Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/1130 E. 2022/87 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/1130
Karar No
2022/87
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1130

KARAR NO : 2022/87

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 22/12/2020

NUMARASI : 2018/61 E. - 2020/372 K.

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat)

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün donatanı bulunduğu ... İsimli acil müdahale botunun müvekkili şirkete ... numaralı Tekne Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunduğunu, 30.12.2016 tarihinde Hereke-Kocaeli istasyonunda görevlendirilen botun İzmit Körfezi içinde zor durumda kalan bir bot ve yolcu motoruna yardım için seyre kalktığını, ancak Sahil Güvenlik Komuta Merkezi ile yapılan görüşmede kazazedelerin kurtarıldığını ve dönüşe geçilebileceği bilgisinin verilmesi üzerine, Hereke İskelesine yanaşma manevrasına geçildiğini, bu esnada botun iskele-sancak her iki makinasının birden aynı anda RCS (Remote Control System) alarmı vererek devre dışı kalması nedeniyle, botun şiddetli rüzgarın da etkisiyle su kesimi altından kayalıklara yasladığını ve botta hasar meydana geldiğini, 29.11.2017 tarihli ekspertiz raporunda "Bot raporuna göre manevra sırasında her iki makinanın control levers (gaz kolları-CL) kumanda etmemesi ve clutch'ın (kavrama) tornistan pozisyonunda takılı kalması neticesinde bot kayalıklara çarpmıştır" ifadesinin yer aldığını, botta meydana gelen hasar nedeniyle müvekkili şirketçe sigortalısı Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne 20.12.2017 tarihinde 282.070,00 TL ödeme yapıldığını, botun davalılardan ... tarafından imal ve inşa edildiğini, botun makineleri ve RCS bağlantı kablolarının ise diğer davalı ... Tic. A.Ş. tarafından üretildiğini, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün 27/11/2017 tarihli e-postasında ... botuna Özata Tersanesi tarafından sağlanan garantisinin 18.03.2018 tarihine kadar devam ettiğini, fakat botun gayri faal durumda olduğu sürelerin (100 günün üzerinde olduğu belirtilmiştir) garanti süresine ekleneceğinin beyan olunduğunu, hasar sonrasında botun onarımının ... Tersanesi tarafından yapıldığını, 29.11.2017 tarihli Ekspertiz Raporunda, ... şirketi servis teknisyenleri tarafından tanzim olunan 24.05.2017 tarihli rapora atıfta bulunulmak suretiyle, işbu raporda hasarın oluşmasına neden olan makinelerin arızalanması ve remote control sisteminin devre dışı kalma nedeninin kesin olarak bulunamadığını, fakat sistemde CL (Control Lever)'de kullanılan kablonun 3 metre boyunda ve kısa olduğunu, gemiyi inşa eden diğer davalının kendi kullandığı kablo ile bu kabloya ilave yaptığını ve MTU tarafından gönderilen orijinal MTU-Contertors'u kullanmadığını, sistemde ...'nden kaynaklandığı belirtilen bir kablolama probleminin olduğunun belirtildiğini, müvekkili tarafından ... gönderilen rücu yazısına karşı davalının verdiği cevapta, hasarın oluşumunda herhangi bir kusurlarının bulunmadığını, 24.05.2017 tarihli MTU raporunda kabloların orijinal olduğu ve herhangi bir kusur durumunun bulunmadığının tespitinin yapıldığının iddia edildiğini, ne var ki hasar sonrası tanzim olunan 29.11.2017 tarihli Ekspertiz Raporunda, botun 13.02.2017 tarihinde davalı ... Tersanesi'nde onarım için tersaneye yanaştığını ve onarımın ... tarafından yapıldığını, botun 19.04.2017 tarihinde denize inişinin yapıldığını, davalı MTU servis mühendislerince ilk deneme seyrinin 24.05.2017 tarihinde yapıldığı ve botun onarımı esnasında MTU tavsiyesine uyularak ek yapılmış kabloların orijinali olarak yenilenmiş olduğunun ve RCS sisteminin çalıştığının 24.05.2017 tarihli MTU raporunda belirtildiğinin tespit edildiğini, davalılardan ... botu hem imal-inşa eden olarak hem de vermiş olduğu garantinin halen dahi devam ediyor olması nedenleriyle, diğer davalı MTU'nun ise makinelerin ve RCS bağlantı kablolarının üreticisi olarak her iki makinede aynı anda RCS ünitesinin devre dışı kalarak stop etmesi nedeniyle meydana gelen hasardan müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunduklarını, hasar bedelini sigortalısına ödeyen müvekkili şirketin TTK 'nun 1472. maddesi uyarınca sigortalısının kanuni halefi olduğunu belireterek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 282.070,00 TL tazminatın, sigortalıya ödeme tarihi olan 20.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi İle birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili, savunmasında özetle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının rücu talebine dayanak yaptığı 29.11.2017 tarihli ekspertiz raporunun sonuç kısmında, botun zararının ... Tersanesi'ne rücu edilmesinin teknik olarak uygun görüldüğünün belirtilmesine rağmen, huzurdaki davanın müvekkiline de yöneltilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davacı yanın müvekkili MTU'nun müşterek ve müteselsil sorumlu olduğunu iddia ettiği dava dilekçesindeki iddialarının asılsız ve mesnetsiz olduğunu, bu hususun dava dilekçesindeki çelişkili beyanlar ile de sabit bulunduğunu, hasara sebebiyet veren kazanın meydana gelmesinden sonra düzenlenen ekspertiz raporu ile açıkça, kaza esnasında müvekkiline ait orijinal kabloların kullanılmadığının ve kablolama hatası olduğunun tespit edildiğini, ekspertiz raporunda da belirtildiği gibi, botun onarımı esnasında MTU tavsiyesine uyularak ek yapılmış kabloların orijinali ile yenilenerek, söz konusu kablolama hatasının kaza sonrası onarım esnasında giderildiğini, keza ... Tersanecilik'ten kaynaklı kablolama hatası olduğunun açıkça kabul edildiğini, müvekkili şirket ile ... Tersanecilik arasında 03.04.2015 tarihli satış sözleşmesi ile botların motoru olarak 4 adet MTU marka 12V2000M72 tipi motor, 4 adet ZF 305V V-Drive, Free Standing i:2.520 Şanzıman ve 2 adet Blue Vision NG Advanced elektronik (her biri 1 adet istasyonu içeren) satıldığını, RCS bağlantı kablolarının sözleşme kapsamında bulunmadığını, bu nedenle davacının RCS bağlantı kablolarının müvekkili MTU tarafından üretildiği iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, 29.11.2017 tarihli ekspertiz raporundaki iddiaların asılsız ve mesnetsiz olduğunu, zira müvekkili MTU'nun servis teknisyenleri tarafından düzenlenen 24.05.2017 tarihli raporda hiçbir suretle "botun onarımı esnasında MTU'nun tavsiyesine uyularak ek yapılmış kabloların orijinali olarak yenilenmiş olduğu" yönünde bir tespit bulunmadığını, ayrıca Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü yetkililerine iki adet yeni ve daha uzun kablonun MTU'dan temin edilmesinin tavsiye edilmiş olduğunu ve bu şekilde ilave kablo kullanılmaması durumunda EMV (Electro Magnetic Compatibility) sisteminin tekrar hata verebileceğinin belirtildiğini, kaza sonrası MTU tarafından botta yapılan ilk incelemenin 24.04.2017 tarihinde gerçekleştirildiğini, düzenlenen raporda sancak ve iskele SCU'lar ve gaz kolu arasındaki W218 kablolarının ek yapılarak uzatıldığının tespit edildiğini, yapılan eklerin MTU bilgisinde ve onayında olmadığını, bu eklerden dolayı BlueVision NG sistem gaz kollarının hata verebileceği ve işlev dışı kalma ihtimali bulunduğu, bunun olmaması için kabloların değiştirilmesi gerektiğini ve bu kabloların MTU'dan temin edilebileceğinin yazılmış olduğunu, ... Tersanecilik tarafından müvekkili MTU'ya gönderilen 22 Ağustos 2017 tarihli e-mail'de, bu kabloların MTU'dan temin edilen orijinal kablolar ile 22.08.2017 tarihinde değiştirildiğinin açıkça kabul edildiğini, rücua konu dava değerinin fahiş olup kabulünün mümkün bulunmadığını, gerçek zararın tespiti gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, savunmasında özetle; dava dışı Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ile müvekkili ... arasında 29.08.2014 tarihinde iki adet Çok Maksatlı Hızlı Tahlisiye Botu Mal Alımına Ait Sözleşme imzalandığını, söz konusu sözleşme kapsamında KIYEM 5 ve KIYEM 6 isimli acil müdahale botu inşaatının teknik şartname doğrultusunda yapıldığını, botların inşası süresince Kıyı Emniyeti'ne ait Proje Kontrol Heyeti ve Teslim Heyeti'nin de bu süreçte yer alarak, botların inşasından geçici kabule kadar her aşamasında her türlü denetim ve kontrolü gerçekleştirdiğini, botların tesliminin de Teslim Heyeti tarafından yapıldığını, inşaatın tamamlanmasından sonra Proje Kontrol Heyeti ile birlikte seyir testleri yapıldığını ve akabinde klas sertifikası başvuru işlemlerinin tamamlandığını, klas sertifikası alındıktan sonra Proje Kontrol Heyetinin botların teslime hazır olduğunu tespit ettiğini ve bazı testler yaparak botları geçici kabulle teslim aldığını, tüm bu süreçler tamamlandıktan sonra da KIYEM 6 botunun eksiksiz ve kusursuz bir şekilde tesliminin yapıldığını, davacının kazaya ilişkin paylaştığı bilgilerin yetersiz olduğunu ve kazanın iddia edildiği gibi oluşmadığını gözler önüne serdiğini, kazanın oluş yerinin uluslararası koordinat sistemine göre verilmediğini, oluşan hasarın kayalıklardan mı yoksa yüzen bir cisimden mi kaynaklandığının belirsiz olduğunu, kaza sebeplerinden birisi olarak gösterilen şiddetli rüzgarın yönünün belirtilmediğini, kazaya ilişkin herhangi bir tutanak tutulmadığı gibi arıza kaydında da bulunulmadığını, kazanın meydana geldiğinin iddia edildiği 30.12.2016 tarihinde botun garanti kapsamında bulunduğunu, taraflar arasında imzalanan 29.08.2014 tarihli sözleşme kapsamında kazadan hemen sonra müvekkilinden hasar tespitinde bulunulması ve kazanın olası sebeplerinin araştırılmasının talep edilmesi gerekirken, Kıyı Emniyeti tarafından böyle bir talepte bulunulmamış olması ve garanti kapsamında yapılan arıza bildirimlerinin olmamasının, kazanın bir arızadan kaynaklı olarak meydana gelmediğini gösterdiğini, botun ana makinelerinin oluşan arızaları/alarmları kaydetme özelliği bulunduğunu, bu durumun ana makine servisi MTU'nun 24.04.2017 ve 24.05.2017 tarihli servis raporları ile sabit olduğunu, KIYEM 6 botunun RCS ve LCS olmak üzere iki yönetim sistemi ile donatıldığını, bu sistemlerin acil durumlarda birbirini yedeklemek için tasarlandığını, belirtilen bot beyanından, yedek sistemlerin kullanılmadığının anlaşıldığını, bu durumun ise arızadan kaynaklı bir kazayı değil, pilotaj hatasından kaynaklı bir kazanın meydana geldiğini gösterdiğini, kaza sonrasında 02.01.2017 tarihinde Ümit Demirtaş tarafından yapılan kontrollerde herhangi bir kusur durumunun olmadığını ve 24.04.2017 tarihinde yapılan seyir testinde ise herhangi anormal bir durumla karşılaşamadığının tespit edildiğini, tüm bu raporlara rağmen Kıyı Emniyetinin talepleri üzerine tekrar aldırılan 24.05.2017 tarihli rapor ile kabloların orijinal olduğunu ve herhangi bir kusur durumunun bulunmadığının tespit edildiğini, kazanın bir an için kendi kusurlarından kaynaklandığı varsayılsa bile, Kıyı Emniyeti heyetleri tarafından gerçekleştirilen incelemelerde ortaya çıkmaması/anlaşılamamasının düşünülemeyeceğini, deniz aracının şartnameye uygun yapılmaması, seyir testlerinin başarıyla gerçekleştirilememesi ve hatalı bir işlem yapılmış olması halinde Türk Loydu tarafından Geçici Kabul Sertifikasının verilmeyeceğini, botta meydana gelen hasarın 29.08.2014 tarihli Sözleşme gereği garanti kapsamında olmadığı için Kıyı Emniyeti ile 30.01.2017 tarihli bakım-onarım sözleşmesinin akdedildiğini, bu hususun Kıyı Emniyeti tarafından da kazanın ve buna bağlı meydana gelen hasarın garanti kapsamında değerlendirilmediğini gözler önüne serdiğini, 29.08.2014 tarihli sözleşme gereği KIYEM 6 botunun gayri faal günlerinin garanti kapsamında değerlendirilecek olmasına karşı, Kıyı Emniyeti tarafından dava konusu olay kendi kusurlarından ileri geldiği için gayri faal süreler olarak değerlendirilmediğini, onarımları yapılan botun 11.04.2017 tarihinde bot kontrol heyetine teslim edildiğini, onarım sözleşmesi gereğince, botun teslimini müteakip bot kabul heyeti ile birlikte 24.04.2017 tarihinde deneme seyrine çıkıldığını ve rutin bir uygulama olarak ana makine servis yetkilisi MTU'nun da seyre davet edildiğini, MTU tarafından tanzim edilen servis raporunda görüleceği üzere herhangi bir sorunla karşılaşamadığını ve botun kabul heyetine teslim edildiğini, 24.04.2017 tarihli bu deneme seyri sırasında, bot kabul heyeti tarafından ilk defa ana makine gaz kollarının devre dışı kalması nedeniyle kaza oluştuğunun iddia edildiğini, bu iddianın servis yetkilisi tarafından hemen araştırıldığını, ana makine ve yönetim sistem kayıtlarının kontrol edildiğini ve kazaya sebep olduğu iddia edilen arızaların kayıtlarda yer almadığının tespit edildiğini, ana makine ve yönetim sistemine ait bütün kablolama, kablo bağlantıları ve diğer mekanik bağlantılar kontrol edildikten sonra makinelerin servis yetkilisi tarafından devreye alındığını ve garanti süresinin bu kontroller sonucunda başladığını, bağlantılarda kullanılan konnektörler ve kabloların orijinal olduğunun 24.05.2017 tarihli MTU servis raporunda da kayıt altına alındığını, sistem ve bot konfigürasyonu doğası gereği olması gereken eklemeler, bağlantılar vs.'nin MTU Türkiye servis yetkilisinin gözetimi ve kontrolü dahilinde yapıldığını, 28.12.2015 tarihinde geçici kabulü yapılan botta, kazanın meydana geldiği 30.12.2016 tarihine kadar gaz kollarında herhangi bir arıza meydana gelmediğini, deneme seyirlerinde de herhangi bir problemle karşılaşamadığını, 24.04.2017 tarihinde tanzim edilen servis raporuna Kıyı Emniyeti tarafından itiraz edilmesi üzerine MTU Almanya'dan servis talep edildiğini, 24.05.2017 tarihinde Almanya'dan gelen ilgili kişilerin gözetiminde yapılan liman ve seyir tecrübelerinde bütün test ve tecrübelerin tekrarlandığını ve herhangi bir sorun olmadığının anlaşıldığını, sözkonusu hasarın Kıyı Emniyeti'nin kusurundan kaynaklandığını, davacı tarafından ödenen meblağın iadesinin 22.12.2017 tarihinde müvekkilinden talep edildiğini, 29.12.2017 tarihli cevabi yazı ile durumun izah edilerek hasarın Kıyı Emniyeti'nin kusurundan kaynaklandığının ifade edildiğini, davacı tarafından zarara konu olayın tespiti ve belirtilen hasar miktarının gerçek zararı teşkil edip etmediği araştırılmadan, bu tazminat bedelinin rücuen iadesinin talep edilmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı itibariyle, davalılardan ... Şirketinin davacının sigortalısı olan Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü'nün ihtiyacı olan 2 adet Çok Maksatlı Hızlı Tahlisiye Botu'nun imalatını üstlenen Tersane olduğu, davaya konu KIYEM 6 isimli botunun, ... ile Kıyı Emniyeti arasında akdedilen 29.08.2014 tarihli Sözleşme kapsamında imal edildiği, davalı Tersanenin, botların imalatında kullanılacak "MTU marka motor, Zf marka V-Drive, i: 2.520 Şanzıman ve Blue Vision NG Advanced elektronik (her biri 1 ad. istasyon içeren)" ekipmanı, 03.04.2015 tarihli sözleşme kapsamında, diğer Davalı ...'den satın aldığı, Makine üreticisi davalı MTU şirketinin tüm bu ekipmanları bir paket halinde Özata'ya sattığı, bu nedenle davalı MTU'nun, bu Satış Sözleşmesi hazırlanırken, botun özellikleri, temel karakteristikleri, makinelerin ve kumanda konsolunun yerleşim yeri gibi bilgilere sahip olduğu, bir "paket satışı" halinde hazırlanan MTU teklifi ve Satış Sözleşmesi'nde, W218 kodlu kablonun boyunun 3 metre olarak belirlendiği, su uzunluğun makine üreticisi olan MTU'nun bu Botlar için öngördüğü/yeterli bulduğu kablo boyu olduğu, Botta kullanılacak sevk sisteminin sahip olduğu niteliklerin, inşa ihalesinin akdedilmesi öncesinde Bot'un maliki Kıyı Emniyeti'nin de bilgi ve onayından geçtiği, dolayısıyla, Bot'un imalatı sırasında kullanılmış olan W218 kodlu sistem kablosunun özelliklerinin, Bot'un maliki ve davacının sigortalısı olan Kıyı Emniyeti ile Makinelerin Üreticisi olan MTU tarafından bilindiği, dava dışı Kıyı Emniyeti tarafından KIYEM 6 Bot'unun teslim alındığı tarihten, botun maruz kaldığı 30/12/2016 tarihindeki kazaya kadar, aradan geçen yaklaşık 9 ay içinde, Kıyı Emniyeti'nin kullanımında iken, makinalarında ve RCS (Remote Control System)'inde benzer bir hata/arıza meydana gelmediği, kaza sonrasında yapılan deneme seyirlerinde dahi aynı arızanın ortaya çıkmadığı, kazadan sonra yapılan incelemeler sonucu düzenlenen Sigorta Eksperi ve MTU Raporlarında, RCS'nin devre dışı kalma nedeninin kesin olarak bulunamadığının belirtildiği, MTU Raporlarında, gaz kollarının -bir ihtimal olarak-tekrar hata vermemesi için, W218 kablolarının değiştirilmesi ve Kıyı Emniyeti'nin MTU'dan 2 yeni daha uzun kablo sipariş etmesi tavsiyesinde bulunulduğu, makine üreticisi MTU'nun servis raporlarında, geminin acil bir durumda (sistemin RCS alarmı vermesi durumunda) dahi emercensi manevra yapabileceğinin belirtildiği, bu hususun bot üreticisi davalı Özata tarafından da, KIYEM 6 botunun RCS ve LCS (Local Control System) olmak üzere iki yönetim sistemi ile donatıldığı ve bu sistemlerin acil durumlarda birbirini yedeklemek için tasarlandığı bilgisi verilerek teyid edildiği, ancak dava konusu olayda, RCS sisteminin arıza ihbarı vermesinden sonra, yedek sistemlerin bot personeli tarafından devreye alınıp kullanılmamış olduğunun anlaşıldığı, bu nedenlerle, KIYEM 6 Botunda aniden ortaya çıkan makine arızası ve sonucunda Botun hasarlanmasına sebebiyet veren deniz kazasında, davalılardan ...'ne yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı; davalılardan ... Tic. AŞ. nin dava dışı Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü'nün ihtiyacı olan Çok Maksatlı Hızlı Tahlisiye Botlarında kullanılacak MTU marka motor, ZF marka V-Drive, i: 2.520 Şanzıman ve Blue Vision NG Advanced elektronik (her biri 1 ad. istasyon içeren) ekipmanı, bir paket halinde, 03/04/2015 tarihli satış sözleşmesi ile davalı ... şirketine sattığı, ayrıca, KIYEM 6 botunda kullanılacak makinelere kumanda edecek W218 kodlu sistem kablolarını, Bot'un istenen ve talep edilen özelliklerine göre belirleyip satışını ve sistemin bir bütün halinde test ve tecrübelerini, donatan Kıyı Emniyeti ve klas kuruluşu Türk Loydu ile birlikte yaparak, uygunluğuna onay verdiği, davalı MTU tarafından KIYEM 6 Bot'unun 30/12/2016 tarihinde maruz kaldığı makine arızası ve sonucunda teknede meydana gelen hasar üzerine, uzmanları vasıtasıyla yaptığı incelemelerde, RCS (Remote Control System)'in devre dışı kalma nedeninin kesin olarak bulunamadığını raporlandığı, ancak, bir "tavsiye" niteliğinde olarak, W218 kabloların daha uzunlarıyla ve tek parça olarak değiştirilmesinin istendiği, MTU'nun bu "tavsiye"sinin, olay günü Bot üzerinde bulunan W218 kabloların ayıplı imal edildiklerini veya ek yapılmasını uygun bulmadığını beyan ediyor şeklinde yorumlanamayacağı, botun geçici kabulünün yapıldığı tarihten kaza tarihine kadar 9 ay boyunca aynı kobloların kullanıldığı gaz kollarında, benzer bir arızanın ortaya çıkmaması ve ayrıca kaza sonrasında yapılan ilk kontrol ve deneme seyirlerinde de arızanın tekrarlamamış olması dikkate alındığında, W218 kabloların ve kullanılan uzatma aparatlarının (connector) ayıplı bir imalat sonucu üretilmedikleri kanaatine varıldığı, MTU'nun servis raporlarında, geminin acil bir durumda (sistemin RCS alarmı vermesi durumunda) dahi emercensi manevra yapabileceğinin belirtildiği, bu hususun, Bot üreticisi ... tarafından da, KIYEM 6 botunun RCS ve LCS (Local Control System) olmak üzere iki yönetim sistemi ile donatıldığı ve bu sistemlerin acil durumlarda birbirini yedeklemek için tasarlandığı bilgisi verilerek teyid edildiği, ancak RCS sisteminin arıza ihbarı vermesinden sonra, yedek sistemlerin bot personeli tarafından devreye alınıp kullanılmadığının anlaşıldığı hususu dikkate alındığında, KIYEM 6 Botu'nda aniden ortaya çıkan makine arızası ve sonucunda Bot'un hasarlanmasına sebebiyet veren deniz kazasında, davalılardan MTU Motor Türbin San. Ve Tic. AŞ'ye yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı, davalı MTU'nun "paket" halinde satışını yaptığı malzemelerde ayıplı bir imalattan söz edilemeyeceği kanaatiyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Önceki beyanlarını tekrarlamış ve bilirkişi raporunda MTU'nun Almanya'dan gelen teknisyenlerinin bottaki sistemdeki mevcut kablonun kullanılması gereken orijinal kablo olmadığı ve hatta orijinal kablodan kısa olduğu, bu eklerden dolayı gaz kollarının hata verebileceği ve işlem dışı kalabileceği, bunun olmaması için kabloların değiştirilmesi gerektiği yönündeki tespitin gerçeğe uygun şekilde yapılan tek tespit olduğunu,Gerekçeli kararın 7. sayfasındaki "Tüm dosya kapsamı itibariyle" şeklinde başlayan değerlendirme ve gerekçede, bilirkişi raporundaki cümleler ve görüşler olduğu gibi alıntılanmış olup bilirkişi raporlarındaki tek taraflı bakış açısının gerekçeli karara da hakim olduğunu, dosyada mübrez iki bilirkişi raporunda yapılan vurgulamalardan ve kullanılan ifade tarzından açıkça görüldüğü üzere nesnellikten uzak, salt davalı taraf bakış açısı ile tanzim edilmiş olup hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığını, Botun imalatı sırasında kullanılmış olan W218 kodlu sistem kablosunun özelliklerinin botun maliki ve davacının sigortalısı Kıyı Emniyeti ile diğer davalı MTU tarafından bilindiğini; sistem kablosunun ulu orta görünür bir yerde olmadığı gibi bu kablonun orijinal olup olmadığının denetiminin botu satın alandan beklenmesinin bir hayli ilginç olduğunu, bilirkişi raporunda kusurun orijinal ve olması gereken uzunlukta kablo kullanmayana değil de gizli ayıbı göremeyene yükletilmesi konusunda takdirin mahkemeye bırakılmasının hatalı olduğunu,KIYEM 6 botunun teslim alındığı tarihten 30.12.2016 tarihindeki kazaya kadar aradan geçen yaklaşık 9 ay içinde Kıyı Emniyetinin kullanımında iken makinalarında ve RCS sisteminde benzer bir hata veya arıza meydana gelmediğini, gerekçeli kararda dayanak olarak gösterilen bu hususla ilgili 06.01.2020 tarihli ilk bilirkişi raporunda da aynı yönde tespitler bulunmadığını, ne var ki 28.12.2015 tarihinde tamamlanarak 08.03.2016 tarihinde geçici kabulü yapılan acil yardım botunun üç ay gibi kısa süre içerisinde neredeyse her bölümünde arızalar çıktığını, davaya konu hasara neden olan arıza da dahil olmak üzere botta sürekli olarak imalattan ve montajdan kaynaklanan elektrik sistemi, mekanik, teknik ve başkaca 100' ü aşkın arıza kaydı bulunduğunu, RCS sisteminin arıza ihbarı vermesinden sonra yedek sistemlerin bot personeli tarafından devreye alınıp kullanılmamış olduğuna dair tespitin kanıtlanmış bir tespit olmadığını, herhangi bir kullanıcı hatasının mevcudiyetinin kanıtlanmadığını,Davalı Özata Tersanecilik'in kendisine kullanması gerektiği ifade edilen orijinal kabloyu ve bağlantı aparatını kullanmadığının ve sigortalı ile arasındaki sözleşmeye de açıkça aykırı davrandığının tartışma dışı olduğunu, hasar tarihi itibariyle davalı Özata Tersanecilik'in garantisi devam ettiği gibi, davalının botu imal inşa eden olarak sorumluluğunun açık ve net olduğunu, Mahkemenin, ispat yükünü yerleşik yargıtay içtihadına aykırı olarak davacıya yüklediğini, Davalıların sözleşmeye uygun şekilde kablolama yapsalardı ve uygun connector kullanılsa idi botun iki makinesinin de aynı anda devre dışı kalmayacağını, gaz kollarının kilitlenmeyeceğini, böylece kazanın meydana gelmeyeceğini, botun iki makinesinin de aynı anda devre dışı kalmasının davalılardan kaynaklanmadığının somut ve net delillerle ortaya konamadığını, kazanın oluşumuna sebep olan makinelerin ve RCS (Remote Control System) bağlantı kablolarını üreten, tedarik eden davalıların meydana gelen hasardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, tekne sigorta poliçesi kapsamında sigortalanan deniz aracında meydana gelen hasar nedeniyle ortaya çıkan zararı sigortalıya ödeyen davacı ... şirketinin, ödediği bedeli sigortalı deniz aracını imal eden davalı şirketten ve tekne imalatında kullanılan kablonun imalatçısı/ tedarikçisi olan davalı şirketten tahsili istemiyle açılmış bir rücuen tazminat davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Davacı tarafından dava dışı Kıyı Emniyet Genel Müdürlüğüne ait Kıyem 6 Acil Müdahale Botu, 20.07.1987 klozu ve poliçeye ekli klozlar çerçevesinde Tekne Sigorta Poliçesiyle sigortalanmış olup poliçe kapsamındaki teminat tarihleri 01.05.2016-2017 'dir. Dosya içerisinde ... ait 20.12.2017 tarihli dekont çıktısının incelenmesinde; davacı ... şirketi tarafından 20.12.2017 tarihinde, dava dışı sigortalıya 272.069,65 TL hasar tazminatı ödendiği anlaşılmaktadır.Dosya içerisinde 30.01.2017 tarihli Kıyem 6 Arama Kurtarma Botu Borda Saçı Hasarı Bakım Onarım Sözleşmesi mevcut olup, sözleşmenin tarafları Özatak Tershanesi ile Kıyı Emniyet Genel Müdürlüğüdür. Söz konusu sözleşme kapsamında 13.02.2017 tarihinde işe başlandığı, 13.02.2017 ile 19.04.2017 tarihleri arasında Türk Loydu'nun Sörvey ve Klas Raporlarının oluşturulduğu, 14.03.2017 tarihinde işin bitirildiği, 03.04.2017 tarihinde yapılması gereken ek işleminde tamamlandığı, 25.04.2017 ile 24.05.2017 tarihlerinde bottaki RCS ve Komple İzleme Sisteminin tam olarak çalıştığının onaylanmış olduğu anlaşılmaktadır.Dosya içerisinde 05.04.2016 tarihli Denize Elverişlilik Belgesi 30.12.2016 tarihli Kaza Raporu, Kaza Sonrası Fotoğrafları, Kıyem 6 Botu için hasar-onarım sonu raporları mevcuttur. Kaza ile ilgili 29.11.2017 tarihli ekspertiz raporu bulunmaktadır. Yine dosya içerisinde keşidecisi ... A.Ş., muhatabı Kıyı Emniyet Genel Müdürlüğü olan, 016918 seri numaralı, 22.03.2017 düzenleme tarihli "Sabit Vhf Konuşma Ahizesi Bağlantı Kondaktörü" açıklamalı 1.298 TL irsaliyeli fatura bulunduğu anlaşılmaktadır. Yine keşidecisi Türk Loydu ....A.Ş., muhatabı Kıyı Emniyet Genel Müdürlüğü olan ... yevmiye numaralı, 08.05.2017 tarihli "Hasar-Onarım Sörvey Bedeli" açıklamalı 8.651,00 TL tutarında fatura, keşidecisi .....A.Ş., muhatabı Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü olan 4067 yevmiye numaralı, 06.01.2017 tarihli "Hasar-Onarım Sörvey Bedeli" açıklamalı 1.820,00 TL tutarında fatura olduğu görülmektedir.İlk derece mahkemesince yargılama aşamasında alınan 23.01.2020 kayıt tarihli bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmede, kazanın gerçekleştiği sırada herhangi bir arıza kaydına rastlanılmaması nedeniyle kazanın kablo ilavesi ile değil, plotaj hatasından kaynaklı olabileceği, davacı ... kuruluşu nezdinde açılan 22/760326 sayılı hasar dosyasının incelenmesinde davaya konu Kıyem 6 isimli botta kaza öncesi üretici hatası olabileceği, sigorta şirketinin sigorta poliçesi genel şartları ile TTK'nın 1429. maddesi gereği sigorta ettirenin, sigortalının, lehtarın ve bunların hukuki fiillerinden sorumlu bulundukları kişilerin ihmallerinden kaynaklanan zararları tazminle yükümlü olduğu hususlarında kanaat bildirilmiştir. İlk derece mahkemesince farklı bilirkişilerden alınan 18.11.2020 tarihli Bilirkişi Raporunda; dosya içerisindeki ekspertiz raporu, kazadan sonra Kıyem 6 botu kaptanı ... tarafından düzenlenen kaptan raporu, hasar sonrası MTU teknik servisleri tarafından düzenlenen 24.07.2017 tarihli Türkiye Servisi Raporu 24.05.2017 tarihli Almanya Servisi Raporu birlikte değerlendirilmiş sonuç olarak davalı ... ile davalı .... A.Ş. arasında 03.04.2015 tarihinde satış sözleşmesi düzenlendiği, davalı ... Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü için inşa edeceği iki adet Çok Maksatlı Hızlı Tahlisiye Botunda kullanılacak muhterif sayı ve adette emtianın satın alınmasının kararlaştırıldığı, satım sözleşmesinin ekinde Teknik Şartname ve Tedarik Kapsamı Listesi bulunduğu, Kıyem 6 botunda ortaya çıkan ani arızanın sebebi olarak gösterilen W218 kod numaralı kablonun niteliğine ilişkin bilginin MTU tarafından belirtildiği, dolayısıyla söz konusu kablonun davalı MTU tarafından davalı ... satılmış olduğunun sabit bulunduğu, botun imalatı sırasında kullanılmış olan W218 kodlu sistem kablosunun sigortalı malik Kıyı Emniyet Müdürlüğü ile davalı MTU tarafından bilindiği yönünde tespit yapılmıştır. MTU servis yetkililerinin raporda arızaya yol açan nedeni tespit edemediklerine ilişkin değerlendirmelerinin olduğu, ancak 24.05.2017 tarihli MTU Almanya Servis Raporunda makineye ilişkin kontrol kollarının teknisyen tarafından soketten çıkarıldığı, ancak makinenin çalışmaya devam ettiğinin görüldüğüne ilişkin tespit yapılmakla, kazadan sonra düzenlenen Kaptan Raporunun doğruluğu tartışılır hale geldiğine sözkonusu raporda işaret edilmiştir. Dosya içerisindeki 29.08.2014 tarihli sözleşmenin şartları bilirkişilerce incelenerek kazadan hemen sonra Kıyı Emniyeti'nin imalatçı ... hasar tespiti ve kazanın olası sebeplerinin araştırılması yönünde talepte bulunabilmesi mümkünken bulunmadığı, bu şekilde Kıyı Emniyeti'nin söz konusu hasarın garanti kapsamı dışında tutarak Özata ile 30.01.2017 tarihli Bakım Onarım Sözleşmesi imzaladığı, botun hasarlanmasıyla sonuçlanan deniz kazasında seyir ve navigasyon durumu, hava ve deniz şartları ile gemi adamlarının kusurluluk durumunun araştırılmadığı, MTU'nun 24.05.2017 tarihli raporunda RCS'nin etkisiz kalma nedeninin bulunamadığı açıkça değerlendirildikten sonra, RCS'nin devre dışı kalma nedeninin kablo kısalığı ihtimali ile ilişkilendirilmeye çalışılmasının kabul edilemeyeceği, botun imalatı sırasında kullanılmış olan w218 kodlu sistem kablosunun özelliklerinin botun maliki Kıyı Emniyeti ile makinelerin üreticisi olan MTU tarafından bilindiği, dolayısıyla davalı Özata'nın imal ettiği Kıyem 6 botunda ayıplı bir imalat ve bakım-onarım eksiği bulunduğunun söylenmesinin mümkün olmadığı, davalılardan MTU motorun Kıyem 6 botunda kullanılacak makineleri kumanda edecek w218 sistem kablolarını talep edilen özelliklere göre belirleyip satışını sistemin uygunluğunu, donatan Kıyı Emniyeti ve klas kuruluşu Türk Loydu ile birlikte yaparak onay verdiği, sonuç olarak Kıyem 6 botunda aniden ortaya çıkan arızanın sebebinin mevcut dosya kapsamında tam olarak belirlenemediği tespit edilmiştir. Sonuç olarak raporda; davalı MTU'nun satışını yaptığı botta ve malzemelerde ayıplı bir imalattan söz edilemeyeceği, yine davalılardan Özata'nın imal ettiği Kıyem 6 Botunda ayıplı bir imalat ve/veya bakım onarım eksiği bulunmadığı, dava konusu botun iki yönetim sistemiyle donatıldığı ve bu sistemin acil durumlarda birbirini yedeklemek için tasarlandığı, somut olayda hadise sırasında yedek sistemin devreye alınmamış olmasının gemi adamlarının kusurlu davranışlarından, dolayısı ile kullanım hatalarından kaynaklandığı yönünde kanaat bildirilmiştir.Tüm dosya kapsamına göre; davacı ... şirketinin tekne sigorta poliçesi kapsamında sigortaladığı donatanı dava dışı Kıyı Emniyet Müdürlüğü olan KIYEM 6 isimli botta meydana gelen hasar kapsamında oluşan zararı tazmin ederek istinafa konu rücuen tazminat davasını açtığı, KIYEM 6 botunda ortaya çıkan ani arızanın sebebi olarak gösterilen W218 kod numaralı kablonun davalı MTU tarafından imal edilerek davalı Özata'ya satılmış olduğu, davalı MTU 'nun W218 sistem kablolarını talep edilen özelliklere göre belirleyip satışını sistemin uygunluğunu donatan Kıyı Emniyeti ve Klas Kuruluşu Türk Loydu ile birlikte yaparak onay verdiği, az yukarıda bahsi geçen hükme esas olan 18.11.2020 tarihli bilirkişi raporunun dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, sözkonusu raporda tespit edildiği üzere, botun imalatı sırasında kullanılmış olan w218 kodlu sistem kablosunun özelliklerinin botun maliki Kıyı Emniyeti tarafından bilindiği, W218 sistem kablolarının üretiminden kaynaklı bir kusur neticesi hasarın meydana gelmediği, bilirkişi raporunda kullanıcı hatası nedeniyle hasar oluştuğunun belirlendiği, zira dava konusu botun iki yönetim sistemiyle donatıldığı ve bu sistemin acil durumlarda birbirini yedeklemek için tasarlandığı, somut olayda gemi adamları tarafından yedek sistemin devreye alınmadığı, davalı Özata'nın ayıplı bir imalat ve bakım-onarım eksiği de bulunmadığı tespit edilmekle, ilk derece mahkemesi hükmünün isabetli olduğu sonucuna varılmıştır.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin ve başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 21,40 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 03.02.2022 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/1130, K. 2022/87, T. 03.02.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-1130-e-2022-87-k-a3371025cfbc