Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2334 E. 2026/44 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2334
- Karar No
- 2026/44
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:10/06/2022 DAVANIN KONUSU:Tazminat KARAR TARİHİ:29/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:29/01/2026
Yukarıda tarih, esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dava dosyası Dairemize gönderilmiş olup inceleme raporu dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle 16/10/2017 tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan ... yönetimindeki dikkatsiz, tedbirsiz ve hızlı ilerleyen ... plakalı aracın Denizli ... karşıdan karşıya geçmek isteyen müvekkili davacıya çarptığını, müvekkilinin yaralanma sonucu geçici ve sürekli olarak sakat kaldığını, sürücü ... hakkında Denizli 12. Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile taksirle yaralamaya sebebiyet vermekten yargılama yapıldığını, müvekkilinin kaza nedeniyle kolunun kırıldığını, kaza tarihi olan 16/10/2017 tarihinden 21/12/2017 tarihine kadar tamamen çalışamama durumuna düştüğünü, geçici olarak iş göremeyen müvekkilinin kazanç kaybının oluştuğunu, müvekkilinin ameliyat olmasına rağmen halen elini rahat bir şekilde kullanamadığını, elini oynatmakta zorlandığını, ameliyat olmasına rağmen sürekli olarak sakat kaldığını, Denizli Devlet Hastanesinden alınan sağlık kurulu raporuyla müvekkili ...'ın trafik kazası nedeniyle oluşan sağ distal radius kırığı nedeniyle %7 oranında sürekli sakat kaldığının tespit edildiğini, kazanç kaybı ve çalışma gücünün azalmasından doğan maddi zararların giderilmesi amacıyla davalı sigorta şirketine başvuru yaptıklarını, hasar dosyasının oluşturulduğunu, ancak davalı sigorta şirketince yasal süresi içerisinde herhangi bir ödemede bulunulmadığını, müvekkilinin kumaş boyahanesinde usta olarak çalıştığını, kaza tarihinde 3.270,41 TL bürüt maaşının olduğunu, beyanla meydana gelen kaza nedeniyle çalışılamayan süre ve sürekli sakatlık sebebiyle uğradığı maddi zararların giderilmesi için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL'nin sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü sonundan başlayarak faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle davanın yetkili mahkemede açılmadığını, yetkili mahkemenin İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi gerektiğini, maddi hasarlı trafik kazasına karıştığı belirtilen ... plakalı aracın 28/05/2017- 28/05/2018 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ZMMS poliçesi ile müvekkili şirkete sigorta ettirildiğini, müvekkili şirketin sigortalısının kusuru oranında tazminat ödemesi yapmakla yükümlü olduğunu, davacı tarafın dava konusu kazanın meydana gelmesinde sigortalısının kusurunun bulunduğunu ispatlaması gerektiğini, davacının kaza nedeniyle maluliyetinin bulunup bulunmadığı hususunun Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi tarafından mevzuat doğrultusunda inceleme yapılması gerektiğini, kaza nedeniyle tazminat hesabı yapılmasına karar verilmesi halinde maluliyet hesabının yapılması gerektiğini, davacının söz konusu olaydan dolayı Sosyal Güvenlik Kurumundan herhangi bir ödeme alıp almadığının tespitinin gerektiğini, davacının kumaş boyahanesinde usta olarak çalıştığının bildirildiğini, ancak beyan edilen rakamın farazi olduğundan SGK dökümündeki rakamların dikkate alınması gerektiğini, beyanla tüm yasal hakları saklı kalmak kaydıyla kusur ve maluliyet durumunun tespitini, davacıya dava konusu kaza nedeniyle ödenen rücuya tabi geçici iş göremezlik ödeneğinin ve varsa bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin ve tenzile tabi olup olmadığının sorulmasını, davacının maddi tazminat hakkının varlığı ve miktarının tespiti için aktüer bilirkişiden rapor aldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini, tazminat tutarından indirim sebepleri göz önüne alınarak indirim uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince özetle davacının yaya geçidinden geçtiği sırada kendisine ilk geçiş hakkı tanımayarak çarpan davalı sigorta şirketinin ZMMS poliçesi ile sigortaladığı ... plakalı araç sürücüsünün gerçekleşen kazada asli kusurlu olduğu, davacıya atfı kabil kusur bulunmadığı, davacının kaza sonrası kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre %10.7 oranında malul kaldığı ve kaza sonrası 4 ay süre ile geçici olarak çalışamadığı yargılama sırasında alınan ve oluşa ve denetime uygun bulunan bilirkişi raporları ile sabit olduğu; buna göre hesaplanan maddi tazminat miktarları üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerektiğinden bahsedilerek davanın kabulü ile 139.381,76 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 7.195,56 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 146.577,32 TL tazminatın 17/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından özetle davacının maluliyet oranını dava dilekçesinde % 7 ile sınırlandırdığı, yüksek maluliyet oranına göre tazminat hesaplandığı, maluliyet raporunu veren kurulun Yönetmeliğe uygun oluşturulmadığı, davaya konu olay ile davacıda oluşan maluliyet arasında illiyet bağı bulunmadığı, SGK’den davacının gelirine ilişkin belgelerin getirtilmediği, tazminatın % 1,8 teknik faiz ile hesaplanması gerektiği ileri sürülerek istinaf yoluna başvurulmuştur. Duruşma açılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından inceleme ve görüşmeler HMK'nin 342, 353, 355 ve 356 maddeleri uyarınca istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olmak üzere dosya üzerinden yürütülmüştür. Dava, yaralamalı trafik kazasına dayalı maddi tazminata ilişkindir. Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel bütünlüğü zedelenen kişilerin aynı Kanun’un 54. maddesi uyarınca maddi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, Kanun ve genel sigorta şartları kapsamına dâhil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Somut olayda 16/10/2017 tarihinde davalının sigortalısı dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile ... istikametinden gelip sağa manevra ile ... Caddesi istikametine giriş yaptığı sırada aracının ön sağ kısımlarıyla, seyir istikametine göre solundan yayaya geçidi üzerinden karşıdan karşıya geçmekte olan davacı yaya ... 'ya çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiştir. ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda dava dışı ...’in tam kusurlu olduğu, davacının kusurlu olmadığı belirtilmiş olup istinaf dilekçesinde kusur oranının usulüne uygun olarak tespit edilmediği iddiası bulunmamaktadır. Davalının sigortalısı davacı sürücünün yaralanmasına neden olduğundan davalı yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler uyarınca davacının maddi zararını tazmin ile sorumludur. İlk derece mahkemesince Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından maluliyet raporu alınmış olup raporu düzenleyen kurulda başkan ve üyeler yer almış olup bu Kurul, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet oranı tespit edecek ise de kurul bu Yönetmelikteki Sağlık Bakanlığına bağlı kurumlardaki kurulların oluşturulmasına ilişkin hükümlere göre oluşturulması gerekmediğinden maluliyet raporunu veren kurulun mevzuata aykırı olarak oluşturulduğu iddiası yerinde bulunmamıştır. Kaza tarihindeki Yönetmelik hükümlerine göre Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hazırlanan raporda davacıda saptanan arazların 16/10/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası ile arasında mutlak ve doğrudan bir illiyet bağı bulunduğu belirtildiği ve bu rapor hüküm kurmaya elverişli bulunduğundan istinaf eden davalının eylem ile zarar arasında illiyet bağı bulunmadığına yönelik dayanaksız iddiası yerinde bulunmamıştır. Davacının gelirine ilişkin SGK’den belge getirtilmiş ise de bu belgelerle zarar hesaplanamamış; bu nedenle bilirkişinin talebi doğrultusunda gelir araştırması yapılmış; davacının gelir çalıştığı şirketten sorulmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacının geliri usulüne uygun olarak tespit edildiğinden davalının SGK’den davacının gelirine ilişkin belgelerin getirtilmediğine ilişkin istinaf sebebi yerinde bulunmamıştır. Aktüerya bilirkişi tarafından davacının bakiye ömür süresi TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre belirlenerek ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanılmasıyla hesaplanmış olup Yargıtay’ın güncel uygulamasına göre % 1,8 teknik faiz ile tazminat hesaplanması mümkün olmadığından hesap yöntemine ilişkin davalının istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Aktüerya bilirkişi, maluliyet oranının % 10,70 olduğuna yönelik raporu esas alarak tazminat hesaplamış olup dava dilekçesine engelli sağlık kurulu raporu eklenmiş, bu raporda maluliyet oranı % 7 olarak belirtilmiş, davacı vekili dava dilekçesinde engel oranının % 7 olduğundan bahsetmiş ise de bahsedilen raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, dava dilekçesinde engel oranının % 7 olduğundan bahsedilmekle birlikte davacının tazminatın % 7 üzerinden hesaplanması istemi bulunmadığı; bir başka anlatımla davacının % 7 engel oranı yönünden kendisini bağlamadığı ve dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu gözetildiğinde davalının engel oranı yönünden talep aşılarak tazminat hesaplandığına ilişkin istinaf sebebi de yerinde bulunmamıştır. Bu durumda, incelenen mahkeme kararı hukuka uygun olduğu ve ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde bulunmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle 1- HMK’nin 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken istinaf karar harcından peşin alınan harcın mahsubu ile 7.502,69 TL eksik harcın başvurandan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 3- İstinaf yoluna başvuru için yapılan masrafların istinaf yoluna başvuran üzerinde bırakılmasına, 4- Yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK’nin 333. maddesi uyarınca iadesine, HMK’nin 361/1. ve 365/1 maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Dairemize yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 29/01/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...