Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2014/31 E. 2021/219 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2014/31
Karar No
2021/219
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/198 KARAR NO : 2024/1727 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/10/2021 NUMARASI : 2014/31 E. 2021/219 K. DAVANIN KONUSU : Tasarıma Tecavüz, Haksız Rekabet ve Tazminat KARAR TARİHİ : 14.10.2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 14.10.2024 İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 27.10.2021 tarih 2014/31 E. 2021/219 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, karşı yanın davacıya ait tescilli tasarımının, müvekkilinin ürün, reklam ve imajlarını taklit ettiğini, haksız rekabet ve tasarım ihlali yaptığını belirterek, tecavüzün tespitini, önlenmesini, durdurulmasını, giderilmesini, 10.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi olmak üzere, belirsiz alacak olarak tazminata, dava tarihinden ticari faiziyle karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacıya ait tescilli tasarımları taşıyan ürünlerin satıldığı bayii noktalarını belirterek, davalının bu şekilde haksız rekabette bulunduğunu ileri sürmüştür. İstanbul 3. FSHHM 2013/59 D.iş tespit dosyası ile 2012/02870 sayılı tasarımın ihlalini belirlediklerini ileri sürmüştür. CEVAP : Davalı vekili, açılan davanın belirsiz alacak, tazminat davası olarak genel hükümlere tabii olduğunu, HMK 107. madde uyarınca bu davanın açılabilme koşullarının gerçekleşmediğini, davalının haksız rekabet ettiğine ilişkin herhangi bir dayanak olmadığını, davacının ileri sürdüğü iddiaların tecavüzün varlığına ilişkin varsayımsal dayanak olamayacağını, davacı tasarımlarının özgün olmadığını, belirttikleri kaynaklardan esinlendiklerini, haksız rekabet iddialarının kötü niyetli olduğunu, tasarımın daha önceden tescil edilmiş olduğunu, davalının 11/10/2013'de haksız rekabete delil olarak belirtilen konsol ve masayı 2013/00689 ile tescillediğini, öte yandan davacı şirketin tescilinden önce davalının dava konusu ürünü 06/06/2013'de 2012/02820 no ile tasarım tesciline bağladığını, talep edilen tazminatların fahiş olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, gerek verilen reklam mesajı, gerekse imaja dayalı çalışmada davalının yarattığı imaj ve mesajda benzerliklerin olduğu, A ve B Plus müşterilerin algılarına yönelik çalışmalarda yine aynı reklam mesajları ve dilini kullandığı, gerek mankenli reklam çalışmalarında gerekse de mevcut mekân görsellerinde benzerliklerin olduğu, bu benzerliğin TTK.m.54 uyarınca haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davalının reklam ve imaj çalışmasının davacı bakımından haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacın fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davacı adına tesilli 2021/02870 nolu tasarım yönünden mahkemenin 2016/121 E-2018/22 K sayılı ilamıyla hükümsüzlük karar verildiği ve kararın 10.09.2020 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle, davacının diğer talebi olan haksız rekabet bakımından mahkemenin görevsiz olduğunu, zira tasarımının hükümsüz kılınması nedeniyle Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında herhangi bir uyuşmazlık kalmadığını, haksız rekabetin TTK'da düzenlenmesi nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, ilk derece mahkemesince, dosyada birden fazla bilirkişi raporu bulunmasına rağmen hangisinin hükme esas alındığının anlaşılamadığını reklam bilirkişi raporuna değinip, diğer bilirkişi raporlarına değinilmediğini, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi’nin 2016/121 E-2018/22 K sayılı kararı uyarınca davacının 2012/02780/1,2,3 sıra no’lu çok tasarımlarının hükümsüzlüğüne karar verildiği, dolayısıyla işbu dosya kapsamında; davacı tarafça haksız rekabeti ileri sürülen tasarımların belirtilen markalarla benzer tasarımlar oluşturduğu gerekçesiyle hükümsüzlüğüne karar verildiğinden işbu dosya kapsamında ileri sürülen iddia ve delillerin geçerliliği kalmadığı, ve davacının dosya kapsamında hukuki yararının ortadan kalktığı, davacı tarafın orijinal olarak tasarlamadığı ve üretmediği hükümsüzlüğüne karar verilen tasarımlar ve bu tasarımların sergilendiği görseller ve reklamlar ki bunlarda önceki kesinleşmiş mahkeme kararına konu dosyada geçen markaların katalog, görsel ve reklam içeriklerindeki reklamlar ve bilirkişinin raporunda söz ettiği trendlerle aynı olup, bunlar hakkında haksız rekabete dayanmasının hukuka ve hakkaniyete aykırılık oluşturacağını, davacı ile davalının reklamlarını karşılaştırarak ve hangisinin önce yayımlandığını dahi araştırılmadan düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkili olduğunu, raporda “Davacı ile Davalının mankenli reklamlarında ürünün önünde durduğu duvar ve duvardaki tablo açısından benzerlik olduğunu, ancak mekanın duvarı dışında bir benzerlik görülemediğini” belirtmesine karşın, daha sonra “her iki şirketin reklam çalışmalarının genel itibari ile benzerlik gösterdiğini, her iki firmanın elegant ve lüks yaşam tarzını şirket ile birleştirmeye çalışan bir imaj sergilemeyi hedeflediklerini, kanaatinin, reklam dili ve görsel unsurlar bazında davalının, davacının yarattığı imaja benzer bir imaj yarattığını” ifade ettiğini, incelenen reklamda duvar ve duvardaki tablo dışında benzerlik yoksa, iki Şirketin reklamlarının genel olarak benzediği fikrine nasıl ulaşıldığının anlaşılamadığını, davacının söz konusu taraf ilgili tanıtımları müvekkili şirketten önce yaptığına dair herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığını, bilirkişinin toplamda üç tane görsel üzerinden yapmış olduğu tespitlerin yeterli olmadığını, 09.07.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunun yeterli olmayıp, 17.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda yapılan çelişkili tespitleri gidermediğini, haksız rekabetin nasıl ve ne şekilde, hangi görsel ve reklamlarda ve hangi sebeplerle teşkil ettiğinin değerlendirilmediğini, bilirkişi raporu hükme esas teşkil alınmaması gereken nitelikte bir rapor olduğunu, müvekkili şirketin davacının konseptinden etkilenip etkilenmediği, aynı imajı yaratmaya çalışıp çalışmadığı ve haksız rekabet teşkil eden davranışlarda bulunup bulunmadığı hususlarının Ege Bölgesi Sanayi Odası ve İzmir Ticaret Odasından sektörel deneyimli üyelerden oluşturulabilecek bir bilirkişi heyetinin daha sağlıklı değerlendirebileceğini, davacının işbu davayı ikame etme nedeni olan tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmiş olup, fikri mülkiyete ilişkin ortada herhangi bir uyuşmazlık kalmadığını fikri mülkiyete ilişkin ortada herhangi bir iltibas bulunmadığı açıklığa kavuşmasına rağmen tecavüz ile haksız rekabeti birleştiren kararın hatalı olduğunu, davacının tasarımının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, herhangi bir ürün taklidi bulunmadığını, elegant ve lüks yaşam tarzını yansıtmak isteyen iki firmanın bu yaşam tarzını farklı biçimlerde yansıtmış olması sebebi ile haksız rekabetin oluşmayacağını istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. GEREKÇE : Dava, davacının ürün, reklam ve imajlarının taklit edilmesi yoluyla davalı tarafça haksız rekabet yaratıldığının tespiti, önlenmesi, durdurulması ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan bilirkişi raporlarındaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporların denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.024,00 TL harçtan peşin alınan 340,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 683,30 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 14.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2014/31, K. 2021/219, T. 14.10.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2014-31-e-2021-219-k-c1403ea52e21