Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1379 E. 2025/266 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1379
Karar No
2025/266
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/1379 KARAR NO : 2025/266

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/05/2024 NUMARASI : 2023/18 E. 2024/79 K. DAVANIN KONUSU : Fikir ve Sanat Eseri (Manevi Tazminat İstemli) DAVA TARİHİ : 12.05.2017 KARAR TARİHİ : 17.02.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 17.02.2025

İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 09.05.2024 tarih 2023/18 E. 2024/79 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında "Proje Bazlı İşlerde Yazılım Hizmeti Alım İhalesi" kapsamında "destek personel hizmeti alınması" konulu sözleşmeler imzalandığını, sözlemenin "Fikri ve Sınai Mülkiyete Konu husular" başlıklı 32. maddesinde "Yüklenici firma, gösterilen tüm yazılım kaynak kodları ve yazılım mühendisliği ilkelerine göre dökümante edilmiş açıklamaları kuruma teslim edecek, kurumun istekleri doğrultusunda kurum içi geliştirilen tüm uygulama yazışmalarının maddi hakları kuruma ait olacaktır" hükmüne yer verildiğini, Kalkınma Bakanlığı tarafından bu yazılım projesi 2012 yatırım programına dahil edilerek müvekkili üniversiteye ödenek aktarıldığını, Kalkınma Bakanlığının desteği ile 2012-2014 yılları arasında programın yazılımına devam edildiğini, telif hakları müvekkiline teslim edilen bilgisayar programının 5846 sayılı FSEK kapsamında eser niteliği taşıdığını, davalının benzer mahiyetteki bir programı ...ne 09.10.2014 tarihinde gerçekleşen ihale neticesinde satmayı taahhüt ettiğinin EKAP kayıtlarında tespit edildiğini, Sayıştay denetiminde bu durumun müvekkiline tebliğ edildiğini, bu konuda müvekkilinin İzmir FSHHM'ne yaptığı başvuruda 2016/70 D.İş dosyasında alınan raporda her iki yazılımda kullanılan veri tabanı yapısının, tabloların ve kaynak kodlarının benzer yapıda geliştirildiği ve uygulandığının belirtildiğini, müvekkili kuruma ait olan programın dava dışı ...ne 2.648.599,00 TL bedelle ihalesinin yapıldığını, FSEK 68. maddesi uyarınca eser sahibi olan müvekkilinin üç kat tazminat isteyebileceğini, müvekkilinin eser sahibi olduğu programın davalı tarafça kullanıldığı, çoğaltıldığı, değişiklik yapıldığı ve başka bir kuruma ihale ile verildiği dikkate alındığında müvekkilinin mali ve manevi haklarının tecavüze uğradığının açık olduğunu ileri sürerek, FSEK'in 68 maddesi uyarınca üç katı tazminat talebine karşılık toplam 9.747.510,00 TL'nin 06.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle, FSEK 70. maddesi uyarınca ihlal edilen manevi haklarına karşılık 10.000,00 TL manevi tazminatın 06.11.2014(ihale tarihi) tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, müvekkili şirketin davacı üniversite ile sözleşme yaptığını, "destek hizmet sözleşmelerinin" 29.02.2012, 25.01.2012, 15.07.2011, 25.08.2011 ve 06.12.2012 tarihli olup sadece 06.12.2012 tarihli sözleşmenin 32. maddesinde mali haklarının kuruma ait olacağının belirlendiğini, bunun diğer sözleşmeleri kapsamadığını, anılan yazılımların telif haklarının kendilerine ait olduğunu, müvekkili şirketin yazılımı ürettiğini kaynak kodları üzerinde üniversitenin mali haklarının bulunmadığını, sözleşmeye uygun teslimin mali hak devri anlamına gelmeyeceğini, müvekkili elemanlarının bu sözleşmeler düzenlenmeden önce geliştirdikleri programları kullandıklarını, fahiş tazminat talep edildiğini, müvekkili şirketin yazılım üretip dağıtmak faaliyetiyle iştigal ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCE VERİLEN İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar, davalı firma söz konusu bilgisayar programının kendileri tarafından üretildiğini ve üniversiteye teslim edildiğini kural olarak haklarının kendilerine ait olduğunu savunmuş ise de davacı üniversitenin yaptığı ihalede ve 06.12.2012 tarihli sözleşmede ihtiyaçları için tanımlama yaparak, bilahare davalı haline gelen yükleniciden programın telif haklarını aldığı, programı üreten davalı firmanın sözleşmenin 32. maddesiyle mali hak devri yaptığı, kaldı ki programın kaynak kodlarının teslim edilmiş olması da fiilen mali hak devrine işaret ettiği, artık program üzerinde mali haklar yani programın çoğaltılması, yayılması hakların davacıya ait olduğu, program konusunda uzman olan davalı firmanın programı çoğaltma ve yayma hakkının kendisinde saklı tutması mümkün olduğu halde sözleşmede böyle bir kayıt koyulmadığı gibi tersine maddi hakların kuruma ait olacağı, programın ancak program üreticisi tarafından bilinen ve gizli olan kaynak kodlarının teslimi de çoğaltma ve yayma hakkının devrini hatta program mülkiyetinin tamamen devrini ifade ettiği, aynı programı küçük detay farklarıyla başka bir üniversiteye de verdiği anlaşılan davalının, bu konuda davacıdan bir ruhsat almadığı, üniversiteden izin almaksızın programı işleyerek çoğalttığı ve başka bir üniversiteye teslim ettiği, bilirkişi heyetinin de, 21.01.2019 tarihli raporunda, iki programın arasındaki benzerlikleri tespit ederek her iki yazılımın da temel çatısını oluşturan "Enterprise Application Framework" (EAF) unsurunun mevcut olduğunu belirttiği, böylece yazılımların aynı kod datadan oluşturulduğu, sözleşmelerin bitiminden sonra farklı değişiklikler ve güncellemeler geçirdiği, bilirkişi kurulu, intihali gösterir tabloları raporuna aldığı, programların kaynak kodlarının, veritabanı ve kütüphanelerinin aynı olduğu, küçük farklar ve detaylar dışında yazılımın işlenmek suretiyle oluşturulup, Erzurum'daki üniversiteye teslim edildiği, davalı firmanın bu dönemde dava dışı ..nden 6 ayrı fatura ve hak ediş ile toplam 2.648.599 TL tahsil ettiği, FSEK hükümlerine göre işleme, çoğaltma ve yayma mali hak ihlaline göre 1,5 kat tazminatın uygun düşeceği, eser sahibi gerçek kişi olmadığı için manevi tazminat isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.972.898,50 TL maddi tazminatın 06.01.2014 tarihinden işleyen değişen oranlı ticaret faiziyle davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI : Dairemizce 29.12.2022 tarih 2019/1335 E. 2022/1938 K. sayılı ilamı ile; "mahkemece alınan bilirkişi raporunda dava konusu bilgisayar yazılımı FSEK kapsamında eser olarak kabul edilmiş olmasına rağmen sözleşme FSEK kapsamında değil TBK anlamında eser sözleşmesi olarak nitelendirilmiştir. Yine bilirkişi raporunda 12.06.2012 tarihli sözleşmenin 4.1, 4.7, 4.9 madelerine atıf yapılmış ise de sözleşmede bu maddeler bulunmayıp, bilirkişinin sözleşme yerine teknik şartnameden bahsettiği anlaşılmaktadır. Ayrıca bilirkişi raporunda bilgisayar yazılımlarının benzerlikleri ve farklılıkları konusunda detaylı bir açıklamaya yer verilmediğinden bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Mahkemece davalı tarfından hazırlanıp davacıya verilen bilgisayar yazılımının FSEK 1/B maddesi kapsamında eser niteliği taşıyıp taşımadığı, davalı tarafından ...ne satılan yazılım ile farklılık ve benzerliklerinin tek tek ne olduğu, ...ne satılan yazılımın dava konusu yazılımdan ayrı bir yazılım olup olmadığı hususlarını denetime elverişli bir şekilde irdeleyen, davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı ciddi itirazlarını karşılayan, bilirkişi raporu ile dosyaya sunulan teknik mütalaa arasındaki farklılıkları tartışan, FSEK 1/B, 52 ve 68 maddeleri uyarınca dava konusu sözleşmeleri inceleyen bilgisayar yazılımı ve eser sahipliği hususlarında uzman bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak rapora itirazlar da giderildikten sonra şartlar bulunduğu kanaatine varılması halinde FSEK 68. maddesi kapsamındaki tazminat talebi konusunda Yargıtay içtihatlarına uygun şekilde karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna kısmen itibar edilerek hüküm kurulması doğru değildir." gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu bilgisayar yazılımın FSEK 1/b maddesi kapsamında eser niteliği taşıyıp taşımadığı taşıyor ise 52. maddesi gereğince davacıya devredilip devredilmeyeceği ve tazminat talep etme yetkisinin bulunup bulunmadığına ilişkin hususlarınında yapılan incelemede; 06/12/2012 tarihli sözleşmeye konu üniversite bilgi yönetim sistemine ait bilgisayar programı ve ilgili modüllerin FSEK kapsamında korunması gerekli ilim ve edebiyat eseri niteliğini taşıdığı, 06/12/2012 tarihli sözleşmenin 32. maddesinde mali haklarının davacı kuruma ait olacağının belirtildiği, bu düzenleme kapsamında davacının sözleşmeye göre mali hakların sahibi olduğu, davalı ile dava dışı ... arasında 06/11/2014 tarihli sözleşme ile davacı ile davalı arasında 06/12/2012 tarihinde imzalanan sözleşmede belirlenen içeriklerin ve başlığın Akademik Performans Bilgi Sisteminin olduğu, dava dosyası ekinde ve içeriğinde yer alan ve taraf bilgisayar programlarının yazılım kodları karşılaştırılan bilirkişi raporları ve davalının istinaf dilekçesindeki bu yönde kabulü bulunduğu, dolasıyla davalının mali hakları davacıya ait olan yazılımlardan "Akademik Performans Bilgi Sistemi"ni ...yle 2014 tarihinde yaptığı sözleşme kapsamında kullanıldığı ve ...yle yapılan sözleşmenin Akademik Performans Bilgi Sistemi kısmının davacının mali haklarını devraldığı Bilgisayar Programından doğan hakların ihlal edildiği, dolayısıyla davalının ...yle yapmış olduğu sözleşmede davacıdan izin almadan kullanılması şeklinde ortaya çıkan fiilin, davacı mali hak sahibinin "çoğaltma ve işletme" hakkının davalı tarafınca ihlal edildiğinin bilirkişi 15/01/2024 tarihli rapordan anlaşıldığını, bilirkişi Raporunda tespit edilen miktarın 529.719,80 TL olarak belirlendiği, FSEK 70. madde mali hakları zarar gören kimseye mütecavizin kusuru halinde tazminat talep hakkını verdiği gibi, FSEK 68. madde hak sahibine rayiç bedelin 3 katına kadar fazlasını isteyebilme yetkisini verdiği, FSEK 68. maddenin bedel belirleme konusunda mahkemeye takdir yetkisi tanıdığını, bununla birlikte ortak kusur halinde tecavüzün ref'i için FSEK 66/4'ün dikkate alınabileceğini, belirlenen toplam bedel itibariyle, BK 42 ve 43 Maddelerinin uygulanabileceğini, BK 43'e göre ortak kusur dikkate alınarak indirim olabileceği dikkate alınarak takdiren bilirkişi heyeti raporunda hesaplanan 529.719,80 TL'nin 2 katı uygulanmak suretiyle davacının maddi tazminata ilişkin davasının kısmen kabulüyle 1.059.439,06 TL'nin 06/01/2014 tarihinden itibaren ticari faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının manevi tazminat talebinin ise bilgisayar programı FSEK kapsamında korunan bir eser olarak davacı tarafından bizzat üretilmemesi ve eserden doğan manevi hakların, eser sahibine ait olup, manevi hakların ancak gerçek kişi eser sahibine ait ve devredilemez hak olduğu gerekçesiyle manevi tazminat şartları oluşmadığından, davacının FSEK 70. madde uyarınca manevi tazminat ve fazlaca talep edilen maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, müvekkilinin eserin fikrî haklarını devretmediğini, davalının yazılımları üniversitelerin ihtiyacına göre birbirinden bağımsız olarak sattığını, geliştirilen ve uyarlanan her yeni ürünün müvekkil şirketin personelinin imzasını taşıdığını, ve telif haklarının da FSEK m.18/2 uyarınca müvekkil şirkete ait olduğunu, Üniversites Bilgi Sisteminin firmanın üniversitelere hitap eden ürün gruplarını temsil eden bir isim olup, davacının bu ifadeyi kötü niyetli olarak tüm yazılımları temsil eder nitelikte kullanarak mahkemeyi yanılttığını, taraflara arasında 06.12.2012 tarihli “Üniversite Bilgi Yönetim Sistemi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme sadece 3 yazılım ürününü içerdiğini, bu 3 yazılım ürünü dışında Organizasyon Yönetimi, Personel Bilgi Sistemi, Elektronik Belge Yönetim Sistemi ürünlerinin de kuruma satıldığını, ancak ilgili sözleşmelerde fıkri ve sınai mülkiyete ilişkin hususlarla ilgili bir hüküm yer almadığını, sözleşmelerin konusunun eser siparişi olduğunu, eserin devrinin, telif haklarının da devri anlamına gelmediğini, davacı ile müvekkil arasında imzalanan sözleşmelerde (bir sözleşme hariç) “fikri ve sınai mülkiyete ilişkin hususlar” başlıklı 32.madde boş bırakıldığını, FSEK m.48 ve 52 anlamında devir müessesesine yer verilmediğini, yazılım kaynak kodlarının davacıya verilmesinin, mali hakların da devredildiği anlamına gelmediğini, FSEK m.57/1 hükmüne göre “Asıl veya çoğaltılmış nüshalar üzerindeki mülkiyet hakkının devri, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, fikri hakların devrini içermez” hükmünü içerdiğini, eserin içeriğini oluşturan kaynak kodlarının, eserin fiziki kısmını oluşturduğunu zira bu eserin dış dünyadaki yansımasının bu kodlar sayesinde mümkün olacağını, bu fiziki mülkiyetin davacıya bırakılmasının fikri, sınai ve mâli hakların da devri anlamına gelmediğini, eserin fiziki mülkiyetinin devrinin, eser sahipliğinin sipariş verene geçmesi sonucunu doğurmadığını, (Yargıtay 11. HD 26.3.2009, E. 2007/8520, K. 2009/3643) yapılan işin niteliği gereği bu kaynak kodlarının davacıya tesliminin zorunlu olduğunu, zira kendi özel gereksinimlerine uygun bilgisayar programı yazdıran iş sahibinin, bilgisayar programının bakımı, sorunla karşılaştığında sorunları giderebilmesi amacıyla bu kodlara da ulaşabilmesi gerektiğini, aksi takdirde bu programı hazırlayan şirketin iflası, adres veya iz bırakmadan kaybolması ya da gerçek kişinin ölmesi durumunda iş sahibinin kaynak koda ulaşamayacağını, (Yargıtay 11. HD 31.10.2005 T., E.2004/11266, K.2005/10524) bu nedenle olsa olsa müvekkilinin, davalı Üniversite tarafından programın bakımının yapılabilmesi amacıyla söz konusu kaynak kodlarını devrettiğinin kabul edilebileceğini, eserin fikri haklarının devrinin, müvekkil şirketin ticari faaliyetlerinin sona ermesi anlamına geleceğini, dolayısıyla böyle bir devrin kararlaştırılmış olmasının işin doğasına aykırı olduğunu, davalının, bizzat kendisinin geliştirdiği yazılım ürünlerini, kaynak kodlarının telif hakları kendisinde kalmak üzere kullanım haklarını verdiğini, zira kâr etme amacı güden bir ticari şirketin tek sermayesini devrederek kendini işlevsiz hale getirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kurum ile yapılan tüm sözleşmelerin tek satış bedeline tekabül ettiğini, hak devrini ifade eden bir satış gerçekleşmediğini, fikri ve sınai mülkiyete ilişkin düzenlemenin yer aldığı tek sözleşme olan 6.12.2012 tarihli sözleşmenin ilgili maddesi; Madde 32 "Fikri ve sınai mülkiyete konu olan hususlar 32.1 yüklenici geliştirilen tüm yazılımın kaynak kodları ve yazılım mühendisliği ilkelerine göre dokümante edilmiş açıklamaları kuruma teslim edecek, kurumun istekleri doğrultusunda kurum için geliştirilen tüm uygulama yazılımlarının maddi hakları kuruma ait olacaktır" yasal anlamda bu hükmün geçerli bir hüküm olmadığını, zira FSEK m.52 hükmüne göre “Mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır” ancak idarece tek taraflı olarak sözleşmeye konan bu hükümde, maddi hakları kuruma ait olacak konuların tek tek belirtilmediğini, bu hükmün eserden doğan mali hakların kullanım yetkisinin verilmesine ilişkin bir şekil şartı olup, devre konu hakların ayrı ayrı gösterilmesi gerektiğinden, “sahibi bulunduğum telif haklarımı devrettim”, “bütün mali hakları devrettim”, “eser üzerinde sahibi olduğum tüm mali haklarımı devrettim”, mali haklarımı devrettim” ya da “bütün haklarımı devrettim veya mali haklarımın kullanımı devrettim” biçimindeki bir beyanı içeren sözleşme ve tasarruf işlemi yazılı şekilde yapılmış olsa dahi geçerli olmadığını, sözleşmede her ne sebeple olursa olsun belirtilmeyen hakların, eser sahibinde kalacağını, bu nedenle yerel Mahkeme kararında hem FSEK 52. madde uyarınca eser üzerindeki mali hakların hangilerinin devredildiğinin net biçimde gösterilmesi gerektiğini, hem de sipariş üzerine üretilen programın kaynak kodlarıyla birlikte verilmesinden, davalı firmanın yayma ve çoğaltma haklarını saklı tutması mümkün olduğu halde saklı tutmadığından hareketle, mali hakların tümünün devredildiği sonucuna varmasının hatalı olduğunu, ayrıca söz konusu hükmün sözleşme konusu olan yazılım ürünlerinin yalnızca davacı kurum için geliştirilen kısmına ilişkin maddi haklara ilişkin olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde müvekkili şirket “yüklenici” olarak tanımlanmasının aradaki ilişkinin bir eser sözleşmesi olduğunu gösterdiğini, fikrî hakların devredildiği kabul edilse dahi, tazminatı hesaplamaya esas alınan tutarın hatalı olduğunu, eğer ortada fikrî haklara ilişkin bir devir varsa bile, tazminatın 2.648.599,00 TL üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğunu, zira 2.648.599,00 TL tutarındaki bedelin müvekkili şirketin dava dışı ... için yapmış olduğu sekiz adet iş karşılığındaki toplam hak ediş bedeli olduğunu, ...’ne yapılan işlerden, ihlale konu olan Akademik Performans Bilgi Sistemi’nin 15.08.2014 tarihli yaklaşık maliyet talep formu’nda 150.000-TL olduğunun görüldüğünü, yani müvekkili şirketin, davacının fikrî mülkiyet iddia ettiği Akademik Performans Bilgi Sistemi Yazılımını 150.000 TL’ye sattığını, eldeki davaya esas alınan bedele satmadığını, ihlalin gerçekleştiği tek modül olan Akademik Performans Bilgi Sistemi’nin satış fiyatı olan 150.000 TL üzerinden tazminat hesabının yapılması gerektiğini, zira FSEK m.68 hükmü “izni alınmamış hak sahiplerinin, sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedel” üzerinden tazminat hesaplamasının yapılması gerektiğini, bu hüküm gereğince ödenecek bedelin, ölçü alınan ve davalı ... ile dava dışı ... arasında akdedilmiş olan sözleşmede, davalı ...’nın aldığı tüm ücret değil, sadece eser için aldığı ücretin esas alınması gerektiğini, davacının, ortada bir fikri mülkiyet devri olduğu iddiasına dayanak gösterdiği sözleşme 06.12.2012 tarihli “Üniversite Bilgi Yönetim Sistemi (Stratejik Yönetim Bilgi Sistemi-Akademik Performans Bilgi Sistemi-Yabancı Diller Bilgi Sistemi) Yazdırılması Hizmet Alımı Sözleşmesi” olup, Akademik Performans Bilgi Sisteminin her iki sözleşmede de ortak olduğunu, eğer ortada bir fikri mülkiyet devri varsa, mevzuu bahis olan tek ihlalin Akademik Performans Bilgi Sistemi Yazımı üzerinde oluştuğunu, dolayısıyla eğer bu şekilde bir hesap yapılacaksa ihlale konu program bedelinin 2.648.599,00 TL/8=331.074,87 TL olabileceği, hükmedilecek tazminat bedelinin de ancak bu rakam üzerinden hesaplanabileceğini, yerel mahkeme de ihlalin yalnızca Akademik Performans Bilgi Sistemi üzerinde oluştuğunu kabul ettiği, ancak tazminatı hatalı olarak 529.719,80 TL üzerinden hesapladığını, bu varsayımsal bedelin belirlenmesinde esas alınacak tarihin de, haksız fiili oluşturan davranışın gerçekleştiği tarih olması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. Davacı vekili, davalı firma tarafından müvekkili Üniversite’ye ait olan bilgisayar yazılım programının eser sahibi müvekkil Üniversitenin adı hiç belirtilmeden kendi adı ve logosu ile izinsiz olarak kullanıldığı, çoğaltıldığı, değişiklik yapıldığı ve başka bir kuruma ihale ile verildiği dikkate alındığından bahisle maddi ve manevi tazminat talebiyle açılan davada maddi tazminat talebinin kısmen, manevi tazminat talebinin ise tamamen reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkil kurum aleyhine yüklenen 54.697,34 TL yargılama giderinin kalemleri gerekçeli kararda açıkça belirtilmemiş olup belirtili tutarın içerisinde yargılama harçlarının bulunmasının hatalı olduğunu, zira 2547 sayılı Kanun 56/b ve 492 Sayılı Kanun md.13/j uyarınca müvekkili idarenin harçtan muaf olduğunu, bilirkişi heyeti raporunda dava dışı ...ne 2.648.599,00 TL bedelle ihalenin yapıldığı, dosya kapsamından %20'sinin davacıya verilen program ile benzer olduğu şeklinde görüş bildirildiği ve ihale bedelinin %20 si hesaplanarak 529.719,80 TL'nın FSEK md. 68 uyarınca 3 katına kadar tazminata 1.589.159,40 TL hükmedileceği yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, bahse konu yazılım bütünleşik mimaride çalışmakta olup sadece bir modül satışı ya da bir modülün tek başına çalışması olarak değerlendirilmemesi yazılımın tamamı üzerinden ele alınması gerektiğini, 26.07.2013 tarihli sözleşmenin değerlendirilmeye alınmamasının eksik değerlendirmeye neden olduğunu, ilgili firma ile yapılan tüm sözleşmelerin sadece ismi ile değil, sözleşmenin ayrılmaz bir bütün olarak dikkate alınması ve ekindeki teknik şartnamelerin de incelenmesi gerektiğini, bilirkişi heyeti raporunda sadece "Akademik Performans Bilgi Sistemi” modülünün dikkate alındığını, ancak sistemin tamamının değerlendirmeye alınması gerektiğini, Mahkemece FSEK 1/B-b ye göre eser sahibinin gerçek kişi olacağı değerlendirilerek manevi tazminat talepleri reddolunduğunu ancak yasada, eser sahibinin kişi olacağı belirtilmiş olup gerçek ya da tüzel kişi ayrımına gidilmediğini, somut olayda FSEK hükümlerine göre işleme, çoğaltma, yayma yönünden mali hak ihlalinin olduğu, davacının rızası olmadan yapılacak her yeni satışın hak ihlali oluşturacağı dikkate alındığında, maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. GEREKÇE : Dava, FSEK kapsamında maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda davacı tarafça sözleşme kapsamında davalı tarafından hazırlanıp davacıya teslim edilen bilgisayar yazılımının FSEK 1/B maddesi kapsamında eser olduğunu, söz konusu eserin mali haklarının müvekkiline devredilmiş olmasına krşın davalı tarafça aynı yazılımın bir başka üniveristeye satıldığını ileri sürerek FSEK kapsamında maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmuş, mahkemece Dairemizin kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacıya teslim edilen bilgisayar yazılımının FSEK 1/B maddesi kapsamında eser olduğu, FSEK'in 52. maddesi uyarınca sözleşmenin 32. Maddesiyle söz konusu eserin mali haklarıyla birlikte davalıdan devralındığı gerekçesiyle FSEK 68. maddesi uyarınca maddi tazminata hükmedilmiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, dairemizin kaldırma kararından sonra alınan alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, taraf vekillerinin istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince yerinde olmadığı değerlendirilmiş ise de, yerel mahkemece davacı kurum aleyhine yüklenen 54.697,34 TL yargılama gideri kalemlerinin kısa kararda açıkça belirtilmediği, yapılan incelemede kaldırma kararı öncesinde 04.04.2019 tarihinde davalı tarafça yatırılan 67.969,30 TL tutarindaki istinaf harcının da yargılama giderine dahil edilmesinde isabet bulunmadığı, zira kaldırma kararıyla birlikte söz konusu harcın davalıya iadesine karar verildiği, davacı vekilinin istinaf itirazının bu yönüyle haklı ve yerinde olduğu, ancak iş bu hususun da yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği değerlendirilerek HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 09.05.2024 tarih 2023/18 E. 2024/79 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile; Davacının maddi tazminata yönelik davasının kısmen kabulü ile takdiren 2 kat uygulanmak suretiyle 1.059.439,06 TL'nin 06/01/2014 tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan alınıp, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacının manevi tazminat talep etmeye hak ve yetkisi bulunmadığından manevi tazminat talebinin reddine, Alınması gereken 72.370,28 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.'ne göre (maddi tazminat yönünden) hesap ve takdir edilen 160.321,47 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.'ne göre (reddedilen maddi tazminat yönünden) hesap ve takdir edilen 160.321,47 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.'ne göre (reddedilen manevi tazminat yönünden) hesap ve takdir edilen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 853,30 TL tebligat ve posta masrafı, 6.250,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.103,30 TL yargılama giderinin kabul/red oranına göre 770,70 TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, kalan kısmının ise davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 202,38 TL tebligat ve posta masrafı olan yargılama giderinin kabul/ret oranına göre 180,42 TL'nin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine, kalan yargılama giderinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına, Kalan ve kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde talep beklenmeksizin ilgili taraflara iadesine, 3-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 72.370,28 TL'den peşin alınan 18.092,58 TL'nin mahsubu ile bakiye 54.277,70 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı harçtan muaf olduğu ve bu nedenle harç yatırılmadığı anlaşıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından istinaf yargılaması nedeniyle yapılan 290,00 TL istinaf posta masrafı olan istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.17.02.2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/1379, K. 2025/266, T. 17.02.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1379-e-2025-266-k-721d3a2c7cd4