Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2017/124 E. 2020/713 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2017/124
Karar No
2020/713
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/255 KARAR NO: 2024/310 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 12/11/2020 NUMARASI: 2017/124 E. - 2020/713 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Bankacılık İşleminden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı .... arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinin davalı tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, sözleşmeye istinaden borçluya kredi kullandırıldığını ve araç rehini sözleşmesi ile borçluya ait traktöre rehin konulduğunu, borcun süresinde ödenmemesi üzerine 19.01.2015 tarihli Beyoğlu ... Noterliğinin ihtarı ile hesap kat ihtarı gönderildiğini, buna rağmen borcun ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak üzere rehnin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça takibe haksız ve mesnetsiz olarak itiraz edildiğini, davalının hesap kat ihtarına süresi içerisinde itiraz etmeyerek temerrüde düştüğünü, alacağın likit olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilince icra takibine ve rehin hakkına itiraz edildiğini, müvekkiline ait traktör üzerine 08.02.2010 tarihli sözleşme ile konulan rehin nedeniyle rehininin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, müvekkilinin tüm kredi borçlarını ödediğini, buna rağmen traktör üzerindeki rehinin kaldırılmadığını, müvekkilinin kefil olurken borçlu ... aldığı bir traktörün borcuna kefil olduğunu zannettiğini, davacı tarafça müvekkiline 250.000 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalatıldığının farkında olmadığını, dava dışı asıl borçlu Ahmet Yavuz ile davacı arasında birden fazla genel kredi sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin yalnızca 04.12.2009 tarihli sözleşmeye kefil olarak imza attığını, bu tarihten sonra asıl borçlunun 01.11.2013 ve 31.12.2013 tarihinde iki adet daha genel kredi sözleşmesi imzaladığını, müvekkilinin imzası olmayan bu kredilerin borcundan sorumlu olmadığını, asıl borçlunun 2009 yılındaki traktör kredisinin borcunu ödediğini, ancak bankaca borçluya daha sonra başka bir traktör alınması kredi kullandırıldığının haber alındığını, dava konusu borcun da bu traktörün alınmasından kaynaklandığını, 2013 yılında düzenlenen sözleşmelerde başka kefiller bulunduğunu, davacının kötü niyetle aynı borç için birden fazla takip başlattığını, rehinin 56.421,00 TL için konulmasına rağmen 116.195,27 TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, rehin miktarını aşan kısım yönünden her halükarda takibin iptalinin gerektiğini, talep edilen faiz oranları ve miktarlarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...davacı tarafça, davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalinin talep edildiği; davalı tarafça, davanın reddinin savunulduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık noktalarının; takibe konu kredi alacakları nedeniyle davalı kefilin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, sorumluluğu var ise miktarı noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ve sunulan kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarnameleri, hesap özetleri ve dosyada mevcut diğer belgelerin incelenmesi sonucunda; davacı banka tarafından dava dışı ... ile 04/12/2009 tarihinde 250.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, işbu krediye davalı ...'ın da kefil olduğu, davacı banka tarafından daha sonra 31/12/2013 tarihinde dava dışı ... ile 150.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmede davalı yanın imzasının bulunmadığı anlaşılmıştır. Takibe konu alacaklar ise dava dışı kişiye kullandırılan 08/01/2014 tarihli 52.500,00 TL bedelli taksitli ticari kredi, 27/09/2014 tarihli 20.000,00 TL bedelli taksitli ticari kredi ve bila tarihli 15.000,00 TL limitli üretici kredi kartı kredisine dayanmaktadır. İşbu kredilerden 08/01/2014 ve 27/09/2014 tarihli kredilerin 31/12/2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı anlaşılmış, üretici kredi kartı kredisinin ise ilk kullandırım tarihinin dosya kapsamı itibari ile tespit edilememiştir. Davalı yanın ise 31/12/2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde imzası bulunmamaktadır. Davalının imzası bulunan 04/12/2009 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde de daha sonra imzalanan kredi sözleşmesine atıfta bulunulmamıştır. Bu nedenle, yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda, davalı yanın anılan taksitli ticari krediler nedeniyle sorumluluğun bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Üretici kredi kartı kredisi yönünden ise, işbu kredinin ilk olarak hangi tarihte kullandırıldığının dosya kapsamı itibari ile tespit edilememiştir. İspat yükü üzerinde olan davacı banka tarafından, anılan kredi kartı kredisinin 04/12/2009 tarihli Genel Kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığına ve davalı yanın işbu borçtan sorumlu olduğuna dair dosyaya herhangi bir belge sunulmamıştır. Bu nedenle işbu alacak yönünden de talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı yanın kötü niyeti sabit olmadığından, davalı yanın kötü niyet tazminatı istemi yerinde bulunmamıştır. Dosya kapsamından tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda açıklandığı üzere Yasa ve Yargıtay İçtihatları gereğince ayrıntılı, detaylı inceleme yapılmış olup, yukarıda gerekçesi de yazılı olduğu ..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili banka ile dava dışı ... arasında imzalanan 04.12.2009 tarihli 250.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesinde davalının, kefil sıfatıyla imzası bulunduğunu, sözleşmenin 12.maddesine göre kefilin, asıl borçlunun bankadaki doğmuş ve doğacak tüm kredi borçlarından kefalet limiti ile sorumlu olduğunu, imzalanan kefalet sözleşmesinde herhangi bir süre bulunmadığını ve takip öncesi davalının kefaletten çekildiğine ilişkin bir ihtar göndermediğini, Mahkemenin tespitinin aksine üretici kredi kartı kredisinin 04.12.2009 tarihli sözleşmeye istinaden 10.12.2009 tarihinde kullanıldırıldığını, kaldı ki kefaletnamenin, doğmuş ve doğacak riskleri kapsaması nedeniyle geçerli olduğunu, genel kredi sözleşmelerinin tek bir kredi için olmayıp borçlu şahıs adına açılacak tüm nakdi ve gayrinakdi kredileri kapsadığını, davalının, müvekkili ile asıl borçlu arasında imzalanan sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalaması nedeniyle bu genel kredi sözleşmesi kapsamında imzalanacak tüm kredi sözleşmelerine ve bankacılık işlemlerine kefil olduğunu, buna rağmen davalının, 31.12.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi, 08.01.2014 tarihli ticari kredi, 27.09.2014 tarihli ticari kredi ve 10.12.2009 tarihli üretici kredi kartı kredisinden sorumlu olmadığı kanaatine varılmasının hatalı olduğunu, alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatına karar verilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava dilekçesinde davacı ile dava dışı ... arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesine davalının kefil olduğu, aynı zamanda davalıya ait ... plakalı 2006 model ... marka traktörün rehin verildiği, borcun ödenmemesi üzerine 19.01.2015 tarihinde hesabın kat edildiği ve İstanbul Anadolu ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak üzere rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, davalının haksız itirazı sonucu takibin durduğu belirtilerek itirazın iptali talep edilmiştir. Davalı ise, davacı bankaya asaleten ve kefaleten borcu bulunmadığını, banka ile ... arasında düzenlenen 14.12.2009 tarihli genel kredi sözleşmesine kefil olduğunu, ancak bu tarihten sonra banka ile ... arasında başka genel kredi sözleşmeleri düzenlendiğini, kendisinin sadece traktör alımına ilişkin 2009 yılındaki sözleşmeye kefil olduğunu, başlatılan takibin sonraki kredi sözleşmelerine ilişkin olduğunu, 08.02.2010 tarihli taşıt rehin sözleşmesi uyarınca takip başlatılmasının usulsüz olduğunu, bankanın birden çok takip dosyasıyla mükerrer takip yaptığını savunmuştur. Mahkemece hükme esas alınan raporda, davalının kefaletinden sonra davacı ile asıl borçlu arasında başka genel kredi sözleşmeleri düzenlendiği, borcun bu genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanması nedeniyle davalının sorumlu olmadığı belirlenmiş ve mahkemece bu rapor esas alınarak karar verilmiştir. İstinaf başvurusunda esasen, 04.12.2009 tarihli genel kredi sözleşmesinin 12.maddesi uyarınca kefilin doğmuş veya doğacak borçlardan sorumlu olacağı ileri sürülmüştür. Dava konusu takip kefalete ilişkin olmayıp, rehinin paraya çevrilmesine ilişkindir. İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı ve dava dışı asıl borçlu aleyhine 88.901,78 TL asıl alacak, 23.591,64 TL işlemiş faiz, 2.522,29 TL masraf ve 1.179,55 TL BSMV olmak üzere toplam 116.195,27 TL alacağın rehinin paraya çevrilmesi yoluyla tahsili talep edilmiştir. Takip talebinde İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak üzere rehnin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Görüldüğü üzere, davaya konu İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takibe ilişkindir. Takip talebinin ekinde davacının kefil olduğu, banka ile ... arasında düzenlenen 250.000 TL bedelli 04.12.2009 tarihli genel kredi sözleşmesinin yanı sıra 08.02.2010 tarihli "Taşıt Aracı Rehin Sözleşmesinin" eklendiği görülmüştür. Bu sözleşmede rehin veren davalı ... olup ... plakalı traktör, doğmuş/doğacak tüm borçların teminatını teşkil etmek üzere 56.421,00 TL için rehin verilmiştir. Rehinin konusu müşterinin bankaya asaleten/kefaleten doğmuş/doğacak tüm borçlardır. Dosyadaki belgelerden, rehin sözleşmesinin kefilin bankaya olan asaleten ve kefaleten borçları için düzenlendiği görülmektedir. Somut olayda rehin sözleşmesinin davalının dava dışı borçlu ... ile banka arasında düzenlenen genel kredi sözleşmelerinden kaynaklı borçları için takibe konu edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, talep edilen alacağın kefalet sorumluluğu içerisinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Dava dışı ... ile davacı banka arasında düzenlenen 04.12.2009 tarihli genel kredi sözleşmesine, davalı, müteselsil kefil olarak imza atmıştır. Kefalet sözleşmesi 818 sayılı BK'ya uygun şekilde kurulmuştur. Sözleşmenin 12. maddesinde, kefilin, bankaya karşı müşterinin bu kredi sözleşmesinden ötürü veya her ne sebeple olursa olsun gerek yalnız olarak, gerek diğer kişilerle birlikte borçlandığı ve borçlanacağı tutarları sözleşme sonucunda ayrıca meblağ belirtilmemiş ise yukarıda belirtilen kredi miktarı üzerinden müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak tekeffül eder düzenlemesi bulunmaktadır. Bu ibare nedeniyle kefalet sözleşmesinin doğmuş veya doğacak borçları kapsadığı ileri sürülmüştür. Sözleşmenin bu hükmünden, kefaletin doğmuş veya doğacak borçlar için verildiği anlaşılmaktadır. Ancak dosya kapsamındaki belgelerden bu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredinin ödendiği, ödemeden sonra davacı ile ...arasında 01.11.2013 tarihli yeni bir genel kredi sözleşmesi düzenlendiği, 150.000 TL limitli bu genel kredi sözleşmesine davalının kefil olmadığı, üçüncü kişilerin kefil olduğu anlaşılmaktadır. 2013 yılında düzenlenen bu genel kredi sözleşmesi davalının kefil olduğu sözleşmenin eki ve devamı olmayıp ayrı ve bağımsız bir genel kredi sözleşmesidir. Dosya kapsamında bulunan ve önceki raporlar arasındaki çelişkiyi de gideren 19.09.2020 tarihli raporda, bu kredinin 2013 yılında düzenlenen kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı belirlenmiştir. Esasen davacı da bu duruma itiraz etmemekte, ancak 2009 yılındaki kefaletin sonradan kullandırılan krediyi de kapsadığı ileri sürülmektedir. Davacının kefaleti bulunan sözleşme kapsamında kullanılan kredinin ödenmesinden sonra, banka ile dava dışı borçlu arasında düzenlenen yeni bir sözleşmede davalının kefaletinin alınmayarak başka teminatlar alınması ve bu sözleşme kapsamında kredi kullandırılması nedeniyle davalının kefalet sorumluluğunun sona erdiği kabul edilmelidir. Davalının kefalet borcu bulunmaması nedeniyle banka ile düzenlenen taşıt rehin sözleşmesi kapsamında davacıya ait traktörün bankaya kefaleten borçları nedeniyle takibe konu edilmesi mümkün olmadığından, ilk derece mahkemesinin karar ve gerekçesi yerindedir. İstinaf başvurusu sırasında sunulan Kadıköy .... Noterliğinin 15.12.2021 tarih ve ... yevmiyeli alacağın devri sözleşmesi ile müvekkil ... A.Ş'ni alacağı devir alması nedeniyle karar başlığında bu davacı gösterilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.29.02.2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2017/124, K. 2020/713, T. 29.02.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2017-124-e-2020-713-k-98d4e11a5e04