Danıştay · 3. Daire
Danıştay 3. Daire 2023/8774 E. 2024/4818 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 3. Daire
- Esas No
- 2023/8774
- Karar No
- 2024/4818
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/8774 Karar No : 2024/4818 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, dar mükellef kurumdan alınan hizmetlere dair bedeller için tahakkuk veya hesaben ödeme tarihi ile nakden ödeme tarihi arasındaki kur farkı için kurumlar vergisi tevkifatı yapılmaması gerektiği ihtirazi kaydıyla verilen beyannameye istinaden yapılan 2021 yılı Aralık dönemine ait kurumlar (stopaj) vergisi tahakkukunun ihtirazi kayda konu edilen kısmının kaldırılması ve tecil faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesi istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Döviz cinsinden alınan hizmet bedelinin ödenmesi esnasında farklı bir kur üzerinden işlem yapılabildiği, hizmeti veren ve alan kuruluşun her ikisinin de Türkiye'de tam mükellef olmaları halinde birisi için gider, diğeri için gelir kalemi oluşturabileceği, taraflardan birinin yurt dışında dar mükellef olması halinde ise kur farkının bir gelir unsuru olarak değerlendirilmesinin ekonomik olarak mümkün olmadığı, yabancı bir para biriminin Türkiye'de farklı zaman dilimlerinde Türk Lirası cinsinden farklı kıymetlere sahip olmasının, ilgilisi için pozitif ya da negatif bir değer ifade etmesinin, ancak Türkiye Cumhuriyetinin hükümranlık alanı ile sınırlı kalacağı, bu nedenle, hizmeti veren ülkedeki kurum açısından Türkiye'de oluşan kur farkının bir gelir olarak değerlendirilmesinin söz konusu olamayacağı, kaldı ki Türkiye şartlarına göre oluşmuş kur farkının yurt dışı kurumları için bir gelir olarak kabul edilse dahi vergide kanunilik ilkesi gereğince dar mükelleflerin vergisel yükümlülüklerini öngören 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunun 30. maddesi ile bu maddenin göndermede bulunduğu 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 75. maddesinde kur farkı vergiye tabi tutulmadığından yapılan tahakkukta hukuka uygunluk görülmediği, ihtirazi kaydın kabul edilmemesi sonucu yapılan yersiz tahsilatın davacıdan kaynaklanmadığı olayda, tahsili hukuka aykırı bulunan tutarın, idarece tahsili tarihinden iade tarihine kadar 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre belirlenen tecil faizi uygulanması gerektiği gerekçesiyle tahakkuk eden verginin ihtirazi kayda ilişkin kısmı kaldırılmış ve tecil faiziyle birlikte iadesine hükmedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Daha önce hesaben ya da tahakkuk ettirildiği tarihte tevkifata tabi tutulan miktarın fiilen ödendiği tarihteki TL karşılığı arasındaki fark üzerinden ayrıca tevkifat yapılması gerektiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Kurumlar Vergisi Kanununun 30.maddesi uyarınca "tahakkuk", "hesaben ödeme" veya "nakden ödeme" aşamalarından sadece ilkinde stopaj yapılmasını öngörmekte olup, bu aşamaların her birinde ayrı ayrı vergileme yapılmasına gerek bulunmadığı, taraflardan birinin yurt dışında dar mükellef olması halinde kur farkının bir gelir unsuru olarak değerlendirilmesinin ekonomik olarak mümkün olmayacağı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA, 3. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca ...-TL maktu harç alınmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 24/09/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : Davacı adına, dar mükellef kurumdan alınan hizmetlere ilişkin bedeller için tahakkuk veya hesaben ödeme tarihinde kurumlar vergisi stopajı yapıldığı, bu tarih ile nakden ödeme tarihi arasındaki kur farkı için kurumlar vergisi stopajı yapılmaması gerektiği ihtirazi kaydıyla verilen beyannameye istinaden yapılan 2021 yılı Aralık dönemine ilişkin kurumlar vergisi tahakkukunun ihtirazi kayda ilişkin kısmının iptali ve fazladan tahakkuk eden kurumlar vergisinin tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davayı kabul eden mahkeme kararı davalı idare tarafından temyiz edilmiştir. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun “Dar Mükellefiyette Vergi Kesintisi” başlıklı 30.maddesinde dar mükellefiyete tâbi kurumların aşağıdaki kazanç ve iratları üzerinden, bu kazanç ve iratları avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından % 15 oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılacağı kurala bağlandıktan sonra, maddede sayılan kazanç ve iratlar arasında (b) bendinde serbest meslek kazançlarına yer verildiği görülmüştür. Diğer taraftan 30 Aralık 2006 tarih ve 26392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2006/11447 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nda ise 01.01.2007 tarihinden itibaren serbest meslek kazançlarında % 20 oranında kurumlar vergisi stopajı yapılması gerektiği kurala bağlanmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirket hakkında yurtdışından temin edilen danışmanlık hizmeti karşılığında yapılan ödemelere ilişkin kur farkı giderlerinin kurum stopajı açısından incelendiği, firmanın yurt dışından temin ettiği hizmetlere ilişkin faturanın tahakkuk veya hesaben ödemenin yapıldığı tarih ile fiilen ödemenin yapıldığı tarh arasında ortaya çıkan kur farkları üzerinden 5520 sayılı Kurumlar Vergsi Kanunu'nun 30.maddesi uyarınca stopaj hesaplamadığının tespit edilmesi üzerine, kur faklarının da kurum stopaj matrahına dahil olması gerektiğinden bahisle davacı şirket adına cezalı tarhiyatın yapıldığı anlaşılmaktadır. Olayda, davacı şirketin yurtdışında mukim dar mükellef kurumlardan stopaja tabi hizmet aldığı, 5520 sayılı Kanunun 30.maddesi gereğince, dar mükellefiyete tabi kurumların maddede bentler halinde sayılan kazanç ve iratlar üzerinden, bu kazanç ve iratları avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından kurumlar vergisi kesintisi yapılacağı, 30 Aralık 2006 tarih ve 26392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2006/11447 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca 01/01/2007 tarihinden itibaren serbest meslek kazançlarında % 20 oranında kurumlar vergisi kesinti yapılacağının kurala bağlandığı görülmektedir. Dar mükellef kurumlara davacı şirket tarafından yapılan ödeme üzerinden kurumlar vergisi kesintisi yapılacağına göre faturanın tahakkuk veya hesaben ödeme tarihi ile nakit ödemenin yapıldığı tarh arasında ortaya çıkan kur farkları üzerinden Kurumlar Vergsi Kanunu'nun 30.maddesi uyarınca stopaj yapılacağında kuşku yoktur. Açıklanan nedenle, davacı adına dava konusu döneme ilişkin olarak tahakkuk eden kurum stopaj vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığından davalı temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyoruz.