Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/501 E. 2025/1517 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/501
- Karar No
- 2025/1517
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/501 Esas
KARAR NO: 2025/1517 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/11/2023
NUMARASI: 2022/113 E. - 2023/282 K.
ASIL DAVA : Markaya Tecavüzün Tespiti, Men'i, Ref'i, Tazminat
ASIL DAVA TARİHİ: 22/04/2022
BİRLEŞEN DAVA : Markanın Hükümsüzlüğü
BİRLEŞEN DAVA TARİHİ: 13/05/2022
KARAR TARİHİ: 28/11/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin TPMK nezdinde 2020/155842 sayı ile tescilli "..." ibareli markanın tescilli sahibi olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli makinelerin satışını gerçekleştirdiğini, hal böyle iken, davalının müvekkilinin markasının yer aldığı makinelerin ve bu makinelere ilişkin görsellerin "..." ibareli marka ile kullanıldığını, makinelerin "..." markası ile satışa sürüldüğünü, yine aynı şekilde davalı tarafından sosyal medya hesaplarında da bu eylemlerin sürdürüldüğünü, söz konusu hususların mahkemenin 2022/71 Değişik iş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, davalı tarafından gerçekleştirilen eylemlerin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, markaya yönelik tecavüzün tespitini, men'ini, ref'i ile şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle müvekkili şirketin Çin Halk Cumhuriyeti'nde faaliyet gösteren ve "..." markasının asıl sahibi olan ... ... ... ... Co. Ltd. firmasının Türkiye'de yetkili distribütörü olduğunu, müvekkili şirketin 1998 yılında ... tarafından kurulduğunu, her ne kadar dava konusu "..." ibareli marka TPMK nezdinde davacı adına tescil edilmiş ise de, bu markanın esasen davacıya değil, eskiye dayalı kullanım nedeniyle marka üzerinde gerçek hak sahibi olan müvekkilinin yetkili distribütörü olduğu ...'a ait olduğunu, mezkur markanın Türkiye'de ilk olarak Çin menşeli firma tarafından kullanıldığını, davacının gerçek hak sahipliği olmamasına rağmen açtığı işbu davada kötü niyetli olduğunu, iddialarının dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil vekili her ne kadar davanın esasına ilişkin bir dilekçe vermemiş ise de, 07/11/2023 tarihli duruşmasındaki beyanları ile, dosyadaki delillerle marka tescilinin kötü niyetli olduğunun sabit olduğunu, müvekkilinin distribütörü olan davalı aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA ; Birleşen mahkemenin 2022/131 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili tarafından TPMK nezdinde 2022/051534 ve 2022/050646 sayılı "..." ibareli marka tescilleri için başvurularının yapıldığını, müvekkilinin ilgili markalar üzerinde gerçek hak sahibi olduğu gibi, hukuki yararının da bulunduğunu, "..." markasının ilk kez müvekkili tarafından Türkiye'de kullanıldığını, davalının dava konusu ... tescil numaralı markayı devraldığını, devir aldığı tarihte dahi müvekkilinden haberdar olduğu halde müvekkilinin distribütörü aleyhine delil tespiti ikame edilmesinin kötü niyetin bir göstergesi olduğunu, tüketici nezdinde müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğu ibare ile dava konusu davalıya ait markanın işaretsel olarak benzer bulunacağı gibi, markaların karıştırılacağını, davalı tescilinin haksız ve kötü niyetli olduğunu iddia ederek, davalı adına tescilli ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP : Birleşen mahkemenin 2022/131 Esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesi ile, dava konusu "..." ibareli marka üzerinde tescile dayalı üstün hak sahibinin müvekkili olduğunu, davacı şirket tarafından dava konusu markanın dünya çapında tanınmış bir marka olduğunun ispatı bir yana Türkiye'de müvekkili şirketin başvuru tarihinden önce kullanıldığına dair hiçbir belge ibraz edemediğini, davacının dava konusu markanın, marka olma koşullarını sağlamadığına ilişkin hükümsüzlük talebinin hukuki mesnetten yoksun olduğunu, tüm iddialarının haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen mahkemenin 2022/131 esas sayılı dosyasında fer'i müdahil vekili 21/02/2023 tarihli dilekçesindeki beyanları ile, müvekkili şirketin Çin Halk Cumhuriyeti'nde faaliyet gösteren ve işbu dosyada hükümsüzlüğü talep edilen "..." ibareli markanın asıl sahibi olan davacı firmanın Türkiye'de yetkili distribütörü olduğunu, mezkur markaya davacı taraf firmanın hem mukim olduğu ülkede, hem de Türkiye ve dünyada ayrıt edicilik kazandırdığını ve maruf hale gelmesini sağladığını, davalı markasının kötü niyetli olduğunu, iddialarının soyut olduğunu savunarak, davacının davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI:Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 23/11/2023 tarihli 2022/113 E. - 2023/282 K.sayılı kararıyla; "...Somut olayda hükümsüzlüğü talep edilen 2020 155842 tescil no.lu “...” markasının 10.12.2020 tarihli tescil başvurusundan önce; Davacının düzenlediği 22.09.2020 ve 27.10.2020 tarihli faturalarda “... 410” ibaresinin yer aldığı, davacının Türkiye'deki müşterilerle yazıştığı 25.08.2020 ve 14.10.2020 tarihli e- postalarda “... 410” ibaresinin yer aldığı, dosya kapsamında tespit edilmektedir. Davacının Türkiye piyasasına girme girişimlerinin olduğu bu süreçte, davacının “...” markasından ve “... 400” ile “... 410” markalarından bir şekilde haberdar olduğu aşikar olan dava dışı ... aynı tarihte hem davacı şirket unvanının çekirdek unsuru, hem “...” markası hem de bu ibareye *400” ve “410” sayıları eklenerek oluşturulan seri markaları tescil ettirmek için Türk Patent ve Marka Kurumu'na başvurmuştur. Hükümsüzlüğü talep edilen 2020 155842 tescil no.lu “...” marka bu marka başvurularından biridir. Dava konusu olan “...” markasının 15.12.2021 tarihinde tesciline karar verilmesinden sonra 22.12.2021 tarihli Marka Devir Sözleşmesi ile “...” markası davalıya devredilmiştir. Davalı taraf “...” markasını devraldıktan kısa bir süre sonra davacı şirketin distribütörü aleyhine delil tespiti talep etmiş (Bakırköy 1. FSHHM 2022/71 D-iş dosyası) ve davalı tarafın distribütörüne karşı gümrüklerde el koyma işlemi talep etmiştir. Netice itibariyle, ...tescil nolu “...” markası yönünden tescil başvuru anında SMK m. 6/9'a dayalı hükümsüzlük koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatine varılarak davanın kabulü ile kötü niyet bölünemeyeceğinden markanın tescilli olduğu tüm emtia ve hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiştir. Asıl dosya yönünden yapılan değerlendirmede ise, yukarıda değinildiği üzere davaya dayanak marka kötü niyet nedeniyle hükümsüz kılındığından ve tescil sahibine herhangi bir hak bahşetmeyeceğinden davanın reddi gerekmiştir. Bu itibarla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
A-ASIL DOSYA YÖNÜNDEN :
1-Davacının davasının REDDİNE,
....B- BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN 2022/131 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN :
1-Davacının davasının KABULÜNE, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine..." karar verildiği görülmüştür.İSTİNAF İSTEMİ: Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; birleşen davada davacı şirketin SMK'nın 6/3. maddesi uyarınca hak sahibi olduğunun kabul edilemeyeceğini, marka üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, bilirkişi raporunda da bu hususun belirtildiğini, markanın hak sahipliğinin tescil ile ... tarafından edinildiğini, Feri müdahil tarafından dosyaya sunulan dokümanların herhangi bir kullanımı göstermediğini, buna rağmen Mahkemenin 23/11/2023 tarihli kararında faturalarda ve e-postalarda kullanımı nedeniyle "... 410" markasının gerçek hak sahibinin feri müdahil, birleşen davada davacı olduğunun belirtilmesinin doğru olmadığını, Dava dosyasında müvekkilinin markasının kötüniyetle tescil edildiğine dair bir delil bulunmadığını, markanın 1.000.000,00 TL karşılığında ... tarafından müvekkiline devredildiğini, bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi birleşen davada davacı ya da feri müdahilin marka üzerinde üstün hak sahibi olmadıklarını, davalının kötüniyetli olduğu ve marka kullanımını engelleme amacı bulunduğu şeklinde bir sonuca ulaşılamayacağını, "..." ve "..." ibarelerinin markanın tescilli olduğu sınıflarda herkes tarafından tescil edilebilecek kelimeler olduklarını, iddia edildiği gibi Çin'de tescilli olan bir markanın Türkiye'de başka birisi adına tescil edilebileceğini,...'un Türkiye'de kullanılmayan karşı tarafa ait markadan nasıl haberdar olduğunun açıklanmadığını, Müvekkilinin markayı devralırken iyiniyetli olduğunu, marka tescil başvurusuna itiraz edilmişse de, bu konuda dava açılmamış olmasının müvekkilinin hak sahipliğine yönelik şüpheleri bertaraf ettiğini,Müvekkilinin marka tesciline güvenerek markayı devraldığını, markanın kötüniyetle tescil edildiğinin de ispatlanamadığını, müvekkilinin iyiniyetle kazandığı hakka halel gelmeyeceğini, Müvekkilinin markasını devraldıktan sonra bu markayı kullanan firmalara karşı aksiyon almasının kötüniyet olarak kabul edilemeyeceğini,Birleşen davada iddia edilen hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını, bu nedenle markanın hükümsüzlüğü kararına dayanılarak asıl davanın reddine karar verilemeyeceğini, Müvekkiline ait markanın asıl davanın davalısı tarafından kullanılmasının SMK'nın 7/2. maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, Bakırköy 1. FSHHM'nin 2022/71 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile tecavüzün tespit edildiğini, Müvekkilinin tazminat talep etme hakkının mevcut olduğunu belirterek, arz ve izah edilen ve Mahkemece resen dikkate alınacak nedenlerle, istinaf başvurularının kabulüne, yerel Mahkeme tarafından tesis edilen kararın kaldırılmasına, her halükarda asıl davanın kabulüne ve birleşen davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Dosya arasında bulunan TPMK kayıtları incelendiğinde; birleşen davada hükümsüzlüğü talep edilen 10/12/2020 başvuru, 15/12/2020 tescil tarihli, 2020 155842 tescil numaralı "..." markasının 01, 04, 07, 35. sınıflarda asıl davada davacı, birleşen davada davalı ... adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Asıl dosyada davaya dayanak edilen ve dosya arasına alınan mahkemenin 2022/71 D.İş sayılı dosyası incelendiğinde; asıl davada davacı tarafından asıl davada davalı şirket aleyhine 22/03/2022 tarihinde delil tespiti ve ihtiyati tedbir talep edildiği, alınan bilirkişi raporu ile, "Tespit edilen kullanımlar ile tespit talep eden yana ait markanın nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzer olduğu ve buna binaen yapılan kullanımların tespit talep eden yan adına tescilli markadan kaynaklanan hakları ihlal eder mahiyette olduğunun değerlendirilebileceği, ancak aleyhine tespit talep olunanın yurt dışı firmasının yetkili satıcısı olduğu, ilgili markayı ihtiva eden ürünleri eski tarihlerden bu yana sattığı ve kullanımlarının haklı olduğu yönündeki beyan ve iddialarının takdir ve kanaatin mahkemeye ait olduğu..." belirtilmiştir. Mahkemenin birleşen 2022/131 Esas sayılı dosyasında marka vekili ...'den alınan 18/07/2023 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; hükümsüzlüğü talep edilen 2020/ 155842 tescil no.lu “...” markasının 01, 04, 07 ve 35. Sınıflarda 15/12/2021 tarihinde dava dışı ... adına tescil edildiği, markanın 15.12.2021 tarihinde tesciline karar verilmesinden sonra 22.12.2021 tarihli Marka Devir Sözleşmesi ile davalıya devredilmiş olduğu; SMK m. 6/3 uyarınca "Türkiye’de marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı ihdas ve
istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye aittir" koşulu sağlanamadığından bu madde uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davacı, markasının tanınmış marka olduğunu iddia etmişse de, dosya kapsamında yaptıkları incelemede bu yönde bir iddiayı tespit edecek yeterli delilin dosyada mevcut olmadığı, SMK m. 6/4 ve 5’e dayalı hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, 2020 155842 tescil nolu "..." markasının SMK m. 6/9’a dayalı hükümsüzlük koşullarının olduğunun kabul edilebileceği belirtilmiştir.
G E R E K Ç E : Asıl dava markaya tecavüzün tespiti, meni, refi ve maddi tazminat davası, birleşen dava ise marka hükümsüzlüğü davasıdır.Mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar vermiş, karara karşı asıl davada davacı, birleşen davada davalı ... vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... vekilinin marka üzerinde gerçek hak sahipliğine ilişkin istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; birleşen davada davacı ... Co. Şirketinin "..." markasının Çin’de bu şirket adına 2019 yılından bu yana tescilli olduğu, davacı şirketin Türkiye pazarına girmeye çalıştığı ve asıl davada davalı ...Bilgisayar Dış Tic. Ltd. Şti. ile 17/12/2020 tarihinde distribütörlük bağlantısı kurduğu ve dosyaya sunulan iki adet fatura ve iki adet mail yazışmasında davalının marka tescil başvurusundan önceki tarihlerde "..." markasını kullandığı tespit edilmiştir. SMK’nın 6/3. maddesi uyarınca başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. Bir markayı ihdas ve istimal eden kimse, markanın gerçek sahibidir. Bu konuda delillerin takdiri Mahkemeye ait olup, bilirkişinin aksi görüş bildirmesi sonuca etkili olmadığından, davalı vekilinin istinaf talebi kabul edilmemiştir.Davalı vekilinin kötüniyetli tescile ilişkin istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; toplanan deliller ve marka tescil kayıtları ile davaya konu markayı tescil ettiren ...’un marka tescil kapsamındaki araçların ticareti ile iştigal ettiği, Yargıtay kararlarında da belirtildiği gibi, yurtdışında tescil edilmiş markaların, bugünkü teknik imkanlar nazara alındığında, aynı sektörde faaliyet göstermekte olan kişiler tarafından bilinmemesinin hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu, ...’un birleşen davada davacı şirketin ticaret unvanında yer alan "..." ibaresi ile birlikte davacı şirketin Türkiye pazarına sokmaya başladığı “...” markasını da adına tescil ettirdiği, bu durumun hayatın olağan akışına uygun olmadığı ve markaların tesadüfen seçilmediğini kanıtladığı, davalıya ait "..." markasının davacının Türkiye pazarına girmesini engelleme amacıyla tescil edildiği, marka tescil başvurusu sırasında kötüniyet mevcutsa, daha sonra markayı devralan birleşen davanın davalısı ...’ün de iyiniyet savunmasında bulunamayacağı, bu nedenle Mahkemece birleşen davada davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.Asıl davada davacı-birleşen davada davalı ...’ün asıl davayla ilgili istinaf talebinin incelenmesinde; tecavüz edildiğini iddia ettiği markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiş olmakla, hükümsüzlük davası geçmişe de etkili olup, davacının markadan kaynaklanan bir hakkı bulunmadığından, Mahkemece asıl davanın reddine karar verilmesi de yerindedir.
Tüm bu nedenlerle; asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile:
1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Asıl dava yönünden alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Birleşen dava yönünden alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; asıl ve birleşen davada davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 28/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.