olumsuz bir görüşünün bulunmadığı da göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu düzenlemelerin dayanağı mevzuata uygun olduğu, kamu yararı ile hizmet gerekleri gözetilerek tesis edildiği anlaşılmakla, anılan düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.