Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/534 E. 2020/284 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/534
- Karar No
- 2020/284
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2021/171 KARAR NO : 2023/1498 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14.10.2020 NUMARASI : 2018/534 E. - 2020/284 K. DAVANIN KONUSU: Anonim Şirket Ortağı Olunduğunun Tespiti - Kar Payı Alacağı KARAR TARİHİ : 27.10.2023 KARAR YAZIM TARİHİ: 27.10.2023 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.10.2020 tarih 2018/534 E. - 2020/284 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, davalı şirkete devrolunan ... A.Ş.'de hamiline ve nama yazılı hisse senetlerine sahip olduğunu, 1978 ve 1979 yılları içerisinde sermaye borcunu ödediğini, davalı şirketten hissesine düşen bedelin ödenmesini talep ettiğini, ancak olumsuz yanıt aldığını belirterek, müvekkilinin davalı şirkette halen hissedar olduğunun tespiti ile kar payının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili, davacının müvekkili şirket nezdinde ortaklığının tespit edilemediğini, ... şirketinin esas sözleşmesinde hamiline yazılı hisse senedi çıkarılmasına cevaz verilip verilmediğinin tespit edilmesinin gerektiğini, hamiline yazılı hisse senetlerinin yasaca aranın unsurları taşımaları halinde dahi bedellerinin ödenmemiş olması nedeni ile hükümsüz olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ortaklığın tespit edilmesi durumunda davacının tahsil isteminin şirket kar paylarının dağıtılması istemine ilişkin olması durumunda bu kar paylarının, sermayenin şirkete ödenmemesi nedeniyle kar payı dağıtılamayacağını, şayet ayrılma payı istemine ilişkin ise, eldeki davada bunun incelenmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirkete devrolunan ... A.Ş. nezdindeki binde 2,5'luk pay sahipliğinin gerçekleştiği 09/11/2005 tarihinden dava tarihine kadar geçen süre içerisinde davacı tarafından hiçbir iş ve eylemde bulunulmamasına, davalı şirket nezdinde pay sahipliği sıfatını gösterir hiçbir delil ve belgenin bulunmamasına, iddiasını ispatla yükümlü olan davacı tarafça davalı şirketin ortağı olduğu vakıasının ispatlanmamasına göre, davacının davalı şirketin ortağı olduğu kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili, davalı şirkete devrolunan ... A.Ş. Ünvanı ile faaliyette bulunduğu sırada, davalı şirkete ait hamiline ve nama yazılı hisse senetlerine sahip olduğunu, söz konusu şirketin şirketin davalı şirkete devrolunması sırasında müvekkilinin payının korunmadığını, herhangi bir ayrılma akçesinin ödenmediğini, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 19/04/1988 tarihli nüshasında davacının 500.000,00 TL (eski) sermayenin %4'üne sahip olduğu; aynı gazetenin 25/10/2002 tarihli nüshasında müvekkilin arttırılan 50.000.000.000 TL(eski) sermayenin (125.000 payına) %0,25 (binde 2,5) sahip olduğunun tespit edildiğini, 09/11/2005 tarih 6427 sayılı Ticaret Sicili Gazetesine göre ... A.Ş.nin hisselerinin el değiştirdiği, şirket hisselerinin ... A.Ş.nin mevut hissedarları olan ... ve diğerlerine satıldığı, bu işlem sonunda ... ın kontrolünün ... 'nin hisselerini de elinde bulunduran ... ve ailesine geçtiği, daha sonraki yıllarda yayınlanan ticaret sicil gazetelerinde davacının ismine rastlanmadığı, bu belgeler ışığında devirden önceki ... ne ait 2008 yılı ve sonraki yıllara ait defterlerinde davacının ortaklığı konusunda başkaca bir bilginin bulunmadığının tespit edildiği, bu şekilde davalı şirket tarafından daha sonra ki tarihlerde Ticaret Sicil Gazetesine verilen ilanlarda müvekkilinin pay sahipliğinden bahsedilmemiş olması ve şirket defterlerinde müvekkilinin isminin yer almamasının müvekkilinin hakkını ortadan kaldırmayacağını, davalı şirketin, devir işleminin yapıldığı tarihteki Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarından müvekkilinin devrolunan şirkette pay sahibi olduğunu bildiğini, şirketlerin birleşmesinde rekabetin korunması ve tekelleşmenin önlenmesi için Rekabet Kurumundan izin alınması zorunluluğu bulunduğunu, davaya konu şirketin birleşmesinde de birleşme işleminden önce Rekabet Kurumuna birleşmeye ilişkin evraklar sunulmasına karşın, bilirkişi tarafından bu evrakların istenmediğini, bilirkişi tarafından devir tarihinden sonra ki ticaret sicil gazetesi kayıtları ve şirket defterleri incelenerek uyuşmazlığın çözülemeyeceğini, söz konusu raporun hükme esas alınamayacağını, bilgilerin davalı tarafça Rekabet Kurulu istediği zaman rekabet kuruluna sunulurken mahkemeye sunulmadığını, Rekabet Kurulu raporunun kendileri tarafından sunulmasına rağmen bilirkişi tarafından dikkate alınmadığını, hakkaniyetli bir karar verilebilmesi için yerel mahkemece bu hususların Ticaret Sicil ve Rekabet Kurumundan istenmesi, sonrasında yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulmasını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, davacının davalı şirkette ortak olduğunun tespiti ve kar payı alacağının tahsili istemlerine istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacının, davalı şirket nezdinde ortak olup olmadığı, kar payı alacağının bulunup bulunmadığı varsa tutarının ne kadar olduğu uyuşmazlık konusudur. Dosya kapsamından ... A.Ş. İle davalı ... A.Ş.nin 22/01/2014 tarihinde yapılan 2013 yılı olağanüstü genel kurul toplantı tutanağında kül halinde, tasfiyesiz infisah yoluyla davalı şirkete devrolunmasına karar verildiği, her iki şirketin birleşmesine ilişkin genel kurul toplantı tutanaklarına ait hazirun cetvellerinde, davacının ismine rastlanmadığı, davacı vekilince sunulan 28/10/2009 tarihli Rekabet Kurulu Kararı ve 19/06/2009 tarihli 7336 sayılı, 22/11/2019 tarihli ek rapor ekindeki Sayılı Ticaret Sicil Gazetelerine göre, davalı şirketin dava dışı ... tarafından devralındığı, buna göre ... şirketi tarafından 2005 yılında davacının da hissedarı olduğu ... şirketinin; 2009 yılında ise davalı ... şirketinin devralındığının tespit edildiği, davacı vekilinin itiraz dilekçesi ekinde sunulan 28/10/2009 tarihli Rekabet Kurulu Kararı ve Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre 19/04/1988 tarih 2002 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde davacının sermayenin % 4'üne sahip olduğu, 25/10/2002 tarihi ve 5664 sayılı Ticaret sicil gazetesinde ise davacının artırılan sermayenin %0,25'ne sahip olduğu, 09/11/2005 tarihli Ticaret Sicili Gazetesine göre ... A.Ş.nin hisselerinin el değiştirdiği, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, hisse devri öncesine ilişkin hissedarlık yapısını gösteren tabloda davacının ismine rastlanmasına karşın, hisse devrinden sonraki yıllarda yayınlanan ticaret sicil gazetelerinde davacının ismine rastlanmadığı, buna göre devralınan ... şirketine ait 2008 yılı ve sonraki yıllara ilişkin Ticari defterlerde ve 1984 ila 2014 yılları arasındaki ticaret sicil gazetelerinde davacının ortaklığı konusunda başkaca herhangi bir bilginin bulunmadığı, bilirkişi raporuna göre davalı ... A.Ş.nin devirden sonra 2014-2018 yılları arasındaki dönemde 2017 yılı haricinde zarar beyan ettiği, şirketin sermayesinin bir bölümünün karşılıksız kaldığının tespit edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı şirkete devrolunan ... A.Ş. nezdindeki binde 2,5'luk pay sahipliğinin gerçekleştiği 09/11/2005 tarihinden dava tarihine kadar geçen süre içerisinde davacının davalı şirket nezdinde pay sahipliği sıfatını gösterir hiçbir belgenin bulunmadığı, bu şirketin 2009 yılına ait pay defterde pay sahipleri arasında davacının isminin bulunmadığı, pay defteri 2009 yılında tasdik ettirildiğinden, şirket ortaklarının daha önceki yıllara ait pay durumları hakkında bilgi vermediğini, bu durumda ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından davalı şirketin ortağı olduğu hususunun ispatlanamadığı, mahkemece bu gerekçeye dayalı olarak davacının davalı şirketin ortağı olduğunun tespiti ve kar payı taleplerinin reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik veya usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere göre; netice itibariyle ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmadığı, bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 269,85 TL'den peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 210,55 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 27.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.