Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/544 E. 2025/1277 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/544
- Karar No
- 2025/1277
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/544
KARAR NO : 2025/1277
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/02/2025
ESAS NO: 2023/168
KARAR NO : 2025/53
TALEP : Konkordato
KARAR TARİHİ: 19/11/2025
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP
Konkordato talep edenler vekili dilekçesinde; müvekkili şirketin 2011 yılında kurulduğunu, ana faaliyet konusunun dış giyim eşya imalatı, dokuma, örme ve tığ işi, vb. kumaştan olanlar maddelerinin imalatını, paketlemesini pazarlamasını, toptan perakende ithalat ve ihracatını yapmak olduğunu, müvekkili şirketin faaliyet çerçevesinde halihazırda Esentepe Mah. Sancak Cad. ... Çorlu/ Tekirdağ adresinde ticari faaliyetini sürdürmekte olduğunu, müvekkili gerçek kişinin de şirketin ortağı ve müdürü olduğunu, tekstil sektörünün öncü firmalarından biri olarak faaliyetlerine devam ettiğini, özellikle 2020 yılı başından itibaren tüm dünyayı etkileyen pandemiden dolayı müvekkili şirketin zarar gördüğünü ve bunun neticesinde 2020 yılında cirosunun düştüğünü, müvekkili şirkete ilişkin konkordato hükümlerine başvurulmaması halinde küçük bir azınlığın cebri icra yoluyla alacağını ancak büyük bir çoğunluğun alacağını alamayacağını, mağduriyetler oluşacağını, onlarca çalışanıyla katma değer sağlayan bir şirketin iflasın eşiğine geleceğini, davacı şirketin konkordato projesinin başarıya ulaşmasıyla birlikte müvekkillinin şahsi kefaletlerinin bulunduğu borçların sona ereceğini, özellikle son dönemlerde kendini hissettiren küresel kriz ve kurdaki dalgalanmalardan dolayı hammadde maliyetlerinin yükselmesi ve genel tahsilat sıkıntısı nedeni ile ödeme yükümlülüklerinin ifasında bazı aksamalar meydana geldiğini, müvekkili gerçek kişi davacının şirketin ortak ve yöneticisi olup müşterek kefalet durumlarının söz konusu olduğunu, müvekkili davacının hizmet verdiği sektörde yüksek teknoloji ve yüksek kalite standatlarına uygun faaliyet gösterdiğini, çalışmalarının maliyetlerinin artması, döviz kurundaki dengesizlikler ve enflasyondaki artıştan olumsuz etkilendiğini, ve işletme sermayesi bulmada güçlük yaşar hale geldiğini, banka borçları olmak üzere borç ödemelerinde temerrütler oluşması ve şirketin işletme sermayesi ihtiyacının artması nakit darboğazına girilmesine neden olduğunu, müvekkili şirketin daha önce Çorlu 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/202 E. sayılı dosyası ile konkordato talebinde bulunduğunu, bahse konu yargılama süreci başarıyla devam ederken müvekkili şirketin hem konkordato sürecini bir an önce sonlandırarak dar boğazdan çıkmak hem de alacaklıların alacağına bir an önce kavuşması için tekstil sektörünün önde gelen firmalarından ... San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. ile 10.01.2023 tarihinde gizlilik sözleşmesi ve 11.01.2023 tarihinde hisse devri ön sözleşmesi imzalaması nedeniyle konkordato sürecinden bir an evvel çıkmak adına davadan feragat ettiğini, kararın kesinleştiğini ancak daha sonra ...'in akdedilen 11.01.2023 tarihli hisse devri ön sözleşmesini feshettiğini bildirdiğini beyanla yargılama neticesinde İİK'nın 305. ve diğer maddeleri gereğince konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava, borçlu davacılar tarafından açılmış olup, konkordato projesinin tasdiki talebine ilişkin olduğunu, borçlu şirketin muamele merkezi olan Çorlu ilçesinde özel sektörde faaliyet gösterdiği, kesin mühlet boyunca şirketin faaliyetine aktif olarak devam ettiği, işçi çalıştırdığı, şirketin sermayesinin tamamen ödenmiş olduğu, rayiç değer bilançosuna göre şirketin borca batık olmadığının anlaşılması, işçi borcu olmadığı, şirketin faaliyetini devam ettirmesinde şirketin, alacaklıların, şirkette çalışan işçilerin ve ülke ekonomisi bakımından kamu yararının mevcut olması, davacı şirketin beyan dilekçesi ekinde ibraz ettiği belgeler itibariyle konkordatoya tabi borçlarını bilançoda dürüst olarak beyan etmiş olması, konkordato komiseri tarafından kesin mühlet boyunca borçlu şirket faaliyetlerine nezaret edilmesine rağmen borçlunun alacaklıları zarara uğratacak bir faaliyetinin gözlemlenerek rapor edilmemiş olması ve borçlunun komiser talimatlarına aykırı herhangi bir işlem yapmamış olması nedeniyle borçlu şirketin konkordato teklifi ile iyi niyetli olduğu ve dürüst davrandığı, konkordato komiserinin 28.01.2025 havale tarihli ek raporunda irdelendiği üzere; borçlu şirketin borca batık durumda olmadığı, borçlu şirketin revize projesinin "konkordatoya tabi borçlarının tasdik tarihi olan 04/02/2025 tarihini takip eden aydan başlamak üzere ve ilk 6 ay ödemesiz sürenin hemen akabindeki aydan başlamak üzere aylık zamanlar itibariyle eşit taksitlerle %25 faiziyle 36 ay içerisinde" şeklinde olduğu, 146 adi alacaklının ve ödeme tarihlerinin ve ilave %25 faiz ile ödenecek tutarların belirli olduğu, teklif edilen tutarın borçlunun iflası halinde alacaklıların elde edebileceği miktardan fazla olduğu, yani iflasa nazaran alacaklıların lehine olduğu, teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olduğu, İİK'nın 302 maddesine göre adi alacaklar bakımından alacaklı sayısı ve tutar açısından nisabın sağlandığı, 16.000.311,03 TL tutarın İİK'nın 305/1-d. teminata bağlanması gerektiğinin belirlendiği ancak konkordato komiseri tarafından düzenlenen raporda borçlu firma tarafından sunulan belgeler ışığında (alacaklılardan alınan muvafakatname, ödenen tahsilat makbuzları ve iade kesilen hizmet faturaları sonrası) İİK'nın 305/1-d maddesi kapsamında teminata bağlanması gereken tutarın 34.304,21 TL olduğu ve de davacı tarafça yatırıldığı, yani tasdik için öngörülen kamu düzenine ilişkin ve kül halinde mevcut olması gereken tasdik şartlarının mevcut olduğu yönünde mahkemede kanaat oluştuğundan borçlu şirketin konkordatoya tabi borçları yönünden tasdik talebinin kabulüne karar verildiği, davacı şirketin rehinli alacaklarına ilişkin konkordato projesinin kabul edilmediği, İİK'nın 308/h. maddesi koşullarının gerçekleşmediği anlaşılmakla davacı ... İthalat İhracat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin rehinli alacaklılara ilişkin konkordato projesinin tasdiki talebinin reddine karar verildiği, davacı ... ... yönünden konkordato projesinin kabul edilmediği, İİK'nın 302. maddesi koşulları gerçekleşmediği anlaşılmakla davacı ... ...'nin konkordato projesinin tasdiki talebinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle Davacı ... İthalat İhracat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi yönünden konkordato revize projesinin (konkordatoya tabi borçlar bakımından) tasdik talebinin KABULÜNE, Çorlu Ticaret Sicil Müdürlüğünün 21208 Ticaret sicil nosunda kayıtlı ... İhtalat İhracat Tekstil Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin konkordatoya tabi borçlarının tasdik tarihi olan 04/02/2025 tarihini takip eden aydan başlamak üzere ve ilk 6 ay ödemesiz sürenin hemen akabindeki aydan başlamak üzere aylık zamanlar itibariyle eşit taksitlerle ödeme günlerinin her ayın son günü alacaklılar arasında eşitliği bozmayacak şekilde %25 faiziyle 36 ay içerisinde ödenmesine, tasdik kararı ile faizin de işlemesine, İcra ve İflas Kanunu'nun 308/h. maddesi gereğince davacı ... İthalat İhracat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi' nin rehinli alacaklılara ilişkin konkordato projesinin tasdiki talebinin REDDİNE, Adi alacaklılar bakımından alacaklıların alacaklarına işleyecek faizden vazgeçmiş sayılmalarına, Davacı 30364060068 T.C. Kimlik Numaralı ... ...'NİN konkordato talebinin REDDİNE karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Alacaklı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; İİK'nın 305. maddesindeki konkordatonun tasdiki için gerekli şartların gerçekleşmediğini, yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini, konkordatonun tasdiki kararında alacaklıların hangi ölçüde alacaklarından vazgeçtiği ve borçlunun borçlarını hangi takvim çerçevesinde ödeyeceği belirtilmesi gerekirken belirtilmediğini, konkordatodaki dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların alacaklarına kavuşma olanağı yaratmak şeklindeki genel ilke ve amaçlar doğrultusunda huzurdaki dava incelendiğinde müvekkili banka dahil tüm alacaklıların zarara uğratıldığının açık olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
Talep, konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir.
İstinaf yoluna başvuran alacaklının istinaf başvurularının süresinde olup olmadığına ilişkin incelemede; 15/03/2018 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 7101 sayılı İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 37 maddesi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na eklenen "Kanun Yolları" başlıklı 7499 sayılı Kanun ile değişik 308/a maddesindeki "Konkordato hakkında verilen karara karşı borçlu veya konkordato talep eden alacaklı, kararın tebliğinden; itiraz eden diğer alacaklılar ise tasdik kararının ilânından itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. İstinaf ve temyiz incelemeleri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır." düzenlemesi ile itiraz eden alacaklıların tasdik kararının ilanından itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilecekleri düzenlenmiştir. Konkordato tasdik kararı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde 11.02.2025 ve Basın İlan Kurumu İlan Portalında ise 12.02.2025 tarihinde ilan edildiği, istinaf yoluna başvuran alacaklı ... A.Ş. vekilinin ise 26.02.2025 tarihinde iki haftalık yasal süre içerisinde istinaf yoluna başvurduğu tespit edilmiştir. İstinaf yoluna başvuran alacaklının istinaf hakkı olup olmadığına ilişkin incelemede; İİK'nın konkordatonun mahkemede incelenmesi başlıklı 304/1. maddesinde "(Değişik: 28/2/2018-7101/32 md.) Komiserin gerekçeli raporunu ve dosyayı tevdi alan mahkeme, konkordato hakkında karar vermek üzere yargılamaya başlar. Mahkeme, komiseri dinledikten sonra kısa bir zamanda ve her hâlde kesin mühlet içinde kararını vermek zorundadır. Karar vermek için tayin olunan duruşma günü, 288 inci madde uyarınca ilân edilir. İtiraz edenlerin, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabilecekleri de ilâna yazılır." hükmü yer almaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22/05/2024 tarihli 2024/6-148 E. 2024/273 K. sayılı kararında; "...İcra ve İflas Kanunu’nun 304 üncü maddesine ilişkin Adalet Komisyonu raporunda, itiraz edenlerin duruşmada hazır bulunabilmeleri için, itiraz sebeplerini mahkemeye duruşma gününden en az üç gün önce ve yazılı olarak bildirmiş olmaları gerektiği, aksi hâlde duruşmada hazır bulunarak itirazlarını dermeyan etmelerinin mümkün olmadığı, böyle bir sınırlama getirilmesinin nedeninin her alacaklının duruşmada hazır bulunarak itirazlarını ileri sürmesinin yargılamayı çok aksatabileceği endişesi olduğu belirtilmiştir.İcra ve İflas Kanunu’nun 304 üncü maddesinin gerekçesi de “Mevcut Kanunun 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükmü, güncellenerek metne alınmaktadır. Buna göre, mahkemenin komiseri dinledikten sonra kararını her halde kesin mühlet içinde vermesi emredilmektedir. Duruşma günü 288 inci maddesi uyarınca ilan edilecektir. Yine mevcut düzenlemeden farklı olarak, itiraz edenlerin duruşmada hazır bulunabilmelerinin şartı, itiraz sebeplerini, mahkemeye, duruşma gününden en az üç gün önce ve yazılı olarak bildirmiş olmalarıdır. Aksi halde duruşmada hazır bulunarak itirazlarını dermeyan etmeleri mümkün olmayacaktır. Böyle bir sınırlama getirilmesinin nedeni, her alacaklının duruşmada hazır bulunarak itirazlarını ileri sürmesinin yargılamayı çok aksatabileceği endişesidir,…” şeklinde olup tüm alacaklıların duruşmada hazır bulunarak itirazları ileri sürmesinin konkordato sürecini aksatabileceği düşüncesiyle duruşmada hazır olabilmek için itirazların tasdik duruşmasından en az üç gün önce yazılı olarak bildirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bununla birlikte konkordatonun yapısı tamamen şeklî olduğundan tasdik işlemlerinin bir an önce tamamlanması gerekmekte olup, konkordatoya ilişkin kanunda yer alan düzenlemelere bakıldığında borçlu lehine verilen birçok kararda kanun yolunun tamamen kapatıldığı ve sürecin bir an evvel sonuçlandırılmasının istendiği anlaşılmaktadır. Örneğin İlk Derece Mahkemesince verilecek geçici mühlet talebinin kabulü, geçici komiser görevlendirilmesi, geçici mühletin uzatılması ve tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamayacağı (2004 sayılı Kanun md. 287/son), kesin mühlet talebinin kabulü ile mühletin kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararlara karşı kanun yolunun kapalı olduğu (2004 sayılı Kanun md. 293/1) görülmektedir.Komiserlerin tasdik talebine ilişkin nihai raporu ve dosyayı mahkemeye sunmasına kadar geçen süreçte alacaklının öncesinde, teklif edilen konkordato projesine ret oyu kullanması, herhangi bir hususta komisere ya da doğrudan mahkemeye dilekçe vermesi, tasdik talebini inceleyen mahkeme bakımından hiçbir anlam ifade etmemektedir. Alacaklının, ancak tasdik talebine ilişkin nihai raporun ve dosyanın mahkemeye sunulmasından sonra tasdik raporuna karşı duruşma gününden üç gün öncesine kadar itirazlarını bildirmesi hâlinde mahkemece dikkate alınacaktır. Henüz tasdik talebine ilişkin komiser raporunun sunulmadığı aşamada verilen dilekçeler, mahkemece verilecek tasdik kararına karşı yasa yollarına başvuru imkânı tanımayacaktır.Bu yasal düzenlemelerden hareketle, 2004 sayılı Kanun'un 308/a maddesinde kanun yoluna başvuru hakkı tanınan “itiraz eden alacaklı” deyiminden, “tasdik duruşmasından önce itirazlarını bildiren alacaklı” olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir....’nın İcra ve İflas Kanunu ve İlgili Mevzuat (8.b., Ankara 2022, md. 308/a, s. 291) adlı eserinde, kanun yollarına ilişkin 308/a maddesinde itiraz eden ibaresinin yanına 304/1 inci maddesine atıf yapıldığını gösterecek şekilde bu maddenin numarası yazılarak 2004 sayılı Kanun'un 308/a maddesindeki itirazın, 2004 sayılı Kanun'un 304/1 inci maddesinde düzenlenen itiraz olduğu belirtilmiştir.İcra İflas Kanunu’nun 304 üncü maddesinin gerekçesine bakıldığında, duruşmaya gelecek olanları “yargılamanın uzayacağı” endişesi ile sınırlayan yasa koyucunun aynı yasanın 308 inci maddesinde temyiz yoluna gelecek olanları sınırlamadığını kabul etmek konkordatonun sistemine de aykırıdır. Kanun'un öngörmediği bir yasa yolu ve yasa yoluna başvuru hakkı yorum yoluyla da olsa kabul edilemez. 2004 sayılı Kanun'un 308/a maddesindeki düzenleme de 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının (Anayasa) kabul ettiği anlamda temel hak niteliğindeki hak arama özgürlüğünü kullanmayı "itiraz" şartına bağlamış olup bu durum da Anayasa’ya uygun bir sınırlama yöntemi olmakla, “itiraz eden alacaklı” deyiminden 2004 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinde belirtilen alacaklıları kabul etmek, hak arama özgürlüğünün ihlâli olarak değerlendirilemeyecektir.Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 10.03.2022 tarihli ve 2021/(15)6-966 Esas, 2022/283 Karar; 10.03.2022 tarihli ve 2022/(15)6-71 Esas, 2022/284 Karar; 19.10.2022 tarihli ve 2022/6-628 Esas, 2022/1339 Karar; 19.10.2022 tarihli ve 2022/6-661 Esas, 2022/1319 Karar; 09.11.2022 tarihli ve 2022/6-855 Esas, 2022/1471 Karar; 08.12.2022 tarihli ve 2022/6-1089 Esas, 2022/1707 Karar; 08.03.2023 tarihli ve 2023/6-149 Esas, 2023/170 Karar; 22.03.2023 tarihli ve 2023/6-177 Esas, 2023/250 Karar ile 24.01.2024 tarihli ve 2023/6-1161 Esas, 2024/5 Karar sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir."Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 30/05/2024 tarih 2024/1497 E. 2024/1871 K. sayılı kararında; "İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 11.05.2023 tarihli ve 2023/817 E:, 2023/936 K. sayılı kararıyla alacaklının istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.Dairemizin 19.10.2023 tarihli ve 2023/2952 E., 2023/3400 K. sayılı kararıyla; alacaklı ... Bankası A.Ş.’nin toplantıya katıldığı ve red oyu kullandığı, 21.01.2022 ve 18.11.2022 tarihli dilekçelerinde konkordatonun reddini talep ettiği ve duruşmada konkordatonun reddi yönünden beyanda bulunduğu, bu durumda istinaf hakkının bulunduğu gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece tasdik yargılamasına ilişkin duruşma gününün Ticaret Sicil Gazetesi'nde 15/02/2023 tarihinde ve Basın İlan Kurumu'nda 17/02/2023 tarihinde ilan edilmesine ve ilana itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az 3 gün önce yazılı olarak mahkemeye bildirmek kaydı ile duruşmada hazır bulunabileceklerinin şerh düşülmesine rağmen alacaklı vekili tarafından herhangi bir itiraz dilekçesi verilmeden duruşma günü olan 03/03/2023 tarihinde duruşmaya katılarak sözlü beyanda bulunulduğu, bu sebeple tasdik kararını istinaf hakkı bulunmadığından bahisle direnme kararı verilmiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun 304. maddesinde, komiserin gerekçeli raporunu ve dosyayı tevdi alan mahkemenin tasdik yargılamasına başlayacağı, karar vermek için tayin olunan duruşma gününün, Kanunun 288 inci maddesi uyarınca ilân edileceği ve itiraz edenlerin, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabilecekleri hususunun ilânda bulunması gerektiği düzenlenmiştir. Bu usule uygun olarak itirazlarını bildiren alacaklılar tasdik kararının ilânından itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı on gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Kanun yolunun düzenlendiği bu hükme göre itiraz eden alacaklılar istinaf yoluna başvurabilecek bunun karşı anlamıyla itirazlarını bildirmeyen alacaklılar istinaf yoluna başvuramayacaktır. Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.11.2022 tarih 2022/6-1040 Esas, 2022/1578 Karar sayılı kararı, 10.03.2022 tarihli ve 2021/(15)6-966 Esas, 2022/283 Karar sayılı kararı; 10.03.2022 tarihli ve 2022/(15)6-71 Esas, 2022/284 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.Temyizen incelenen direnme kararı tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup alacaklı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir..." Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 04/06/2024 tarih 2024/1309 E. 2024/1961 K. sayılı kararında; "...İlk Derece Mahkemesi kararına karşı bir kısım müdahil alacaklılar vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından projenin örtülü tenzilat ve vade konkordatosu içerdiği, davacının borca batık olmadığı bu nedenle borçlunun kaynakları ile teklifin uyumlu olmadığı gerekçesi ile kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.İstinaf Mahkemesinin verdiği karara karşı davacılar vekili ve müdahil ... Bankası A.Ş. vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:Dava konusu somut olayda mahkemece tasdik yargılama duruşma gününün İİK'nın 304/1. maddesine uygun olarak İİK'nun 288. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Gazetesin'de ve Basın İlan Kurumu Portalında gerekli ilanların yapıldığı, ilana itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak mahkemeye bildirmek kaydı ile duruşmada hazır bulunabileceklerinin şerh düşülmesine rağmen, temyiz yoluna başvuran ... Bankası A.Ş. vekili tarafından Yasa'nın (İİK m.304/I) ifade ettiği biçimde "itiraz" edilmediğinden, İcra ve İflas Kanunu'nun 308/a maddesi uyarınca müdahil ... Bankası A.Ş. vekilinin temyiz hakkı bulunmadığından ... Bankası A.Ş. vekilinin temyiz istemlerinin reddi gerekmiştir..."Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda kabul edilen görüş; alacaklıların İİK'nın 304.maddesi uyarınca yapılacak ilan uyarınca duruşmadan en az üç gün önce yazılı olarak itirazlarını bildirmek koşuluyla tasdik kararına karşı kanun yoluna başvuru hakları olduğu yönündedir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi de yukarıda yer verilen kararları ile önceki uygulamasından dönerek, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda kabul edilen görüşü benimsemiş, yani alacaklılar toplantısında red oyu kullansa dahi İİK'nın 304.maddesi uyarınca yapılacak ilan uyarınca duruşmadan en az üç gün önce yazılı olarak itirazlarını bildirmeyen alacaklıların, karara karşı kanun yoluna başvuru haklarının olmadığını kabul etmiştir. Benzer olaylara aynı hukuki sonuçlar bağlanması anlamına gelen yargısal kararlardaki istikrar, adil yargılanma hakkının, hakkaniyete uygun yargılama ilkesinin gereğidir. İstikrarlı karar verme, hukuki belirliliği ve öngörülebilirliği sağladığı gibi, kişilerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına güvenini de tesis eder. Bu nedenle Dairemizce, İİK'nın 304.maddesi uyarınca yapılacak ilan uyarınca duruşmadan en az üç gün önce yazılı olarak itirazlarını bildirmeyen ancak alacaklılar toplantısında red oyu kullanan alacaklıların istinaf yoluna başvurabileceği yönündeki önceki uygulamasından dönülmüş, gerek Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda, gerekse konkordato konusunda görevli Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nde kabul gören görüş nazara alınarak, alacaklıların İİK'nın 304. maddesi uyarınca yapılacak ilan uyarınca duruşmadan en az üç gün önce yazılı olarak itirazlarını bildirmek koşuluyla tasdik kararına istinaf yoluna başvurabileceği kabul edilmiştir.Mahkemece İİK'nın 304. maddesi uyarınca "itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak mahkemeye bildirmek kaydı ile duruşmada hazır bulunabilecekleri" ihtarını içerir şekilde tasdik yargılamasına ilişkin metin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 02.01.2025 ve Basın İlan Kurumu İlan Portalında ise 07.01.2025 tarihinde ilan edilmiştir. Tasdike ilişkin duruşma ise 04.02.2025 tarihinde yapılmış, istinaf eden alacaklı ... A.Ş. vekilinin tasdik duruşmasına katılmadığı tespit edilmiştir. Dosya kapsamında ve UYAP sisteminde, istinaf yoluna başvuran alacaklı ... A.Ş. tarafından İİK'nın 304. maddesi uyarınca itiraz sebeplerinin tasdik duruşmasından en az üç gün önce ve yazılı olarak bildirilmediği anlaşılmıştır. İş bu alacaklı tarafından ret oyu verilerek tarafından yasal süre içerisinde istinaf yoluna başvurulmuş ise de, İİK'nın 304. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak itiraz edilmediğinden, tasdik kararına karşı istinaf hakkı bulunmadığı için HMK'nın 352/1.ç "başvuru şartlarının yerine getirilmemesi" maddesi uyarınca alacaklı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Alacaklı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunın HMK'nın 352/1.ç maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE,2-İstinaf eden alacaklı tarafından yatırılan istinaf başvurma harcının Hazineye irat kaydına,3-İstinaf eden alacaklı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince ... A.Ş.'ye iadesine,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden alacaklı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince iade edilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nin 361/1. maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.d maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nın 308/a maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19/11/2025