Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2024/848 E. 2025/1635 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/848
- Karar No
- 2025/1635
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/848 Esas
KARAR NO : 2025/1635 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/02/2024
NUMARASI : 2022/13 E. - 2024/53 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 11/12/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; "..." markasının müvekkiline ait olduğunu, 2012 27868 numaralı markasının TPE nezdinde 03. sınıf için müvekkili adına tescilli olduğunu, markanın global açıdan da 15/05/2020 tarihinde WIPO ve EUPİO nezdinde tescil ettirildiğini, müvekkilinin "..." markasını 25/08/2020 tarihinde de 03, 05. sınıflarda ... numarası ile tescil ettirdiğini, müvekkilinin markasını Türkiye'de ve Dünyada yoğun bir şekilde kullandığını, markasının tanınmış marka olduğunu, davalı tarafın müvekkilinin tanınmış markası üzerinden rant elde etmeye çalıştığını, davalının 29/04/2019 tarihinde, .... tescil numarası ile markayı tescil ettirdiğinden 19/01/2022 tarihinde haberdar oluklarını, davalının markası ile davacının markasının karıştırılmaya neden olacak derecede benzer olduğunu, davalının aktif bir marka kullanımı olmadığını, yalnızca Dünyaca ünlü bir markayı tescil ettirip, bundan kazanım elde etme gayesi bulunduğunu, tescilin kötüniyetli olduğunu, gerek ulusal mevzuat gerek uluslararası sözleşmeler gereği davalıya ait "..." isimli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, zira davalının bu markayı gerek müvekkilinin reklam ve pazarlama faaliyetlerine ayırdığı bütçe, gerekse tüketici nezdinde uzun yıllar sonunda elde ettiği güvenilirlik hissinden faydalanmak sureti ile rant elde etmek için tescil ettirdiğini, iş bu sebeplerle davalının kötüniyetli hukuka aykırı tutumunun himaye edilmemesi ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmelerinin zaruri hale geldiğini beyanla, öncelikle müvekkiline ait markanın marka değerinin korunması için takdiren teminatsız, mahkeme aksi kanaatte ise Mahkemenin takdir edeceği teminat üzerinden ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı mülkiyetinde bulunan... tescil numaralı markadan doğan hakların müvekkili şirkete karşı kullanılmasını ve başkasına devrini önler mahiyette tedbir kararı verilmesini, davalıya ait 2018/112942 tescil numaralı markanın tüm sınıflarda hükümsüzlüğüne karar verilmesi ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 16/09/2014 yılında tescil ettirdiği markasının aktif olarak kullanılmadığını, davacının 2021/151781 numaralı marka başvurusuna konu markanın yepyeni bir marka olduğunu, kullanmama nedeniyle iptal davası açma haklarını saklı tuttuklarını, davacının markasının tanınmış marka olmadığını, davacı tarafın müvekkilinin marka başvurusuna itiraz etmediğini, tanınmış markanın farklı mal ve hizmetlerde korunabilmesi için haksız yarar sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi ve markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi şartlarının arandığını, davacının markasının 35. sınıfta tescilli olmadığını, müvekkiline ait "drclinic.net" ve "drklinik.net" domain adlarının üç yıldan bu yana tahsisli olduğunu, davacının "drcilinic.com.tr" domain adının ise bir yıl önce davacıya tahsis edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI:İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 14/02/2024 tarihli 2022/13E. - 2024/53K. sayılı kararıyla; "...Somut olay bakımından, davacı yanın dava konusu hükümsüzlük talebinin gerekçesi olarak ileri sürülen, davalı yan markasının, davacının markasının Türkiye’de ulaşmış olduğu tanınmışlık düzeyinden istifade etmek suretiyle gerçekleştirilmiş olduğunu ortaya koyar, herhangi bir delil bulunmamaktadır. Ve yine söz konusu markanın davalı yan tarafından markayı kullanmak için değil, sadece bir başkasının bu markayı kullanmasına, piyasaya girmesine engel olmak için tescil ettirdiği konusunda somut olayda objektif bulgular bulunmamaktadır. Aynı sektörde faaliyette bulunan firmaların birbirinden haberdar olmaları beklenir. Öte yandan taraflar aynı sektöre yönelik faaliyet göstermemektedir. Davacı itirazında davalının cezai ve yasal sorumluluklara atıfta bulunduğu belirtmekte olup, davalının marka tescil başvurusunda bulunduğu tarih bakımından davacı markasının tanınmışlığının kısıtlı olduğu, o tarihte bu markadan haberdar olarak onun imajından yararlanma amacı olmadığı, ihtarnamede yasal hakları kullanmanın tek başına kötü niyeti işaret edemeyeceği bu doğrultuda, davacının 6769 Sayılı SMK’ nın 6/(9) maddesine dayandırılan hükümsüzlük talebinin ispatlanamadığı , hülasa davalı markasının hükümsüzlük koşullarının dosya kapsamına giren iki ayrı heyet raporu ve mahkememizce yapılan değerlendirmeler ışığında oluşmadığı anlaşılmakla açılan davanın ve tedbir isteminin reddine..." karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddialarını ve beyanlarını tekrarla, bir markanın herkesçe bilindiğinin mütalaa edilebilmesi için dünya markası olması gerekmediğini, önemli olanın markanın Türkiye'de bilinmesi olduğunu,Müvekkilinin markasının tanınmışlığına ilişkin tüm delillerin yargılama sırasında CD içerisinde Mahkemeye sunulduğunu, Mahkemenin tanınmışlık konusunda delil sunulmadığına dair gerekçesinin doğru olmadığını,Mevcut delil durumuna ve yerleşik Yargıtay kararlarına göre müvekkilinin markasının tanınmış marka olarak kabul edilmesi gerektiğini,Davalının markasının müvekkilinin markası ile iltibasa neden olacak derecede görsel ve işitsel olarak benzer olduğunu, tüketicilerin markalar arasında bağlantı kurabileceği ve aynı işletmeye ait olduğu izlenimine kapılacaklarını,Davalının müvekkilinin markası üzerinden rant elde etmeye çalıştığını, basiretli bir tacir gibi araştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, Davalının aktif bir marka kullanımı olmadığını, yalnızca Dünyaca bilinen bir markayı haksızca tescil ettirip bundan kazanım elde etme gayesi bulunduğunu belirterek, Mahkemece 14/02/2024 tarihinde verilen kararın yasaya ve usule açıkça aykırı olduğundan yerel mahkeme kararının bozularak kaldırılmasına, tüm yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; 24/03/2012 başvuru, ... tescil numaralı "..." markasının 03. sınıfta ve ... tescil tarihli 2012 27869 numaralı "..." markasının 03. sınıfta "... ve temizlik amaçlı maddeler.Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil). ... bakımı ürünleri. Aşındırıcı ürünler ( Zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları, aşındırıcı pastalar dahil).Parlatma ve bakım ürünleri (deri, vinil, metal, ahşap v.b. için )..." emtiasında tescilli oldukları, 16/04/2020 başvuru, 24/08/2020 tescil tarihli, 2020 42182 numaralı "...+Şekil" markasının 03, 05. sınıflarda davacı adına tescilli oldukları, davacının ... tescil başvuru numaralı "....TR" markasının 35. sınıf için, ... tescil başvuru numaralı "...+Şekil" marka başvurusunun 05, 08, 09, 14, 16, 18, 20, 21, 24, 25, 26, 29, 30, 31, 32, 35, 44. sınıflar için, 2021/151842 tescil başvuru numaralı "... BİO ...+Şekil" markasının 03, 05, 29, 30, 32. sınıflar için , 2021/151863 tescil başvuru numaralı "... ...+Şekil" markasının 03, 05, 21, 24. sınıflar için, ... tescil başvuru numaralı "... ... ...+Şekil" markasının 35. sınıf için, 2021/176633 tescil başvuru numaralı "...&...&...+Şekil" markasının 03, 05, 08, 10, 20, 21, 24, 25, 28, 30. sınıflar için yapılan tescil başvurularının halen sonuçlanmadığı, 11/12/2018 başvuru, 28/04/2019 tescil tarihli, 2018 112942 numaralı "..." markasının 09, 35, 42. sınıflarda davalı adına tescilli olduğu tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince marka vekili ..., ticaret hukukçusu ... ve güzellik hizmetleri sektöründen ...'den oluşan bilirkişi heyetinden alınan 16/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda; "...Somut olay bakımından, davacı yanın dava konusu hükümsüzlük talebinin gerekçesi olarak ileri sürülen, davalı yan markasının, davacının markasının Türkiye'de ulaşmış olduğu tanınmışlık düzeyinden istifade etmek suretiyle gerçekleştirilmiş olduğunu ortaya koyar, herhangi bir delil bulunmamaktadır. Ve yine söz konusu markanın davalı yan tarafından markayı kullanmak için değil, sadece bir başkasının bu markayı kullanmasına, piyasaya girmesine engel olmak için tescil ettirdiği konusunda somut olayda objektif bulgular bulunmamaktadır. Bu doğrultuda, davacının 6769 Sayılı SMK' nın 6/(9) maddesine dayandırılan hükümsüzlük talebinin ispatlanamadığı..." gerekçeleriyle 6769 Sayılı SMK'nın 6/1, 6/4, 6/5, 6/9. maddelerinde düzenlenen hükümsüzlük taleplerinin şartlarının oluşmadığına dair görüş bildirmişlerdir.İlk derece mahkemesince marka vekili ..., marka ve pazarlama yönetimi uzmanı...ve ticaret hukukçusu ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 01/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda; "...Aynı sektörde faaliyette bulunan firmaların birbirinden haberdar olmaları beklenir. Öte yandan taraflar aynı sektöre yönelik faaliyet göstermemektedir. Davacı itirazında davalının cezai ve yasal sorumluluklara atıfta bulunduğu belirtmekte olup, davalının marka tescil başvurusunda bulunduğu tarih bakımından davacı markasının tanınmışlığının kısıtlı olduğu, o tarihte bu markadan haberdar olarak onun imajından yararlanma amacı olmadığı, ihtarnamede yasal hakları kullanmanın tek başına kötü niyeti işaret edemeyeceği..." gerekçeleriyle, 16.02.2023 tarihli önceki heyet tarafından hazırlanmış bilirkişi raporundaki 6769 Sayılı SMK'nın 6/1, 6/4, 6/5, 6/9. maddelerine dayandırılan hükümsüzlük taleplerinin şartlarının oluşmadığı yönündeki kanaatlere katıldıklarına dair görüş bildirmişlerdir.
G E R E K Ç E : Dava, SMK’nın 6/1, 6/4, 6/5 ve 6/9. maddeleri uyarınca açılan hükümsüzlük davasıdır.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; davacının davalıya ait ve davaya konu edilen 2018 112942 numaralı markasından daha önce tescil başvurusu yapılan ... tescil numaralı "..." ve ... numaralı “...+Şekil” markaları ile davalının markası ile görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer oldukları, ancak SMK’nın 6/1. maddesi uyarınca hükümsüzlük kararı verilebilmesi için tarafların markalarının tescilli oldukları mal ve hizmetlerin de aynı ya da bağlantılı olması gerektiği, davacının markalarının 03. sınıfta "... ve temizlik amaçlı maddeler.Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil). ... bakımı ürünleri. Aşındırıcı ürünler ( Zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları, aşındırıcı pastalar dahil).Parlatma ve bakım ürünleri (deri, vinil, metal, ahşap v.b. için )..." emtiasında tescilli oldukları, davalının markasının ise 09, 35 ve 42. sınıfta tescilli oldukları, konusunda uzman bilirkişi heyetlerince hazırlanan bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere, tescil sınıflarının ve kapsamlarının farklı olduğu, bu nedenle SMK’nın 6/1. maddesindeki hükümsüzlük koşullarının gerçekleşmediği, davacının davalıdan daha sonra tescil başvurusu yaptığı markaların sınıf benzerliğinde dikkate alınamayacağı, davalının marka başvurusunu yaptığı tarihte davacının markasının 03. sınıfta bilinirliği mevcutsa da tanınmışlığının kanıtlanamadığı, bu nedenlerle SMK’nın 6/4 ve 6/5. maddelerindeki hükümsüzlük koşullarının da gerçekleşmediği, davalının markasını kötüniyetle tescil ettirdiğinin de kanıtlanamadığı anlaşılmakla, Mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerindedir.Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile:
1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 11/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.