Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/2309 E. 2025/2502 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/2309
- Karar No
- 2025/2502
- Karar Tarihi
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/2309
KARAR NO: 2025/2502
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/09/2025
ESAS NO: 2024/626
KARAR NO: 2025/791
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:25/12/2025
İSTİNAF KARAR YAZIM
TARİHİ:31/12/2025
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/09/2025 tarih ve 2024/626 Esas 2025/791 Karar sayılı ilamına karşı ,taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının davacı aleyhine Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlattığını, takip dayanağının 20.06.2023 tanzim tarihli 20.12.2023 vadeli 10.850.000 TL tutarlı bono olduğunu, söz konusu bononun davacı şirkette bir dönem müdürlük yapan ...tarafından yetkisi bittiği halde yetkili olduğu dönemi kapsayacak şekilde şirket kaşesi altında imza edilerek tanzim edildiğini ve hukuki dayanağı olmadığını, ...'in 25.02.2021 tarihli ve 688 sayılı TCG'de görüleceği üzere ... A.Ş. münferiden yetkili kılındığını, ancak bu görevinden 26.07.2023 tarihinde istifa ettiğini, istifadan sonra alacaklı ...'ye ait ... şirketinde çalışmaya başladığını ve yetkili olduğu dönemleri kapsayan ancak yetkisi bittikten sonra çeşitli senetler tanzim ederek davacıyı borçlandırdığını, bu hususa ilişkin 2023/54643 soruşturma numarası ile Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığında soruşturma açıldığını ve halen devam ettiğini, dava konusu senedin keşidecisi ...'in davacı şirket kaşesi altında şu anda yanında çalıştığı işvereni ...'ye tanzim ettiğini, soruşturma dosyasında ...'in bahse konu senedi ... şirketinin 490 hissesinin davacıya satılmasına karşılık düzenlendiğini beyan ettiğini, ifadesinde belirttiği hususa ilişkin protokolü sunmadığını, ... şirketinin hisselerinin davacıya satılacağına ilişkin protokol olmadığını, dosyadaki tek protokolün ... şirketinin dava dışı ...'e hisseleri devredeceğine yönelik bir protokol olduğunu, dava konusu 10.850.000 TL tutarındaki senedin davalının beyanı ile sebebe bağlandığını, kıymetli evrakın illetten mücerreliğini yitirdiğini, hisselerin tıpkı dava dışı ...'e devredilmediği gibi, davacı şirkete de devredilmediğini, senedin sebebinin gerçekleşmediğini, söz konusu senedin gerçek bir borca dayanak oluşturmadığını ve davalı ...ile ...'in iş birliği içinde haksız çıkar sağlamaya çalıştığını, senet sebebinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin ispat külfetinin davalı tarafta olduğunu, davalı alacağın sebebini ispat edemediğini belirterek 20.06.2023 tanzim ve 20.12.2023 vadeli 10.850.000 TL bedelli senet sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, takip konusu alacağın %40'ından aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI VEKİLİ'NİN İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNMUŞ OLDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE:
Davacının bonoya ilişkin protokolden bahsettiğini, bononun hukuki mahiyeti itibariyle mücerret bir borç ikrarı olduğunu, davacının hukuka aykırı açtığı davanın reddi gerektiğini, dava dışı ...'in soruşturma geçirdiğini ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, davacının sunduğu protokol ve ödeme evraklarının bu dava ile ilgili olmadığını, davacının muhasebe kayıtları incelendiğinde iştiraklere olan borçlar olduğunun görüleceğini, davacı şirketin yetkilisi ...'in davalının da hissedarı olduğu ... şirketinden dolandırıcılık yöntemi ile önce kendi hesaplarına para aktardığını, sonrasında ise hisse ödemesi yapıyormuş gibi muvazaalı olarak davrandığını, davacının muhasebe kayıtlarında ... şirketine 1.000.000 TL civarında hisse devrine konu borcu gözüktüğünü, dava dışı olarak ifade edilen ...'in davacı şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu, edimlerini yerine getirmediğini, davalının davacıdan gerçek bir alacağı olduğunu ve davacı iddiasını kanıtlayamadığından davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda "... davaya konu senedin davalının ... Şirketindeki hisselerini davacı şirkete devretmesi karşılığında devir bedelini teminen davalıya verildiği sabit olup 13/10/2022 tarihinde alınan yönetim kurulu kararı ile ... Şirket ortağı ...'nin 195.000 hissesine karşılık 195.000 TL bedel ile hissesini ... A.Ş'ne devrettiği, bunun yanı sıra ...195.000 hissesine karşılık 195.000 TL bedel ile hissesini ...'e devrettiği, 20/06/2023 tarihli protokol sonrasında 22/12/2023 tarihinde hisse devri gerçekleşmediği, yine protokol tarihinden sonra hisse devrine yönelik ödeme yapıldığı hususunda bir iddia/savunma bulunmadığı görülmekle protokolün 14.Maddesi gereğince davalı satıcının hisse devrinden imtina etmesi nedeniyle senedi alıcıya iade etmesi gerektiği gözetilerek Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına dayanak yapılan 20/06/2023 tanzim ve 20/12/2023 vade tarihli 10.850.000,00 TL bedelli senet ve icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, yasal şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatına hükmolunmamıştır. 1-DAVANIN KABULÜ İLE; Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasına dayanak yapılan 20/06/2023 tanzim ve 20/12/2023 vade tarihli 10.850.000,00-TL bedelli senet ve icra takibi nedeni ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2- Yasal şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatına hükmolunmamasına..." dair karar verilmiştir.
İş bu kararı taraf vekilleri süresinde istinaf etmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; kötü niyet tazminatı için yasal tüm şartların oluştuğunu, davalının hisselerini devretmediğini bilmesine rağmen icra takibine giriştiğini, davalının eski müdürle imzalanan protokolün niteliğini bilmesine rağmen teminat senedini kambiyo senedi gibi takibe koyduğunu, davalının belgelerini gizlemesi ve yargılamayı kasıtlı olarak uzatmasının da kötü niyet unsuru olduğunu, davalının sunduğu belgelerin usulüne uygun olmadığını, delil niteliği taşıdığını, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme ilamının davanın kabulüne ilişkin kısmının onanmasını, mahkemece kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi yönündeki kararın kaldırılmasını, kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, kararın düzeltilerek onanmasını, yargılama istinaf giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; yerel mahkeme tarafından yapılmış yargılama ile kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olması ilkesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişki ve içeriğinin taraflar arasında düzenlenmiş protokol örnekleri incelendiğini, dosya arasındaki müvekkilinin haklılığını ispatlayan delillerin göz ardı edilerek davanın kabulüne karar verildiğini, anılan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldırılması gerektiğini, kıymetli evrakların doğumuna sebep olan ilişkiden bağımsız ve soyut olduğunu, senet düzenleyenin düzenlendiğini senetle borçlanmasının doğal sonucu olan temel borç ilişkisindeki sakatlığı ileri sürmeme hali yani soyutluk ilkesi gereği davacı tarafın senedin düzenlenme tarihindeki vakıalardan bahsedilmesine imkan tanıdığını, huzurdaki dosya niteliği itibariyle menfi tespit davası olduğundan bononun kambiyo senedi olması ve borç ikrarı olması niteliğinin göz ardı edilerek taraflar arasındaki ticari ilişkinin esasına her ne kadar girilmemişse de yerel mahkeme tarafından hatalı hüküm tesis edildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından davaya konu şirketin hisselerinin hamiline düzenlendiği, hamiline düzenlenen hisselerin ise zilyetliğin devri ile hüküm doğurabileceğini belirterek müvekkilinin hisselerinin zilyetliğini devrettiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle karar tesis edildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından pay defterinin ispat aracı olarak kullanılamayacağı ifade edilerek davanın kabulüne karar verildiğini, davacı borçlu tarafından ilgili hususun ticari defterlerine hisse devirlerinin işlenmemesinin tamamen borçtan kaçınmak adına yapıldığını, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte dava konusu şirketin hamiline yazılı basılı hisse senetlerinin mevcut olduğu ve zilyetliğin devredilmesi ve merkezi kayıt kuruluşana devrinin bildirilmesi gerektiği düşünülse dahi burada bildirim yükümlülüğünün devreden sıfatıyla müvekkilinde değil devralan sıfatıyla davacıda olduğunu, yerel mahkeme tarafından şirketin güncel yetkilisine ...nin hamiline yazılı hisse senetlerinin zilyetliğini davacı şirkete devretmediğine yönelik yemin ettirildiğini dosyanın sonuçlandırıldığını, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, müvekkili tarafından hisse senetlerinin zilyetliğinin devredildiğine ilişkin pay defterinin esas alınarak davacı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Dosya kapsamına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, alanında uzman bilirkişilerden aldırılan raporların içeriklerine, davacı ile dava dışı ... hisse alım satımına yönelik 24.08.2022 tarihli protokol ile bu protokolden daha sonra düzenlenen dosyada mevcut önceki protokolün revize edildiğine yönelik 20.06.2023 tarihli protokol muhtevasına, ava konusu olayda hisse devrinin gerçekleşmediğinin ve uyuşmazlık konusu bononun hisse devir bedeli karşılığı tanzim edildiğinin dosya içeriğiyle sabit olduğunun anlaşılmasına, dava konusu olayda davalı tarafça kötü niyetle takibe geçildiği hususunun kanıtlanamamış olmasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına göre ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmemesine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış, tarar vekillerinin istinaf istemlerinin reddi gerektiği değerlendirilmiştir.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı vekili ile davalı taraf vekilinin yukarıda yazılı söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/09/2025 tarih ve 2024/626 Esas 2025/791 Karar sayılı ilamına karşı davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b,1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf eden davacıdan alınması gerekli olan istinaf karar ve ilam harcı kendisinden peşin olarak alındığından hakkında harçla ilgili yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına,
3-İstinaf eden davalıdan alınması gerekli olan 741.163,50-TL istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 185.291-TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 555.872,5'TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,
4-İstinaf eden taraflarca yapılan İstinaf posta/yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerilerinde bırakılmasına,
5-Duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/12/2025