Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/385 E. 2021/401 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/385
Karar No
2021/401
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1827 KARAR NO : 2024/2116 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/11/2021 NUMARASI : 2020/385 E. - 2021/401 K. DAVACI VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/11/2021 tarih ve 2020/385 E. - 2021/401 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin, "..." ibareli markanın 03. sınıf mallarda tescili için 2019/38447 sayılı marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirket tarafından "...!" ibareli markalara dayalı olarak müvekkili başvurusuna itiraz edildiğini, davalı Şirket itirazının Markalar Dairesi Başkanlığınca reddedildiğini, davalı Şirketin bu karara yönelik itirazının ise YİDK tarafından kabul edildiğini ve müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, müvekkili Şirketin dünyaca ünlü moda tasarımcısı ... tarafından kurulduğunu, “...” ve “...-...” markaları ile dünya çapında yüksek tanınmışlığı haiz olduğunu, müvekkilinin birçok dünyaca tanınmış marka ile işbirliğine giderek markalarının ayırt ediciliğini daha da ileri taşıdığını, müvekkilince uzun yıllardır kullanılan "..." ve "...-..." ibareli markalarını davalı Kurum nezdinde koruma altına aldığını ve seri markaları bulunduğunu, müvekkiline ait "..." ibaresinin, Türkiye dışında WIPO nezdinde birçok ülkede 03. sınıf bakımından tescilli olduğunu, müvekkili markalarının tanınmış bulunduğunu, dava konusu başvurunun kapsamında yer alan malların, davalı Şirketin redde mesnet markalarının kapsamlarında yer alan mallardan farklı olduğunu, davalı Şirkete ait itiraza mesnet "...!" markalarının, "sinekkovar losyon, sinekkovar sprey" malları bakımından kullanımının ispat edildiğini, ilgili malların 05. sınıf altında yer aldığını, müvekkili başvurusunun ise 03. sınıfta yer alan kişisel bakım ve cilt bakım ürünlerini kapsadığını, dolayısıyla taraf markaları kapsamında yer alan malların faaliyet ve kullanım alanlarının farklı olduğunu, tamamen farklı ihtiyaçlara yönelik olarak piyasaya sunulduklarını, ürünler arasında rekabet olanağı bulunmadığını, hedeflenen müşteri kesiminin farklı olduğunu, markalar arasında iltibas ihtimali olmayacağını, ilgili markaların dikkat düzeyi yüksek ve bilinçli tüketici kitlesine hitap ettiğini, taraf markalarının aynı sözcük unsurlarını taşımalarına rağmen bir bütün olarak farklı algılar oluşturduklarını, mallar arasında hiçbir benzerlik bulunmadığından işaretlerin ortak kelime unsuru taşımalarının karıştırılma ihtimali bakımından bir etkisi olmadığını ileri sürerek, YİDK’in 2020-M-9474 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece, davacının "...+şekil" ibareli marka başvurusu ile davalının "...!+şekil" ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, diğer yönden taraf markaları arasında mal benzerliğinin de oluştuğu, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde yargılama konusu mallarda, başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşabileceği, yani markaların karıştırılabileceği, bu açıdan SMK'nın 6/1 maddesindeki koşulların bulunduğu, davacı yararına müktesep hak koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ile birlikte dosyaya sundukları uzman görüşünün mahkemece değerlendirilmediğini, uzman görüşü ile esaslı nitelikte çelişkili, eksik inceleme sonucu oluşturulan bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verildiğini, hükme esas bilirkişi raporu ile dosyaya sundukları uzman görüşü arasındaki ciddi ve esaslı çelişkiler giderilmeden karar verilmesinin doğru olmadığını, iddiaları ile paralel olacak şekilde, aynı uyuşmazlığa yönelik verilen yabancı ülke patent ofisi kararlarının bulunduğunu, bu kararların da mahkemece değerlendirilmediğini, müvekkili başvurusu kapsamında bulunan mallar ile davalı yana ait redde gerekçe gösterilen markalara ilişkin kullanımı ispat edilen malların tamamen farklı ihtiyaçlara yönelik olduğunu, bu nedenle markalar arasında iltibas koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden; davacı Şirketin 16.04.2019 tarihinde 2019/38447 sayılı "...+şekil" ibareli marka başvurusunu yaptığı, davalı Şirket tarafından "...!" ibareli markalara dayalı karıştırılma tehlikesi, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçeleriyle başvuruya itiraz edildiği, davacının SMK'nın 19/2. maddesi kapsamında kullanım ispatı talebinde bulunduğu, davalı Şirketin, markalarının kullanıldığına ilişkin delillerini sunduğu, Markalar Dairesi Başkanlığınca, taraf marka işaretleri benzer olmakla birlikte markaların kapsamlarındaki mallar benzer olmadığından, davalı Şirket itirazının reddine karar verildiği, bu karara davalı Şirket tarafından itirazda bulunulduğu, YİDK'in 18.11.2020 tarih, 2020-M-9474 sayılı kararıyla, tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının yeterli bilgi ve delille ispatlanmadığından, bu yöndeki iddiaların haklı olmadığı, itiraz gerekçesi "..." markasının "sinekkovan losyon, sinekkovar sprey (aqua pump sprey)" mallarında markasal nitelikte kullanıldığı, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların tamamında "...' ibaresinin asli markasal unsur olarak kullanıldığı, bu nedenle markaların aynıya yakın düzeyde benzer olduğu ve aynı/benzer mal ve hizmetler yönünden markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle itirazın kabulüne, dava konusu başvurunun reddine karar verildiği, bu kararın 24.11.2020 tarihinde davacıya tebliğ edildiği anlaşılmıştır. YİDK kararının iptali istemli davaların, iptali istenen kararda tartışılan hususlarla sınırlı olarak görülmesi, yerleşik yargı kararlarının gereğidir. Buna göre, eldeki davanın konusu da, davacının 2019/38447 sayılı "...+şekil" ibareli başvurusu ile redde mesnet alınan markalar arasında, redde mesnet markaların "sinekkovan losyon, sinekkovar sprey" mallarında kullanıldığının ispat edildiği de gözetilerek karıştırılma tehlikesinin bulunup bulunmadığıdır. Gerek dava konusu başvurunun, gerekse de redde mesnet markaları asli unsurunu "..." ibaresi oluşturduğundan, marka işaretleri arasında benzerlik olduğu açıktır. Esasen, davacı yanın iddiaları da, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığına değil, markaların kapsamlarındaki malların benzer olmadığına dayalıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış kararlarında açıklandığı üzere marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan Uluslararası Nice Protokolü kapsamında TPE tarafından hazırlanan Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına ilişkin Tebliğ hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez. Tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerin ilişkilendirilebilecek olup olmadıklarının değerlendirilmesinde özellikle; her iki grup malların aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, aynı mağazada ve aynı raflarda satışa sunulup sunulmadıkları, ham madde-mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/ tamamlayıcı olup olmadıkları hususlarının bir bütün olarak ve ortalama tüketici kitlesinin özellikleri ve genel bakış açısı dikkate alınarak belirlenmelidir. Somut olayda, dava konusu başvurunun kapsamında, 3. sınıftaki "Sabunlar; parfümeri; kolonyalar; hafif parfümler; parfümler; kişisel kullanım amaçlı koku vericiler; cilt bakımı için losyonlar; ter önleyiciler; kişisel kullanım amaçlı deodorantlar; kolonya, sprey kolonya, tıraş sonrası losyonu ve balsamı ve sabunlar olmak üzere kişisel kullanım amaçlı kozmetik ürünleri; duş jeli; tıbbi amaçlı olmayan banyo müstahzarları; tıbbi amaçlı olmayan cilt bakımı ürünleri; oda kokuları; koku karışımları; aromaterapi yağları; evde kullanım amaçlı kokulu boncuklar ve çamaşırlara uygulanabilen kokulu spreyler." malları yer almakta iken, davacı markalarının kapsamında ise kullanımı ispat edilen "sinekkovar losyon, sinekkovar sprey" malları bulunmaktadır. O halde, belirtilen mallar arasında yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında benzerlik olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu değerlendirme, hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olmayan, çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir husus olduğundan, HMK'nın 266. vd. maddeleri kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmalıdır. Nitekim ilk derece mahkemesince de bilirkişi incelemesine başvurulmuş olup, sunulan bilirkişi raporunda, taraf markaları kapsamında yer alan ürünlerin tamamının, benzer amaca hizmet eden, aynı dükkanlarda bir arada/yan yana satılan, benzer tüketici kesimine hitap eden, tüketicinin aynı anda karşı karşıya kaldığı mallar olduğu belirtilerek, emtia benzerliğine ilişkin şartın gerçekleştiği belirtilmiştir. Ancak, yapılan değerlendirme gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı gibi başvuru kapsamındaki mallar yönünden de tek tek karşılaştırma yapılmamıştır. Öte yandan, davacı vekilinin bu rapora yaptığı ciddi ve teknik itirazlar da karşılanmamıştır. Bu durumda mahkemece, içinde kozmetik sektöründe uzman bir bilirkişinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden, taraf markalarının kapsamlarında yer alan yukarıdaki mallar arasında benzerlik olup olmadığının belirlenmesi için malların ayrı ayrı karşılaştırıldığı, denetime elverişli bir rapor alınması, bu şekilde davacı vekilinin itirazlarının da karşılanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 29/11/2021 gün ve 2020/385 E. - 2021/401 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/12/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/01/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/385, K. 2021/401, T. 24.11.2020, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-385-e-2021-401-k-2523d7bbe999