Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1928 E. 2022/1939 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1928
Karar No
2022/1939
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2024/2078 KARAR NO: 2024/2216 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/05/2024 ESAS NO: 2022/991 KARAR NO: 2024/504 DAVANIN KONUSU: Alacak/tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/11/2024 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 07/11/2024 KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 22/05/2024 tarih ve 2022/991 E - 2024/504 K kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının davalı kooperatife 06/09/2004 tarihinde ... üye kayıt numarası ile üye olduğunu, davacının üye olduğu tarihten itibaren tüm borçları eksiksiz olarak ödediğini, 31/03/2013’te 33.000 TL’yi toplu olarak ödemesi halinde 01/05/2013’te dairesinin teslim edileceğinin bildirildiğini, bunun üzerine davacının ödemeyi yaptığını, bunun üzerine kendisine tapu masrafları hariç borcu kalmadığına ve toplam 75.500 TL ödeme yaptığına dair davalı tarafından yazı verildiğini, aynı yazının ekindeki cari hesap ekstresinde kesin maliyet bedelinde hesaplanması ile tüm bedelin 75.500 TL olduğunun belirtildiğini, davacının hesaplanan kesin maliyet bedelini de ödediğini, ancak davacının yaklaşık 7 yıldır oyalandığını, davacı ile aynı durumda olup daire tahsisi yapılan üyelerin varlığı nedeni ile eşitlik ilkesine zarar verildiğini, davalıya Kayseri 13. Noterliği’nin ...tarihli ve... yevmiye nolu ihtarının gönderildiğini, davalının 25/12/2019 tarihli cevabında davacının iddialarını doğruladığını ve dairenin 3. Şahsa verildiğini bu nedenle kendisine başka bir arsadan daire verileceğinin belirtildiğini, maliyet bedelinin yeniden hesaplanmasının haksız kazanç ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davalı ile arabuluculuğa başvurulmasına rağmen anlaşma sağlanamadığını, öncelikle davacıya vaat edilen daire teslimi ve tapuda tescili ve bunun mümkün olmaması halinde davalının belirttiği ... Mahallesi ... ada ...parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binadan davacıya vaat edilen daire ile aynı özelliklere sahip dairenin davacıya teslimi ile adına tescilinin ve 01/05/2013 tarihinde taşınmaz teslim edilmediğinden bu tarihten itibaren kira bedellerinin yasal faizi ile ödenmesinin ve bununda mümkün olmaması halinde davacının yapmış olduğu ödemelerin güncellenerek ödenmesi ile yine ödenmeyen kira bedellerinin ve munzam zararlarının ödenmesinin talep edildiği görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının kesin maliyet bedelini ödemeyeceğini beyan etmiş olması nedeni ile davacıya daire verilemeyeceğini, söz konusu dairenin davacıya kura ile çıkmadığını, davacının peşin ödemeli ortak olduğuna dair yönetim kurulu ve genel kurul kararı olmadığını, diğer üyelerin 255.905,00 TL ödeme ile daire sahibi olacak iken davacının 75.500 TL ile daire sahibi olmasının mümkün olmadığını, davacının kooperatife 113.859 TL borçlu olduğunu, davacının sunduğu evrakın 2013 tarihli olup o tarihte davacının aidat borcu kalmadığından başka bir şey göstermediğini, davacının kesin maliyet bedeli ödemeden daireyi almak istediğini, davacının ibra edildiğine dair genel kurul kararı bulunmadığını, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, davacının rayiç kira bedeli talep etmesinin de hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının arsa sahibi gibi kira bedeli talep edemeyeceğini, davacının ikinci talebininde halen üye olması, istifa etmemesi ve genel kurulda çıkma işlemi yapılmamış olması nedeni ile mümkün olmadığını, kooperatifin 2012 yılı Genel Kurul kararı gereği alacağının ancak 36 ay sonra muaccel hale gelebileceğini, alacak muaccel hale gelse bile bu bedelden genel giderlerin düşülmesi gerektiğini, davacının faiz talebinin yerinde olmadığını, alacağın muaccel hale gelmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/1928 Esas, 2022/1939 karar sayılı kaldırılma kararı üzerine yeniden yapılan inceleme üzerine, öncelikle dava konusu taşınmazın dava tarihi itibari ile rayiç değerinin tespiti yapılmış, sonrasında davacının talepleri arasında tapu iptal ve tescil olması nedeni ile taşınmazın değeri itibari ile harç tamamlanması yoluna gidilmiş ve bilirkişi heyetinden 06/12/2023 tarihli rapor alınmıştır. Davacının peşin ödemeli ortak olduğu yönünde alınmış bir yönetim ve genel kurul kararı olmadığı görülmüş, raporda da belirtildiği üzere, davacının yapmış olduğu ödeme miktarları dikkate alındığında, ödenmesi gereken 255.905,00 TL ( dava tarihi itibari ile 435.840,06 TL ) bedelin tamamını ödememiş olması da birlikte değerlendirildiğinde tapu iptal ve tescil talebinin yerinde olmadığı ancak davacının bu şartlar altında 453.769,43 TL tazminat alacağının bulunduğu anlaşılmış ve Mahkememizce rapora itibar edilmiştir. Davacı vekilinin 06/05/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile, munzam zarar ve kira bedeli taleplerinden vazgeçilmiş olması nedeni ile bu hususlarda karar verilmesi yoluna gidilmemiş ve böylece, 1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, davacının terditli taleplerinden; A)Tapu iptal ve tescil talebinin reddine, B)Tazminat talebinin kabulü ile; 453.769,43-TL tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, davacının terditli taleplerinden; A)Tapu iptal ve tescil talebinin reddine, B)Tazminat talebinin kabulü ile; 453.769,43-TL tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine ..." şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı ve davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkil 06.09.2004 tarihinde ... üye kayıt numarası ile davalı ... Yapı Kooperatifine üye olmuştur.Ödemeleri üye aidatından çok fazla şekilde peşin ödemeli ortak olarak yapmış borcu kalmadığı kendisine bildirildiğini, ancak daire teslimi yapılmadığını, BAM kaldırma kararı sonrası yerel mahkece tarafından bilirkişi marifetiyle dava konusu taşınmazın rayiç değeri 980.000,00TL olarak tespit edildiğini, daha sonra 06/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda tazminat hesabı yapıldığını, bilirkişilerce "Müvekkilin peşin ödemeli olmayan ortak olması halinde" bir tazminat hesabı yapıldığını, ancak, Kayseri BAM 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/1928 E. Ve 2022/1939 K. sayılı bozma ilamında; "müvekkilin peşin ödemeli ortak olup olmadığının bilirkişi marifetiyle araştırılması gerektiği" hususu belirtildiğini, bu husus bilirkişilerce araştırılmadığını, zira müvekkil ödeme yaptığı tarihte, davalı kooreparifçe, peşin ödemeli ortak olarak kabul edildiğini ve ödediği 75.500 TL karşılığında daire verileceği belirtildiğini, dava konusu da zaten bu hususa yani müvekkilin ödediği bu tutar karşılığı daire verilmemesine ilişkin olduğunu, hal böyle olunca BAM bozma kararında da belirtildiği üzere, peşin ödemeli ortak olduğunun tespiti halinde ödenecek tazminat dairenin rayiç değeri olduğunu, müvekkil peşin ödemeli ortak olup, müvekkile dairenin rayiç değeri olan 980.000 TL tazminat olarak ödenmesi gerektiğini, elbetteki öncelikli talebin benzer bir dairenin müvekkil adına tapuda tescili olduğunu, bunun mümkün olmaması halinde müvekkilin tam olarak bedelini ödediği daireyi alamayacaksa, en azından rayiç bedelini alması hakkaniyet gereği olduğunu, zira üye olduğu tarihten itibaren tüm borçlarını eksiksiz yerine getirdiğini, 31/03/2013 tarihinde toplu olarak 33.000 TL ödemesi halinde kendisine 1 Mayıs 2013’te daire teslim edileceği bildirildiğini, bunun üzerine müvekkil 33.000TL. daha ödemiş ve kendisine davalı kooperatif tarafından 31.03.2013 tarihli, imzalı-kaşeli antetli kağıtta “...ada ,Parsel No :...-... te bulunan Kat...,No:... numaralı daire belirtilerek yukarıda bahsi geçen daire için ...’in tapu masrafları için ödenecek tutar hariç borcu kalmamıştır.” ifadeleri yer alan bir yazı verildiğini, toplamda 75.500 TL ödeme yaptığını, fakat geçen yıllarca süre zarfında davalı kooperatifçe bugün-yarın denilerek müvekkil oyalandığını, müvekkille benzer nitelikteki kişilere kooperatif yönetimince daire tahsisi yapılarak eşitlik ilkesine de aykırı hareket edildiğini ve müvekkilin beklentileri ve hakları suistimal edildiğini, bu konuya ilişkin bilirkişi raporunun eksiklik bulunduğu ve BAM bozma kararı doğrultusunda müvekkilin peşin ödemeli ortak olup olmadığı hususlarının araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği kanaati ile ek rapor alınması istendiğini, tazminat olarak 980.000TL hükmedilmesi gerektiği yönünde talebimiz yerel mahkemece reddedildiğini, eksik inceleme yapıldığını, kanundaki bir kısım düzenlemeleri davalı kooperatif kötü niyetle, mk. anlamında hakkın kullanılmasını başkasına zarar verme amacıyla yerine getirmekten kaçındığını, ancak hukuk kötü niyeti korumayacağını, korumaması gerektiğini, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin verdiği 22.05.2024 tarih ve 2022/991 E. Ve 2024/ 504 K. sayılı kararın istinaf incelemesi yapılarak kaldırılması ile yeniden yargılama yapılıp; talebi gibi öncelikle ... ada, Parsel No :...-... te bulunan kat:..., numara:...’de kayıtlı dairenin ya da ... Ada, ... parsel üzerinde bulunan davalıya ait binalardan müvekkile vaat edilen daire ile aynı özelliklere sahip başka bir dairenin müvekkile teslimi ile tapuda tesciline, aksi halde taşınmazın rayiç değeri olan 980.000,00TL. Tazminatın karşı taraftan alınarak müvekkile verilmesine ve yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı dava devam ederken kooperatiften ihraç edildiğini, ihraca itiraz etmediğini ve dava açmadığın ve ihraç kararı kesinleştiğini, yerel mahkemeye bu husus 18.03.2024 tarihli beyan dilekçesi ile bildirildiği halde tazminata karar verilmesi kabul edilemeyeceğini, öyle ki, tazminat davasının ön koşulu dava sonuna kadar kooperatif üyeliği sıfatının devam ettiğini, Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, ortaklık hak ve sıfatına bağlı olarak dava açan kişinin, şayet yargılama sırasında bu ortaklık sıfatı sona erecek olursa, artık davayı takip ve sonuçlandırmakta hukuki yararı kalmayacağını, bu husus dava koşulu olup, mahkemece de re'sen göz önünde bulundurulması gerektiğini, kooperatif konut imalatına devam ettiğinden, halen dairesi teslim edilmeyen çok sayıda üye bulunduğundan ve davacı tarafça kesin maliyet bedeli ödenmediğinden tazminat talep edilemeyeceği açıktır. tazminat talep edilebilmesinin ön koşulu daire tesliminin imkansız hale geldiğini, yerel mahkemece davacı lehine tazminata hükmedilmesi hatalı olduğunu, Kayseri BAM 6. H.D.’nin 2022/1928 E, 2022/1939 K sayılı ilamında; yapı kooperatiflerinin ana amacının ortakların akçalı yükümlülüklerini yerine getirmeleri karşılığında ana sözleşmeye uygun konut ya da işyeri teslim etmek olduğu, konut karşılığı tazminat istenebilmesi için inşaatların bitirilip konut tahsisi aşamasına gelinmesi ve diğer üyelere tahsis ve teslim yapıldığı halde davacıya konut tahsis ve tesliminin yapılmaması gerektiği, bu hususun tazminatın istenebilmesinin ön koşulu olduğu, ön koşulun gerçekleşmesinden sona davacı için çeşitli nedenlerle konut ya da işyeri tahsisi imkansızlaştığı ortaya çıktığında uygun bir tazminat isteme hakkı doğacağı belirtildiğini, bilirkişiler imalatların devam ettiğini ve konut tahsisinin imkansız hale gelmediğini, davacıya konut tahsisi yapılabileceğinin bildirildiğini belirtmiş olup davacının haksız davasının reddi gerektiğini, yaptıkları incelemelerde davalı kooperatifin halen devam eden inşaatları olduğu görüldüğünü, kooperatif yönetimince devam eden inşaatlardan davacıya konut teslimi yapılabileceği bilgisi verildiğini, ancak bu husus mahkemece değerlendirilmesi gerektiğini, davacının davalıdan tazminat talep edebileceği hususunda mahkemede kanaat oluşması durumunda talep edilebilecek tazminat tutarı tarafımızca yukarıda hesaplanmış olup 453.769,43 TL olduğu'' kanaatine varıldığının bildirildiği anlaşılmıştır" şeklinde geçildiğini, öncelikle tazminat talep edilebilmesinin koşullarına bakmak ve somut olay ile birlikte değerlendirmek gerektiğini, tazminat talep edilebilmesinin koşulları bulunduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da kesin maliyetin çıkarıldığı ancak davacı tarafça kesin maliyet bedelinin ödenmediği belirtilmiş olup kesin maliyet bedelini ödemeyen ortağın daire veya tazminat hakkı olmayacağını, bu nedenle yerel mahkemece tazminat alacağına hükmedilmesi açıkça hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı 75.500 TL ödeme yaptığını ve kendisinin bu ödeme ile birlikte başka hiçbir borcu kalmadığını ileri sürse de davacı kesin hesap maliyet bedelini ödemeyeceğini beyan ettiğinden kendisine daire verilme ihtimali bulunmadığını, kaldı ki, bahse konu daire davacıya kura ile çıkmadığını, davacının peşin ödemeli ortak olduğunda dair yönetim ve genel kurul kararı bulunmadığını, bu hususlar da yerel mahkemece gözetilmemiş olup kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tıpkı diğer üyeler gibi kooperatif üyesi olduğunu ve diğer üyelerle aynı hak ve yükümlülüklere sahip olduğunu atlayarak ödemiş olduğu 75.500TL ile kendisine daire verilmesini talep ettiğini, diğer üyeler kesin maliyet bedeli olan 255.905,00TL'yi ödeyerek daire sahibi olabilecekken davacının 75.500TL ödemesi ile daire sahibi olma talebi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının kooperatiften çıkma talebi veya ihtarı bulunmadığını, bu nedenle muaccel hale gelmiş bir alacağın varlığından da bahsedilemeyeceğini, davacı peşin ödemeli ortakta olmadığını, bu nedenle yerel mahkemenin ilk kararı yerinde olup davanın reddi gerektiğini, bozma ilamı sonrası tesis edilen bu karar hatalı olduğunu, ayrıca davacının muaccel bir alacağının varlığını kabulü halinde dahi bu alacaktan genel giderler düşülmeden tamamının talep edilmesinin haksız olduğunu, yerel mahkemece bu hususa da riayet edilmediğini, Yargıtay kararlarında özetle; “istifa eden üyenin, istifa ettiği yılın bilânçosunun karara bağlandığı genel kurul kararından bir ay sonra, alacağı muaccel olur. Alacağın hesaplanmasında, o yıla ait genel giderlerden, çıkan üyenin payına düşen kısmı alacaktan mahsup edilir.” şeklinde kararlar verdiğini, davacının faize ilişkin talepleri yerinde değildir. davacının müvekkilden muaccel olmuş hiçbir alacağı olmadığını, bu nedenle reddi gerektiğini, öncelikle alacak zamanaşımına uğradığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekmekte iken yerel mahkemece zamanaşımı itirazımıza itibar edilmemiştir. bu husus bozma nedeni olduğunu, öncelikle davacının mesnetsiz istinaf taleplerinin reddine, ileri sürülen istinaf taleplerin kabulü ile Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022 / 991 Esas 2024/ 504 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, açılan işbu haksız davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Dava, kooperatif üyesinin açtığı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat talebine ilişkindir. Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, denetlenebilir, bilimsel verilere uygun bilirkişi raporu kapsamında davacı kooperatif üyesinin tazminat talebinin kabulüne ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davacının ve davalının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının ve davalının istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-KAYSERİ 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 22/05/2024 tarih ve 2022/991 E - 2024/504 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacının istinafı yönünden; Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davalının istinafı yönünden; Alınması gerekli olan 30.996,98 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 7.750,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 23.246,98 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendileri üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile,HMK 361/1 md uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/11/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1928, K. 2022/1939, T. 18.03.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1928-e-2022-1939-k-5ab76e976151