Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1105 E. 2026/87 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1105
- Karar No
- 2026/87
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1105 Esas
KARAR NO: 2026/87 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
...: 10/10/2023
NUMARASI: 2022/223 E. - ... K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli)
KARAR ...: 20/01/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin uzun yıllardır ... mesleğini ailesi ile birlikte sürdürmüş olan ...'den "..." markasını satın alarak marka üzerinde tek gerçek hak sahibi olduğunu, Bakırköy 13. Noterliğinin ... tarihli, ...yevmiye numaralı satım sözleşmesi ile markanın müvekkiline devrinin gerçekleştiğini, müvekkilinin TPMK nezdinde ...tescil numaralı markanın gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin markasının halk tarafından tanınır hale geldiğini, davalının müvekkiline ait markanın birebir aynısını ve ayırt edici unsuru olan "..." ibaresini ticaret unvanında, markasında ve iş yerinde kullandığını, bu durumun müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğini ve davalının haksız kazanç elde ettiğini iddia ederek, davalının müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüzünün tespitine, menine ve ref'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın "..." ibaresinin ayırt edici unsur olduğunu iddia ettiğini, bunun hukuken mümkün olmadığını, "..." ibaresinin bir mahalle ismi olduğunu, bir yer isminin tek bir markaya mal edilemeyeceğini, müvekkilinin sahip olduğu işletmenin isminin "..." olduğunu, zira aynı mahalde birçok ... faaliyet göstermekte olup, hemen hemen tüm restoranlarda ... ...bulunduğuna dair emarelerin mevcut olduğunu, müvekkilinin, davacının iddia ettiği gibi davacının tanınırlığından yararlanma ve davacının şubesi izlenimi yaratma, bu sayede haksız kazanç sağlama gibi bir maksadının hiçbir zaman olmadığını, işletmenin, faaliyete başladığı tarihten bu yana yalnızca "..." ismini kullandığını, bu hususun da dilekçe ekinde sundukları görseller kapsamında açık ve sabit olduğunu, sosyal medya hesapları, etrafta mevcut esnaflar ve tüm müşterilerin tanıklığı ile ispat edilebilecek mahiyette olduğunu, müvekkilinin davacının markadan doğan haklarına herhangi bir tecavüz eylemi gerçekleştirmediğini savunarak, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI:Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 10/10/2023 tarihli .... - ... K. sayılı kararıyla; "...Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları ve aldırılan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; ... tescil no.lu “... ... ... ...” markası 29, 30 ve 43. sınıflarda davacı şirket adına tescilli olduğu, davalının aynı ilçe ve mahalledeki işletmesinde ve internet ortamında davacı tescili kapsamında yiyecek-içecek hizmetleri sağlanması sınıfında “....” ibaresini savunmasının aksine "..." dışında bağımsız olarak kullandığı ve böylece davacının markadan doğan haklarına tecavüzde bulunduğu anlaşılmakla, davanın kabulü gerekmiştir. Bu itibarla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davacının davasının KABULÜNE, davalının iş yeri tabelalarında, katalog, broşür, ambalaj, resim, reklam ve sair malzeme üzerinde keza sosyal medya hesaplarında "... ... ..." markasının aynısını veya esaslı unsurları olan "... ..." ibaresini kullanımının davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine ve durdurulmasına..." karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; "..." ibaresinin ...'nda bir mahalle ismi olması nedeniyle davacının markasının ayırt edici unsuru olarak kabul edilemeyeceğini, davacının markasının "... ... ... ..." olarak tescilli olduğunu,
Müvekkili şirketin ortaklarından ...'ın ... numaralı "... .... ..." markasının tescil edildiğini,
Yine şirket ortaklarından ...'ın ... tescil başvuru numaralı "... ..." marka başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın, markanın esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, "..." ibaresinin faaliyet gösterilen mahallenin adı olduğu ve tali unsur olarak kullanıldığı, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiğini,
Müvekkilinin "..." ibaresini hizmet verilen mahalle adı ve tali unsur olarak kullandığını, davacının markasına tecavüz etmediğini,
Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/247 Esas, 2023/241 Karar sayılı kararı ile "..." ibaresinin kullanımının markaya tecavüz oluşturmayacağına dair hüküm kurulduğunu,
Kaldı ki "..." ibaresinin zayıf marka olduğunu, Yargıtay kararlarında da belirtildiği gibi zayıf markalar bakımından iltibas tehlikesinin ufak değişikliklerle bertaraf edilebileceğini, müvekkilinin "..." ibaresini asıl işletme adı olan "..." ile birlikte kullandığını, tek başına "... ..." ibaresini kullanmadığını,
Müvekkilinin davacının tanınırlığından yararlanma ve davacının şubesi izlenimi yaratma, bu sayede haksız kazanç sağlama gibi bir maksadının bulunmadığını,
Google yorumlarında da müvekkilinin işletmesinden "... ..." olarak söz edildiğini, bu durumun tüketicilerin markaları karıştırmadıklarını gösterdiğini belirterek, açıklanan ve inceleme sırasında resen dikkate alınacak sebeplerle, istinaf incelemesi neticesinde Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 10/1072023 tarihli, 2022/223 Esas, ... Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davacının ispatlanamayan davasının reddine, tehiri icra taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet cüretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Dosya arasında bulunan Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları incelendiğinde; ...tescil numaralı "... ... ... ..." markasının 29, 30 ve 43. sınıflarda davacı adına adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince marka vekili ... ve bilişim uzmanı...den oluşan bilirkişi heyetinden alınan 26/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; "...https://... alan adlı instagram hesabının,https://...-...-...alan adlı ...hesabının https://tr....alan adlı Foursquare hesabının ve https://www.facebook.com... alan adlı Facebook hesabının davalı yan tarafından kullanıldığı ve işletildiği tespit olunmakla birlikte ilgili alan adlı internet sitelerinde davacı yanın tescilli "..." esas unsurlu markasının ihtiva eder kullanımlar gerçekleştiğinin tespit edildiğini, dosyada yer alan adreste yapılan tespitlerimiz neticesinde; mahalde "... ..." şeklindeki tabela kullanımları ile birlikte "... ..." unsurlarının tabela, park yeri tutma dubası ve duvar giydirmelerinde kullanıldığını, işletmeye ait vergi levhasından işletmenin ... .... ŞTİ.’ne ait olduğu, somut uyuşmazlıkta davalı yana ait "..." ibareli kullanımların "zayıf marka" olarak nitelenebilecek olsa dahi "zayıf dahi olsa tescilli markanın korunması ilkesi" çerçevesinde davalı yanın tespit olunan kullanımlarında, "... ..." ibresini esas unsur olarak kullanıma konu etmesinin davacı yana ait tescilli markalara tecavüz teşkil eder mahiyette olduğunun değerlendirilebileceği..." yönünde görüş bildirilmiştir.
İlk derece mahkemesince akademisyen hukukçu ..., sektör bilirkişisi ... ve marka vekili ...'den oluşan bilirkişi heyetinden alınan 08/07/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; ... tescil no.lu "... ... ... ..." markası 29, 30 ve 43. sınıflarda davacı şirket adına tescilli olduğunu, kesinleşen Bakırköy 1. FSHHM’nin 21.10.2014 tarih 2014/134 E. 2014/190 K. sayılı kararında, davacı tarafın "... ... ..." ibaresi üzerinde üstün hak sahibi olduğunun tespit edilmiş olduğunu, davalının yiyecek-içecek hizmeti alanında faaliyet gösterdiği işletmesinde, sosyal medya hesaplarında ve internetteki online pazaryerlerinde "...." ve "... ..." ibarelerini markasal etki yaratacak şekilde kullanmasının marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilebileceğine dair görüş bildirilmiştir.
G E R E K Ç E :Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve durdurulması davasıdır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dosya incelendiğinde; uzman bilirkişilerden alınan ve görsellere de yer vermeleri nedeniyle denetime uygun olan her iki bilirkişi raporunda da, davalının gerek işyerinde, gerekse internet ortamında davacı adına yiyecek ve içecek hizmetleri için tescilli olan "... ... ...." markası ile iltibasa neden olacak şekilde "... ..." ve "... ... ..." ibarelerini tek başına, yiyecek ve içecek hizmetlerinde faaliyetinde marksal şekilde kullandığının tespit edildiği, "..." ibaresinin hizmet verilen semtin adı olarak kullanılmadığı, bu kullanımların davacının markasının hitap ettiği ortalama tüketiciler nezdinde davacının markası ile iltibasa neden olabileceği anlaşılmakla, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir.
Bu nedenle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile:
1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
4-İstinaf yargılama giderleri olarak;
a)Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan 10,00 TL (teb.müz.posta) giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b)Davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 20/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Bu belge, 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu gereği elektronik imza ile imzalanmıştır.