Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/408 E. 2021/240 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/408
- Karar No
- 2021/240
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1785 - 2024/2058 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1785 KARAR NO : 2024/2058 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/06/2021 NUMARASI : 2020/408 E. - 2021/240 K. DAVACI VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarımla İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/06/2021 tarih ve 2020/408 E. - 2021/240 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili firma tarafından 31.12.2019 tarihinde 2019/09053 numaralı tasarım tescil başvurusunu gerçekleştirdiğini, davalı Şirket tarafından 2018/07889-7 numaralı tasarımına dayanılarak başvuruya itiraz edildiğini, 2020/T-696 sayılı YİDK kararı ile itirazın kabul edilerek başvurunun reddedildiğini, oysa davalı firma itirazında düzensiz form tasarımı ile müvekkili firmanın sahip olduğu düzensiz form tasarımının benzer olmadığını, her düzensiz formun birbiri ile benzer olduğunun iddia edilemeyeceğini, karşılaştırmaya tabi tasarımların bilgilenmiş kullanıcı nezdinde iltibasa sebebiyet vermeyecek derecede farklılıklar ihtiva ettiğini ileri sürerek, 2020/T 696 sayılı YİDK kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, dava konusu tasarımların davalıya ait 2018/07889-7 sayılı tasarım ile genel izlenim itibariyle benzer bulunduğunu, dava konusu 2019/09053/1,2,3 sıra numaralı tasarımların ayırt edici bulunmadığını, oldukça geniş seçenek özgürlüğü bulunmasına rağmen, ürünlerdeki farklılıkların aralarındaki benzerliği ortadan kaldırmadığını, küçük ayrıntılarda farklılık seviyesini aşacak değişikliklerin bulunmadığını, bu nedenle müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili, dava konusu tüm tasarımların görüntüleri ile mesnet 2018/07889/7 sıra numaralı tasarım karşılaştırıldığında form yapılarının düzensiz olduğunu, tabak çevirildiğinde hiçbir açıda simetri yaratmadığını, müvekkil tarafından bizzat bu formda düzensiz bir görünüm verilerek alışılagelmişin dışında bir algı yaratılmaya çalışıldığını, davacının teknik hiçbir sebepten kaynaklanmadığı halde yeni ve ayırt edici bir tasarım üretmediğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu kase ve tabak tasarımlarının alışagelmiş dairesel veya kare dikdörtgen tabaklar olmayıp daha serbest formlara sahip olduğu, bir tabak ve kase için ilk beklenen formun kolay üretimi nedeni ile dairesel alışılageldik form iken zaman içinde değişen tüketici trendleri, firmaların rekabetçi pazarda farklılık yaratma çabaları sonucunda farklı formda tabakların ortaya çıktığı, bu anlamda üçgen tabakların dahi piyasada bulunabildiği, seramik malzemenin keskin köşe yaratmadaki zafiyeti nedeni ile kenarları yuvarlatılmış üçgen veya daha serbest forma sahip ürünlere denk gelmenin mümkün olduğu, taraf tescillerinden daha önceki emsal ürünler incelendiğinde, dairesel ve kare veya dikdörtgen harici serbest formların tabak ve kase tasarımında yaygın olduğu, bu tür serbest formların sektörde alışılagelmedik bir form olmayıp, neredeyse dairesel kare veya dikdörtgen gibi harcı âlem konumuna geldiği, düzensiz bir form olarak addedilecek tasarımların bir firmaya özgülenemeyeceği, üçgen temeli alan bir tasarımın yaygın bir kullanıma sahip olduğu, sektörde örneklerinin bulunduğu, TÜRKPATENT tarafından verilen 2020/T-696 sayılı karar ile dava konusu tasarımlar ve 2018/07889/7 nolu tasarımın karşılıklı değerlendirmesi açısından farklılaştığı, sonuçta davacı tasarımının yeni ve ayırt edici olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'nin 2020/T-696 sayılı kararının iptaline karar vermiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların tasarımları arasında ayırt ediciliğin bulunmadığını, davacının tasarımda oldukça geniş seçenek özgürlüğü bulunmasına rağmen, ürünlerde bulunan farklılıkların aralarındaki benzerliği kaldırmadığını, küçük ayrıntılarda farklılık seviyesini aşacak değişikliklerin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının tasarımını geliştirme özgürlüğünün geniş olduğunun belirlendiğini, dava konusu ürünlere ilişkin yapılan ayırt edicilik değerlendirmesinin doğru olmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, raporda ihtilaf dışı işletmelere ait ve davacı tasarımının başvuru anından öncesine ilişkin olarak sunulan kimi tabak formları dolayısıyla dahi davacı tasarımlarının yeni ve ayırt edici kabul edilemeyeceğinin açık olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, endüstriyel tasarımla ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Tasarım, 6769 sayılı SMK'nın 55. maddesinde tanımlanmış olup aynı Yasa'nın 56. maddesinde, yeni ve ayırt edici niteliğe sahip tasarımların anılan Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunacağı düzenlenmiş, aynı maddenin 4. bendinde de yenilik unsuru tanımlanmış ve bir tasarımın aynısı, başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarımın yeni kabul edileceği, sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteren tasarımların aynı olduğu hüküm altına alınmıştır. Görüldüğü üzere anılan hüküm ile tasarımlar yönünden mutlak yenilik kriteri kabul edilmiştir. Mutlak yenilikten söz edilebilmesi için de, tasarım tescil başvurusu yapılan ürünün görünümünün dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulan tasarımlardan yararlanma ve benzetme serbestisi ilkesi sınırları içinde kalmak kaydıyla, küçük ayrıntıların ötesinde farklı özelliklere sahip olması gerekli ve yeterlidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.04.2017 tarih ve 2015/13749 E. - 2017/2336 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere bir tasarımın mutlak yenilik kriterini haiz olup olmadığı resen gözetilmelidir. Bu nedenle dava konusu olan bir tasarımın, yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıyıp taşımadığı, davaya konu tasarım tescil belgesindeki ürün tasarımı ile söz konusu ürünün piyasada mevcut, bilinen tasarımlarla arasında belirgin bir farklılığın bulunup bulunmadığı, davaya konu tasarımın yeni mi, yoksa harcı alem bir tasarım mı olduğu hususları, tasarımın ilgili olduğu alanda uzman bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle tespit edilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Somut olayda, davaya konu tasarımlar, "kase ve tabak" tasarımlarıdır. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, dava konusu tasarımın yeni ve ayırt edici olduğu açıklanmış, mutlak yenilik kriterini haiz olup olmadığı yönünden bir değerlendirme ise yapılmamıştır. Davalı Şirket vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, dava konusu tasarımların mutlak yenilik kriterini haiz olmadığını ileri sürmüş olmasına karşın, mahkemece davalının mutlak yenilik itirazları karşılanmamış, gerekçeli kararda da buna ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir. Bu itibarla somut uyuşmazlığın çözümünde, yukarıdaki paragrafta belirtilen hususların araştırılması, işbu dava yönünden esasa etkili bir delil niteliğinde bulunduğundan, ek rapor veya yeni bir heyetten rapor alınmak suretiyle bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak, anılan hususlar değerlendirildikten sonra yeni bir karar verilmesi zorunludur. Açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 24/06/2021 gün ve 2020/408 E. - 2021/240 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak ayrı ayrı yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/12/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/12/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.