Danıştay · Danıştay
Danıştay 2022/2352 E. 2023/2736 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2022/2352
- Karar No
- 2023/2736
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2352 Karar No : 2023/2736 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... VEKİLİ :Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Kurulu VEKİLİ :Av. ... İSTEMİN KONUSU:Danıştay Beşinci Dairesinin 21/12/2021 tarih ve E:2017/3394, K:2021/4636 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih v... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ...sayılı kararının iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi ve 6749 sayılı Kanunun 3. maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 21/12/2021 tarih ve E:2017/3394, K:2021/4636 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının 6749 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile ilgili Anayasa'ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;Davacının, terör örgütüne üyelik suçlamasıyla ... Cumhuriyet Başsavcılığının E:... sayılı dosyasında ceza soruşturmasının devam ettiği, davacının kaçak durumda olduğu,Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgütün yönlendirmesi ile hâkim-savcı olduğuna, davacının eşinin KHK ile kapatılan FETÖ derneğinin yöneticisi olduğuna ve aktif olarak örgüt adına davaları takip ettiğine ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından, dava konusu işlem tesis edilmeden önce hakkındaki delillerin belirtilmediği, yazılı ya da sözlü savunma hakkı tanınmadığı, Dairece hukuka aykırı ve suç ve cezaların şahsiliği ilkesi gözetilmeden karar verildiği, hâlen bu suçtan soruşturma yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında açılmış bir kamu davası bulunmadığı, eşiyle alakalı ceza dosyalarında verilen itirafçı tanık ifadelerinin aleyhinde delil olarak değerlendirildiği; mahkemeye erişim, adil yargılanma, bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği, hakkındaki ifadelerin tarafına tebliğ edilmediği, bu ifadeleri veren tanıkların ceza dosyalarının dosya içerisine getirtilmediği, ifadelerin sonradan değiştirilip değiştirilmediği veya baskı altında alınıp alınmadığının denetlenemediği, Danıştay Tetkik Hâkiminin görüşünün tarafına tebliğ edilmediği, ifadelerin maddi gerçeği yansıtmadığı ve bu konuda ilgili kurumlara yazı yazılması taleplerinin ve bu tanıkların Dairece dinlenmesi taleplerinin dikkate alınmadığı, tanıkları sorgulama hakkının ihlal edildiği, ifadelerde hakkında somut beyan, örgütsel faaliyete dair ifadeler olmamasına karşın aleyhine delil olarak değerlendirildiği; dava konusu kararın gerekçeli olmadığı, toptancı bir yaklaşımla tesis edildiği, bireyselleştirilmiş ve somutlaştırılmış bir delilin bulunmadığı; 2015 yılında doğum yapması nedeniyle darbe teşebbüsünün yapıldığı tarihte ücretsiz izinde olduğu, buna rağmen soruşturmalar çerçevesinde açığa alındığı ve ihraç edildiği, bu yöndeki itirazları karşılayacak gerekçeye yer verilmediği, gerekçeli karar talep hakkının ihlal edildiği; makul sürede yargılanma hakkının, hukuki güvenlik hakkının, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, mülkiyet hakkının, ayrımcılık yasağının, suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin ihlal edildiği, sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini gösteren hiçbir somut delilin olmadığı; işlemin Anayasa'nın 139. maddesinde yer alan hâkim ve savcılar bakımından azil yasağına aykırı olduğu; masumiyet karinesinin, hakların kısıtlanmasının sınırları ilkesinin ihlal edildiği; meslekten çıkarma kararının AİHS’nin 15 ve Anayasa’nın 15. maddelerinde belirtilen "durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde" olmaması, orantısız ve ağır sonuçlar ortaya çıkarması nedeniyle hukuka aykırı olduğu, 2802 sayılı Kanun’un 69. maddesi kapsamında gerekli disiplin işlemleri yürütülmeden, Anayasal güvenceler tanınmadan hakkında karar verildiği, idarece işlemin sebep unsuru olarak dile getirilen “sosyal çevre bilgileri" delilinin hukukilik denetiminin Dairece yapılmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b)Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacı hakkında, "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yürütülen ceza soruşturmasının, ... Cumhuriyet Başsavcılığının E:...... sayılı dosyasında hâlen devam etmekte olduğu ve ... Sulh Ceza Hakimliğince... tarihinde tutuklamaya yönelik verilen yakalama kararı gereğince davacının henüz yakalanamadığı anlaşılmıştır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, ceza soruşturmasında terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza soruşturması sonucu verilecek kararın beklenmesi gerekmemektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 21/12/2021 tarih ve E:2017/3394, K:2021/4636 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 22/11/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.