Bölge Adliye Mahkemesi · İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2023/1185 E. 2026/123 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1185
Karar No
2026/123
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1185 KARAR NO : 2026/123

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16.11.2022 NUMARASI : 2017/876 Esas 2022/1059 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Trafik Kazasına Dayalı) KARAR TARİHİ : 27.01.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27.01.2026

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.11.2022 tarih 2017/876 Esas 2022/1059 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili ve davalı .... Şirketi vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ..., ... ve ...'nin mülkiyeti ...'e ait ... plakalı araç ile 09.10.2016 tarihinde Çeşme'den İzmir'e doğru, Çeşme İzmir Otoyolu Zeytinler Mah. mevkisinde sürücü ...'ün sevk ve idaresinde olduğu halde davalılardan ...'in sevk ve idaresinde bulunan mülkiyeti davalı...'e ait ... plakalı aracın sol arka köşeden müvekkillerine ait araca çarptığını, çarpmanın etkisiyle müvekkillerinin içinde bulunduğu aracın savrularak bariyerlere çarpmak suretiyle durabildiğini, müvekkillerinden ... ve ...'nin araçtan dışarı çıkarak, ...'ü araç dışına çıkarmak için uğraşırken bu sırada mülkiyeti davalılardan ... AŞ'ye ait ... plakalı aracın davalılardan... ... ...'ın sevk ve idaresinde olmak üzere müvekkillerinin aracına çarpmak suretiyle karşı bariyere savurduğunu, ...'nin ufak sıyrıklıklarla kurtulduğunu, ...'ün ise ölümden döndüğünü DEÜ Tıp Fakültesinde 09.10.2016 tarihinde Glaskov Koma Skoru 3 olarak bilinci kapalı vaziyette yatırıldığını, yoğun bakım ünitesine alınan ...'ün beyninde sıvı birikimi c2 ve c7 boyun omur iliklerinde kırık sağ, 4, 5, 6, 7, 8, 9 kaburgaları ve sol 5, 6, 7 kaburgalarının kırıldığı, akciğerlerde hava birikimi, kanama, diyaframda yırtık, midede fıtık, dalakta yırtılma, böbrek üstü bezlerinde kanama, göğüs omurga kemiği bölgesinde kırık, L1, L3, L5 omurgalarında kırık olduğu, 23 gün yoğun bakımda kaldığı, Özel Kent Hastanesine nakledildiği, daha sonra taburcu edildiği, ancak devamlı bu kaza nedeniyle doğan harabiyetler sebebiyle doktor kontrolünün devam ettiği, toplam 65.467,65 TL ödemek zorunda kaldığı, müvekkillerinin içinde bulunduğu araca çarpan davalı ...'in kaza mahallinden kaçtığını ve 1,97 promil alkollü olarak yakalandığını, diğer sürücü... ... ...'ın ise 120 km. hızın çok üstünde hızla sol şeritten giderken müvekkillerine ait araca fren yapmaksızın çarptığını, Urla cumhuriyet Başsavcılığının 2016/3019 soruşturma sayılı dosyasıyla 01.11.2016 tarihinde bilirkişiden alınan trafik raporunda ...'in arkadan çarpma nedeniyle asli kusurlu olduğunun tespit edildiği, ... ...'ın da tedbirli ve kontrollü bir şekilde araç kullanmadığından KTK m.84'e göre tali derecede kusurlu olduğu, ...'ün ise kusursuz olduğunun belirtildiğini, ...'ün hayati tehlikesinin mevcut olup, ağır / 6 dereceden hayati fonksiyonlarının zedelendiği, bel / boyun / merkezi sinir sistemi / solunum fonksiyonlarının en az 12 ay sonra değerlendirilebileceğinin belirtildiği, ayrıca dalağının alındığını, ... ve... ... ... hakkında Urla 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/282 Esas sayılı dosyasıyla kamu davasının açıldığının ve bu davanın devam ettiğini, müvekkilinin geçirdiği operasyonlardan sonra malik oldukları aracın perte çıkmış olması nedeniyle, Seferihisar Sığacık’ta bulunan yazlıklarında hastaneye ticari taksi ile gittiklerini, şimdilik ulaşım gideri için 1.000,00 TL talep ettiklerini, müvekkilinin emekli öğretmen olduğunu ve bu kaza nedeniyle hayatını sürdüremez hale geldiğini, evin ihtiyaçlarını ev hanımı olarak yapamadığını, maluliyet oranının oluştuğunu, ayrıca beden gücü eksildiğinden dolayı güç /efor tazminatını da istediklerini belirterek şimdilik 1.000,00 TL efor tazminatını davalı ..., ... ve ... ... dışında...'in maliki bulunduğu ... plakalı araç sigortacısı ... Kooperatifinden ve davalılardan ... AŞ'nin maliki olduğu ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle ZMMS sigortacısı .... AŞ'den tahsilini talep ettiklerini, ...'ün ...'ün eşi olduğunu, eşinin kaza nedeniyle uğradığı harabiyeti ve kazanın getirdiği şoku yaşadığını ve bu nedenle TBK m.56/2'ye göre manevi olarak zarara uğradığını, ...'nin de ...'ün kardeşi olduğunu, bu kaza nedeniyle kardeşinin üzüntüsünü yaşadığını, ....'ün ...'ün oğlu olduğundan annesinin yaşadığı zorlukları onun da yaşadığını belirterek fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 65.467,65 TL tedavi gideri, 1.000,00 TL yol gideri, 1.000,00 TL güç / efor kaybı tazminatı, 200.000,00 TL manevi tazminat, ... için 100.000,00 TL, ... için 75.000,00 TL, .... için 50.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketleri dışındaki davalılardan kaza tarihinden itibaren, sigorta şirketleri yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı... ... ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu kazanın .... plakalı araç sürücüsü ...'in 2918 Sayılı kanun m.56/1-c ve 48/5 maddelerini ihlal etmesiyle davacıya ait .... plakalı araca çarpmasıyla meydana geldiğini, kazanın müvekkilinin görüş alanı dışında kaldığını, müvekkile ait ... plakalı aracın sol şeridi kapatan davacıya ait araca çarpma durumunda kaldığını, ...'in tam ve asli kusurlu olduğunu, müvekkillerinin de ağır derecede yaralandığını, bu konuda İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/728 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, müvekkillerinin kusurlu olmadığını, ... ...'ın her türlü önlemi almasına rağmen kazanın meydana geldiğini, kazanın gerçekleştiği yerde keşif yapılmasını istediklerini, müvekkiline tali kusur verilmiş ise de; bu kusuru da kabul etmediklerini, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas dairesinden rapor alınmasını, aksinin kabulü halinde dahi müvekkilinin kusur oranının düşük olduğunu dikkate alınmasını istediklerini, davacının maluliyet oranını ispatlaması gerektiğini, yine davacıya ZMMS sigortacılarının yaptıkları ödemelerin sorulmasını, aktüerya bilirkişisi vasıtasıyla da davacının maluliyet oranının tespit edilmesini, 1.000,00 TL'lik taksi masrafının belgelenmesini istediklerini, manevi tazminat konusunda da fahiş miktarda talepte bulunulduğu gibi tarafların kusur durumu sosyal ve ekonomik durumlarına göre manevi tazminat miktarının belirlenmesi gerektiğini, ...'nin kaza sırasında ...'e ait araçta bulunmadığını, davacının teminat altındaki tutarlar için ZMMS sigortacısına başvuru yapmak zorunda olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı .... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin Sarıyer olduğunu, İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, müvekkiline usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, sürücü ... in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın müvekkili şirketçe 02.09.2016- 2017 tarihleri arasında 3220793 numaralı poliçe ile ZMMS sigortası yaptırdığını, poliçede ölüm/ sakatlık halleri için kişi başına azami 310.000,00 TL ile sınırlı olarak, sorumlu olduğunu, ancak gerçek zarar üzerinden kusura bağlı olarak zararın ispat edilmesi halinde tazminatın ödenebileceğini, somut olayda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden bilirkişi raporu alınmasını istediklerini, davacının maluliyetinin bulunup bulunmadığının da 3. İhtisas Dairesinden de araştırılmasını istediklerini, tedavi giderlerinin dolaylı zarar olduğunda müvekkil şirketin poliçe kapsamı dışında kaldığını, davacıların sosyal güvenlik kurumundan herhangi bir ödeme alıp almadığının sorulması gerektiğini, davada hüküm edilecek faizin yasal faiz olduğunu, belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı .... A.Ş.(Eski Ünvan .... A.Ş.) vekili cevap dilekçesinde özetle; hasar dosyasının bulunmadığını, müvekkilinin ancak poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olacağını, ... plakalı aracın 26.10.2015 - 26.10.2016 vadeli ZMMS sigortacısı olduğunu, müvekkiline sigorta poliçe genel şartları ve mevzuata göre başvuru yapılmadığını, davacının eksikleri gidermeksizin davayı açtığını, ZMMS sigortacısının da doğrudan doğruya taleple dava hakkının m.97'de düzenlendiğini ve bunun bir dava şartı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve gerçek zarar miktarı ile sınırlı olarak sigorta şirketi sorumlu olduğundan, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur oranında rapor alınması gerektiğini, sigortacının meslekte kazanma gücünün daimi kaybı oranında gerçek zarar miktarı ile sorumluluğunun bulunduğunu, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden rapor alınmasını istediklerini, davacının ihtiyaç duyacağı bakıcı giderleri, tedavi giderlerinden sayıldığı için SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, teminat kapsamında kalmadığını, 6111 Sayılı kanun m.59 KTK m.98'i yeniden düzenlediğini, sigorta şirketlerinin sorumluluğunu kaldırdığını, geçici 1. maddeyle belirtildiği üzere sağlık hizmet bedellerinin SGK tarafından karşılanacağını, yapılacak gerçek zarar hesabında aktüerya bilirkişilerinin hesaplama yapması gerektiğini, SGK'dan herhangi bir ödeme alıp almadığının sorulmasını istediklerini, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermediğinden, aleyhine yargılama gideri, faiz ve vekâlet ücretine hükmolunmamasına, aksinin kabulü halindeyse poliçe limiti ve araç sürücüsünün kusuruna göre hükmolunmasını istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, 09.10.2017 tarihinde meydana gelen dava konusu trafik kazasında sürücü ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın %90 oranında asli kusurlu, sürücü... ... ...’ın kullandığı ... plakalı aracın ise %10 oranında tali kusurlu olduğu, davacı ....’ün kaza nedeniyle %46 oranında sürekli malul kaldığı, iyileşme süresinin 9 ay ve bakıma muhtaçlık süresinin 3 ay olduğu, geçici iş göremezlik, sürekli maluliyet, bakıcı gideri, SGK tarafından karşılanmayan belgeli tedavi giderleri ile ulaşım giderlerinden oluşan maddi zararlarının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant sistemi esas alınarak hesaplandığı, bu zarar kalemlerinin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçeleri kapsamında kaldığı ve kişi başı teminat limitlerini aşmadığı, %90 kusura isabet eden kısımdan .... Kooperatifi ile araç işleteni ...’in, %10 kusura isabet eden kısımdan ise.... AŞ / .... AŞ ile araç işleteni ... A.Ş.'nin sorumlu olduğu, hatır taşıması hükümlerinin somut olayda uygulanma koşullarının bulunmadığı, davacı ....’ün uğradığı bedensel zarar, sürekli sakatlık ve duyduğu elem dikkate alınarak 100.000 TL manevi tazminata, diğer davacılar ..., .... ve .... yönünden ise yakınlık dereceleri, olayın ağırlığı ve duyulan manevi ızdırap gözetilerek ayrı ayrı manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olduğu, manevi tazminat yönünden sigorta şirketleri hariç olmak üzere davalıların kusur oranlarına göre iç ilişkide rücu hakları saklı kalmak kaydıyla müteselsilen sorumlu tutulmalarına karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili ve davalı ... A.Ş. Vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; iki ayrı çarpmanın meydana geldiği trafik kazasında davacı ...’ün ağır şekilde yaralanarak uzun süreli tedavi ve operasyon süreçlerine maruz kalmasına rağmen, bilirkişi raporlarında tedavi giderlerinin önemli bir bölümünün SGK sorumluluğunda gösterilmesinin hukuken doğru olmadığını, SGK’ya yapılan başvurunun reddedildiğinin dosyaya sunulan belgelerle sabit olduğunu, buna rağmen mahkemece 50.609,02 TL tutarındaki belgeli tedavi giderinin kusur oranlarına göre davalılardan tahsili gerekirken hatalı şekilde reddedildiğini; müvekkiller ...., ..., ... ve ... yönünden hükmedilen manevi tazminatların kazanın ağırlığı, ölüm tehlikesi, uzun tedavi süreci, aile bireylerinin yaşadığı travma ve fiili acı göz önünde bulundurulmadan düşük belirlendiğini, özellikle ilk çarpma sonrası ikinci aracın çarpmasıyla enkaza dönen araçtan ölüm zannıyla çıkarılan ...’ün hayatta kalma mücadelesinin tüm aile bireylerinde derin ve kalıcı psikolojik etkiler bıraktığını; ... ve ...’nin kaza anını ve ikinci çarpmayı çaresizce izlemek zorunda kaldıklarını, aylar süren bakım ve tedavi süreçlerini bizzat üstlendiklerini belirterek manevi tazminatların artırılması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle yerel mahkeme kararının tedavi giderleri ve manevi tazminat yönlerinden kaldırılarak davacı talepleri doğrultusunda hüküm kurulmasını istemiştir. Davalı ... A.Ş. Vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan aktüerya raporlarının gelir kabulleri, yöntem ve yaşam tablosu tercihleri bakımından objektiflikten uzak, çelişkili ve hukuken geçersiz olduğunu, özellikle Yargıtay’ın TRH-2010 yaşam tablosunun zorunlu uygulanmasına ilişkin yerleşik içtihatlarına rağmen PMF 1931 tablosu kullanılarak yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu, SGK maluliyet mevzuatına aykırı şekilde Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Yönetmeliği’ne göre düzenlenen raporun esas alınmasının geçersiz olduğunu, maluliyet oranının cari mevzuata uygun biçimde yeniden belirlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik taleplerinin ise ZMSS Genel Şartları A.5/b uyarınca SGK’nın sağlık giderleri teminatı kapsamında sayılması nedeniyle sigorta şirketinin sorumluluğu dışında kaldığını, ZMSS poliçesinin yalnızca işletenin hukuki sorumluluğunu teminat altına aldığını ve müvekkilin bu kalem açısından sorumluluğu bulunmadığını, eksik inceleme, hatalı hesaplama ve yanlış mevzuat uygulamasıyla tesis edilen ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası sonucu bedeni zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.)Bununla birlikte ZMMS sigortacısının sorumluluğu ise poliçe limitleri dahilinde olacaktır. Buna karşın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90. maddeleri kapsamında davacıların manevi zararından ise işleten sıfatına haiz araç maliki ile araç sürücüsü kusuru oranında sorumlu olacaktır. Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta kaza tarihi 09.10.2016 olup ilk derece mahkemesince Adli Tıp Kurumu Adli Tıp 2.İhtisas Kurulu'ndan alınan 09.03.2020 tarihli maluliyet raporunun Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak düzenlenmiş ve davacının tüm vücut engellilik oranının %46 olduğu, 9 aya kadar geçici iş göremezlik oluşacağı ve 3 aylık bakım ihtiyacı bulunduğunun mütala edildiği, bilahare yine ATK Adli Tıp 2.İhtisas Kurulu'ndan alınan 17.03.2021 tarihli maluliyet raporunda ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre değerlendirme yapılarak davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının %37, geçici iş göremezlik süresinin 9 ay ve bakım ihtiyacının ise 3 ay olarak gerçekleştiğinin mütala edildiği, ilk derece mahkemesince davacının %46 sürekli iş gücü kaybı oranı, 9 ay geçici iş gücü kaybı süresi ve 3 ay bakım ihtiyacına yönelik tespitlerin hükme esas alındığı görülmüştür. Mahkemece hükme esas alınan 09.03.2020 tarihli maluliyet raporunda gösterilen %46 olup dosyada mevcut 2 ATK raporunda farklı maluliyet oranları yer almış ise de her iki raporda yer alan kazaya bağlı sakatlıkların aynı oldukları, oran farklılığının uygulanan yönetmeliklerin farklı olmasından kaynaklandığı, yukarıda da değinildiği üzere kaza tarihine göre sürekli iş gücü kaybı oranının tespitinde Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği ve bu yönetmelik dikkate alınarak belirlenen %46 sürekli iş göremezlik oranının dosya kapsamında yer alan tedavi kayıtları ve yerleşik yargısal içtihatlara uygun olduğu, mahkemece geçerli yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporunda tespit edilen %46 oran üzerinden aktüerya hesaplaması yaptırıldığı dikkate alındığında davalı ... A.Ş. Vekilinin farklı yönetmelik hükümleri dikkate alınarak sürekli iş görmezlik oranı belirlenmesi gerektiğine yönelik istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. ( Yargıtay 4. HD'nın 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD'nin 23.03.2021 tarih ve 2020/6173 E. - 2021/3121 K.) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HD'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. - 20121/1848 K). Yapılan açıklama karşısında mahkemece hükme esas alınan aktüer raporunda yer alan terditli hesaplamalardan TRH-2010 yaşam tablosu ve progresif rant yönteminin uygulandığı seçenek doğru hesaplama yöntemine göre hazırlandığından hükme esas alınmasında bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla davalı ...A.Ş. Vekilinin bu husustaki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Davalı .... A.Ş. Vekili tarafından geçici iş gücü kaybı ve bakıcı gideri zararlarının sigorta teminatı kapsamında olmadığı istinaf nedeni olarak ileri sürmüş olup, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde SGK tarafından karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98. maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin geçici iş göremezlik zararının SGK sorumluluğunda olduğuna yönelik istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte, ZMSS sigortacısı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. Sigortacının tazminat giderim yükümlülüğünü düzenleyen KTK'nun 99/I. maddesi hükmü uyarınca, sigortacı maddede belirtilen belgelerin iletildiği tarihten itibaren 8 iş günü sonrasında temerrüde düşer. Davadan önce böyle bir başvurunun bulunmaması halinde ise dava tarihinde temerrüde düşmüş sayılır. Somut olayda dava öncesinde davalı sigorta şirketlerine e-posta yoluyla yazılı başvuruda bulunulduğu dosya kapsamında sabit olduğu gibi, ilk derece mahkemesince hükmedilen maddi tazminat alacaklarına davalı sigorta yönünden dava tarihinden itibaren faiz işletildiği anlaşılmakla yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda yerinde olmayan istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2018/5683 Esas, 2020/5364 Karar ve 2012/3918 Esas 2012/11488 Karar sayılı ilamları) 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesi ve geçici 1. maddesi ile, trafik kazası sebebiyle kazazedelerin sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı ve yine bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin de Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı hükme bağlanmıştır. Buna göre; 6111 sayılı Kanun gereği Kanun’un yayımlandığı tarihten önce ve sonra meydana gelen tüm trafik kazaları nedeniyle sunulan belgeli sağlık hizmet bedelleri SGK tarafından karşılanacaktır. Bu nedenle davacının dava konusu tedavi giderlerinden belgeli/faturalı sağlık giderlerinin tümünden SGK, (belgesiz/paramedikal giderlerden ise aracın işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı) sorumludur. ( Yargıtay 4. HD 28.11.2022 tarih ve 2021/15851 E. - 2022/15654 K.) Buna göre davacı tarafça talep edilen tedavi giderlerinin belgeye bağlı giderlerden olması nedeniyle SGK sorumluluğu kapsamında olup SGK tarafından ödeme talebinin reddedilmiş olması bu giderlerin davalılara yükletilmesini sonucunu doğuramayacağından ilk derece mahkemesinin belgeli tedavi giderlerine yönelik ret kararında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin belgeli tedavi giderlerinin davalılardan tazmini istemine yönelik istinaf istemleri yerinde değildir. Manevi tazminat, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin çektiği acıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay nedeniyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır. Manevi tazminatın kapsam ve miktarını takdir hakkı kural olarak hakime aittir. Hakim, manevi tazminatı hak ve nesafete uygun olarak belirlemeli, bu belirlemede hukuk kurallarının yanında tarafların sosyal, ekonomik ve sosyal yapısı ile özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Manevi tazminat olarak takdir edilecek tutar manevi acıları kısmen de olsa gidermesinin yanında kamuoyu ve sosyal vicdanda da kabul görmeli ve zarar gören açısından da bir zenginleşme aracı olmamalıdır. (Yargıtay İBK 22/06/1966 tarih ve 1966/7 E. - 1966/7 K. sayılı ilamı) Somut olayda davacılar yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı kazanın oluş şekli, kusur durumu, kaza tarihi, sosyal ve ekonomik koşullar, zararın ağırlığı, davacıların yakınlık dereceleri ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında makul ve ılımlı bulunmuş bu nedenle davacılar vekilinin istinaf istemlerinin yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan maluliyet raporu ve bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekili ve davalı .... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 552,10-TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı .... A.Ş yönünden istinaf karar harcı olan 29.991,76-TL'den peşin alınan 7.498,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 22.493,76-TL harcın davalı .... A.Ş.'den alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar ve davalı .... A.Ş. tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 27.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1185, K. 2026/123, T. 27.01.2026, www.arakarar.com/karar/izmir-bolge-adliye-mahkemesi-11-hukuk-dairesi-2023-1185-e-2026-123-k-bb8098350c1b