Danıştay · 7. Daire

Danıştay 7. Daire 2021/1841 E. 2024/1605 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
7. Daire
Esas No
2021/1841
Karar No
2024/1605

T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2021/1841 Karar No : 2024/1605 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) : ... Malmüdürlüğü ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, 2017 ve 2018 yıllarındaki basit usulde gelir vergisi mükellefiyetinden kaynaklanan kanuni süresinden sonra verilen gelir vergisi beyannamelerine ilişkin gelir ve damga vergileri, usulsüzlük cezası ve gecikme faizi ile bandrolsüz sigara bulundurulduğunun tespit edildiğinden bahisle 2014 yılının Ocak dönemi için re'sen tarh edilen bir kat vergi ziyaı cezalı özel tüketim ve katma değer vergileri ile gecikme faizinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu ödeme emri muhteviyatı vergi ve cezalara ilişkin ihbarnamelerin usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen dava açılmaması üzerine vergi ve cezaların kesinleştiği, kamu alacağının vadesinde ödenmediği ve davacı tarafından "borcum yoktur" iddiası kapsamında değerlendirilebilecek ciddi bir iddianın da ileri sürülmediği görüldüğünden, kesinleşmiş olan amme alacağının tahsili için düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emri içeriği 2014 yılının Ocak ayına ait katma değer vergisi, bu vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezası ve gecikme faizine ilişkin kısım yönünden yapılan incelemede, olayda, davacının söz konusu kaçak sigaraların yurt içinde ticaretini yaptığı ve ticari amaçla satarak başkalarına teslim ettiği veya başkaca bir şekilde katma değer vergisine tabi olacak herhangi bir işleme tabi tuttuğu yolunda davalı idarece herhangi bir tespit yapılmadığı, ayrıca davacının belgesiz mal bulundurduğundan bahisle 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 9. maddesinin 2. fıkrası uyarınca vergi sorumlusu sıfatıyla adına vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatı yapılmasını gerektirecek yasal koşulların olayda gerçekleşmediği, bu durumda davacı tarafından ileri sürülen iddiaların, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 58. maddesinde düzenlenen "borcum yoktur" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, dava konusu ödeme emrinin katma değer vergisine isabet eden kısmında hukuka uyarlık görülmediği; ödeme emrinin anılan alacak dışında kalan kısmı yönünden ise; mahkeme kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, kararın bu kısmının kaldırılmasını gerektirecek bir nedenin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun; kısmen reddine, kısmen de kabulü ile mahkeme kararının dava konusu ödeme emrinin 2014 yılının Ocak ayına ait katma değer vergisi, bu vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezası ile gecikme faizine isabet eden kısmına ilişkin davanın reddi yolundaki hüküm fıkrasının kaldırılmasından sonra, ödeme emrinin anılan kısmının iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, kaçakçılık suçunu işlemediği, ceza yargılamasında mahkumiyetine hükmedilmişse de, dosyanın temyiz incelemesinde olduğu; davalı idarece, kamu alacağının ihbarnamelere karşı dava açılmayarak kesinleştiği, 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesinde düzenlenen ödeme emrine itiraz sebeplerinin olayda bulunmadığı ileri sürülmektedir. TARAFLARIN SAVUNMALARI: Davalı idarece, istemin reddi gerektiği savunulmuş; davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile kararın onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci ve Dokuzuncu Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na 3619 sayılı Kanunla eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz istemlerinin reddine, 2.... Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. ...TL maktu harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 21/03/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi (X) KARŞI OY: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödenmeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, aynı Kanun'un 58. maddesinde ise, kendilerine ödeme emri tebliğ olunanların, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı iddiası ile tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dava açabilecekleri belirtilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, dava konusu ödeme emrinin davacının süresinden sonra vermiş olduğu beyannamelere dayanan kısmıyla ilgili olarak; davacının kanuni süresinden sonra verdiği basit usul ticari kazanç beyannamelerine ilişkin bir kat vergi ziyaı cezalı gelir ve damga vergileri ile usulsüzlük cezasını süresinde ödenmediği; bandrolsüz sigara bulundurduğunun tespit edilmesi nedeniyle alacağa isabet eden kısmının ise, vergi ceza ihbarnamelerin usulüne uygun tebliğine rağmen dava açılmaması üzerine kesinleşmesine karşın, vadesinde ödenmemesi üzerine, kesinleşen alacağın tahsili amacıyla dava konusu ödeme emrinin tanzim olunduğu anlaşılmaktadır. Bir vergi borcunun tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenebilmesi için öncelikle söz konusu vergi borcunun usulüne uygun olarak tahakkuk etmesi ve vadesinde ödenmemiş olması şartlarının bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir. İncelenen dosyada ise dava konusu ödeme emrinin içeriğinde yer alan vergi borçlarının tahakkuk ve kesinleşme aşamalarına ilişkin taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların ise "borcum yoktur" kapsamında değil ancak, tahakkuk ve ceza kararına karşı yapılacak itirazın reddine dair işleme karşı açılacak bir davada değerlendirilebilecek nitelikte olduğu görülmekle, kesinleşerek vadesinde ödenmeyen kamu alacağının tahsili için düzenlenen dava konusu ödeme emrinin 2014 yılının Ocak ayına ait katma değer vergisi ile vergi ziyaı cezası ve gecikme faizine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı, dolayısıyla, temyize konu kararın dava konusu ödeme emrinin kısmen iptaline ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz isteminin kabulü ile, kararın bu yönden bozulması gerektiği görüşüyle, Daire kararının bu kısmına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 7. Daire, E. 2021/1841, K. 2024/1605, www.arakarar.com/karar/danistay-7-daire-2021-1841-e-2024-1605-k-b82f8fc041df