Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/159 E. 2021/48 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/159
- Karar No
- 2021/48
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/1112 KARAR NO:2024/1842 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ TARİHİ:19/01/2021 NUMARASI:2019/159 Esas - 2021/48 Karar DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit) İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/12/2024 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar ile davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların miras bırakanı ...'in ... Şubesi'ne kredi başvurusunda bulunduğunu, ... tarafından kefalet verilerek ... Bankası'ndan 100.000,00 TL tutarlı kredi sözleşmesi imzalandığını, krediye..., ... ve...'nin müteselsilen kefil olduğunu, kredinin 100.000,00 TL olmasına rağmen murislerine 93.350,00 TL ödendiğini, kredi taksitlerinin müteveffa tarafından düzenli ödendiğini, ölümü akabinde mirasçıları tarafından düzenli ödemelerin devam ettiğini, murisin vefat tarihi olan 22/04/2016 tarihine kadar 8-9-10-11-12-13 nolu taksitlere ilişkin toplam 29.868,06 TL ödeme yapıldığını, bakiye 37.177,78 TL borcun kaldığını, kredi sözleşmesine bağlantılı olarak ... A.Ş. nezdinde 100.000,00 TL teminatlı hayat sigortası yapıldığını ve ilk yılına ait 900,00 TL prim ödemesinin peşin yatırıldığını, murisin vefatından sonra davalı bankaya başvuru yapıldığını ve hayat sigortası kapsamında borcun ödenmesinin talep edildiğini, davalı bankanın hayat sigortasının 1 yıl için yapıldığı bilgisini verdiğini, krediden masraf adı altında kesintiler yapılması sebebiyle gelecek yılların primlerinin kesildiğine ilişkin sigortalıda güven oluştuğunu, davalı bankanın poliçenin devamı hususunda ve primler konusunda kredi müşterisini bilgilendirmediğini ve tam kusurlu olduğunu belirtmiş, murisin vefat tarihi ile dava tarihi arasında ödenen kredi borcu 29.868,06 TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini, mirasçıların ödemek zorunda oldukları 37.177,78 TL tutarla ilgili borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kredinin ticari nitelikteki kooperatif kredisi olduğunu, bu nedenle işletme kredisi niteliğinde sayıldığından davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevine girdiğini, kredi sözleşmesi itibariyle zamanaşımının dolduğunu, davaya konu hayat sigortasına ilişkin davanın muhatabının ... Aş. olduğunu, davalı bankanın sigortanın yenilenmesi hususunda yükümlülüğü bulunmadığını, bankaca poliçe yenilenmesi için herhangi bir tahsilat yapılmadığını, bankaların kredi kullanan müşteriye ait sigortanın yenilenmemiş olmasından sorumlu tutulamayacağını, davacı tarafın açıkça kusurlu olduğunu, açılan davanın hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu, belirtmiş davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "davalı bankanın kredi veren kuruluş olması ve aynı zamanda sigortacının acentesi konumunda olması da değerlendirildiğinde; bankanın da poliçenin yenilenmemesi konusunda kusurunun bulunduğu, kusurunun (bilgilendirme yükümünü yerine getirmemiş olması halinin) müterafik kusur teşkil edeceği ve poliçenin yenilenmesi hususundaki esas sorumluluğun sigortalıya ait olduğu (Benzer yönde; Yargıtay 17. HD. 2016/18279 Esas, 2019/10031 Karar - 2016/14440 Esas,2019/2476 Karar) anlaşılmıştır. Buna göre; davacıların murisinin %75 oranında, davalı bankanın ise %25 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek ve hayat sigortası teminat miktarı esas alınarak (Benzer yönde; Yargıtay 17. HD. 2018/1212 Esas, 2020/2991 Karar) hesaplanan tutar uyarınca fazla ödemenin istirdadı ile davacıların borçlu olmadığının tespitine , ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Muris ...'in 03.04.2014 tarihinde davalı banka ile 100.000,00-TL limitli kredi sözleşmesi imzaladığını, işbu kredi sözleşmesini ... Şubesi, ... ve ...'nin müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını ancak davalı tarafından muris ...'e 93.350,00-TL ödendiğini, davalı banka ile kredi sözleşmesinin imzalanmasının hemen akabinde 08.04.2014 tarihinde davalı banka lehine davalı bankanın yan kuruluşu olan ... A.Ş. nezdinde ... sertifika numarası ile 100.000,00-TL teminat miktarlı hayat sigortası yapıldığını, işbu hayat sigortasının ilk yılına ait prim ödemesinin peşin olarak yapıldığını, Muris ...'in davalı bankadan kullanmış olduğu kredinin geri ödemelerini düzenli olarak ifa ettiğini ancak müteveffa ... henüz huzurda bulunan davaya konu kredi sözleşmesinin tüm taksitlerini geri ödeyemeden 22.04.2016 tarihinde vefat ettiğini dosyada mübrez kredi geri ödeme planında da yer aldığı üzere davacıların herhangi bir icra takibi ile karşı karşıya kalmamak adına, murisin vefat tarihi olan 22.04.2016 tarihinden dava tarihine kadar toplam 29.868,06-TL ödeme yaptığını, davacı mirasçılar kredi geri ödeme planına uygun olarak 07.10.2017 tarihinde 5.447,22-TL, 07.01.2018 tarihinde 5.383,33-TL, 07.04.2018 tarihinde 5.412,50-TL, 07.07.2018 tarihinde 5.552,78-TL, 07.10.2018 tarihinde 5.191,67-TL olmak üzere toplam 26.987,50-TL ödeme yaptığını, tüm bu ödemelerden sonra Muris ...'in davalı bankadan kullanmış olduğu kredinin geri ödeme planına göre toplamda 10.190,28-TL bakiye kaldığını ancak İstanbul Anadolu 6. Tüketici Mahkemesi huzurda bulunan dosyanın 14.11.2018 tarihli duruşmasının 3 numaralı ara kararı ile "Davacıların murisi ile davalı banka arasında yapılan kredi sözleşmesinden kaynaklanan ödemelerin dosya kapsamı bilirkişi raporu gözetilerek ileride telafisi mümkün olmayan zararların ortaya çıkmasına binaen takdiren teminatsız olarak durdurulmasına" karar verildiğini İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/159 E. 2021/48 K. 19.02.2021 tarihli kararı ile huzurda bulunan davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliğinin "Yenileme ve Bildirim" başlıklı 6. maddesinin 2. fıkrasında hükme bağlanan "sigortanın yenilenmesine ilişkin bildirim yükümlülüğü"nü ve bundan doğacak sorumluluğu Kredi Kuruluşu'na yüklediği halde davalı bankanın işbu yükümlülüğünü yerine getirmemiş; geri ödeme süresinin ilk bir yıllık bitiminde buna ilişkin sigorta süresinin bittiğini ve kredilinin sigortasız kaldığını kredi borçlusuna ihbar etmediğini, davaya konu somut olayda davalı banka murise herhangi bir bildirimde bulunmadığı gibi, yetkisi olmasına rağmen işbu yetkiyi kullanmayarak hayat sigortasının süresini uzatmayarak üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğini, davalı Bankanın sigortayı yenilememesi veya yenileme ihbarında bulunmaması keyfi ve tedbirsiz olarak olarak davrandığının açık bir göstergesi olduğunu, huzurda bulunan davaya konu somut olayda basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünü ihlal eden davalı bankanın tam kusurlu olduğunu gösteren bir büyük bir emare olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için, davalı bankanın tam kusurlu olmadığını ve tarafların müterafik kusurlu olduğu kabul etseler dahi; mahkemece murise yüklenmiş olan %75 kusur oranının fahiş olduğunun izahtan vareste olup murisin bir esnaf, davalı bankanın ise normal faaliyet alanı nedeniyle sürekli kredi sigortası işlemleri ile uğraşan bir tacir olması; mevzuatın kendi çıkarını korumak için kredi müşterisini hayat sigortası akdetmeye sevk eden bankaların belirli süreli sigorta sözleşmelerinin ilk bir yıllık süresinin bitiminde sigortalıyı bir ihbarla uyarması gerekmesi nazara alındığında murisin bu oranda kusurlu olmasının hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğini, davalının krediden yapılan kesintilerin kredi geri ödeme planında masraf adı altında gösterilmesi ve ilgili krediden 6.650,00-TL'nin kesinti yapması muriste hayat sigortasının yenileceğine dair önemli bir intiba uyandığını, davalının kredi geri ödeme planında yer alan masraf kalemini detaylandırmamasının dahi; davaya konu somut olayda ortaya çıkan zararda etkisi olduğunun açık bir kanıtı olduğunu, her ne kadar BK'nın 52. maddesinde mütefarik kusur indiriminin oranı düzenlenmemiş olsa dahi; yüksek mahkemenin yerleşik içtihatları ile bu oranın %20 olduğu tüm doktrin ve yargı mercileri tarafından kabul gördüğünü, Bilirkişi ... ise uzmanlık alanı olan sigorta alanında tanzim etmiş olduğu raporda murise düşen kusur oranının %25 olarak belirlendiğini, tüm bu bilgiler ışığında mahkemenin, yerleşik içtihatlar (%20) ve dosya kapsamına göre alınan bilirkişi raporunda belirlenen (%25) kusur oranlarını dikkate almaksızın; murise %75 kusur oranı atfedilmiş olmasının hukuki dayanağı bulunmadığını, murisin salt esnaf olması sebebiyle, basiretli tacir olan davalı bankadan (kaldı ki yaptığı işlemler bakımdan usul ve yasaya daha hakim olduğu tartışmasızdır) daha ağır kusurlu olduğunun kabulü hakkaniyete ve dürüstlük kuralına da aykırılık oluşturduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı taraf iddialarının haksız fiil iddiasına dayandığını, haksız fiilde dava hakkı her halde "zararın doğmasından ve zarar sorumlusunun öğrenilmesinden itibaren" 2 yıl olduğunu, davaya konu kredi sözleşmesinin 03.04.2014 tarihli olup, öncelikle kredi sözleşmesi tarihi itibari ile zamanaşımına uğradığını, yine davaya konu edilen 1 yıllık kredi hayat sigortası poliçesi 08.04.2014 tarihinde yapılmış ve 08.04.2015 tarihinde sona erdiğini, işbu tarihler de dikkate alındığında dava zamanaşımı hasıl olduktan sonra ikame edildiğini, sigortanın yenilenmemesinde davalı bankanın kusurlu olmadığını, krediye konu sigorta poliçesinin yenilenebilmesi için kredi kullananın yazılı talebi bulunması gerektiğini, somut olayda ise müteveffanın sigortanın yenilenmesine ilişkin herhangi bir talebi dahi bulunmadığını, vefat eden ...'in sağlığında tamamen kendi isteği ve tercihi doğrultusunda kredi vadesi 60 ay olduğu halde yalnızca 1 yıllık sigorta yaptırdığının, poliçe süresi dolduğunda da yenilenmesi için hiçbir talepte bulunmadığını, kredi sözleşmesi ve ilgili mevzuat kapsamında davacı bankanın sigortanın yenilenmesi hususunda yükümlülüğü bulunmadığını, kredi sözleşmesine göre, kredi hayat sigortasının yenilenmesine ilişkin sorumluluğun müşteriye ait olduğunu, kredi sözleşmesi kapsamında bankanın müşteriye hayat sigortası yapma mecburiyeti bulunmadığı gibi, sigorta yaptırılması ve poliçelerin yenilenmesi hususunda bir taahhütte bulunması da söz konusu olmadığını,6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Sigorta Yaptırılması başlıklı 29. maddesine göre; tüketicinin yazılı veya kalıcı veri saklayıcısı aracılığıyla açık talebi olmaksızın kredi ile ilgili sigorta yaptırılamayacağını, tüketicinin sigorta yaptırmak istemesi halinde, istediği sigorta şirketinden sağladığı teminat, kredi veren tarafından kabul edilmek zorunda olduğunu, iddia edildiği gibi bankaya poliçe yenilemesi için herhangi bir yapılmadığını, müşteri tarafından yenileme için yatırılan bir tutar da olmadığını, davacıya sigortanın yenilenmesi konusunda güvence verilmesinin de sözkonusu olmadığını, Yargıtay kararlarında da istikrarlı bir biçimde bankaların kredi kullanan müşteriye ait sigortanın yenilenmemiş olmasından sorumlu tutulamayacağının vurgulandığını,Yargıtay istikrarlı bir biçimde kararlarında aynı noktaya vurgu yapmakta ve hayat sigortasının banka ile müşterisi için ek bir teminat teşkil ettiği, bu nedenle bankanın sigortanın yenilenmemiş olmasından sorumlu tutulamayacağı, bankaların sigortayı her sene kendiliğinden yenileme gibi bir yükümlülüğü bulunmadığı görüşüne yer verdiğini, davacı taraf açıkça kusurlu olup, açılan dava MK. Md. 2 anlamında hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, davacıların murisinin hayat sigorta poliçesinin bankanın kusuru ile yenilenmemesi nedeniyle davacı mirasçıların kredi borcundan dolayı borçlu olmadıklarının tespiti(menfi tespit) ve ödenen tutarların istirdatı davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sigorta poliçesinin yenilenmemesinde davalı bankanın kusurunun bulunup bulunmadığı, kusuru var ise oranı noktasındadır.Davacıların murisi ile davalı banka arasında imzalanan 03/04/2014 tarihli 100.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi uyarınca, murise 5 yıl vadeli 20 taksit şeklinde geri ödemeli 100.000,00 TL kredi kullandırılmış ve ayrıca murisin lehtar, davalı bankanın daini mürtehin olduğu 08/04/2014-2015 yılları arasında geçerli hayat sigorta poliçesi düzenlenmiştir.Davacıların murisi ..., kullanmış olduğu kredinin geri ödemesi tamamlanmadan 22/04/2016 tarihinde vefat etmiştir.Davacı tarafça, davalı bankanın hayat sigortasının yenileneceğine ilişkin güven oluşturduğu, sigortanın yenilenmemesi nedeniyle sorumluluğunun bulunduğu iddiasıyla murisin ölümünden sonra mirasçılar tarafından ödenen tutarın istirdatına, kalan borçtan borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı diğer savunmalarının yanı sıra zamanaşımı define dayanmıştır.Davalı zamanaşımı define dayanmış ise de, hayat sigortasının ilişkili olduğu kredi sözleşmesi 5 yıl vadeli olup, eldeki dava zamanaşımı süresi içerisinde açılmıştır. Bu nedenle davalının zamanaşımı savunması yerinde değildir.Banka kayıtlarına göre, murisin sağlığında toplam 50.213,18 TL ödenmiştir. Murisin vefatından sonra ise dava tarihine kadar 29.868,06 TL, dava tarihinden sonra 26.987,50 TL olmak üzere toplam 56.855,56 TL mirasçılar tarafından ödenmiştir. Ancak, halen ödenmemiş 10.190,28 TL kredi borcu bulunmaktadır.Kural olarak, sigorta kuruluşu resen sigorta poliçesi düzenleyemez. Sigorta sözleşmesi yapmak isteyen kişinin bu konuda istemde bulunması gereklidir. Bu kapsamda, sigorta poliçesinin yenilenme sorumluluğu da esas itibarı ile sigortalıya aittir. Sigortacı, sigorta poliçesini resen yenileyemez. Ancak, gerçek kişilerce kullanılan krediye bağlı olarak yapılan sigortalarda, kredinin bir yılı aşan süreler için yapıldığı hallerde, hayat sigortasının kredi kullanımı esnasında yapılması ve hayat sigortasının niteliği de nazara alındığında, kredi süresi içerisinde, hayat sigortasının sona erdiği ve yenileme hususunun sigortalının ihtiyarında bulunduğu konusunda sigortalı-kredi kullanana karşı sigortacının bilgilendirme yükümlülüğü bulunduğu yargı kararları ile kabul edilmektedir. Kredi veren banka ise, hayat sigortasının yapılması sırasında sigortacının acentesi olarak hareket ettiğinden aynı bilgilendirme yükümlülüğü kredi veren banka için de geçerlidir. Konuya ilişkin Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği bulunmakta ise de, söz konusu yönetmelikte ticari krediler kapsam dışı tutulmuş olup, ticari kredi söz konusu olduğunda uygulanma imkanı bulunmamaktadır.Somut olayda, kredi kullandırılırken yapılan hayat sigortası 08/04/2015 tarihinde sona ermiş ancak yenilenmemiştir. Davacı tarafça, Davalı Bankanın yan kuruluşu olan sigorta şirketi tarafından davalı banka lehine yapılmış olan hayat sigortanın ilk yıl priminin peşin olarak ödenmesi ve devam eden dönem içinde masraf altında muristen tahsilatlar yapılmış olması, kredi kullanan muris nezdinde işbu hayat sigortasının yenilendiğine dair bir büyük bir güven oluşturduğu ileri sürülmüş ise de, davalı toplam 4.000,00 TL masraf ve komisyon yansıtmış olup, bunun poliçe primi için olduğuna dair banka kayıtlarında bir açıklama bulunmadığı gibi bu yönde bir ispat da bulunmadığından söz konusu iddiaya itibar edilmesi mümkün değildir. Bu durumda, muris hayat sigortasına ilişkin süreci gereğince takip ederek yenilenmesini sağlamadığından, poliçenin yenilenmemesinden dolayı kusurludur. Davalı banka ise, sigorta kuruluşunun acentesi olarak 5 yıl devam edecek kredide, ilk yıl için yapılan hayat poliçesinin süresinin bittiği hususu ile yenileme hususundaki muhtariyetin sigortalıya ait olduğu konusunda bilgilendirme yaptığını ispat edememesi nedeniyle davalı bankanın da poliçenin yenilenmemesinden dolayı kusuru bulunmaktadır. Buna göre, taraflara yüklenen kusurun nitelik ve ağırlığı değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince belirlenen kusur oranları somut olaya uygun ve makul bulunmuştur. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince hükümde yazılı olduğu gibi davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 1.707,75 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.648,45 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 19/12/2024