Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1503 E. 2025/1823 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1503
- Karar No
- 2025/1823
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1503 Esas
KARAR NO: 2025/1823
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 07/07/2023
NUMARASI : 2022/165 E. - 2023/204 K.
DAVANIN KONUSU: Markanın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin, müvekkili olan şirketin "..." esas unsurlu marka başvurularına itiraz ettiğini, yine müvekkili olan şirketin 2018/58188 sayılı "..." marka başvurusunun da davaya konu markalar nedeniyle SMK 5/1-ç maddesi kapsamında kısmen reddedildiğini, davalı şirketin, ....com internet sitesindeki "..." markalı ürünler nedeniyle ... Perakende Hizmetleri Limited Şirketine de marka tecavüzü, haksız rekabet davası açtığını, davalı yanın dava konusu markalarının tescilli oldukları 09, 35, 38 ve 42.sınıflardaki mal ve hizmetlerde, tescil tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde marka hukuku anlamında gerçek anlamda kullanmamış olduğunu ve ayrıca tescil süresi boyunca kullanımına 5 yıl kesintisiz ara verdiğini, markanın kullanıldığının ispat edilmesinin davalı tarafa ait olduğunu, açıklanan nedenlerle, davalıya ait 2014/72404 sayılı markanın 06/06/2022, 2013/78162 sayılı markanın 22/07/2019, 2013/78156 sayılı markanın 24/09/2019, 2013/108242 sayılı markanın 05/05/2021, 2013/108238 sayılı markanın 05/05/2021, 2013/108233 sayılı markanın 07/10/2020 tarihinden itibaren, tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler bakımından kullanılmama nedeniyle iptaline, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait TPMK nezdinde tescilli "..." ana unsurlu seri olarak tescil edilmiş markaları bulunduğunu, müvekkilinin eskiye dayalı olarak markaların gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin markalarını piyasada etkili olarak tanıttığını ve ticari itibara ulaştırdığını, davacı yanın "..." ibareli marka başvurularının, müvekkili olan şirketin markaları nedeniyle reddedildiğini, buna rağmen ... Turkey Perakende Hizmetleri Limited Şirketi'nin hukuka aykırı ve kötüniyetli bir şekilde "..." markasını kullandığını, bu nedenle söz konusu şirkete karşı İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/296 esas sayılı marka tecavüzü, haksız rekabet ve tazminat davasının açıldığını, davanın halihazırda derdest olduğunu, davaya konu iptali talep edilen markaların müvekkili olan şirket tarafından etkin ve yoğun bir şekilde kullanıldığını, haksız ve mesnetsiz davanın usul ve esastan reddine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2022/165 esas, 2023/204 karar sayılı, 07/07/2023 tarihli kararı ile; "Dosyada toplanan tüm deliller ve bilimsel gerekçeye sahip ayrıntılı bilirkişi raporları karşısında, davalının davaya konu markalarını raporlar ile tespit olunan Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ'in 09. Sınıfında yer alan "Trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları" emtiaları dışında kalan mal ve hizmetler bakımından ciddi bir kullanımını ispat edemediği ve kısmi iptal koşullarının oluştuğu kanaatine ulaşılmakla Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile;-Davalıya ait 2014/72404, 2013/78162, 2013/78156, 2013/108242, 2013/108238 ve 2013/108233 tescil numaralı markaların tescilli olduğu Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ'in 09. Sınıfında yer alan "Trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları" emtiaları dışında kalan mal ve hizmetler bakımından KULLANILMAMA NEDENİYLE İPTALİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin TPMK nezdinde tescilli "..." ana unsurlu markalarının ... Technologies Inc. tarafından kullanılmama gerekçesiyle iptali istemine karşı yerel mahkemenin markanın 09. sınıfındaki belirli emtialar dışındaki mal ve hizmetler bakımından kısmi iptal kararı verdiğini, bu kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkil şirketin sunduğu deliller ve bilirkişi raporu ile 35, 38 ve 42. sınıflar dâhil olmak üzere markasını sosyal medya paylaşımları, satış faturaları, fuar katılımları ve web sitesi gibi yollarla ciddi ve kesintisiz biçimde kullandığını kanıtladığını, yerel mahkemenin sunulan tüm delilleri yer, zaman, nitelik ve kapsam unsurları açısından kümülatif olarak değerlendirmeyerek eksik inceleme yaptığını, tek tek ispat gücü yetersiz görülen delillerin bir bütün olarak değerlendirildiğinde marka kullanımını ispatladığını, son olarak hem müvekkil hem de davacı tarafça itiraz edilen bilirkişi raporundaki çelişkiler giderilmeden ve itirazları karşılayacak ek rapor alınmadan veya yeni inceleme yapılmadan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddini talep etmiştir.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf başvuru ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının dava konusu markanın 09. sınıfta yer alan "Trafikte Kullanım Amaçlı Sinyalizasyon, İşaretle Bildirme Cihazları ve Araçları" dışında kalan mal ve hizmetler bakımından da kullanımının ispatlandığı iddiasının doğru olmadığını, ek bilirkişi raporu alınmadan karar verilmesinin usule aykırı olduğu iddiasının doğru olmadığını, bilirkişi raporunun usule uygun incelemeler içerdiğini, davaya konu markaların 09.sınıfta dahi kullanımının ispatlanamadığını, davalının ticari defter ve kayıtlarında "..." markasının yer almadığının, "..." markasını taşıyan ürünlere ilişkin herhangi bir hesap adı bulunmadığının anlaşıldığını, bilirkişilerin davalı tarafından sunulan ürün kataloğunu incelediğini, bu katalogda satış hesaplarında kullanılan tanımlamaları teyit eden görseller bulunduğunu belirttiklerini, davalının daha önceki aşamalarda sunulan delilleri arasında katalog bulunmadığını, davalının satış kayıtlarında ve faturalarında yer alan ürünlerin ... markalı olmadığını, bilirkişi raporunda dava konusu markaya yönelik satış rakamlarına da yer verildiğini, ancak davalının kayıtlarında ... markasına yönelik bir satış hesabı bulunmadığını, bilirkişi raporunda yer alan satış rakamlarına ilişkin tablonun esasen XTAKİP, MITRACK Q gibi başka markalı araç takip cihazı ürünlerine ilişkin olduğunun, ... markasına ilişkin olmadığının anlaşıldığını, ürünlerin toplam ciro içerisindeki payına bakıldığında bu ürünlerin ciddi ve markasal algı yaratacak bir kullanım olmadığının açıkça görüleceğini, davalının sunduğu deliller ve bilirkişilerce incelenen ticari defter, kayıt ve faturaların davaya konu markaların ciddi ve markasal kullanımını ispatlamaya yeterli olmadığını, tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun reddine, kısmi istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davanın başından beri ibraz ettiği tüm delillerle markasını tescil tarihinden itibaren ciddi şekilde kullandığını ispat ettiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.9'daki ciddi kullanım kavramının, markadan işlevlerine uygun tarzda yarar elde edecek yoğunlukta piyasada kullanılması anlamına geldiğini ve Türk Patent ve Marka Kurumu Kullanım İspatı Kılavuzu'na göre fuar katılımı, sosyal medya paylaşımları, faturalar, web sitesi ekran görüntüleri gibi delillerin ciddi kullanım sayıldığını, daha önce ibraz edilen bu delillerle markanın ciddi kullanımının sabit olduğunu, davacının delillerin markasal kullanımı kanıtlamadığı yönündeki iddiasını kabul etmediğini, ünvanın markasal boyutta kullanımı ile salt ünvansal kullanım arasındaki farkın ilgili sektörün algısı ve ibarenin ön plana çıkarılması olduğunu, Yargıtay kararlarının da ünvanın marka gibi kullanımının mümkün olduğunu desteklediğini, davacının, röportajlar, e-mail imzaları ve faturalar gibi delillerin ciddi kullanımı ispatlamadığı yönündeki iddiasının ise Kılavuz'a ve emsal Yargıtay kararlarına göre hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının, markanın 09. Sınıftaki "Trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları" emtialarında dahi kullanımının ispatlanamadığı iddiasının, 22.03.2023 tarihli bilirkişi raporu ve Mahkeme kararıyla kesin ve net olarak çürütüldüğünü, zira raporda bu emtiada ciddi kullanımın tespit edildiğini, ancak bilirkişi raporunun içeriğinde müvekkilin haklılığını gösteren birçok tespiti barındırmasına rağmen sonuç kısmında içerikle uyuşmayan ve kısmi iptal koşullarının oluştuğu yönünde çelişkili kanaat bildirilmiş olmasının raporun hükme esas teşkil etmesini imkansız kıldığını, davacının istinaf başvurusunun reddine ve Yerel Mahkeme kararının kısmi iptale ilişkin kısmının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davalıya ait 2014/72404, 2013/78162, 2013/78156, 2013/108242, 2013/108238 ve 2013/108233 tescil numaralı markaların kullanılmama nedeniyle iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davacı vekilinin 9. sınıfta "Trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları" emtiaları yönünden de davalının ciddi kullanımı ispatlayamadığından bahisle istinaf kanun yoluna başvurduğu, davalı tarafın ise tüm sınıflar yönünden ciddi kullanımına ilişkin delillerin kümülatif olarak değerlendirilmediği ve itirazlarının karşılanmadığından bahisle istinaf kanun yoluna başvurduğu görülmüştür. Markanın kullanılmama nedeni ile iptali istemi yönünden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 192/1. maddesi uyarınca 26. maddesinin, Kanun'un yayımı tarihinden itibaren 7 yıl sonra yürürlüğe gireceği belirtilmekle SMK'nın geçici 4. maddesine göre SMK'nın 26. madde hükmünün yürürlüğe girmesinden önce açılan dava kapsamında iptal yetkisinin mahkemeye ait olduğu, bu kapsamda dava tarihi itibari ile henüz anılı yasal düzenleme yürürlüğe girmediğinden dolayı uygulanması gereken SMK'nın 26/1-a bendi ile 9/1. maddesi kapsamında tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği anlaşılmıştır. Markanın kullanıldığını ispat yükü ise davalı taraf üzerinde olup davalı tarafça markanın tescil edildiği sınıf/alt sınıflar için pazar yaratmak yahut mevcut pazarı korumak amacıyla, temel işlevine uygun olarak, anılan ürünlerin ve hizmetlerin menşeini garanti edecek şekilde ve ciddi biçimde kullanıldığının ispatlanması gerekmektedir. Somut uyuşmazlık kapsamında; davalı markalarının 09, 35, 38 ve 42.sınıflarda tescilli olup ilk derece mahkemesi tarafından mevcut rapora yönelik taraf itirazlarının incelenmesi için ek rapor alınmadığı gibi gerekçe kapsamında da tartışılmadığı ve alınan tek bilirkişi raporu kapsamında 09. sınıfta yer alan "Trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları" emtiaları dışında kalan mal ve hizmetler bakımından kullanılmama nedeniyle iptaline karar verildiği görülmüştür. Bu kapsamda davalı itirazları yönünden faturaların haricinde markanın yer aldığı reklam, ürün kataloğu, tanıtımla ilgili görsel, fuar katılım belgeleri, harcamalara ilişkin belgeler, ticari faaliyete ilişkin belgeler ile delil olarak dayanılan katalog sayısı ve basım tarihi de açıkça tespit edilmek ve denetlenmek sureti ile sektör bilirkişi de eklenerek her bir marka ile her bir alt sınıf yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılmak suretiyle tarafların ciddi kullanıma ilişkin itirazları konusunda denetime elverişli rapor alınması gerekirken, itirazlar karşılanmaksızın eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmıştır. Bu nedenlerle davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemizin kararında açıklandığı şekilde sektör bilirkişi de eklenerek her bir marka ile her bir alt sınıf yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılmak suretiyle denetime elverişli rapor alınması için mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 07/07/2023 tarih, 2022/165 E. 2023/204 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuranlar tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/12/2025