Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/83 E. 2020/916 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/83
- Karar No
- 2020/916
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/457 KARAR NO: 2024/153 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/11/2020 NUMARASI: 2020/83 E. - 2020/916 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız fiilden kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalının ithal ettiği ... plakalı,... motor numaralı, ... şase numaralı ... model aracı kullanmaktayken 06.05.2014 tarihinde ... plakalı kamyon sürücüsünün gerekli özen ve dikkati göstermemesi sebebiyle maddi hasarlı trafik kazasıyla karşı karşıya kaldığını, davacının olayın gelişimi esnasında üzerine düşen bütün yükümlülükleri eksiksiz bir şekilde yerine getirmesine karşın trafik kazasında en temel güvenlik önlemlerinden biri olan hava yastıklarının açılmaması ve emniyet kemerinin gereğini yerine getirmemesi neticesinde ölümle burun buruna kalarak büyük bir manevi çöküntünün içine düştüğünü, raporlar ve fotoğraflardan da görüleceği üzere davacının boynunda büyük bir zedelenme meydana geldiğini, emniyet kemerinin görevini yerine getirmemesinden kaynaklı olarak da dilinde kesikler ve gözünde lezyonlar oluştuğunu, aracın pert çıktığını, kazada ... Türk firması tarafından ithal edilmiş olan araçtaki gizli kusurdan kaynaklı hava yastığının açılmaması sebebiyle davacının yaşadığı ölüm korkusundan kaynaklı uzun soluklu bir manevi çöküntünün içine düştüğünü, aracın ön bölümü ve ön sağ tarafı motor kısmına kadar içine girmiş olması neticesinde sigorta şirketince perte çıkarılacak derecedeki hasara rağmen aracın ön hava yastığı ile takılı olan emniyet kemerinin görevini yerine getirmediğini, aracın üreticinin ayıbından kaynaklı gizli ayıplı olduğunu, ürünün yol açtığı zararlarda, imalatçının sorumluluğunun mülga BK'nın 41 inci ve devamı maddelerine göre kusurlu sorumluluk olarak değerlendirildiğini, Yargıtay H.Genel Kurulunun bir başka kararının gerekçesinde, “...Gerçekten taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi yoktur. Ancak öğreti ve uygulamada yapımcı ile zarar gören arasında böyle bir bağ olmasa bile yapımcının sözleşme dışı da sorumlu tutulabileceği benimsenmektedir. Türk Hukukunda yapımcının sorumluluğuna ilişkin özel bir sorumluluk düzenlenmemişse de bu konuda Borçlar Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrası hükmünün uygulanması mümkündür. Sözü edilen fıkra hükmünde belirtildiği gibi kusuru ile diğer bir kimseye zarar ika eden kişi o zararın tazminine mecburdur.” açıklamasına yer verilerek tazminat talebinin kusurlu sorumluluk ilkelerine göre çözüleceğinin kabul edildiğini, davacının yaşamış olduğu süreci takiben çocuğunun karşı karşıya kalmış olduğu elim sağlık problemlerinin de üstüne gelmesi ile içine düşmüş olduğu bunalımla sürecin artarak devam ettiğini, kazadan sonra müteakip seferler yetkili servisler ve ana firma ile iletişime geçilmesi için çaba harcanmış olmasına karşın davalı firma tarafından davacı müvekkilin manevi ızdırabını dindirecek hiçbir girişimde bulunmaması neticesinde yaşamış olduğu korku ve mağduriyetin derecesinin de katlanarak büyüdüğünü ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; dava konusu aracın ticaret şirketinin mülkiyetinde olduğunu, davacının da anılan şirketin yöneticilerinden olduğunu, davacının tüketici sıfatı bulunmadığını, Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, aracın 05/01/2012 tarihinde trafiğe çıktığını, kazanın 06/05/2014 tarihinde gerçekleştiğini, davanın 06/05/2019 tarihinde ikame edildiğini, gerek genel hükümlere ilişkin Borçlar Kanunu, gerekse de özel düzenleme getiren Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun gereğince ayıplı maldan ve ayıplı malın neden olduğu zararlardan sorumluluğun malın tüketiciye teslim ve zararın gerçekleştiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımına tabii olduğunu, aracın ilk teslimi ve zararın meydana geldiği tarihten itibaren zamanaşımı süresinin dolduğunu, manevi tazminat talebinin kısmi dava olarak ileri sürülemeyeceğini, davacının kötü niyetli olduğunu, davacının trafik kazasına karışan ... plaka sayılı aracın maliki ... Ltd. Şti'nin yöneticisi olduğunu, ... Ltd. Şti.'nin aracı 2012 yılında aldığını, iki yıl boyunca bakımlarını yaptırarak davacıya kullandırıldığını, davaya konu trafik kazasının olduğu tarihe kadar iki yıl dört ay boyunca sorunsuz olarak kullandığını, kazadan sonraki beş yıl boyunca müvekkili şirkete tazminat talebinde bulunulmadığını, kazanın ihbar dahi edilmediğini, bu dönemde davacının müvekkili şirketle ya da müvekkili şirketin yetkili servisleriyle iletişime geçmediğini, çalışmadığını iddia ettiği emniyet kemeri ve hava yastığı sistemlerini teknik olarak inceletmediğini, herhangi bir talepte bulunmadığını, kazadan 5 yıl, aracın satış ve tescilinden 7 yıl sonra Beyoğlu ... Noterliği'nden keşide ettiği 25/03/2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile haberdar olduğunu, davacının kazadan 5 yıl sonra keşide ettiği ihtarnamesinde aracın emniyet kemeri ve hava yastığı sisteminin çalışmadığını iddia ederek 300,000,00-TL tutarında manevi tazminat talep ettiğini, davacının kaza tespit tutanağına, araç üzerindeki teknik bir incelemeye ya da sağlık raporlarına dayandırmadığı afaki talebine bir yanıt alamaması üzerine bu defa ihtarnamesinde talep ettiği tazminat tutarını düşürerek 200,000,00-TL tutarlı bir dava açtığını, davacının talepleri samimiyetten uzak olduğu gibi tamamen afaki bir iddiaya dayandığını, kaza tespit raporunda, kazanın, "... plakalı aracın ... (davaya konu) ... plakalı aracın sol ön yan kısımlarına çarptıktan sonra aynı araç savrularak sağ yan ön kısımlarını bariyerlere ... çarpması neticesinde" meydana geldiğinin tespit edildiğini, gerek kaza tespit raporunda yer alan kroki, gerekse de davacı tarafından sunulan araç fotoğrafları incelendiğinde, davaya konu aracın sağ ve sol yanlardan darbe gördüğü, aracın ön kısmından ise darbe almadığının rahatlıkla görüldüğünü, bu tespiti destekler nitelikte, aracın iç kısmına ait fotoğraflarda ön kısmından darbe almadığı için ön hava yastıklarının açılmadığını, fakat aracın yanal darbeye maruz kalması nedeniyle yan hava yastıklarının açılmış olduğunun görülebileceğini, bu doğrultuda hava yastığı sisteminin görevini yerine getirdiğini ve aracın aldığı darbenin yön ve şiddetine uygun olarak yan hava yastıklarının açılarak araç sürücüsünü yanal yönde aldığı darbeden koruduğunun görüldüğünü, yakın plan fotoğraflarında da davacının herhangi bir doğrudan darbeye maruz kalmadığının rahatlıkla görülebileceğini, tüm bu anlatımlar çerçevesinde, dava konusu araçta üretimden kaynaklanan herhangi ayıp bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Dava Bakırköy 5. Tüketici Mahkemesi'ne açılmış, iddianın niteliği karşısında uyuşmazlığın 4077 sayılı yasanın 3. maddesi kapsamına girmediği gerekçesi ile 2019/290 E. -2019/724 K. sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilmiş ve dava dosyası bu suret ile mahkememize intikal etmiştir. Davacı tarafından dava konusu aracın davalı ... Şti. tarafından satıldığı, araçta hava yastığından kaynaklı üretim hatası olduğunun iddia edildiği, davalıların ise kullanım hatası olduğu savunmasında bulunduğu tartışmasızdır. Taraflar arasında tartışmalı olan husus araçtaki arızanın üretim veya kullanım hatasından ileri gelip gelmediği, bu duruma göre davacının aracındaki hava yastığı sisteminin çalışıp çalışmadığı ile davacının 200.000 TL manevi tazminat talep edip edemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. Taraflar arasındaki satım sözleşmesinin içeriği de gözetildiğinde ve genel ispat kuralları uyarınca davacının ayıplı olarak mal satıldığını ve bu ayıbın üretim kaynaklı olduğunu iddia etmesi karşısında gerekli kanuni yükümlülüklerin alıcı olan davacı tarafından yerine getirilmesi gerekir. BK. 198 maddesi uyarınca alıcı, teslim aldığı malı olanak bulur bulmaz gözden geçirmeli, sakatlık görür ise bunu satıcıya bildirmelidir. Ancak bunun için davacının öncelikle malda davalıdan kaynaklı bir ayıbın varlığını ispatlaması veya tespit ettirmesi kaçınılmazdır. Aksi halde BK. 198/3. maddesi uyarınca mal mevcut hali ile alıcı tarafından kabul edilmiş sayılmalıdır. Bu kapsamda ayıbın varlığının ispatlanması yükümlülüğünün yerine getirilememesi, ayıba bağlı haklardan yararlanılmasını imkansız hale getirir. Bilindiği üzere ayıp ihbar sürelerinin varlığından önce, öncelikle ayıbın varlığının ispatlanması gerekmektedir. Uyuşmazlığın dayanmış olduğu ana nokta itibari ile görevsiz mahkeme tarafından teknik bilirkişi incelemesi yapılması zorunlu olup yaptırılmıştır. aaaaa teknik inceleme yapılarak varılması gerekeceği ifade edilmiştir. Bilirkişi raporu ayrıntılı, açık, gerekçeli ve hükme elverişli nitelikte olmakla mahkememizce benimsenmiştir. Mevcut fiil durumuna göre arızanın üretim hatasından mı yoksa kullanım hatasından mı ileri geldiğini davacı ispatlayamadığı gibi ispatlanması için gerekli hiçbir resmi bir tespit veya geçerli delili de yoktur. ( Yar. 19 HD. 2010/13414 E. -2011/6562 K. Sayılı emsal karar) Bu durumda davalının TTK. 25 ve BK. 198 maddesi çerçevesinde ayıp iddiasında belirtilen ve kanunda açıklanan ayıba bağlı haklardan yararlanması kabul edilemez. Yine manevi tazminat davasının kabulü için aranan şartlardan olan hukuka aykırılık unsurunun da bu şartlarda ispatlanamadığı kabul edilmelidir. Toplanan deliller ve yapılan açıklamalar gözetildiğinde davalıya atfedilebilecek kusurun varlığı mevcut dosya kapsamına göre ispatlanamadığından uğranılan zarar ile davalıların hukuka aykırı hareketi saptanamadığından manevi tazminata yönelik davanın reddine dair karar verilmiştir. " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ayıbın sonradan ortaya çıkması halini düzenleyen BK'nın 198/3 maddesinin değerlendirilmediğini, ihbar külfetinin yerine getirilmesi halinde zaman aşımı süresi içinde BK'nın 202 ve 203 maddeleri uyarınca hareket edebileceğinin öngörüldüğünü, Kaldı ki, her ne kadar yerel mahkemece dava, manevi tazminat davasının kabulü için aranan şartlardan olan hukuka aykırılık unsurunun da bu şartlarda ispatlanamadığının kabul edilmesi gerektiğini, olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıbın (gizli ayıp) bulunduğu sonradan anlaşılırsa tüketicinin bildirimde bulunmak suretiyle hakkını arayabileceği yasa uyarınca belirlendiğini, bu kapsamda yaşanmış olan kazadan kaynaklı olan airbag açılmamasının gizli ayıp olduğunun davacı müvekkilince öğrenilmesi itibariyle Beyoğlu .... Noterliği'nden keşide edilen 25/03/2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davalı tarafa bildirim yükümlülüğü yerine getirildiğini, mahkemenin gerekçeli kararında bahsettiği emsal kararın somut olayla uyuşmadığını, karara konu olayda, ayıbın sonradan ortaya çıkmasına dair bir olgudan bahsedilmemesi ve ilgili kararın İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurul kararı olmaması sebebiyle yerel mahkeme yönünden hiçbir bağlayıcılığı olmadığını, mahkemece uyuşmazlık konuları tespit edilmeksizin gösterilecek delillerin HMK sistematiğine aykırı olduğunu, davanın, gizli ayıptan kaynaklı yaşanmış olan kaza sebebiyle manevi tazminat talebine ilişkin olduğunu, eksik bilirkişi raporuna karşı sundukları itiraz dilekçesine itibar edilmediğini, raporun teknik ve bilimsel verilerden yoksun olduğunu, çelişkili olduğunu, raporda "... Kaza istatistikleri incelendiğinde gerek ölüm ve gerekse yaralanma sonucu meydana gelen trafik kazalarının birçoğuna; başın direksiyona veya kontrol paneline çarpması sonucu ölüm, yüzde cam batması ve yanma gibi nedenlerle yaralanmalara neden olmakta, öncelikle yüz parçalanmaları yoğunluk taşımaktadır..." şeklindeki açıklamalarını dava dilekçesinde sunulu deliller çerçevesinde tetkik edildiği takdirde emniyet kemerinin gerektiği gibi çalışmaması sebebiyle davacı müvekkilinin kafasını direksiyona çarpması neticesinde dilinde kesiklerin oluştuğu sabit olmasına karşın bu husustaki açıklamalarının dikkate alınmamasının mahkemenin eksik inceleme yapmış olduğunun ispatı olduğunu, emniyet kemerinin gerektiği gibi çalıştığı kabul edilse bile davacının yüzünde ve dilinde meydana gelen yaralanmaların asli sebebinin görevini yerine getirmeyen direksiyon hava yastığı olduğunu, direksiyon hava yastığı gerektiği gibi çalıştığı takdirde davacı müvekkilindeki yaralanmaların meydana gelmeyeceğini, bilirkişinin kaza tutanaklarını hiçe sayar bir şekilde hasarın yan taraftan geldiğini açıklaması ile sunmuş olduğu raporun açık bir şekilde hatalar bütünü olduğunu, kaza tutanağına aykırı bir şekilde çarpmanın aracın sol-ön-yan kısmından olduğunun belirtildiğini, kaza tutanağında çarpmanın karşıdan olduğu hususunun açık bir şekilde belirtildiğini, bu sebeplerle rapora itirazları nazara alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, trafik kazasına karışan aracın ayıplı olması nedeniyle doğduğu iddia edilen manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır Davacı, ... plakalı aracı kullanmaktayken 06.05.2019 tarihinde geçirdiği trafik kazasında yaralandığını, aracın ön hava yastıklarının açılmaması ve emniyet kemerinin görevini yerine getirmemesi sebebiyle dilinde ve yüzünde yaralanmalar oluştuğunu, kaza nedeniyle büyük bir korku yaşadığını, manevi olarak zarar gördüğünü, bundan aracın ithalatçısı davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır. ... plakalı aracın ruhsat kaydına göre dava dışı .... Hiz. Tic. Ltd. Şti.'ne ait olduğu, dava dışı şirketin 25.11.2019 havale tarihli cevabi yazısına göre davacının şirket çalışanı olarak aracın kendisine şirket işlerinin takibi için tahsis edildiğini bildirildiği, ayrıca davacının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarında gerçek kişi tacir kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı, kaza yaptığı ... plakalı aracın maliki olmayıp bu aracın maliki olan dava dışı ... Hiz. Tic. Ltd. Şti. çalışanıdır. Davacı ile davalı arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır. Bu durumda dava, TBK'nın 49 ve devamı maddeleri uyarınca açılmış bir manevi tazminat davası olup kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Aynı Yasa'nın 50. maddesine göre zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Yine 56/1. maddesine göre ise hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Somut olayda hükme esas alınan 07.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda; aracın sol önden darbe aldığı, aracın direksiyon hava yastığı, şoför ve ön yolcu hava yastığının açılmadığı, darbe alınan yöndeki hava yastığı ve perde hava yastığının açıldığı, aracın sol ön taraftan darbe alması sebebiyle tasarımı gereği ön ve diz altı hava yastıklarının açılmamasının normal olduğu, emniyet kemerinin vücuda temas ettiği boyun bölgesi alt kısmından çarpışma anındaki öne hareketten ve savrulmaya bağlı olarak emniyet kemeri kumaşının vücuda temasındaki sürtünme ile ortaya çıktığı değerlendirilen deri yaralanması sebebiyle emniyet kemerinin davacının direksiyona çarpmasının önüne geçtiği, görevini yerine getirdiği kanaati bildirilmiş olup rapor denetime ve hüküm kurmaya elverişlidir. Kaza tespit tutanağında diğer aracın davacının kullandığı araca sol önden çarptığının belirtildiği, bilirkişi raporunda da araca sol önden darbe gelmesi ile darbe alınan bu yöndeki hava yasatığının açıldığının, doğrudan önden çarpma olmaması sebebiyle şoför hava yastığının, ön yolcu hava yastığının ve direksiyon hava yastığının açılmamasının normal olduğunun ve emniyet kemerinin de görevini yerine getirdiğinin belirtildiği nazara alındığında, aracın emniyet kemerinin görevini yerine getirmediği ve hava yastığının açılmadığı iddialarının, bir diğer deyişle aracın ve davalının kusurlu olduğu iddialarının ispatlamadığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 373,20 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, 3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.08.02.2024