Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/281 E. 2021/231 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/281
Karar No
2021/231
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/435 - 2024/859 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/435 KARAR NO : 2024/859 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/06/2021 NUMARASI : 2020/281 E. - 2021/231 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Tasarım Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/06/2021 tarih ve 2020/281 Esas - 2021/231 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı Şirket tarafından 2019/07987 sayılı çoklu şişe tasarımı başvurusu yapıldığını, müvekkilince bu başvurunun 13 nolu tasarımına yapılan itirazın YİDK tarafından reddedildiğini, alınan kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, yapılan inceleme ve değerlendirmede itiraza konu 2019 07987/13 numaralı tasarım ile itiraza gerekçe olarak gösterilen 2013 07300/1, 2014 06131/1, 2016 00216/1 numaralı tasarımın, şişe malının bilgilenmiş kullanıcıları nezdinde genel izlenim itibariyle farklı olduğu kanaatine ulaşıldığını, 6769 sayılı Yasada "ayırt edici nitelik testinde" kullanılan ölçütün KHK’ya göre aşağı çekildiğini, ancak buna karşın bile dava konusu edilen tasarım başvurusunun, müvekkiline ait tasarımlar karşısında farklılık oluşturmadığını, dava konusu 2019/07987-13 sayılı tasarım başvurusunun YİDK kararının aksine, müvekkiline ait 2013 07300-1, 2014 06131 ve 2016 00216 sayılı tescilli tasarımlar ile ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, dava konusu tasarımın tasarım tescili için yenilik şartını taşımadığını, müvekkili firmaya ait tasarımların 2012, 2014 ve 2016 yıllarında tescil edildiğini, itiraza konu tasarım başvurusunun ise 10.12.2019 tarihinde yapıldığını, müvekkili firmanın tasarımlarının, itiraza konu tasarımdan önceden tasarlanıp kamuya sunulduğunu, itiraza konu tasarımda bilgilenmiş bir kullanıcı tarafından fark edilebilecek herhangi bir farklılığın bulunmadığını, müvekkiline ait her üç tasarımda da yer alan kapak kısmından şişenin boynuna doğru inen tasarımın açısı, şişenin omuz kısmından gövdeye inen açının daralan/incelen şekli, gövdeden tabana inen tasarımın yere değen noktada da yanlara doğru hafif bombelenmesi tasarımının dava konusu şişe tasarımında birebir aynı olduğunu, yuvarlak yapılı şişenin orta kısmının hafif incelmesinin de müvekkili firmanın tasarımıyla ayniyeti artırdığını, itiraza konu tasarımın, müvekkili firmanın tasarımıyla olan ayniyete varacak derecede benzerliği karşısında bilgilenmiş kullanıcının, tasarımlar arasında fark olmadığını, söz konusu tasarımın yeni ve ayırt edici bulunmadığını göreceğini, dava konusu tasarım üzerine yapıştırılacak marka etiketi ile şişe tasarımlarının birbirinden hiç ayırt edilemeyecek hale geleceğini, davalı tarafından tescil ettirilmek istenen tasarımın şekil itibariyle müvekkilinin "..." markalı ürünlerini ve tasarımlarını çağrıştırdığını, davalı yanın, sahip olduğu seçenek özgürlüğü de dikkate alındığı takdirde tescil edilecek bunca şişe tasarımı şekli varken müvekkili firma tarafından kullanılan tasarımları tescil ettirmeye çalışmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2020/T-394 sayılı kararının iptaline, 2019/07987-13 sayı ile tescil başvurusu yapılan “...” tasarımının hükümsüz sayılmasına ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davaya konu tasarımın, itiraza gerekçe olarak gösterilen tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, tesciline karar verilen dava konusu müvekkili tasarımının, davacı yanca itiraza ve davaya dayanak yapılan tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici olduğunu, ... tasarımı bakımından tasarımcının seçenek özgürlüğünün oldukça sınırlı bulunduğunu, tasarımcının seçenek özgürlüğünün sınırlı olduğu böyle bir tasarım bakımından zorlama bir şekilde benzerlik bulmaya çalışılarak dava açıldığını, seçenek özgürlüğünün düşük olduğu hallerde tasarım üzerinde ufak değişikliklerin dahi bilgilenmiş kullanıcı nezdinde tasarımların benzerliğini ortadan kaldıracağını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 2019 07987/13 sıra numaralı tasarımın, davacı tarafça dayanılan 2013 07300, 2014 06131 ve 2016 00216 sıra numaralı tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici olduğu, 2020/T-394 sayılı YİDK kararının yerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, hükme esas alınan rapora karşı yaptıkları itirazların karşılanmadığını, mahkeme kararının gerekçesinde de neden ek rapor ile ya da yeni heyetten alınacak rapor ile itirazlarının karşılanmadığı hususlarının açıklanmadığını, bu durumun usule aykırı olduğunu, dava dosyası kapsamında ne sundukları delillerin doğru değerlendirildiğini ne de mutlak yenilik araştırmasının yapıldığını, kamu düzenine ilişkin bir konuda re'sen gerekli incelemenin yapılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda re'sen araştırma ilkesinin göz ardı edildiğini, tasarım hükümsüzlüğü davaları yönünden Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları gereğince, bilirkişilerin re’sen araştırma yetkisinin bulunduğunu, dava konusu tasarımın yeni ve ayırt edici olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve tasarım hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Tasarım, 6769 sayılı SMK'nın 55. maddesinde tanımlanmış olup aynı Yasa'nın 56. maddesinde, yeni ve ayırt edici niteliğe sahip tasarımların anılan Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunacağı düzenlenmiş, aynı maddenin 4. bendinde de yenilik unsuru tanımlanmış ve bir tasarımın aynısı, başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarımın yeni kabul edileceği, sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteren tasarımların aynı olduğu hüküm altına alınmıştır. Görüldüğü üzere anılan hüküm ile tasarımlar yönünden mutlak yenilik kriteri kabul edilmiştir. Mutlak yenilikten söz edilebilmesi için de, tasarım tescil başvurusu yapılan ürünün görünümünün dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulan tasarımlardan yararlanma ve benzetme serbestisi ilkesi sınırları içinde kalmak kaydıyla, küçük ayrıntıların ötesinde farklı özelliklere sahip olması gerekli ve yeterlidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.04.2017 tarih ve 2015/13749 E.- 2017/2336 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere bir tasarımın mutlak yenilik kriterini haiz olup olmadığı resen gözetilmelidir. Bu nedenle dava konusu olan bir tasarımın, yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıyıp taşımadığı, davaya konu tasarım tescil belgesindeki ürün tasarımı ile söz konusu ürünün piyasada mevcut, bilinen tasarımlarla arasında belirgin bir farklılığın bulunup bulunmadığı, davaya konu tasarımın yeni mi, yoksa harcı alem bir tasarım mı olup olmadığı hususları, tasarımın ilgili olduğu alanda uzman bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle tespit edilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Somut olayda, davaya konu tasarım, ... tasarımıdır. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, dava konusu tasarımın, davacının dayandığı 2013/07300, 2014/06131 ve 2016/00216 sayılı tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici olduğu açıklanmış, mutlak yenilik kriterini haiz olup olmadığı yönünden ise bir değerlendirme yapılmamıştır. Öte yandan davacı vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporuna itiraz etmiş, mahkemece davacının itirazları karşılanmamış, gerekçeli kararda da buna ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, bir tasarımın aynısı, başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmuş ise o tasarım yeni kabul edilmeyecektir. O halde ilk derece mahkemesince, davacı tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporuna yapılan itirazlar karşılanmadan ve mutlak yeniliğe ilişkin araştırma yapılmadan yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu itibarla, somut uyuşmazlığın çözümünde, davacı tarafça hükme esas alınan bilirkişi raporuna yapılan itirazların karşılanması ve mutlak yenilik araştırmasının yapılması işbu dava yönünden esasa etkili bir delil niteliğinde bulunduğundan, söz konusu deliller değerlendirildikten sonra yeni bir karar verilmesi zorunludur. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 17/06/2021 gün ve 2020/281 Esas - 2021/231 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafça istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 03/05/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/05/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/281, K. 2021/231, T. 24.04.2017, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-281-e-2021-231-k-971bf20e07cd